Enfâl suresi

Enfâl suresi, 1. ayet

Enfâl suresi, 1. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَنفَالِ قُلِ ٱلْأَنفَالُ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَصْلِحُوا۟ ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

yes'elûneke `ani-l'enfâl. ḳuli-l'enfâlü lillâhi verrasûl. fetteḳu-llâhe veaṣliḥû ẕâte beyniküm. veeṭî`ü-llâhe verasûlehû in küntüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: "Ganimetler, Allah'a ve Resulüne aittir. O halde, eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulüne itaat edin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 1–4 · surenin 1. ayeti / 75

Konu Ganimetler ve gerçek mü'minlerin vasıfları Enfâl 1–4 3

  1. 1

    (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: "Ganimetler, Allah'a ve Resulüne aittir. O halde, eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulüne itaat edin."

  2. Enfâl 2

    Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.

  3. Enfâl 3

    Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

  4. Enfâl 4

    İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

1. Enfâl, Yüce Allah’ın bu ümmete kâfirlerin mallarından fazladan (nafile) olarak verdiği ganimetlerdir. Bu sûrede yer alan bu âyet-i kerimeler, müslümanların müşriklerden ilk olarak büyük miktarda ganimet aldıkları Bedir gazvesi hakkında inmiştir. Bu ganimetler dolayısı ile kimi müslümanlar arasında bazı anlaşmazlıklar baş göstermişti. Bunun üzerine bu ganimetler hakkında Allah Rasûlüne soru sordular. Yüce Allah da bu buyrukları indirdi: “Sana enfâl’i” ne şekilde ve kimlere paylaştırılacağını “soruyarlar.” Sen de onlara “de ki: Enfâl Allah’ın ve Rasûlünündür.” Bu ganimetleri istedikleri gibi paylaştırırlar. Sizin Allah’ın ve Rasûlünün hükmüne itiraz etmeniz söz konusu olamaz. Aksine size Allah ve Rasûlü hüküm verdiği takdirde hükümlerine razı olmak ve bu konuda onların emirlerine teslimiyetle bağlanmak düşer. Bu mana Yüce Allah’ın: “O halde Allah’tan korkup sakının” buyruğunun kapsamına girmektedir ki, bu da emirlerine riâyet etmek ve yasaklarından kaçınmak sureti ile olur.

“Ve aranızı düzeltin.” Yani aranızdaki kin, güzel ilişkilerin koparılması ve birbirinize sırt dönmek gibi olumsuz ilişkileri karşılıklı sevgi, muhabbet ve birbirinizi görüp gözetmek sureti ile düzeltin. Bu yolla sözbirliği gerçekleşir ve ilişkilerinizi koparmaktan ötürü ortaya çıkmış düşmanlık, anlaşmazlık ve çekişmeler de ortadan kalkar. “Arayı düzeltme”nin kapsamına mü’minlere karşı güzel ahlaklı davranmak, onların kötü davranışta bulunanlarını affedip bağışlamak da girer. Çünkü böylelikle kalplerde yer alan kin ve birbirine sırt çevirme gibi duyguların önemli bir bölümü ortadan kalkar.

İşte bütün bu emirleri kapsayan da Yüce Allah’ın: “Eğer mü’min iseniz Allah’a ve Rasûlüne itaat edin” buyruğudur. Çünkü iman Allah’a ve Rasûlüne itaate davet eder. Nitekim Allah’a ve Rasûlüne itaat etmeyen birisi de mü’min değildir. Allah’a ve Rasûlüne itaati eksik olan kimsenin bu eksikliğinin sebebi de imanındaki eksikliktir.

