Enfâl suresi

Enfâl suresi, 7. ayet

Enfâl suresi, 7. ayet. وَإِذْ يَعِدُكُمُ ٱللَّهُ إِحْدَى ٱلطَّآئِفَتَيْنِ أَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيْرَ ذَاتِ ٱلشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُحِقَّ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَيَقْطَعَ دَابِرَ ٱلْكَٰفِرِينَ

veiẕ ye`idükümü-llâhü iḥde-ṭṭâifeteyni ennehâ leküm veteveddûne enne gayra ẕâti-şşevketi tekûnü leküm veyürîdü-llâhü ey yüḥiḳḳa-lḥaḳḳa bikelimâtihî veyaḳṭa`a dâbira-lkâfirîn.

Diyanet İşleri

Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 4–10 · surenin 7. ayeti / 75

Konu Bedir: meleklerle yardım ve savaş hükmü Enfâl 5–19 3

  1. Enfâl 4

    İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

  2. Enfâl 5

    Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.

  3. Enfâl 6

    Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.

  4. 7

    Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

  5. Enfâl 8

    Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.

  6. Enfâl 9

    Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.

  7. Enfâl 10

    Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. Müslümanların çıkışlarının asıl sebebi, Kureyş’e ait olup Şam tarafından gelen ve Ebu Süfyan b. Harb’in başkanlığındaki büyükçe bir kervanın yolunu kesmekti. Müslümanlar bu kervanın Şam’dan dönmekte olduğu haberini alınca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onları, kervanın karşısına çıkmak üzere toplanmaya çağırdı. Onunla birlikte 310 küsür kişi çıktı. Beraberlerinde sıra ile bindikleri ve üzerlerinde eşyalarını taşıdıkları yetmiş deve bulunuyordu.

Kureyşliler de müslümanların bu durumlarını haber alınca kervanlarını korumak üzere yola çıktılar. Sayıları çoktu, beraberlerindeki silah, at ve asker de fazla idi. Savaşçılarının sayısı da bin kişi dolaylarında idi. Yüce Allah mü’minlere ya kervanı ele geçirecekleri ya da düşmanları ile çarpışacakları vaadinde bulunmuştu. Onlar ise müslümanların ellerindeki imkânların azlığı ve kervanın silahsız bulunması sebebi ile kervan ile karşılaşmayı arzu etmişlerdi. Ancak Yüce Allah, onlar hakkında arzularından daha üstün bir durum ile karşı karşıya kalmalarını dilemişti. Zira onların, müşriklerin ileri gelenlerini ve azılılarının da yer aldığı ordu ile karşılaşmalarını ve onlara karşı zafer elde etmelerini murad etmişti. Böylece “Allah sözleri ile hakkı üstün kılmayı” ve hak ehlini zafere kavuşturmayı “ve kâfirlerin ardını kesmeyi istiyordu.” Yani batıl ehlini kökten imha etmek ve mü’min kullarına da hatırlarına gelmeyecek şekilde hakkın zaferini göstermek istiyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey münakaşa eden Müminler! Hani Yüce Allah, müşriklerin iki taifesinden birisi üzerinde sizlerin zafer kazanacağını vadetmişti. O iki taifeden ya ticaret mallarını taşıyan kafileyi ve mallarını ganimet olarak alacaksınız ya da savaşmak için gelen birlikle karşılaşacak, onlarla savaşıp, galip geleceksiniz. Sizler ticaret kervanını istemektesiniz. Çünkü savaş yapmadan üstünlük kurup, ele geçirmenin kolay olacağını düşünüyorsunuz. Yüce Allah ise, hakkı sizin kuvvetinizle müşriklerin kahramanlarını öldürmeniz ve onların bir çoğunu da esir almanız için savaşla ortaya koymak istiyor. Böylece İslam'ın kuvveti apaçık ortaya çıksın.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz o zaman
  2. يَعِدُكُمُ yeidukumu size va'dediyordu kök: وعد
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. إِحْدَى ihda birinin kök: احد
  5. ٱلطَّآئِفَتَيْنِ t-taifeteyni iki topluluktan kök: طوف
  6. أَنَّهَا enneha muhakkak
  7. لَكُمْ lekum sizin olduğunu
  8. وَتَوَدُّونَ ve teve ddune siz de istiyordunuz kök: ودد
  9. أَنَّ enne gerçekten
  10. غَيْرَ gayra kök: غير
  11. ذَاتِ zati hali
  12. ٱلشَّوْكَةِ ş-şevketi kuvvetsiz olanın kök: شوك
  13. تَكُونُ tekunu olmasını kök: كون
  14. لَكُمْ lekum sizin
  15. وَيُرِيدُ veyuridu oysa istiyordu kök: رود
  16. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  17. أَن en
  18. يُحِقَّ yuhikka gerçekleştirmek kök: حقق
  19. ٱلْحَقَّ l-hakka hakkı kök: حقق
  20. بِكَلِمَـٰتِهِۦ bikelimatihi sözleriyle kök: كلم
  21. وَيَقْطَعَ ve yektaa ve kesmek kök: قطع
  22. دَابِرَ dabira ardını kök: دبر
  23. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirlerin kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

  • Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

  • Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

  • Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da,…

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    "Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…

  • Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…

  • Aynı kök: ودد (29 geçiş) · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani Allah size, iki gruptan (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; dipnot 1 siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. (Oysa) Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bedir Savaşı, Miladi 624 yılında meydana gelmişti. Suriye'den dönmekte olan kervan 30-40 kişi tarafından korunuyordu ve içinde Amr b. As ile Amr b. Hişâm gibilerin de bulunduğu Ebû Süfyân komutasındaydı. Müslümanları yurtlarından çıkarmış olan Kureyşlilerden öç almak ve onları mağlup etmek için bu durum çok önemli bir fırsat oluşturmuştu. Müslümanların 300 veya 310 kişilik bir orduyla kervanı vuracağı haberi kervana ulaşınca, Ebû Süfyan kervanı sahile yönlendirerek Mekke'den yardım talebinde bulunmuştu. Bunun üzerine Kureyşliler 1000 kişilik güçlü bir orduyla kervanı korumak amacıyla yola çıkmıştı. Durumu öğrenen müslümanlar artık 30-40 kişinin değil, kendilerinden üç kat daha fazla yani 1000 kişilik çok güçlü bir orduyla karşı karşıya kalmışlardı. Müslümanların ordusu yaklaşık 300 kişiydi. İşte Bedir'de böyle bir ortamda savaş yapılacaktı.

Mustafa İslamoğlu

Hani Allah, iki topluluktan birinin sizin elinize geçeceğine ilişkin vaadde bulunmuştu; siz ise korumasız olanın elinize düşmesini istiyordunuz. Ne ki Allah'ın muradı, kelamı aracılığıyla hakkı gerçekleştirmek ve kafirlerin kökünü kurutmaktı;

Muhammed Esed

İmdi, (hatırlayın) Allah, (bu) iki (düşman) topluluğundan birinin sizin elinize düşeceği konusunda size söz vermişti; sizlerse güçsüz olanın elinize düşmesini arzu ediyordunuz; oysa Allahın muradı, sözleriyle tam bir uyum içinde, hakkın hak olduğunu göstermek ve hakkı inkar edenlerin son kalıntılarını da silip atmak yönündeydi.

Ahmed Hulusi

Hani Allah size iki gruptan (Kureyş ordusu veya kervandan) birinin sizin olacağını vadediyordu. . . Silah sahibi olmayanın (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz (kısa vadeli kazanca, getirisi kolay olana bakıyordunuz, halbuki uzun vadede size zarar verecekti bu isteğiniz). . . Allah da uyarılarıyla Hakk'ı gerçekleştirmek ve hakikat bilgisini inkar edenlerin ardını kesmeyi diliyordu.

