Enfâl suresi

Enfâl suresi, 4. ayet

Enfâl suresi, 4. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

ülâike hümü-lmü'minûne ḥaḳḳâ. lehüm deracâtün `inde rabbihim vemagfiratüv verizḳun kerîm.

Diyanet İşleri

İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 1–7 · surenin 4. ayeti / 75

Konu Ganimetler ve gerçek mü'minlerin vasıfları Enfâl 1–4 3

  1. Enfâl 1

    (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: "Ganimetler, Allah'a ve Resulüne aittir. O halde, eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulüne itaat edin."

  2. Enfâl 2

    Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.

  3. Enfâl 3

    Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

  4. 4

    İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

  5. Enfâl 5

    Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.

  6. Enfâl 6

    Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.

  7. Enfâl 7

    Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. “İşte onlar” bu niteliklere sahip olanlar “gerçek mü’minlerin ta kendileridir.” Çünkü bunlar batınî ameller ile zahirî amelleri, ilim ve ameli, Allah’ın hakları ile kulların haklarını bir arada ifa ederek İslâm’ı ve imanı da bir arada gerçekleştirmiş kimselerdir. Yüce Allah kalbî amelleri daha önce zikretmiştir. Çünkü onlar, azaların amellerinin temelini teşkil ederler ve onlardan daha faziletlidirler.

Bu buyruklarda imanın artıp eksildiğine delil vardır. İman itaatlerin işlenmesi ile arttığı gibi onların aksinin yapılması ile de eksilir. Diğer taraftan kulun, her zaman için imanını gözden geçirmesi ve onu artırması gerekir. Bunu öncelikle sağlayan şey ise Yüce Allah’ın Kitabı üzerinde dikkatle düşünmek ve anlamlarını tefekkür etmektir.

Daha sonra Yüce Allah gerçek mü’minlerin mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar için Rab’leri katında dereceler” yani amellerinin üstünlüğüne uygun olan yüksek dereceler, günahları için de “mağfiret ve bitmez tükenmez bir rızık vardır.” Bu ise Yüce Allah’ın lütuf ve ihsan yurdu olan cennette hazırlamış olduğu, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından bile geçmeyen nimetlerdir. Bu da iman bakımından onların derecesine ulaşamayan kimselerin, cennete girmekle birlikte Allah’ın mükemmel lütuf ve ihsanından onlaırn nail oldukları mükâfaatlara nail olamayacağına delildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İman ve İslam'ın açık özelliklerini bir arada topladıkları için işte bu sıfatlarla vasıflananlar gerçek Müminlerin ta kendisidir. Mükâfatları Rableri katında yüksek dereceler, günahlarının bağışlanması, değerli rızık ve Yüce Allah'ın onlar için hazırlamış olduğu nimetlerdir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  2. هُمُ humu onlardır
  3. ٱلْمُؤْمِنُونَ l-mu'minune mü'minler kök: امن
  4. حَقًّۭا ۚ hakkan gerçek kök: حقق
  5. لَّهُمْ lehum onlara vardır
  6. دَرَجَـٰتٌ deracatun dereceler kök: درج
  7. عِندَ inde katında kök: عند
  8. رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin kök: ربب
  9. وَمَغْفِرَةٌۭ ve megfiratun ve bağışlanma kök: غفر
  10. وَرِزْقٌۭ ve rizkun ve rızık kök: رزق
  11. كَرِيمٌۭ kerimun tükenmez kök: كرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları…

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır.

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…

  • Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

İşte onlardır hakkıyla iman edenler! Rableri katında saygınlığı olan rütbeler, sınırsız bir bağış ve görkemli bir rızık onları bekler.

Muhammed Esed

İşte böyleleridir, gerçekten inanmış olanlar! Rablerinin katında büyük onur, bağışlanma ve çok değerli bir rızık olacaktır onların payı.

Ahmed Hulusi

İşte onlardır hakkıyla (tahkike dayalı) iman edenler. . . Onlar için Rableri indinde (hakikatleri olan Esma mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esma kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerim rızık (cömert - şerefli rızık, maddi veya manevi rızık) vardır.

Ali Bulaç

İşte gerçek mü'minler bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

Ali Özek ve heyeti

İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında Nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.

Ali Rıza Safa

Gerçek inananlar, işte onlardır. Onlar için, Efendilerinin katında, değişik konumlar, bağışlanma ve bol geçimlik vardır.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar gerçek müminlerdir. Rableri katında yüksek dereceler, bağışlanma ve onlar için bol rızık vardır.

Edip Yüksel

Böyleleri gerçek iman edenlerdır. Onlar için Efendi'leri yanında dereceler, bağışlanma ve tükenmez rızık vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böyleleri gerçek inananlardır. Onlar için Rab'leri yanında dereceler, bağışlanma ve tükenmez rızık vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte gerçek mü'minler onlardır! Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, mağfiret ve güzel rızık vardır!

Elmalılı Hamdi Yazır

işte hakka mü'minler onlar, onlara rablarının yanında dereceler var, bir mağfiret ve bir rizkı kerim var

Erhan Aktaş

İşte onlar gerçek Mü'minlerdir. Onlar için Rabb'leri katında dereceler, bağışlanma ve kerim dipnot 1 bir rızık vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cömert.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rabb'leri katında dereceler, bağışlanma ve kerim dipnot 1 bir rızık vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cömert.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rabb'leri katında dereceler, bağışlanma ve kerim dipnot 1 bir rızık vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cömertçe.

Gültekin Onan

İşte gerçek inançlılar bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve tükenmez / üstün bir rızk vardır.

Hasan Basri Çantay

İşte onlar gerçek mü'minlerin ta kendileridir. Rableri katında dereceler, yarlığanma ve sayısı bitmez, müddeti tükenmez rızk (hep) onlarındır.

