Haşr suresi

Haşr suresi, 2. ayet

Haşr suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن دِيَٰرِهِمْ لِأَوَّلِ ٱلْحَشْرِ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا۟ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا۟ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِى ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱعْتَبِرُوا۟ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

hüve-lleẕî aḫrace-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi min diyârihim lievveli-lḥaşr. mâ żanentüm ey yaḫrucû veżannû ennehüm mâni`atühüm ḥuṣûnühüm mine-llâhi feetâhümü-llâhü min ḥayŝü lem yaḥtesibû veḳaẕefe fî ḳulûbihimü-rru`be yuḫribûne büyûtehüm bieydîhim veeydi-lmü'minîne fa`tebirû yâ ûli-l'ebṣâr.

Diyanet İşleri

O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Haşr 1–5 · surenin 2. ayeti / 24

Konu Kitap ehlinin sürgünü Haşr 1–5 3

  1. Haşr 1

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  2. 2

    O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

  3. Haşr 3

    Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.

  4. Haşr 4

    Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.

  5. Haşr 5

    (Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

2. Bunlardan birisi de O’nun, Rasûlüne küfre sapmış Kitap ehlinden olan Nadiroğullarına karşı, Allah Rasûlü ile antlaşmalarını bozmaları üzerine yardım etmiş olmasıdır. Böylece o, onları alışageldikleri ve pek sevdikleri yurtlarından çıkarmıştır. Onların oradan çıkartılmaları, Allah’ın haklarında Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem vasıtası ile takdir etmiş olduğu ilk sürgün idi ve bu sürgün Hayber’e gerçekleşmişti.

Âyet-i kerime (ilk sürgün ifadesi) onların bunun dışında başka sürgünlerinin olduğuna da delildir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onları Hayber’den de sürmüştür. Daha sonra Ömer radıyallahu anh da onlardan geriye kalanları oradan sürmüştü.

Ey müslümanlar! “Siz onların” yurtları oldukça korunaklı ve kendileri de güçlü olması dolayı ile yurtlarından “çıkacaklarını sanmıyordunuz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’a karşı koruyacağını sanıyorlardı.” Bu yüzden kalelerini şımarıklık derecesinde beğenmiş, fakat aldanmışlardı. Bu kaleleri içerisinde oldukları sürece kendilerine zarar verilemeyeceğini, kimsenin onlara güç yetiremeyeceğini zannetmişlerdi. Fakat Allah’ın kaderi her şeyin üstündedir. Hisarların ve kalelerin O’na karşı bir faydası olmayacağı gibi gücün ve savunmanın da bir faydası olmaz. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Fakat Allah onlara hiç hesaba katmadıkları bir taraftan geldi.” Yani onlar hatırlarından geçirmedikleri, hiç düşünmedikleri bir taraftan baskın ve hücuma maruz kaldılar.

Bu ummadıkları husus, şöylece ifade edilmektedir: “Ve kalplerine korku saldı.” Kalplerindeki bu şiddetli korku, Allah’ın en büyük ordusudur. Ona karşı ne sayının, ne araç gerecin, ne gücün, ne de kuvvetli oluşun bir faydası yoktur. Onların kanaatine göre eğer onlara bir zarar gelecek olsaydı bu, ancak arkasında korundukları ve huzur buldukları kalelerinden olabilirdi. Ama Allah’tan başkasına güvenen yardımsız kalır. Allah’tan başkasına meyledenin bu tutumu, kendi aleyhinedir. Bu nedenle sabır ve sebatın yahut gevşeklik ve zaafın yeri olan kalplerine semavî bir emir gelip onları buldu. Kalplerindeki gücü ve metaneti ortadan kaldırdı. Bunların yerine zaaf, gevşeklik ve korkaklık yerleştirdi. Bunu önleyebilecek güçleri de yoktu. Bu da onlara karşı müminlere ilahi bir yardımdı. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"(Öyle ki) evlerini hem kendileri kendi elleri ile tahrip ediyorlardı hem de mü’minlere (tahrip ettiriyorlardı).” Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile mallarından develerinin taşıyabileceği kadar yük alacakları şekilde anlaşma yapmışlardı. Bundan dolayı evlerinin beğendikleri yerlerini, tavanlarının pek çoğunu dahi bozdular. Azgınlıkları sebebi ile yurtlarının tahrip edilmesi ve kalelerinin yıkılması konusunda mü’minleri kendi başlarına kendileri musallat ettiler. Bu yapılanlara kendileri sebep oldular ve kendilerine en büyük zararı kendileri verdiler.