Ali Bulaç

Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını size vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istemekteydiniz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın gerçekleşmesini sağlamak ve küfre sapanların arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

Ali Özek ve heyeti

Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Ali Rıza Safa

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağı sözünü size vermişti. Zaten siz, güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle gerçeğin gerçekleşmesini ve nankörlük edenlerin arkasının kesilmesini istiyordu.

Bayraktar Bayraklı

Hatırlayınız ki, Allah size iki gruptan/kervan veya Kureyş ordusundan birinin sizin olduğunu vaad ediyordu.Siz de kuvvetsiz olanın kervanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Edip Yüksel

ALLAH iki gruptan birisini size söz vermişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz. Oysa ALLAH kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirmek ve kafirlerin ardını kesmeyi diliyor.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH iki gruptan birisini (yenmeyi) size söz vermişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz. Oysa ALLAH kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirmek ve kafirlerin ardını kesmek diliyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o zaman Allah, size iki topluluktan birini va'd ediyordu ki, sizin olsun! Siz ise arzu ediyordunuz ki güçsüz olan sizin olsun! Oysa Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkarmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o vakıt Allah, size iki taifenin birini va'dediyordu ki sizin olsun, siz, ise arzu ediyordunuz ki şekvetsiz olan sizin olsun, halbuki Allah, kelimatiyle hakkı ihkak etmek ve kafirlerin arkasını kesmek dileyordu

Erhan Aktaş

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle dipnot 1 Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin dipnot 2 kökünün kesilmesini istiyordu.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle dipnot 1 Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin dipnot 2 kökünün kesilmesini istiyordu.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hüküm.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle dipnot 1 Hakk'ı gerçekleştirmek ve gerçeği yalanlayan nankörlerin kökünün kesilmesini istiyordu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hüküm.

Gültekin Onan

Hani Tanrı iki topluluktan birinin mutlaka sizin olacağını vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Tanrı, sözleriyle hakkın ve kafirlerin arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

Hasan Basri Çantay

Hani Allah size iki taaifeden birinin muhakkak sizin olduğunu va'dediyordu, siz ise kuvvetli ve silahı bulunmayanın kendinizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah da emirleriyle hakkı açığa vurmayı, kafirlerin arkasını kesmeyi irade buyuruyordu.

İbni Kesir

Hani Allah; iki taifeden birini size vaadediyordu. Siz ise, kuvvetli bulunmayanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah ta istiyordu ki; sözleriyle hakkı gerçekleştirsin ve kafirlerin kökünü kessin.

Mehmet Alagaş

(5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani Allah, size iki taifeden (ordu ya da kervandan) birini, o sizindir diye vadediyordu. Siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, kelimeleriyle hakkı/İslamı yüceltmek, kâfirlerin ardını/kökünü kesmek istiyordu.

Süleyman Ateş

Allah size, iki topluluktan birinin sizin olduğunu va'dediyordu; siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (kuvvetli olan takımı yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Süleymaniye Vakfı

Oysa Allah söz vermişti, o iki topluluktan biri dipnot 1 kesin olarak sizin olacaktı. Siz silahsız olanı (kervanı dipnot 2 ) arzuluyordunuz. Allah ise, sözleriyle /ayetleriyle dipnot 3 yaptığı o gerçek vaadi tahakkuk ettirmek ve o kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Biri Mekke ordusu diğeri ise zayıf bir koruması olan Mekke ticaret kervanı.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    ""Allah'ın sözleriyle /ayetleriyle" diye meal verdiğimiz ( كَلِمَاتِهِ ) çoğul olduğu için bu konuda Allah'ın en az üç sözünün olması gerekir. Birincisi Romalılarla Perslerin karşılaşacağı gün Müslümanların sevindirileceğidir. İkincisi .İsra 17/76-77. ayetler gereği müşriklerin Mekke'den çıkarılması, üçüncüsü de Bakara 191. ayet gereği bu işi Müslümanların gerçekleştirmesidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, o iki topluluktan dipnot 1 birinin sizin olacağına söz vermişti. Siz, güçsüz olanına hevesleniyordunuz. Allah ise verdiği sözler sebebiyle dipnot 2 gerçeği ortaya çıkarmak ve o kafirlerin dipnot 3 arkasını kesmek istiyordu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Biri Mekke ordusu diğeri ise zayıf bir koruması olan Mekke Ticaret Kervanı
  2. metne dön, dipnot 2
    Romalıların galip geleceği gün müminleri mutlu edecek bir gelişmenin daha olacağı sözü (Bkz.: Rum 30/2-6). Mekke'nin fetih edileceği sözü (Bkz.Fetih 48/1-3)
  3. metne dön, dipnot 3
    Mekkeli kafirlerin.

