Diyanet İşleri
Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.
Enfâl suresi
Enfâl suresi, 6. ayet. يُجَٰدِلُونَكَ فِى ٱلْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى ٱلْمَوْتِ وَهُمْ يَنظُرُونَ
yücâdilûneke fi-lḥaḳḳi ba`de mâ tebeyyene keennemâ yüsâḳûne ile-lmevti vehüm yenżurûn.
Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bedir: meleklerle yardım ve savaş hükmü Enfâl 5–19 3
Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.
Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.
Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 5–6. ayetler için yazılmıştır.
5-6. Böylelerinin imanı hakiki iman olduğuve mükâfatları da Allah’ın kendilerine vaat etmiş olduğu üzere hak olduğu gibi Allah'ın, Rasûlü’nü Bedir’de müşriklerle karşılaşmak üzere evinden çıkarması da haktır ki Allah bunu istemiş ve bunun böyle olacağını kaza ve kaderi ile tespit etmiştir. Mü’minlerin ise bu çıkışta kendileri ile düşmanları arasında bir savaş olacağı hatırlarına gelmemişti. Savaşın gerçekleşeceğini açıkça anladıklarında ise bir kesim, bu hususta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile tartışmaya koyulmuş, düşmanları ile savaşmayı hoş karşılamamışlardı. Kendilerine adeta “göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi” hissetmişlerdi. Halbuki onların hak uğrunda çıktıkları ve bunun, Allah’ın emredip hoşnut olduğu şeylerden olduğunu açıkça gördükten sonra böyle bir tutum takınmamaları gerekirdi. Çünkü böyle bir durumda tartışmaya yer yoktur. Zira tartışma ancak hakkın nerede olduğu hususunda şüpheye düşüldüğü ve işin içinden çıkılamadığı hallerde söz konusu olur ve o zaman fayda sağlar. Hak açıkça ortaya çıkacak olursa geriye sadece ona bağlanmak ve itaat etmek kalır.
Bununla birlikte mü’minlerin önemli bir çoğunluğu, en ufak bir tartışmaya bile girişmemişler, düşman ile karşılaşmayı hoş görmemek gibi bir tutum sergilememişlerdi. Aynı şekilde Allah’ın kendilerini bu şekilde azarladığı kimseler de cihad emrine son derece itaat ettiler. Allah da onlara sebat verdi ve kalplerine huzur ve sükûnet veren sebepleri -ki bazıları ileride söz konusu edilmektedir- onlara ihsan etti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Müşriklerle savaşın ayan beyan olacağı anlaşıldıktan sonra Müminlerden bu taife seninle tartışıyordu. Sanki ölüme bakarak sürüklendiklerini gözlerinin önüne getirdiler. Bu da savaştan şiddetli derecede hoşlanmadıklarını göstermekteydi. Çünkü savaşmak için herhangi bir hazırlık yapmamış ve donanıma sahip değillerdi.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size…
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
(18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…
Aynı kök: جدل (29 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hud, "Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu…
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için…
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü…
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerçek ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi o amaçla ilgili olarak (savaş hakkında) seninle tartışıyorlardı.
gerçek ortaya çıktıktan sonra da, sanki sen onları göz göre göre ölüme sürüyormuşsun gibi, seninle tartışmaktan geri durmadılar.
(bu yüzden,) hem de hak ortaya çıktıktan sonra, seninle neredeyse tartışacaklardı; sanki ölüme doğru sürüklenmişler de onu kendi gözleriyle görmüşler gibi.
Hak apaçık ortaya çıkmışken, buna rağmen onlar bunu kabullenmiyorlardı. . . Sanki onlar göre göre ölüme gidiyorlardı.
(Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.
Hak ortaya çıktıktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.
Açığa çıktıktan sonra, sözde göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek konusunda seninle tartışıyorlardı.
İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar, göz göre göre ölüme sürükleniyorlardı.
Gerçek ortaya çıkmasına rağmen, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle onu tartışıyorlardı.
Gerçek ortaya çıkmasına rağmen, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle onu tartışıyorlardı.