"O halde ibret alın, ey basiret” mükemmel akıl ve eşyanın özünü kavrayan sağlam görüş “sahipleri!” Çünkü bu, gerçekten Allah’ın hakka karşı inatlaşan ve hevâlarana uyan kimselere karşı neler yaptığının anlaşılmasına yardımcı olacak bir ibret vesilesidir. Bu kimselerin günahları sebebi ile Allah’ın emri gelip onları bulduğunda, ibretli cezalar onları yakaladığında güçlerinin kendilerine bir faydası olmamış, kuvvetleri onları koruyamamış, hisarları ve kaleleri de kendilerini himaye edememiştir.

Asıl muteber olan sebebin hususiliği değil, mananın umumiliğidir. O nedenle bu âyet-i kerime genel olarak ibret almanın emredilmiş bir husus olduğuna delil olmaktadır. İbret alma ise birbirine benzeyen şeyleri göz önünde bulundurmak, bir şeyi kendisine benzeyen başka bir şeye kıyas etmektir. Ahkâmın içerdiği ve yeri akıl ve düşünce olan mana ve hikmetler üzerinde tefekkür etmektir. Bu sayede akıl kemâle erer, basiret aydınlanmış olur. İman artar ve gerçek anlamı ile kavrayış husule gelir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ı inkâr eden ve Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayan Benî Nadîr'i yurtları olan Medine'den Şam'a ilk defa çıkaran O'dur. Onlar; Tevrat ehli olan Yahudilerdendir. Onlar müşrikler ile birlikte olup, ahitlerini bozunca Yüce Allah onları Şam diyarına doğru sürmüştü. -Ey Müminler!- Üzerinde oldukları güç ve kuvvet sebebi ile siz onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da yükselttikleri kalelerinin Allah'ın cezalandırmasından kendilerini koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah da resulüne, onlara karşı savaşmayı ve onları yurtlarından sürgün etmeyi emretmesi ile onlara hesaba katmadıkları bir yönden gelmiştir. Yüce Allah, onların kalplerine şiddetli bir korku salıverdi. Böylece onlar Müslümanların o evlerden yararlanmaması için evlerini kendi elleri ile içerden yıktılar. Müslümanlar da dışarıdan yıktılar. Ey basiret sahipleri! İnkârları sebebi ile onların başına gelenlerden ibret alın ve sakın onlar gibi olmayın. Yoksa onların uğramış olduğu ceza size de ulaşır.

Kelimeler

40 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هُوَ huve O'dur
  2. ٱلَّذِىٓ llezi
  3. أَخْرَجَ ehrace çıkaran kök: خرج
  4. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  5. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(leri) kök: كفر
  6. مِنْ min -nden
  7. أَهْلِ ehli sahipleri- kök: اهل
  8. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi kitap kök: كتب
  9. مِن min -ndan
  10. دِيَـٰرِهِمْ diyarihim yurtları- kök: دور
  11. لِأَوَّلِ lievveli ilk kök: اول
  12. ٱلْحَشْرِ ۚ l-haşri haşirde kök: حشر
  13. مَا ma
  14. ظَنَنتُمْ zenentum siz sanmamıştınız kök: ظنن
  15. أَن en
  16. يَخْرُجُوا۟ ۖ yehrucu onların çıkacaklarını kök: خرج
  17. وَظَنُّوٓا۟ ve zennu onlar da sanmışlardı kök: ظنن
  18. أَنَّهُم ennehum kendilerini
  19. مَّانِعَتُهُمْ maniatuhum koruyacağını kök: منع
  20. حُصُونُهُم husunuhum kalelerinin kök: حصن
  21. مِّنَ mine -tan
  22. ٱللَّهِ llahi Allah- kök: اله
  23. فَأَتَىٰهُمُ feetahumu fakat onlara geldi kök: اتي
  24. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  25. مِنْ min -den
  26. حَيْثُ haysu yer- kök: حيث
  27. لَمْ lem
  28. يَحْتَسِبُوا۟ ۖ yehtesibu ummadıkları kök: حسب
  29. وَقَذَفَ ve kazefe ve saldı kök: قذف
  30. فِى fi içine
  31. قُلُوبِهِمُ kulubihimu yürekleri kök: قلب
  32. ٱلرُّعْبَ ۚ r-rua'be korku kök: رعب
  33. يُخْرِبُونَ yuhribune harap ediyorlardı kök: خرب
  34. بُيُوتَهُم buyutehum evlerini kök: بيت
  35. بِأَيْدِيهِمْ bieydihim kendi elleriyle kök: يدي
  36. وَأَيْدِى ve eydi ve elleriyle kök: يدي
  37. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minlerin kök: امن
  38. فَٱعْتَبِرُوا۟ fea'tebiru ibret alın kök: عبر
  39. يَـٰٓأُو۟لِى ya uli sahipleri kök: اول
  40. ٱلْأَبْصَـٰرِ l-ebsari akıl kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رعب (5 geçiş) · Aynı kök: قذف (9 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor,…