İman; övülmeyi, hakkında güzellikle söz edilmeyi ve tam anlamı ile kurtuluşu sağlayan kâmil iman ve kamil olmayan iman olmak üzere iki kısım olduğundan dolayı Yüce Allah, kâmil imanı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Ashabın: "Ganimetlerin taksim edilmesi nasıl olur ve taksim edilen ganimetler kimlere verilir? diye sana soruyorlar. Ey Resul! Onların sorularına cevap olarak şöyle de: Ganimetler, Allah'a ve resulüne aittir. Ganimetlerin tasarruf ve dağıtımındaki hüküm Allah'a ve resulüne aittir. Sizin üzerinize düşen sadece boyun eğip teslim olarak Yüce Allah'tan korkmanızdır. Ey Müminler! Allah'ın emirlerine uyarak, yasaklarından kaçınarak Yüce Allah'tan korkun. Aranızdaki ayrılık ve düşmanlığı, sevgiyle, birbirinizle bağlarınızı devam ettirerek, güzel ahlak ve affedici olarak ıslah ediniz. Eğer gerçekten Müminseniz; Allah'ın ve resulünün itaatine bağlı kalınız. Çünkü iman, itaat etmeyi ihya edip harekete geçirir, isyan etmekten ve günah işlemekten alıkoyar. Bu soru sorma hadisesi Bedir savaşının ardında gerçekleşmiştir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَسْـَٔلُونَكَ yeseluneke sana sorarlar kök: سال
  2. عَنِ ani -den
  3. ٱلْأَنفَالِ ۖ l-enfali ganimetler- kök: نفل
  4. قُلِ kuli de ki kök: قول
  5. ٱلْأَنفَالُ l-enfalu ganimetler kök: نفل
  6. لِلَّهِ lillahi Allah'ındır kök: اله
  7. وَٱلرَّسُولِ ۖ ve rrasuli ve Elçi(si)nindir kök: رسل
  8. فَٱتَّقُوا۟ fetteku korkun kök: وقي
  9. ٱللَّهَ llahe Allah'tan kök: اله
  10. وَأَصْلِحُوا۟ ve eslihu ve düzeltin kök: صلح
  11. ذَاتَ zate hali
  12. بَيْنِكُمْ ۖ beynikum aranızdaki kök: بين
  13. وَأَطِيعُوا۟ ve etiu ita'at edin kök: طوع
  14. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  15. وَرَسُولَهُۥٓ ve rasulehu ve Elçisine kök: رسل
  16. إِن in eğer
  17. كُنتُم kuntum siz (gerçekten) iseniz kök: كون
  18. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inananlar kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفل (4 geçiş)

    Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.

  • Aynı kök: نفل (4 geçiş)

    Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: "Ganimetler Allah ve Elçisi içindir. Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun; aranızı düzeltin! Müminlerseniz Allah'a ve Elçisine itaat edin!" dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah'a ve Elçi'ye itaatle ilgili benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Mücâdele 58:13; Teğâbun 64:12.

Mustafa İslamoğlu

Sana cihadın bahşettiği gelirler hakkında soruyorlar. De ki: "Cihadın bahşettiği bütün gelirler Allah'a ve Elçisi'ne aittir. Şu halde, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve aranızdaki ilişkiyi düzgün tutun! Bir de Allah'a ve Elçisi'ne kulak verin: tabi ki, gerçekten inanıyorsanız eğer!"

Muhammed Esed

Sana ganimetler hakkında soracaklar. De ki: "Bütün ganimetler Allaha ve Onun Elçisine aittir" Öyleyse, Allahtan yana bilinç ve duyarlık içinde olun; aranızda kardeşlik bağlarınızı canlı tutun;Allaha ve Onun Elçisine karşı duyarlık gösterin, eğer (gerçekten) inanan kimselerseniz!

Ahmed Hulusi

Sana savaş ganimetlerinin taksimini (konusunu) soruyorlar. . . De ki: "Savaş ganimetleri, Allah ve Rasulünündür. . . Allah'tan (hakikatinizin yaşanmaması halinde, bunun getireceği sonuçlarından) korunun ve aranızdaki din kardeşliği ilişkisini (birbirinizin hakikatini görerek) düzeltin. Eğer (hakiki) iman edenler iseniz, Allah'a ve Rasulüne itaat edin (çünkü Hakikatiniz ve o hakikatin dillendiricisi, sizin hakikatinizi yaşamanızı ister). "

Ali Bulaç

Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'ın ve Resulündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat edin."

Ali Özek ve heyeti

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.

Ali Rıza Safa

Sana, Savaş Kazanımları hakkında soruyorlar; şunu söyle: "Savaş kazanımları, Allah'ın ve elçinindir!" Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve aranızı düzeltin. Allah'a ve O'nun elçisine boyun eğin; eğer inanıyorsanız?

Bayraktar Bayraklı

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: "Ganimetler Allah ve Peygamberi'ne aittir. O halde Allah'tan sakınınız, aranızda barış ve esenliği sağlayınız. Eğer müminler iseniz, Allah ve Rasulü'ne itaat ediniz."

