Diyanet İşleri
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 105. ayet. وَبِٱلْحَقِّ أَنزَلْنَٰهُ وَبِٱلْحَقِّ نَزَلَ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
vebilḥaḳḳi enzelnâhü vebilḥaḳḳi nezel. vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'ya verilen dokuz mucize ve kapanış İsrâ 101–111 3
Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.
Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.
Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Bu topraklarda oturun, ahiret va'di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.
De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar."
"Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
105. Yani biz, bu Kur’an-ı Kerim’i kullara emirlerimizi vermek, yasaklarımızı bildirmek, bunların mükâfat ve cezalarını anlatmak üzere hak ile indirdik. “O da hak ile” doğrulukla, adaletle ve kovulmuş bütün şeytanlara karşı korunarak “indi. Seni de ancak” Allah’a itaat edenlere, dünya ve âhirette mükâfatı belirten “bir müjdeci” Allah’a isyan eden kimseler için de dünya ve âhirette cezayı bildiren “bir uyarıcı olarak gönderdik.” Bu da kendisiyle müjde verilip uyarılan şeye dair açıklama yapmayı da içine alır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz bu Kur'an'ı Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hak ile indirdik. Ve (Kur'an) hiç değiştirilmeden ve tahrif edilip bozulmadan onun üzerine indi. -Ey Resul!- Biz seni ancak takva ehlini cennetle müjdeleyici, küfür ehlini ve asileri de cehennemle korkutucu olarak gönderdik.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz onu (Kur'an'ı), bir amaç ile indirdik; zaten o da gerçeği getirmiştir. Seni yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz bu (vahyi) mutlak gerçeğe bir atıf olarak indirdik ve o da kaynağından indiği (gibi) asli gerçekliğiyle (muhatabına) ulaştı; nitekim Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ve biz bu (vahyi) değişmeyen gerçeğe işaret olarak indirdik ve o da (sana, ey Peygamber) hak olarak ulaştı; çünkü Biz seni yalnızca bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;
Biz Onu Hak olarak inzal ettik, O da Hak olarak nüzul etti! Seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik.
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.
Biz Kur'an’ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi . Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik .
Onu, gerçek olarak indirdik. Ve O, gerçek olarak indi. Seni de yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik
Bunu (Kur'an'ı) gerçeğin ifadesi olarak indirdik, o da gerçek bir şekilde indi. Seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik.
Bunu da bihakkın indirdik ve bihakkın indi ve seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik
Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.
Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.
Onu hakk ile indirdik. Ve hakk dipnot 1 ile indi. Seni, müjdeci ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.
Biz onu (Kuran'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.
Biz o (Kuranı) hak olarak indirdik ve o, hak olarak indi. Seni de (sevabın) bir müjdeci (sin) den, (azabın) bir haberci (sin) den başka bir (sıfatla) göndermedik.
Biz onu hak ile indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
(105-110) Biz Onu / Kuran’ı gerçek olarak indirdik ve de o hak bir iniştir, biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak indirdik, Kur'an onu insanlara belli aralıklarla dura dura okuman için kısım kısım yaptık , Onu belli bir indirilişle indirdik de ki Ona inanın! yahut inanmayın! muhakkak ki ondan önce kendisine ilim verilenler, üzerlerine okunduğu vakit çeneleri üzeri secdeye kapanıyorlardı ve diyorlardı ki; Rabbimiz seni üstün tutarız, Rabbimizin vaadi hep yerine getirilmiştir / ifa edilmiştir. Ağlayarak çeneleri üzre kapanıyorlar ve bu onların huşularını artıyor. Deki Allah ya da Rahman diye dua da bulunun, hangisi ile onu çağırsanız çağırın, güzel isimler onundur. Namazında sesini çok yükseltme ve çok ta alçaltma bu ikisi arası bir yolu tut. Çocuk edinmeyen egemenliğinde / mülkiyetinde ortağı olmayan zillete düşüp te dost / veli aramayan Allaha hamdolsun de ve onu belli bir büyükleme ile büyükle.