  • Aynı kök: خرب (2 geçiş) · Aynı kök: منع (17 geçiş)

    Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…

  • Aynı kök: رعب (5 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…

  • Aynı kök: حصن (18 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen…

  • Aynı kök: بيت (73 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    "Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel…

  • Aynı kök: رعب (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

56 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kitap ehlinden kâfir olanları, ilk sürgünde yurtlarından çıkartan O'dur. Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. (Ancak) Allah onlara beklemedikleri yerden (azabıyla) geldi dipnot 1 ve yüreklerine korku düşürdü. (Onlar) evlerini (yurtlarını) hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle tahrip ediyorlar(dı). Ey öngörü sahipleri! İbret alın!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Nahl 16:26.

Mustafa İslamoğlu

O'dur kitap ehlinden nankörlük edenleri ilk kalkışmada yurtlarından çıkaran. Siz onların bırakıp gideceklerine zerrece ihtimal vermemiştiniz, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı savunacağını sanmışlardı. Allah onların (üzerine) hiç beklemedikleri yerden geldi ve kalplerine korku saldı: hanelerini kendi elleriyle ve mü'minler eliyle harap ettiler. Şu halde, ibret alın ey ileri görüş sahipleri!

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olan geçmiş vahyin mensuplarını (savaş için) ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz (ey müminler,) onların (hiçbir direnme göstermeden) bırakıp gideceklerini düşünmediniz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı koruyacağını sandılar ama Allah onlara hiç beklemedikleri bir tarzda vurdu ve kalplerine korku saldı; onlar (böylece) yurtlarını kendi elleriyle ve müminlerin eliyle yok ettiler. Öyleyse bundan ders alın siz ey derin kavrayış sahipleri!

Ahmed Hulusi

O, odur ki, Ehl-i Kitap'tan hakikat bilgisini inkar edenleri, savaş için toplandıklarında (daha savaşmadan) yurtlarından çıkardı. . . Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. . . Onlar da kalelerinin (kendilerini) Allah'tan (gelene) mani olacağını zannetmişlerdi! Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi ve kalplerine korku attı! Kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle evlerini tahrip ediyorlardı! Ey basiret sahipleri ibret alın!

Ali Bulaç

Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.

Ali Özek ve heyeti

Ehli kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.

Ali Rıza Safa

O, kitap halkının nankörlük edenlerini, ilk Toplanma yaptıklarında yurtlarından çıkarmıştır. Siz, onların çıkmayacaklarını sanıyordunuz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Oysa Allah, beklemedikleri bir yerden geldi ve yüreklerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkmaya başladılar. Artık ders alın; ey akıl yetisi olanlar!

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehlinden inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. Allah, yüreklerine korku saldı. Evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey ileriyi görenler, bu olayı değerlendiriniz.

Edip Yüksel

O ki, kitap halkından inkarcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH'tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri ibret alınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O ki, kitap halkından inkarcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH'tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri ibret alınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından çıkaran. Siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat Allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey görecek gözleri olanlar, düşünün de ibret alın!

Elmalılı Hamdi Yazır

O ki Ehl-i kitab'dan o küfredenleri ilk haşr için diyarlarından çıkardı. Siz çıkacaklarını zannetmediniz onlar da zannettiler ki kendilerini Allahdan koruyacak manialarıdır kal'aları, istihkamları, fakat Allah onları hisab etmedikleri cihetten bastırdı ve kalblerinin içine korku düşürdü, öyleki evlerini bir taraftan kendi elleri bir taraftan da mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı, düşünün de ıbret alın ey görecek gözleri olanlar!

Erhan Aktaş

Kitap Ehli'nden kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan korumaktan kasıt, Nebi ve İman Edenler'dir. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korumak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve Mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitap Ehli'nden, Kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan korunmaktan kasıt, Nebi ve inananlardır. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korunmak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve Mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Doğru algılama, idrak etme, gerçeği görme, kavrama yeteneği ve aydınlanma. Basiret sözcüğü, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitap Ehli'nden, gerçeği yalanlayan nankörleri, sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan korunmaktan kasıt, Nebi ve inananlardır. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korunmak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeği görme, derinliğine kavrama yeteneğine sahip kimseler.

Gültekin Onan

Kitap ehlinden küfredenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Tanrı'dan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Tanrı(nın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, kalplerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve inançlıların elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın!

Hasan Basri Çantay

O, ehl-i kitabdan küfür edenleri ilk sürgünde yurdlarından çıkarandır. Siz çıkacaklarını sanmamışdınız. Onlar da kal'alarının (Allahın azabına) hakıykaten mani olacağını zannetdilerdi. İşte onlara hisaba katmadıkları cihetden Allah (ın emr-ü azabı) geliverdi. O, bunların yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı. İşte ey akıl ve basıyret saahibleri, siz (bundan) ibret alın.