İbni Kesir

İşte onlar; inanmışların kendileridir. Onlara Rabb'larının katından dereceler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Mehmet Alagaş

(2-4) Mümin kimseler öyleleridir ki Allah’ı hatırladıklarında kalpleri ürperir / korkudan titrer. Ayetleri sesli okunduğunda / tilavet edildiğinde imanları artar / ziyadeleşir ve Rablerine tevekkül ederler / müvekkili olurlar , Öyle kimselerdir ki namazı kalkar kılarlar, rızıklandırdıklarımızdan harcarlar / infak ederler , işte hakiki mümin onlardır , onlara Rableri yanında dereceler, bağışlanma ve ikram edilen rızık / erzak vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar gerçek Müminlerin ta kendileridir. Onlar için Rableri katında dereceler, mağfiret ve cömert bir rızık vardır.

Süleyman Ateş

İşte gerçek mü'minler onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler, bağışlanma ve tükenmez rızık var.

Süleymaniye Vakfı

İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma dipnot 1 ve değerli rızık vardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İstiğfar, "söz ve davranışla mağfiret talep etmek"tir. Mağfiret ise, Allah'ın, kulunu azaptan korumasıdır (Müfredat). "Başı koruyan zırhlı başlık" anlamındaki "miğfer" kelimesi de aynı köktendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gerçek müminler işte onlardır. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol rızık vardır.

Şaban Britch

İşte onlar, gerçek mümin olanlardır. Rab'leri katında onlar için dereceler, mağfiret ve bolca rızıklar vardır.

Şaban Piriş

İşte onlar, gerçek mümin olanlardır. Rab'leri katında onlar için dereceler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Gerçek anlamda müminler, işte bunlardır. Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol bir rızık var onlar için.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These are the true believers whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues; they are classified according to grades of rank and quality, grades of honour commensurate with their deeds in addition to forgiveness and gracefully blessed provisions.

Abdul Haleem

Those are the ones who truly believe. They have high standing with their Lord, forgiveness, and generous provision.’

Abdullah Yusuf Ali

Such in truth are the believers: they have grades of dignity with their Lord, and forgiveness, and generous sustenance:

Abul A'la Maududi

Such people are indeed true believers. They have high ranks with their Lord, and forgiveness for their sins dipnot 1 and an honourable sustenance.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Even the best and the most devoted believers are liable to commit lapses. As long as man is man, it is impossible for his record to be filled exclusively with righteousness of the highest order and to be free from all lapses, shortcomings and weaknesses. Out of His infinite mercy, however, God overlooks man's shortcomings as long as he fulfils the basic duties incumbent upon him as God's servant, and favours him with a reward far greater than that warranted by his good works. Had it been a rule that man would be judged strictly on the basis of his deeds, that he would be punished for every evil deed and rewarded for every good deed, no man, howsoever righteous, would have escaped punishment.

Aisha Bewley

They are in truth the muminun. They have high ranks with their Lord and forgiveness and generous provision.

Al-Hilali & Khan

It is they who are the believers in truth. For them are grades of dignity with their Lord, and Forgiveness and a generous provision (Paradise).

Ali Quli Qarai

It is they who are truly the faithful. They shall have ranks near their Lord, forgiveness and a noble provision.

Amatul Rahman Omar

It is these who are the believers in truth. There awaits them with their Lord exalted degrees (of rank) as well as (His) protection and an honourable provision.

Arthur John Arberry

those in truth are the believers; they have degrees with their Lord, and forgiveness, and generous provision.

Bijan Moeinian

Such are the true believers. They earn different rank with their Lord. Their sins will be forgiven and they will be entitled to the most generous reward.

E. Henry Palmer

these are in truth believers; to them are degrees with their Lord, and forgiveness, and a generous provision.

Edip-Layth

These are the true acknowledgers; they will have ranks at their Lord, forgiveness, and a generous provision.

George Sale

These it is who are true believers. They have exalted grades of rank with their Lord, as well as forgiveness and an honourable provision.

Hamid S. Aziz

These are in truth believers. For them are degrees of honour with their Lord, and forgiveness, and a generous provision.

Mahmoud Ghali

Those are truly the ones who are believers; they have degrees in the Providence of their Lord, and forgiveness, and an honorable provision.

Marmaduke Pickthall

Those are they who are in truth believers. For them are grades (of honour) with their Lord, and pardon, and a bountiful provision.

Mohamed Ahmed - Samira

Are true believers. There are for them (high) ranks with their Lord, and pardon and noble provision.

Muhammad Asad

it is they, they who are truly believers! Theirs shall be great dignity in their Sustainer's sight, and forgiveness of sins, and a most excellent sustenance.

Mustafa Khattab

It is they who are the true believers. They will have elevated ranks, forgiveness, and an honourable provision from their Lord.

Progressive Muslims

These are the true believers; they will have grades with their Lord and a forgiveness and a generous provision.

Rashad Khalifa

Such are the true believers. They attain high ranks at their Lord, as well as forgiveness and a generous provision.

Sahih International

Those are the believers, truly. For them are degrees [of high position] with their Lord and forgiveness and noble provision.

Sam Gerrans

It is they who are the believers in truth; they have degrees with their Lord, and forgiveness, and a noble provision

Shabbir Ahmed

Such are the true believers. They have high ranks with their Lord and for them is the security of forgiveness and honorable provision.

Syed Vickar Ahamed

Like this are the true believers: They have grades of dignity with their Lord, and forgiveness, and generous sustenance:

Taqi Usmani

Those are the believers in reality. For them there are high ranks with their Lord, and forgiveness, and dignified provision.

The Monotheist Group

These are the true believers; they will have grades with their Lord and a forgiveness and a generous provision.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