Biz onu hak olarak indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Biz o(Kur'a)nı hak olarak indirdik ve o, hak ile inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz Kur'an'ı gerçekleri içerir bir şekilde indirdik; dipnot 1 o da gerçekleri getirdi. Seni ise ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. dipnot 2
Biz onu tümüyle gerçek olarak indirdik ve tümüyle gerçek olarak indi. Seni de sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz onu, hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
In truth We sent down the Quran and in conformity with fact and in agreement with reality has it been revealed. We have only sent you O Muhammad as a spectacle and a warning.
We sent down the Quran with the truth, and with the truth it has come down- [Prophet], We sent you only to give good news and warning-
We sent down the (Qur'an) in Truth, and in Truth has it descended: and We sent thee but to give Glad Tidings and to warn (sinners).
We have sent down the Qur'an with the Truth, and it is with the Truth that it has descended. And We have not sent you but to proclaim good news and to warn. dipnot 1
We have sent it down with truth and with truth it has come down. We only sent you to bring good news and to give warning.
And with truth We have sent it down (i.e. the Qur’ân), and with truth it has descended. And We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as nothing but a bearer of glad tidings (of Paradise for those who follow your Message of Islâmic Monotheism), and a warner (of Hell-fire for those who refuse to follow your Message of Islâmic Monotheism)[1].
With the truth did We send it down, and with the truth did it descend, and We did not send you except as a bearer of good news and as a warner.
We revealed it (- the Qur'ân) to suit all the requirement of truth and wisdom and it has come down (to you) with truth and wisdom. (Prophet!) We have sent you (on one hand) as a Bearer of good tidings and as a Warner (on the other).
With the truth We have sent it down, and with the truth it has come down; and We have sent thee not, except good tidings to bear, and warning;
Truthfully this Qur’an is revealed to you and there is nothing but the truth in it. As for you (Mohammad), You are sent only as a Warner (about the Hell) and announcer of the good news (about the paradise.)
'In truth have we sent it down, and in truth has it come down; and we have not sent thee as aught but a herald of glad tidings and a warner.
It is with truth that We have sent it down, and with truth it came down. We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.
We have sent down the Koran with truth, and it hath descended with truth: And we have not sent thee otherwise than to be a bearer of good tidings, and a denouncer of threats.
With truth have We sent it (the Quran) down, and with truth has it descended; and We have not sent you as ought but a herald of glad tidings and a Warner.
And with the Truth We have sent it down, and with the Truth it has come down; and in no way have We sent you except (as) a constant bearer of good tidings and a constant warner.
With truth have We sent it down, and with truth hath it descended. And We have sent thee as naught else save a bearer of good tidings and a warner.
We have sent it down with truth, and with truth has (the Qur'an) come down. And We have sent you only to give good news and to warn.
AND AS a guide towards the truth have We bestowed this [revelation] from on high; with this [very] truth has it come down [unto thee, O Prophet]: for We have sent thee but as a herald of glad tidings and a warner,
We have sent down the Quran in truth, and with the truth it has come down. We have sent you ˹O Prophet˺ only as a deliverer of good news and a warner.
And it is with truth that We have sent it down, and with truth it came down. And We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.
Truthfully, we sent it down, and with the truth it came down. We did not send you except as a bearer of good news, as well as a warner.
And with the truth We have sent the Qur'an down, and with the truth it has descended. And We have not sent you, [O Muúammad], except as a bringer of good tidings and a warner.
And with the truth have We sent it down, and with the truth has it come down — and We sent thee only as a bearer of glad tidings and a warner —
Truthfully, We have sent it down, and with the Truth it has come down (to you O Prophet). For, We have sent you (O Prophet) as a herald of glad tidings and a Warner.
And We sent down the (Quran) in Truth and in Truth, it has come down: And We sent you (O Prophet!) only to give the Happy News (to the believer) and to warn (sinners).
With truth We have sent it (the Qur’ān) down and with truth it descended, and We did not send you but as a bearer of good tidings and as a warner.
And it is with the truth that We have sent it down, and with the truth it came down. And We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.