İbni Kesir

O'dur Ehl-i Kitab'tan küfretmiş olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkarmış olan. Halbuki siz, onların çıkacaklarını sanmıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah' ın azabı onlara hesablamadıkları yerden geldi. Ve kalblerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri ibret alın.

Mehmet Alagaş

(2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ehli Kitap'tan küfre sapanları ilk sürgünde (Arap Yarımadası'ndan), yurtlarından (Şam'a) çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi de onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve Müminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri!

Süleyman Ateş

Kitap sahiplerinden inkar edenleri, hemen ilk haşirde (müslümanların, kaleleri önünde toplanmalarında) yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın.

Süleymaniye Vakfı

Ehlikitaptan kafirlik edenleri, ilk toplu terkleri sırasında dipnot 1 yurtlarından çıkaran Allah'tır. Siz, çıkacaklarını düşünmemiştiniz, onlar ise kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını düşünmüşlerdi dipnot 2 . Allah, onlara beklemedikleri yerden geldi de kalplerine korku saldı. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle boşaltıp terk ediyorlardı dipnot 3 . Ey ileri görüşlüler; bundan ibret alın!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebimiz, hicretten kısa bir süre sonra, Medine'de yaşayan Yahudi ve Arap kabileleri ile Medine Vesikası adı verilen bir antlaşma yaptı (DİA, Medine Vesikası). Beni Nadir Yahudileri bu antlaşmaya aykırı davrandıkları için (Haşr 59/4) savaş sartları oluştu (Enfal 8/55-58); ancak Allah, Yahudilerle ilgili olarak şöyle bir ayet indirmişti: "Verdikleri sözden dönmelerinden dolayı onları lanetledik /dışladık, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin asıl anlamlarını tahrif ediyor /kaydırıyor, akıllarında tutmaları istenen bilgilerin bir kısmını unutuyorlardı. Pek azı dışında onlardan hep hainlik göreceksin. Sen onlara bakma ve yeni bir sayfa aç. Allah güzel davrananları sever." (Maide 5/13). Bu sebeple nebimiz onlara savaş açmadı (Haşr 59/6). Allah onları dışlayıp kalplerine korku saldı ve onlara ait bazı hurma ağaçlarının kesilmesini istedi (Haşr 59/5). Bu korku ve dışlanma, onların Medine'yi toplu halde terk etmelerini sağladı. Benzer durumu, daha önce Beni Kaynuka Yahudileri yaşamıştı (Haşr 59/15). Beni Nadir'in çıkışının "ilk toplu terk" olarak nitelenmesi, Beni Kaynuka'nın Medine'yi toplu halde değil de azar azar terk ettiklerini gösterir. Beni Kurayza Yahudileri ise antlaşmaya uymuş ve Hendek Savaşı'nda Müslümanların yanında yer almışlardı. Çatışma ortamına girince savaş meydanından çekilip anlaşmayı bozdular (Ahzab 33/12-15). Bununla da yetinmeyip düşman tarafına geçerek Müslümanlara savaş açmış oldular. Düşmana arka çıkmaları yüzden Nebimiz, Hendek Savaşı'nda düşmanın çekilmesinin hemen arkasından onların kalelerini kuşatıp bir kısmını öldürdü, bir kısmını da esir aldı. Onların yeri, yurdu ve malları da ganimet olarak Müslümanlara kaldı (Ahzab 33/26-27). Bu ayetteki "ilk toplu terk" ifadesi, ikinci toplu terkin de yaşandığını gösterir. O zaman "ikinci toplu terk" Beni Kurayza esirlerinin hürriyetlerine kavuşturulmalarından sonra Medine'yi terk etmeleri olur. Çünkü esirler fidye karşılığı veya karşılıksız serbest bırakılırlar (Muhammed 47/4)
  2. metne dön, dipnot 2
    Antlaşmanın bozulması üzerine Müslümanlar Beni Nadir yahudilerinin kendilerine savaş açılmadan yurtlarından çıkmayacağını düşünüyor, onlar da kendilerine savaş açıldığında kalelerinin kendilerini koruyacağını düşünüyordu. Halbuki Allah onların hurma ağaçlarını kestirerek kalplerine korku salmış ve savaşa gerek kalmadan yurtlarından çıkmalarını sağlamıştır.
  3. metne dön, dipnot 3
    "boşaltıp terk etme" anlamı verilen kelimenin kökü "harab (خراب)" dır, canlılığın kaybolması anlamındadır (Müfredat).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ehl-i Kitaptan dipnot 1 ayetleri görmezlikten gelenleri(kafirleri), ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur dipnot 2 . Siz, çıkacaklarını sanmıyordunuz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Allah, kalplerine korku salarak onlara beklemedikleri yerden geldi dipnot 3 . Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlardı dipnot 4 . Ey ileri görüşlüler; bundan ders alın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitaplarında uzman olan kişiler
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın onayı olmadan hiç bir şey meydana gelmez. Bkz: En'am 6/59, Hadid 57/22
  3. metne dön, dipnot 3
    Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. Bkz Enfal 8/24
  4. metne dön, dipnot 4
    Geri dönme umutlarını yitirdikleri için böyle yapıyorlardı.