Edip Yüksel

Savaş ganimetleri hakkında senden soruyorlar. De ki: "Ganimetler, ALLAH'ın ve elçisinindir." ALLAH'ı dinleyin, aranızı düzeltin. Gerçeği onaylıyorsanız, ALLAH'a ve elçisine uyun. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak: 8:41.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Savaş ganimetleri hakkında senden soruyorlar. De ki: 'Ganimetler, ALLAH'ın ve elçisinindir.' ALLAH'ı dinleyin, aranızı düzeltin. İnanıyorsanız, ALLAH'a ve elçisine uyun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar. De ki: "Ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten iman etmişseniz, Allah'tan korkun, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah ve Resulüne itaat edin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid, onun için siz gerçekten mü'minlerseniz Allahdan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin, Allaha ve Resulüne ıtaat edin

Erhan Aktaş

Sana enfalı dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resul'ü içindir. Eğer Mü'min iseniz Allah'a karşı takva dipnot 2 sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enfal; nfl (nafile) kökünden gelmektedir. Mastar olarak; karşılıksız vermek, bağışta bulunmak anlamına gelmektedir. Nafile; zorunlu yapılması gereken bir şeye, ayrıca gönüllü olarak fazladan ilave yapmak demektir. Savaşta elde edilen ganimetler, savaşın değeri/önemi yanında, ancak nafile türünden bir öneme sahiptir. Bu kavramla yapılan vurgu; savaşın, ganimet için değil cihat maksadıyla yapıldığınadır. Kelime olarak, Türkçe'de "boş" anlamında kullanılan "nafileyi," Kur'an yukarıda verilen anlamda kullanmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sana enfalı dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resulü içindir. Eğer mü'min iseniz Allah'a karşı takva dipnot 2 sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enfal; nfl (nafile) kökünden gelmektedir. Mastar olarak; karşılıksız vermek, bağışta bulunmak anlamına gelmektedir. Nafile; zorunlu yapılması gereken bir şeye, ayrıca gönüllü olarak fazladan ilave yapmak demektir. Savaşta elde edilen ganimetler, savaşın değeri/önemi yanında, ancak nafile türünden bir öneme sahiptir. Bu kavramla yapılan vurgu; savaşın, ganimet için değil cihat maksadıyla yapıldığınadır. Sözcük olarak, Türkçede "boş" anlamında kullanılan "nafileyi", Kur'an yukarıda verilen anlamda kullanmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sana enfalı dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Rasulü içindir. Eğer mü'min iseniz Allah'a karşı takva dipnot 2 sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Rasul'üne itaat edin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enfal; nfl (nafile) kökünden gelmektedir. Mastar olarak; karşılıksız vermek, bağışta bulunmak anlamına gelmektedir. Nfl; zorunlu yapılması gereken bir şeye, ayrıca gönüllü olarak fazladan ilave yapmaktır. Savaşta elde edilen ganimetler, savaşın değeri/önemi yanında, ancak nafile türünden bir öneme sahiptir. Bu kavramla, vurgu; savaşın, ganimet için değil cihat maksadıyla yapıldığınadır. Sözcük olarak, Türkçede "boş" anlamında kullanılan "nafileyi", Kur'an yukarıda verilen anlamda kullanmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.

Gültekin Onan

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: "Ganimetler Tanrı'nın ve elçisinindir. Buna göre, eğer inançlılar iseniz Tanrı'dan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Tanrı'ya ve elçisine itaat edin."

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sana harb ganimetleri (nin hükmünü) sorarlar. De ki: "(Bu) ganimetler Allahın ve Resulünündür. O halele (tam) mü'minlerseniz Allahdan korkun, (ihtilafa düşmeyib) aranızı düzeltin, Allaha ve peygamberine İtaat edin.

İbni Kesir

Sana ganimetlerden sorarlar. De ki: Ganimetler; Allah'ın ve Rasulünündür. Şu halde eğer mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve peygamberlerine itaat edin.

Mehmet Alagaş

(1) Sana ganimetlerden / enfalden soruyorlar. Ganimetler Allah ve Resulünündür. Allahtan sakının birbirinizin / zaatlar arasını ıslah edin / düzeltin, eğer iman ediyorsanız / mümin iseniz Allah ve Resulüne uyun / itaat edin.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sana Enfâl'i soruyorlar. De ki: Enfâl Allah’ın ve Rasûl’ündür. Allah’tan sakının (takvalı olun), aranızı düzeltin. Eğer Mümin iseniz Allah’a ve Rasûlüne itaat ediniz."

