Diyanet İşleri
"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
Hâkka suresi
Hâkka suresi, 20. ayet. إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
innî żanentü ennî mülâḳin ḥisâbiyeh.
"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabı sağından verilen Hâkka 19–24 3
Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş'ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.
O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"
"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.
Yüksek bir cennettedir.
Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 19–20. ayetler için yazılmıştır.
19. İşte bunlar bahtiyar ve mutlu kimselerdir. Salih amellerinin yazılı bulunduğu defterleri sağ taraflarından verilecektir. Böylelikle onlar, başkalarından ayırt edilmiş olacaklar, şanlarının yüceliğine dikkat çekilmiş ve değerleri yüceltilmiş olacaktır.
İşte o vakit onlar, sevinç ve neşe ile insanların da Allah’ın kendilerine vermiş olduğu lütuf ve ihsanları görmesini arzu ederek: “İşte alın, okuyun amel defterimi!” diyecektir. Yani işte kitabımı önünüze getirdim, onu okuyun! O, bana cennetleri müjdeliyor, türlü lütuf ve ihsanları, günahlarımın bağışlandığını ve kusurlarımın örtüldüğünü gösteriyor.
20. Beni bu duruma ulaştıran sebep, Allah’ın bana lütuf ve ihsan etmiş olduğu öldükten sonra dirilişe ve hesaba çekilmeye iman edişim ve bunun için de mümkün olan amelleri işleyerek hazırlanışımdır. Bundan dolayı o şöyle diyecektir:
"Ben zaten hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.” (Âyet-i kerimenin aslında geçen) “zan” kelimesi, burada “kesinlikle bilmek” anlamındadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Şüphesiz ben, yeniden diriltileceğimi ve mükâfatımı alacağımı dünyada iken biliyor ve yakinen inanıyordum."
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Zan
O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin,…
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Ortak kavram: Hesap
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Ortak kavram: Hesap
O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağıma inanmıştım."
Kesinlikle ben, hesabımla yüzleşeceğime gönülden inanmıştım!"
Zaten (bir gün) hesabımın önüme konulacağını bilmiştim!"
"Gerçekten ben, yaptıklarımın sonucuna kavuşacağımı düşünüyordum!"
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum," der.
"Aslında, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!"
- Kitabı sağ tarafından verilenler, "Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum" diyecek.
"Hesabımla karşılaşacağımı bekliyordum."
'Hesabımla karşılaşacağıma inanıyordum.'
Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim."
Çünkü ben sezmiştim ki ben kavuşacağım hisabıma
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
"Çünkü ben hakıykaten hisabıma kavuşacağımı (kuvvetle) zannetmişdim".
Doğrusu ben, bir hesablaşma ile karşılaşacağımı sanıyordum.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
"Ben, zaten kesinlikle böyle bir hesapla karşılaşacağımı biliyordum." der.
"Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten."
Ben, hesabımla mutlaka yüzleşeceğimi anlamıştım dipnot 1 ."
Ben hesabımla yüzleşeceğimi biliyordum."
Ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı biliyordum, der.
(19-20) Kimin kitabı sağından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.
"Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten."
"I was convinced", he adds, "of the truth of The Day of Judgement when I would be requited the like for the like".
I knew I would meet my Reckoning,’
"I did really understand that my Account would (One Day) reach me!"
Verily I was sure that I would be handed over my account." dipnot 1
I counted on meeting my Reckoning. ’
"Surely, I did believe that I shall meet my Account!"
Indeed I knew that I shall encounter my account. ’
`Verily, I was sure that I would have to face my reckoning (one day)'.
Certainly I thought that I should encounter my reckoning. '
. . "Read my lifetime devotion to God, I knew that one day I will be proud of it."
Verily, I thought that I should meet my reckoning;'
"I knew that I was going to be held accountable."
verily I thought that I should be brought to this my account:
"Surely I knew that I shall meet my account. "
Surely I expected that I should meet my reckoning. "
Surely I knew that I should have to meet my reckoning.
I was certain I'll be given my account. "
Behold, I did know that [one day] I would have to face my account!
I surely knew I would face my reckoning."
"I knew that I was going to be held accountable. "
"I did believe that I was going to be held accountable."
Indeed, I was certain that I would be meeting my account. "
“I knew that I should meet my reckoning.”
Behold, I always thought that my account would be given to me. "
"Surely, I did really know that my account would (One Day) reach me!"
I was sure that I would encounter my reckoning."
"I knew that I was going to be held accountable."