Şaban Britch

Kitap ehlinden küfre sapanları ilk sürgünde (Arap yarımadasından, Şam'a) yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmıştı. Böylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi Onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri!

Şaban Piriş

Kitap ehlinden inkarcıları ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmıştı. Allah'ın azabı onlara hesap etmedikleri bir yerden geldi. Onların kalplerine korku sardı. Kendi elleriyle ve müminler in elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey akıl sahipleri!

Yaşar Nuri Öztürk

Ehlikitap'tan küfre sapanları, ilk toplanma gününde yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını zannetmişlerdi. Ama Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is He Who drove those who denied Him among Ahl AL-Kitab (the People of the Book) out of their homes at the beginning of the thronging for the battle. You yourselves, O Muslims, did not think they would go out of their fortresses nor did they themselves think that their fortresses were penetrable to any hostile action, not to mention that contemptible notion of being proof against Allah. But Allah reduced them to impotence in His own manner which they never expected and He inspired terror in their hearts so that as they had tried to ruin the whole tower of Faith, they perfected their own ruin. They demolished their own homes and reduced their own property into a useless from by their own hands and the hands of the believers. So take heed you people of sight and can lift to Allah their inward sight.

Abdul Haleem

It was He who drove those of the People of the Book who broke faith out from their homes at the first gathering of forces––you [believers] never thought they would go, and they themselves thought their fortifications would protect them against God. God came up on them from where they least expected and put panic into their hearts: their homes were destroyed by their own hands, and the hands of the believers. Learn from this, all of you with insight!

Abdullah Yusuf Ali

It is He Who got out the Unbelievers among the People of the Book from their homes at the first gathering (of the forces). Little did ye think that they would get out: And they thought that their fortresses would defend them from Allah! But the (Wrath of) Allah came to them from quarters from which they little expected (it), and cast terror into their hearts, so that they destroyed their dwellings by their own hands and the hands of the Believers, take warning, then, O ye with eyes (to see)!

Abul A'la Maududi

He it is Who in the first assault drove forth the People of the Book that disbelieved from their homes dipnot 1 at the first gathering of forces. dipnot 2 You did not believe that they would leave; while they too thought that their fortresses would defend them against Allah. dipnot 3 Then Allah came upon them from whence they did not even imagine, dipnot 4 casting such terror into their hearts that they destroyed their homes by their own hands and their destruction was also caused by the hands of the believers. dipnot 5 So learn a lesson from this, O you who have perceptive eyes! dipnot 6