Süleyman Ateş

Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: "Ganimetler, Allah'ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve Elçisine ita'at edin!"

Süleymaniye Vakfı

Sana enfali dipnot 1 /savaş sonucu ele geçirilen kamu mallarını soruyorlar. De ki:"Enfal, bütünüyle Allah'ın ve resulünündür." Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve aranızı düzeltin. Eğer inanıp güveniyorsanız, Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiği Kur'an'a dipnot 2 gönülden boyun eğin.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enfalin Allah ve resulüne ait olması, onun kamuya ait olduğunu gösterir. Savaş meydanında ele geçirilen esirler ve ganimetlerle ilgili hükümler ise bu surenin 41. ayetinde açıklanmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه ) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Resul kelimesi yerine "resulüne /elçisinin getirdiği Kur'an'a" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana ganimetlerin nasıl pay edileceğini soruyorlar. De ki "Ganimetlerin pay edilmesi Allah'ın ve elçisinin işidir." Allah'tan çekinin ve birbirinizle aranızı düzeltin. Eğer inanıp güveniyorsanız, Allah'a ve elçisine boyun eğin.

Şaban Britch

Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: Ganimetler, Allah’a ve elçisine aittir. Allah’tan sakının (takvalı olun), aranızı düzeltin. Eğer mümin iseniz Allah’a ve Rasûlüne itaat ediniz.

Şaban Piriş

Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: -Ganimetler, Allah'a ve Elçisi'ne aittir. Allah'tan korkun, aranızı düzeltin. Eğer mümin iseniz Allah'a ve Elçisi'ne itaat ediniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Sana harp ganimetlerini sorarlar. De ki: "Onlar Allah ve Resul içindir. O halde Allah'tan korkun ve aranızda barış ve esenliği kurun. Ve eğer müminler iseniz Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat edin!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They ask you O Muhammad about the spoils of war what to do with them, to whom do they belong and how are they going to be divided among the victors! Say to them: "They belong to Allah and His cause and to the Messenger who administers Allah's affairs according to divine instructions. The main thing is that you people entertain the profound reverence dutiful to Allah and to stand firm to Allah's principles and purpose, to concert all matters in difference and to obey Allah and His Messenger if indeed your hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues".

Abdul Haleem

They ask you [Prophet] about [distributing] the battle gains. Say, ‘That is a matter for God and His Messenger, so be mindful of God and make things right between you. Obey God and His Messenger if you are true believers:

Abdullah Yusuf Ali

They ask thee concerning (things taken as) spoils of war. Say: "(such) spoils are at the disposal of Allah and the Messenger: So fear Allah, and keep straight the relations between yourselves: Obey Allah and His Messenger, if ye do believe."