Şaban Britch

Hani Allah size iki taifeden (ordu ya da kervandan) birini, o sizindir diye vadediyordu. Siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, kelimeleriyle hakkı/İslamı yüceltmek kâfirlerin ardını/kökünü kesmek istiyordu.

Şaban Piriş

Allah, iki gruptan birinin sizin olacağını vaat etmişti. Siz güçsüz ve silahsız olanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Oysa Allah, emirleriyle hakkın gerçekleşmesini ve kafirlerin gücünün arkasını kesmek istiyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

O sırada Allah, iki gruptan birinin kesinlikle sizin olacağını vaat ediyordu. Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz. Allah ise hakkı kendi kelimeleriyle tam bir biçimde ortaya koymayı ve küfre batmışların ardını, arkasını kesmeyi istiyordu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah has promised you victory over one of the two organized parties. Some of your people chose to seize the unarmed caravan for easy gains, whereas Allah has willed that you go at the organized well armed troops which came to their aid, so that truth should triumph over falsehood and His words be verified as He uproots the infidels.

Abdul Haleem

Remember how God promised you [believers] that one of the two enemy groups would fall to you: you wanted the unarmed group to be yours, but it was God’s will to establish the truth according to His Word and to finish off the disbelievers––

Abdullah Yusuf Ali

Behold! Allah promised you one of the two (enemy) parties, that it should be yours: Ye wished that the one unarmed should be yours, but Allah willed to justify the Truth according to His words and to cut off the roots of the Unbelievers;-

Abul A'la Maududi

And recall when Allah promised you that one of the two hosts would fall to you, dipnot 1 and you wished that the one without arms should fall into your hands. dipnot 2 But Allah sought to prove by His words the truth to be true and to annihilate the unbelievers to the last remnant

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    God's promise was that the Muslims would be able to overcome whichever of the two parties they wished to attack - the trading caravan or the Quraysh army.
  2. metne dön, dipnot 2
    This refers to the trading caravan which had some 30 to 40 armed guards for protection.

Aisha Bewley

When Allah promised you that one of the two parties would be yours and you would have liked it to have been the unarmed one, whereas Allah desired to verify the Truth by His words and to cut off the last remnant of the kafirun.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when Allâh promised you (Muslims) one of the two parties (of the enemy i.e. either the army or the caravan) that it should be yours; you wished that the one not armed (the caravan) should be yours, but Allâh willed to justify the truth by His Words and to cut off the roots of the disbelievers (i.e. in the battle of Badr).

Ali Quli Qarai

When Allah promised you [victory over] one of the two companies, [saying], ‘It is for you,’ you were eager that it should be the one that was unarmed. But Allah desires to confirm the truth with His words, and to root out the faithless,

Amatul Rahman Omar

And (O Companions of the Prophet! recall the time) when Allâh promised you (victory over) one of the two (enemy) parties; (the well-equipped Makkan army and the other ill-equipped caravan from Syria), that it should be yours (for fighting against), while you wanted the unarmed party to fall into your hands (to get an easy victory), but Allâh wanted to establish the truth by fulfilling His words (of prophecy) and to cut off the very root of the disbelievers;

Arthur John Arberry

And when God promised you one of the two parties should be yours, and you were wishing that the one not accoutred should be yours; but God was desiring to verify the truth by His words, and to cut off the unbelievers to the last remnant,

Bijan Moeinian

When God promised that you will be triumphant over one of the two parties (the caravan who was carrying the Muslims’ confiscated wealth or the army which was marching to destroy the Muslims. ) At that time you were wishing that the weaker party (the caravan carrying the wealth) would fall to you. However, it was the will of God to establish the truth (Islam) with His word and to cut across the root of the disbelievers (who were much stronger than the Muslims’ army.)