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here, the reader should understand one thing at the outset so as to avoid any confusion about the banishment of the Bani an-Nadir. The Prophet (peace be upon him) had concluded a formal written treaty with the Bani an-Nadir. They had not broken this agreement as such that it should have become void. But the reason why they were attacked was that after making different kinds of minor violations of it, they at last committed such an offense which amounted to the breach of trust. That is, they plotted to kill the leader of the other party to the treaty, i.e. the Islamic State of Al- Madinah. The plot became exposed, and when they were accused of breaking the agreement they could not deny it. Thereupon, the Prophet (peace be upon him) told them either to leave Al-Madinah or to be ready for a war. This notice was in accordance with this injunction of the Quran: If you ever fear treachery from any people, throw their treaty openly before them. (Surah Al-Anfal, Ayat 58). That is why Allah is describing their exile as His own action, for it was precisely in accordance with divine law. In other words, they were not expelled by the Prophet (peace be upon him) and the Muslims but by Allah Himself. The other reason why Allah has described their exile as His own action has been stated in the following verses.
  2. metne dön, dipnot 2
    The word hashr in the text means to gather the scattered individuals togather or to take out scattered individuals after mustering them together. Thus, the words li-awwal-ilhashr mean: with the first hashr or on the occasion of the first hashr. As for the question, what is implied by the first hashr here, the commentators have disagreed on it. According to one group it implies the banishment of the Bani an-Nadir from Al-Madinah, and this has been described as their first hashr in the sense that their second hashr took place in the time of Umar, when the Jews and the Christians were expelled from the Arabian peninsula, and the final hashr will take place on the Day of Resurrection. According to the second group it implies the gathering of the Muslim army together to fight the Bani an- Nadir; and li-awwal-il-hashr means that as soon as the Muslims had gathered together to fight them, and no blood yet had been shed, they, by the manifestation of Allah’s power, offered to be banished from Al-Madinah of their own accord. In other words, these words have been used here in the meaning of at the very first assault. Shah Waliullah has translated it at the first gathering of the army. Shah Abdul Qadir has translated it at the first mustering. In our opinion this translation very nearly gives the meaning of these words.
  3. metne dön, dipnot 3
    To understand this one should keep in mind the fact that the Bani an-Nadir had been well established here for centuries. They lived in compact populations outside Al- Madinah without any lien element. Their settlement was well fortified, which had fortified houses as are generally built in feud-ridden tribal areas. Then their numerical strength also equaled that of the Muslims, and inside Al- Madinah itself many of the hypocrites were their supporters. Therefore, the Muslims could never expect that they would, even without fighting, be so unnerved by the siege as to leave their homes willingly. Likewise, the Bani an-Nadir also could not have imagined that some power would compel them to leave their homes within six days. Although the Bani Qainuqa had been expelled before them, and their false pride of valor had proved to be of no avail, they lived in a locality inside Al-Madinah and did not have any separate fortified settlement; therefore, the Bani an- Nadir thought that their inability to withstand the Muslims was not exceptionable, Contrary to this, in view of their own fortified settlement and strongholds, they could not imagine that some power could turn them out so easily. That is why when the Prophet (peace be upon him) served a notice on them to leave Al-Madinah within ten days, they boldly retorted, saying: We are not going to quit, you may do whatever you please.
  4. metne dön, dipnot 4
    Here, the question arises, on what basis has Allah said: They were thinking that their fortresses would save them from Allah. Did the Bani an-Nadir really know that they were not facing Muhammad bin Abdullah (peace be upon him) but Allah? And did they, in spite of knowing this, think that their fortresses would save them from Allah? This is a question which would confound every such person who does not know the psychology of the Jewish people and their centuries-old traditions. As regards the common men, no one can imagine that despite their knowing consciously that they were facing Allah, they would entertain the false hope that their forts and weapons would save them from Allah. Therefore, an ignorant person would interpret the divine word, saying that the Bani an-Nadir in view of the strength of their forts were apparently involved in the misunderstanding that they would remain safe from the Prophet’s (peace be upon him) attack, but in reality they were fighting Allah and from Him their forts could not save them. But the fact is that the Jews in this world are a strange people, who have been knowingly fighting Allah: they killed the Prophets of Allah knowing them to be His Prophets, and they declared boastfully and arrogantly that they had killed the Prophets of Allah. Their traditions say that their great Patriarch, the prophet Jacob (peace be upon him), wrestled with Allah throughout the night and Allah could not throw him even till daybreak. Then, when at daybreak Allah asked Jacob to let Him go, Jacob replied that he would not let Him go until He blessed him. Allah asked him his name, and he answer Jacob. Allah said that his name would no longer be Jacob, but Israel, because you strove with God and with men, and prevailed. (See Gen. 32: 25-29 in the latest Jewish translation; The Scriptures, published by the Jewish Publication Society of America 1954). In the Christian translation of the Bible too this subject has been rendered likewise. In the footnote of the Jewish translation, Israel has been explained as: He who striveth with God. In the Cyclopedia of Biblical Literature the meaning given of Israel by the Christian scholars is: Wrestler with God. Then in Hosea (O.T.) the Prophet Jacob (peace be upon him) has been praised thus: By his strength he had power with God: yea, he had power over the angel, and prevailed. (Ch. 12: 3-4). Now, obviously, the people of Israel are the children of the same Prophet Israel who, according to their faith, had striven with God and wrestled with Him. For them it is not at all difficult that they should stand firm and fight even God. On this very basis, they, even according to their own profession, killed the Prophets of God, and under the same false pride they put the Prophet Jesus (peace be upon him) on the cross and bragged: We have killed Jesus Christ, son of Mary, Messenger of Allah. Therefore, it was not against their traditions that they fought Muhammad (peace be upon him) despite their knowledge that he was Allah’s Messenger. If not their common people, their rabbis and learned men knew well that he was the Messenger (peace be upon him) of Allah. The Quran itself contains several evidences to this effect. (For instance, see (E.Ns 79, 95 of Surah Al-Baqarah);(E.Ns 190, 191 of Surah An-Nisa);(E.Ns 70, 73 of Surah As-Saaffat).
  5. metne dön, dipnot 5
    Allah’s coming down upon them does not mean that Allah was staying in another place whence He attacked them. But this is a metaphoric expression. The object is to give the idea that while facing Allah they were thinking that Allah could chastise them only by bringing an army against them from the front and they were confident that they would resist that force by their fortifications. But Allah attacked them from whence they had not thought it possible; and this was that He made than weak and broke their power of resistance from within after which neither their weapons nor their strongholds could help them.
  6. metne dön, dipnot 6
    That is, the destruction occurred in two ways: from outside the Muslims besieged them and started demolishing their fortifications, and from within, first they raised obstacles of stone and wood to stop the Muslims from advancing, and for this purpose broke their own houses for the material; then, when they became certain that they would have to vacate the place, they started pulling down their houses, which they had so fondly built and decorated, with their own hands, so as to render them useless for the Muslims later. When they settled peace with the Prophet (peace be upon him) on the condition that they would be spared their lives but would have the permission to carry away whatever they could, except the weapons and armor, they started removing the frames of the doors and windows, even pegs, so much so that some people removed the beams and wooden ceilings, which they put upon the back of their camels and left.