Abul A'la Maududi

They ask you concerning the spoils of war? Tell them: 'The spoils of war belong to Allah and the Messenger. So fear Allah, and set things right between you, and obey Allah and His Messenger if you are true believers. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The critique of the battle opens with this unusual note. Some disagreements had arisen among the Muslims with regard to sharing the spoils of war. As it was their first experience of fighting under the banner of Islam, the Muslim soldiers had scarcely any notion of the regulations they were required to follow on the battlefield and for settling problems arising from warfare. Doubtlessly some preliminary instructions had been laid down for them in (Surah al-Baqarah 2 )and (Surah Muhammad 47), (See 2: 190 ff. and 47: 4 ff. - Ed.) However the full set of regulations that could contribute to civilizing the conduct of warfare had yet to be laid down. Hence, when it came to war as with several other societal matters, the Muslims were still under the influence of pre-Islamic ideas and concepts. Going by the age-old Arab customs, those who had seized the spoils of war considered themselves their sole and legitimate owners. On the other hand, the Muslims who had concentrated on driving away the enemy rather than on collecting the spoils, claimed that they deserved an equal share of the spoils. They contended that had they slackened in their duty of pursuing the enemy, the latter might have struck back, turning the Muslim victory into a defeat. Similarly, another group of Muslims who had escorted the Prophet (peace he on him) on the battlefield, also laid claim to an equal share, For, they believed, it was they who had rendered an invaluable service insofar as neglect of duty on their part might have resulted in endangering the precious life of the Prophet (peace be on him), in which case the possibility of victory and its attendant spoils and their distribution would all have been totally out of the question. Nonetheless, the group of Muslims who already possessed the spoils saw no merit in these claims. Arguments and counter-arguments gave rise to bitterness and bad blood. (For disagreements among Muslims on the question of distribution of spoils of war see Ibn Hisham, vol. 1. pp. 641-2; al-Waqadi, vol. 1, p. 78. See also the comments on the verse in Qurtubi and Ibn Kathir - Ed.) It was at this juncture that God revealed the present surah. The opening verse takes up this issue. 'They ask you concerning anfal' is the query with which the surah opens. The very use of the word anfal instead of ghana'im in the query implies the answer. For the word anfal, which is the plural of nafl, stands for that which is extra, that which is over and above what is obligatory. If this extra is from the servant, it denotes that additional service which he voluntarily renders over and above what is obligatory. On the other hand, when this extra is from the master, it denotes the additional reward which the master awards his servant over and above what he is entitled to. What is being conveyed here by using the word anfal is, in fact, that all wrangling about spoils is out of place since it concerns not their rights, but the additional rewards they might receive from God. Any and all heated discussion in which they engaged was irrelevant since it was entirely for God to decide whether He should grant any extra reward or not; and if He should grant it, then how much, and to whom. In short, it was not for men to say who should and who should not receive any party of the spoils. This was a major conceptual reform. The war that a Muslim wages is not in order to accumulate worldly benefits. He resorts to it for the moral and social reform of the world and does so when the opposing forces make it impossible to bring about reform by means of persuasion and preaching. Being reformers, the Muslims should focus their attentions on their goal - the reform of the world - rather than on the material benefits which accrue to them incidental by way of God's additional reward in lieu of their strivings. If the attention of Muslims is not diverted from material benefits to their true mission, it is likely that material benefits would become an end in themselves. Moreover, the concept introduced by the Qur'an (see the verse above) also brought about a major administrative reform pertaining to war and the spoils of war. Before the advent of Islam, a soldier used to appropriate all that he could lay his hands on, claiming to be its rightful owner, or else spoils were seized either by; the king or the commander of the army. In the former case, mutual conflicts ensued among soldiers of the victorious army, with the frequent result that their victory turned into defeat. On the other hand, if the spoils were seized by the commander of the army or the ruler, soldiers often concealed and stole the spoils. By declaring that the spoils belong to God and His Messenger, the Qur'an made it obligatory on all soldiers to commit all the spoils of war to the custody of the commander, concealing not even something as trivial as a sewing needle. Subsequently the Qur'an laid down an elaborate set of laws to distribute the spoils of war. According to it, one-fifth of the spoils is to be deposited in the public treasury for public welfare and to provide support for the poor, while four-fifths is to be distributed among the soldiers. (al-Anfal 8: 41 - Ed.)It thus put an end to the evils inherent in the old system. A subtle point implicit in the above verse should not he overlooked. In the opening verse of the Surah nothing has been said beyond affirming the principle that the spoils belong to God and His Messenger. The problem as to how the spoils should be distributed was not touched upon. The Qur'an does however subsequently treat the question of distribution see (verse 41) below. It is significant that in this second instance the word used is a verbal derivative of ghanimah (spoils, booty) see (verse 41 )below whereas in the opening verse the word used is anfal.

Aisha Bewley

They will ask you about booty. Say: ‘Booty belongs to Allah and the Messenger. So have taqwa of Allah and put things right between you. Obey Allah and His Messenger if you are muminun.’

Al-Hilali & Khan

They ask you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) about the spoils of war. Say: "The spoils are for Allâh and the Messenger." So fear Allâh and adjust all matters of difference among you, and obey Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), if you are believers.

Ali Quli Qarai

They ask you concerning the anfāl. Say, ‘The anfāl belong to Allah and the Apostle.’ So be wary of Allah and settle your differences, and obey Allah and His Apostle, should you be faithful.

Amatul Rahman Omar

People ask you about the voluntary gifts (for the advancement of the cause of Allâh). Say, `The voluntary gifts are at the disposal of Allâh and His Messenger (to administer). So take Allâh as a shield and reconcile your mutual differences and obey Allâh and His Messenger if you are (true) believers.

Arthur John Arberry

They will question thee concerning the spoils. Say: 'The spoils belong to God and the Messenger; so fear you God, and set things right between you, and obey you God and His Messenger, if you are believers.'