E. Henry Palmer

and when God promised you that one of the two troops should be yours, and ye would fain have had those who had no arms. God wished to prove the truth true by His words, and to cut off the hindermost parts of those who misbelieve -

Edip-Layth

God promises you that one of the two parties will be defeated by you; yet you wish that the one least armed be the one. But God wishes that the truth be manifest with His words, and that He eliminates the remnant of the ingrates.

George Sale

And remember when Allah promised you one of the two parties that it should be yours, and you wished that the one unarmed should be yours, but Allah desired to establish the Truth by His words and to cut off the root of the disbelievers,

Hamid S. Aziz

And when Allah promised you that one of the two troops (the army or the caravan) should be your s, and you yearned to have the unarmed one (the caravan). Allah wished to justify Truth by His words, and to cut off the root of the unbelievers.

Mahmoud Ghali

And as Allah promised you (The pronouns "you" and "yours" are plural) one of the two sections should be yours, and you would like that the one other than the accoutered (i. e. owning accoutrement, the armed section) should be yours. And Allah willed to uphold truthfully the truth by His words and cut off the last trace (Literally: the rear, hind part) of the disbelievers,

Marmaduke Pickthall

And when Allah promised you one of the two bands (of the enemy) that it should be yours, and ye longed that other than the armed one might be yours. And Allah willed that He should cause the Truth to triumph by His words, and cut the root of the disbelievers;

Mohamed Ahmed - Samira

Though God promised that one of two columns (would fall to you), you desired the one that was not armed. But God wished to confirm the truth by His words, and wipe the unbelievers out to the last,

Muhammad Asad

And, lo, God gave you the promise that one of the two [enemy] hosts would fall to you: and you would have liked to seize the less powerful one, whereas it was God's will to prove the truth to be true in accordance with His words, and to wipe out the last remnant of those who denied the truth -

Mustafa Khattab

˹Remember, O  believers,˺ when Allah promised ˹to give˺ you the upper hand over either target, you wished to capture the unarmed party.[1] But it was Allah’s Will to establish the truth by His Words and uproot the disbelievers;

Progressive Muslims

And God promises you that one of the two parties will be defeated by you; and you wish that the one least armed be the one. But God wishes that the truth be manifest with His words, and that He eliminates the remnant of the rejecters.

Rashad Khalifa

Recall that GOD promised you victory over a certain group, but you still wanted to face the weaker group. It was GOD's plan to establish the truth with His words, and to defeat the disbelievers.

Sahih International

[Remember, O believers], when Allah promised you one of the two groups - that it would be yours - and you wished that the unarmed one would be yours. But Allah intended to establish the truth by His words and to eliminate the disbelievers

Sam Gerrans

And when God promised you one of the two groups, that it would be yours, and you wished that the unarmed one might be yours (but God willed to establish the truth by His words, and to cut off the root of the false claimers of guidance,

Shabbir Ahmed

Allah promised you engagement and victory against one of the two groups. You preferred to face the weaker group, but Allah willed the Truth to prevail according to His Words and soundly defeat the aggressive disbelievers.

Syed Vickar Ahamed

And (remember), Allah had promised you that one of the two (enemy) parties should be yours: You wished that the one unarmed should be yours, but Allah had willed to prove the Truth according to His words, and to cut off the roots of the disbelievers—

Taqi Usmani

And recall when Allah was promising you that one of the two groups would become yours, and you were wishing that the one without strength should fall to you. And Allah wanted to establish the truth through His words and to cut off the very root of the disbelievers,

The Monotheist Group

And God promises you that one of the two parties will be defeated by you; and you wish that the one least armed be the one. But God wishes that the truth be manifest with His words, and that He eliminates the remnant of the rejecters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