Aisha Bewley

It is He who expelled those who were kafir among the People of the Book from their homes to the first gathering-place. * You did not think that they would leave and they thought that their fortresses would protect them from Allah. Then Allah came upon them from where they least expected it and cast terror into their hearts. Their houses were pulled down by their own hands and by the hands of the muminun. People of insight, take note!

Al-Hilali & Khan

He it is Who drove out the disbelievers among the people of the Scripture (i.e. the Jews of the tribe of Banû An-Nadîr) from their homes at the first gathering. You did not think that they would get out. And they thought that their fortresses would defend them from Allâh! But Allâh’s (Torment) reached them from a place whereof they expected it not, and He cast terror into their hearts so that they destroyed their own dwellings with their own hands and the hands of the believers. Then take admonition, O you with eyes (to see).

Ali Quli Qarai

It is He who expelled the faithless belonging to the People of the Book from their homes at the outset of [their] en masse banishment. You did not think that they would go out, and they thought their fortresses would protect them from Allah. But Allah came at them from whence they did not reckon and He cast terror into their hearts. They demolish their houses with their own hands and the hands of the faithful. So take lesson, O you who have insight!

Amatul Rahman Omar

It is He Who turned out from their homes those who had disbelieved (- Banû Nadzîr) from among the People of the Scripture on (the occasion of) the first banishment. You never thought that they would quit, while they (themselves) thought that their strongholds would defend them against (the judgment of) Allâh. But (the punishment from) Allâh came upon them from quarters they little expected. He struck their hearts with terror so that they demolished their houses (partly) with their own hands and (what remained of them was being destroyed) at the hands of the believers. So take warning from them O you who have insight!

Arthur John Arberry

It is He who expelled from their habitations the unbelievers among the People of the Book at the first mustering. You did not think that they would go forth, and they thought that their fortresses would defend them against God; then God came upon them from whence they had not reckoned, and He cast terror into their hearts as they destroyed their houses with their own hands, and the hands of the believers; therefore take heed, you who have eyes!

Bijan Moeinian

God is the one Who made the disbeliever Jews to leave their house at your first show of force with them. They were thinking that their show of force will bring them the victory; however, God’s force came from where they did not expect and put such a terror in their hearts that they themselves destroyed their own houses. May this event be a lesson for those who possess eyes and see the power of their Lord in action.

E. Henry Palmer

He it was who drove those of the people of the Book who misbelieved forth from their houses, at the first emigration; ye did not think that they would go forth, and they thought that their fortresses would defend them against God; but God came upon them from whence they did not reckon, and cast dread into their hearts! They ruined their houses with their own hands and the hands of the believers; wherefore take example, O ye who are endowed with sight!

Edip-Layth

He is the One who drove out those who rejected among the people of the book from their homes at the very first mass exile. You never thought that they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from God. But then God came to them from where they did not expect, and He cast fear into their hearts. They destroyed their homes with their own hands and the hands of those who acknowledge. So take a lesson, O you who possess vision.

George Sale

It was He who caused those who believed not, of the people who receive the scripture, to depart from their habitations at the first emigration. Ye did not think that they would go forth: And they thought that their fortresses would protect them against God. But the chastisement of God came upon them, from whence they did not expect, and He cast terror into their hearts. They pulled down their houses with their own hands, and the hands of the true believers. Wherefore take example from them, O ye who have eyes.

Hamid S. Aziz

He it is Who caused those of the followers of the Book who disbelieved to go forth from their homes at the first exile. You did not think that they would go forth, while they were certain that their fortresses would defend them against Allah; but Allah came to them whence they did not expect, and cast terror into their heart. They demolished their houses with their own hands and the hands of the believers; therefore take a lesson, O you who have eyes!