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, they will come to you to settle their disagreement as to how to divide whatever they have confiscated in the war [of Badr (the first war between the Muslims and the disbelievers). ] Say: "Whatever gained in the war belong to God and His Messenger has the final word in distributing them. Therefore, respect the Lord and obey Him, if you are true believers."

E. Henry Palmer

They will ask thee about the spoils. Say, 'The spoils are God's and the Apostle's; fear God and settle it amongst yourselves; obey God and the Apostle if ye do believe.'

Edip-Layth

They ask you regarding the spoils of war, say, "The spoils of war are for God and the messenger." So be aware of God, and peacefully reform the matters between you; and obey God and His messenger if you are those who acknowledge.

George Sale

They ask thee concerning the spoils. Say, 'The spoils of war are for Allah and the Messenger. So fear Allah, and set things right among yourselves, and obey Allah and His Messenger, if you are believers.'

Hamid S. Aziz

They will ask you about the spoils of war. Say, "The spoils belong to Allah and the Messenger, so fear (keep your duty to) Allah and keep straight the relationship amongst yourselves; obey Allah and the Messenger if you do believe."

Mahmoud Ghali

They ask you about the spoils. (The Arabic word nafl originally means: supererogatory prayer, or gift) Say, "The spoils (belong) to Allah and the Messenger; so be pious to Allah, and act righteously among yourselves (Or: make a reconciliation after differences) and obey Allah and His Messenger, in case you are believers."

Marmaduke Pickthall

They ask thee (O Muhammad) of the spoils of war. Say: The spoils of war belong to Allah and the messenger, so keep your duty to Allah, and adjust the matter of your difference, and obey Allah and His messenger, if ye are (true) believers.

Mohamed Ahmed - Samira

THEY ASK YOU of (benefits accruing as) spoils of war. Tell them: "The benefits belong to God and His Messenger." So fulfil your duty to God and keep peace among yourselves. Obey God and the Prophet, If you really believe.

Muhammad Asad

HEY WILL ASK thee about the spoils of war. Say: "All spoils of war belong to God and the Apostle." Remain, then, conscious of God, and keep alive the bonds of brotherhood among yourselves, and pay heed unto God and His Apostle, if you are [truly] believers!

Mustafa Khattab

They ask you ˹O Prophet˺ regarding the spoils of war. Say, "Their distribution is decided by Allah and His Messenger. So be mindful of Allah, settle your affairs, and obey Allah and His Messenger if you are ˹true˺ believers."

Progressive Muslims

They ask you regarding the spoils of war, Say: "The spoils of war are for God and the messenger. " So be aware of God, and be upright in matters between you; and obey God and His messenger if you are believers.

Rashad Khalifa

They consult you about the spoils of war. Say, "The spoils of war belong to GOD and the messenger." You shall observe GOD, exhort one another to be righteous, and obey GOD and His messenger, if you are believers.

Sahih International

They ask you, [O Muúammad], about the bounties [of war]. Say, "The [decision concerning] bounties is for Allah and the Messenger." So fear Allah and amend that which is between you and obey Allah and His Messenger, if you should be believers.

Sam Gerrans

They ask thee about the spoils of war. Say thou: “The spoils of war are for God and the Messenger; so be in prudent fear of God, and make right in what is between you; and obey God and His messenger, if you be believers.”

Shabbir Ahmed

They ask you (O Messenger), about the spoils of war. Say, "The spoils of war belong to Allah and the Messenger (The Central Authority). Be mindful of Allah's Commands and maintain the bonds of brotherhood among you. Obey Allah and the Messenger if you are believers.

Syed Vickar Ahamed

They ask you (O Muhammad) about (things taken as) spoils of war. Say: "(Such) spoils (of war) are for Allah and the Messenger (Muhammad): So fear Allah, and settle the differences between yourselves (with fairness): Obey Allah and His Messenger (Muhammad), if you do believe."

Taqi Usmani

They ask you about the spoils. Say, "The spoils are for Allah and the Messenger." So, fear Allah, and set your relations right, and obey Allah and His Messenger, if you are believers.

The Monotheist Group

They ask you regarding the spoils, say: "The spoils are for God and the messenger." So be aware of God, and be upright in matters between you; and obey God and His messenger if you are believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 1. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 1. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 1. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