Gerçek ortaya çıkmışken hakta seninle münakaşa ediyorlardı. Sanki göre göre ölüme sevk olunuyorlardı.
Tebeyyün etmişken hakta seninle münakaşa ediyorlardı, sanki göre göre ölüme sevkolunuyorlardı
Hakk dipnot 1 açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
Hakk açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
Gerçek açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
(herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.
Hak apaçık meydana çıkdıkdan sonra bile onlar bu hususda, sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi, seninle mücadele ediyorlardı.
Hak, apaçık meydana çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle mücadele ediyorlardı.
(5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.
Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle bu hususta tartışıyorlardı.
Hak ortaya çıkmış iken sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.
O gerçek dipnot 1 bütünüyle ortaya çıktığı halde seninle çekişiyorlardı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyor gibiydiler.
Bütün gerçek ortaya çıktığı halde seninle çekişip duruyorlardı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyor gibiydiler.
Gerçek (savaş) ortaya çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle bu hususta tartışıyorlardı.
Gerçek ortaya çıktıktan sonra bile, bu hususta sanki ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.
İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.
Contending with you with opposing arguments after it had been made clear to them that victory would sit on their helm. Yet they behaved as if they would be driven to death being shaped to them in their minds' eyes as a monstrous apparition.
and argued with you about the truth after it had been made clear, as if they were being driven towards a death they could see with their own eyes.
Disputing with thee concerning the truth after it was made manifest, as if they were being driven to death and they (actually) saw it.
They disputed with you about the truth after that had become evident, as if they were being driven to death with their eyes wide open. dipnot 1
arguing with you about the Truth after it had been made clear as though they were being driven to their death with open eyes. *
Disputing with you concerning the truth after it was made manifest, as if they were being driven to death, while they were looking (at it).
They disputed with you concerning the truth after it had become clear, as if they were being driven towards death as they looked on.
These (disbelievers) disputed with you concerning the truth (of Islam) after it had been made clear (by signs and proofs). (On being invited to accept Islam they were behaving) as though they were being driven towards death, but they will actually be facing death very soon.
disputing with thee concerning the truth after it had become clear, as though they were being driven into death with their eyes wide open.
They were disputing with you about the necessity of the mission, although they knew the truth. They were behaving as if they were seeing the death in front of them.
They wrangled with thee about the truth after it was made plain, as though they were being driven on to death and looked thereon;
They argue with you about the truth when it has been made clear; as if they were being herded towards death while they are watching!
They (the disbelievers) dispute with thee concerning the truth after it has become manifest, as though they are being driven to death while they actually see it.
They disputed with you about the Truth after it was made plain, as though they were being driven on to visible death.
Disputing with you concerning the truth, after it had become evident, as though they were being driven to death while looking (at it).
Disputing with thee of the Truth after it had been made manifest, as if they were being driven to death visible.
Who argued with you about the matter even after it had become quite clear, as if they were being pushed into (the arms of) death as they waited.
[so, too,] they would argue with thee about the truth [itself] after it had become manifest - just as if they were being driven towards death and beheld it with their very eyes.
They disputed with you about the truth after it had been made clear, as if they were being driven to death with their eyes wide open.
They argue with you about the truth when it has been made clear to them; as if they were being herded towards death while they are watching!
They argued with you against the truth, even after everything was explained to them. They acted as if they were being driven to certain death.
Arguing with you concerning the truth after it had become clear, as if they were being driven toward death while they were looking on.
Disputing with thee concerning the truth after it had become clear, as if they were being driven to death when they were looking on.
(They argued whether to meet the aggressor outside Madinah at Badr, or wait. ) And they disputed with you about it after the decision had been made manifest in mutual consultations, as if they were being driven to obvious death.
Debating with you about the truth after it was made clear, as if they were pushed towards death and they (actually) saw it.
they were disputing with you about the truth after it became clear, as if they were being driven to death being seen by them.
They argue with you about the truth when it has been made clear to them; as if they were being herded towards death while they are watching!