Mahmoud Ghali

He is The One Who drove the ones who disbelieved among the Population of the Book (Or: The Family of the Book, i. e., the life of this world) out of their homes at the first mustering. In no way did you surmise that they would go out, and they surmised that their fortresses would hold them back from Allah. Then Allah came upon them from where they did not (expectedly) reckon, and He hurled horror in their hearts (as) they ruined their houses with their (own) hands and the hands of the believers. So ponder (on that), you who are endowed with beholdings! (i.e., eyesight (s)

Marmaduke Pickthall

He it is Who hath caused those of the People of the Scripture who disbelieved to go forth from their homes unto the first exile. Ye deemed not that they would go forth, while they deemed that their strongholds would protect them from Allah. But Allah reached them from a place whereof they recked not, and cast terror in their hearts so that they ruined their houses with their own hands and the hands of the believers. So learn a lesson, O ye who have eyes!

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who drove those among the people of the Book who refused to believe, from their homes for the first confrontation. You did not think that they would go away, and they imagined that their forts would protect them against God. But God came upon them from where they did not suspect, and filled their hearts with terror, so that they destroyed their homes with their own hands (or were destroyed) by the hands of believers. So take heed, O men of sight!

Muhammad Asad

He it is who turned out of their homes, at the time of [their] first gathering [for war], such of the followers of earlier revelation as were bent on denying the truth. You did not think [O believers] that they would depart [without resistance] - just as they thought that their strongholds would protect them against God: but God came upon them in a manner which they had not expected, and cast terror into their hearts; [and thus] they destroyed their homes by their own hands as well as the hands of the believers. Learn a lesson, then, O you who are endowed with insight!

Mustafa Khattab

He is the One Who expelled the disbelievers of the People of the Book from their homes for ˹their˺ first banishment ˹ever˺. You never thought they would go. And they thought their strongholds would put them out of Allah’s reach. But ˹the decree of˺ Allah came upon them from where they never expected. And He cast horror into their hearts so they destroyed their houses with their own hands and the hands of the believers.[1] So take a lesson ˹from this˺, O  people of insight!

Progressive Muslims

He is the One who drove out those who disbelieved among the people of the Scripture from their homes at the very first mobilization. You never thought that they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from God. But then God came to them from where they did not expect, and He cast terror into their hearts. They destroyed their homes with their own hands and the hands of the believers. So learn from this, O you who possess vision.

Rashad Khalifa

He is the One who evicted those who disbelieved among the people of the scripture from their homes in a mass exodus. You never thought that they would leave, and they thought that their preparations would protect them from GOD. But then GOD came to them whence they never expected, and threw terror into their hearts. Thus, they abandoned their homes on their own volition, in addition to pressure from the believers. You should learn from this, O you who possess vision.

Sahih International

It is He who expelled the ones who disbelieved among the People of the Scripture from their homes at the first gathering. You did not think they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from Allah ; but [the decree of] Allah came upon them from where they had not expected, and He cast terror into their hearts [so] they destroyed their houses by their [own] hands and the hands of the believers. So take warning, O people of vision.

Sam Gerrans

He it is that turned out those who ignore warning among the doctors of the Law from their homes at the first gathering. You did not think that they would go forth, and they thought that their strongholds would protect them from God; but God came upon them whence they reckoned not, and He hurled terror into their hearts; they ruined their houses with their hands and the hands of the believers. So learn a lesson, O you who have vision!

Shabbir Ahmed

He it is Who got out the rejecters among the People of the Book from their dwelling places at the very gathering of the forces. You deemed not that they would leave and they deemed that their strongholds would defend them against Allah. But Allah reached them in a manner they little expected and caused awe in their hearts. So they dismantled their dwellings by their own hands and the hands of the believers. Learn a lesson, then, O You who have vision!

Syed Vickar Ahamed

It is He, Who got out the unbelievers among the People of the Book (Scripture) from their homes at the first gathering (of the forces). You did not think that they would get out: And they thought that their fortresses would defend them from Allah! But the (anger of) Allah came to them from sources that they had not expected, and He cast fear into their hearts, so that they demolished their houses by their own hands, and by the hands of the believers. Take warning, then, O you (people) with eyes (to see)!

Taqi Usmani

He is the One who expelled the disbelievers of the People of the Book from their homes at the time of the first gathering. You did not expect that they would leave, and they deemed that their fortresses would protect them from Allah. But Allah came to them from where they did not expect, and cast fear in their hearts when they were spoiling their homes with their own hands and with the hands of the believers. So, learn a lesson, O you who have eyes to see.

The Monotheist Group

He is the One who drove out those who disbelieved among the people of the Book from their homes at the very first mobilization. You never thought that they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from God. But then God came to them from where they did not expect, and He cast terror into their hearts. They destroyed their homes with their own hands and the hands of the believers. So learn from this, O you who possess vision.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Haşr suresi, 2. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Haşr suresi, 2. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Haşr suresi, 2. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