Diyanet İşleri
Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
Enfâl suresi
Enfâl suresi, 8. ayet. لِيُحِقَّ ٱلْحَقَّ وَيُبْطِلَ ٱلْبَٰطِلَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ
liyüḥiḳḳa-lḥaḳḳa veyübṭile-lbâṭile velev kerihe-lmücrimûn.
Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bedir: meleklerle yardım ve savaş hükmü Enfâl 5–19 3
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.
Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.
Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.
Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. “Tâ ki” doğruluğuna ve gerçekliğine dair belge ve tanıkları ortaya çıkarmak sureti ile “hakkı üstün kılsın, batılı” da batıl oluşuna dair delil ve belgeleri ortaya koymak sureti ile “yok etsin, velev ki günahkârlar hoşlanmasa bile.” Çünkü Allah onlara hiçbir şekilde aldırış etmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah hakkı, İslam ve ehlini üstün kılarak gerçekleştirir. Bu da hakikati ve doğruluğu delilleri ile ortaya çıkararak olur. Aynı zamanda Allah -Subhanehu ve Teâlâ- müşrikler hoşlanmasalar da delilleri ortaya koyarak batılı apaçık bir şekilde ortaya koyar.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir."
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bütün bunlar), suçlular istemese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı ortadan kaldırmak içindi.
ki hakkın gerçek ve batılın sahte olduğu böylece ortaya çıksın: tabi ki, günahı tabiat haline getirenler istemese de!
Böylece O, hakkın (her zaman) hak olduğunu batılın da batıl olduğunu gösterecekti; bu günaha gömülüp gitmiş olanların hoşuna gitmese de.
Hakk'ı gerçekleştirmek ve boş, asılsız olanı geçersiz kılmak için. . . İsterse Allah'a karşı suç işleyenler bundan hoşlanmasın!
O, suçlu günahkarlar istemese de, hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu.)
(Bunlar,) günahkârlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.
Gerçek gerçekleşsin ve gerçeğe aykırı olan yok olsun diye; suçlular hoşlanmasa da.
Bu istek, günahkarların hoşuna gitmese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı ortadan kaldırmak içindi.
Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.
Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.
Ki hakkı, hak olarak tanıtsın ve batılı ortadan kaldırsın; varsın suçlular istemesinler!
Ki hakkı hak tanıtsın ve batılı ibtal etsin, varsın mücrimler istemesin
Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.
Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.
Bu, suçluların hoşuna gitmese de Hakk'ın ortaya çıkarılması ve Batıl'ın yok olması içindi.
O, suçlu-günahkarlar istemesede hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu).
Bunun hikmeti şu idi: (Allah) o günahkar (müşrik) ler istemese de hak (olan müslümanlığ) ı paydar edecek, baatıl (olan şirk) i de ibtal buyuracakdı.
Ta ki suçlular istemese de, hakkı gerçekleştirsin ve batılı iptal etsin.
(5-14) Nasıl ki Rabbin seni, evinden gerçek için / hak için çıkarmıştı (Allah vahyi gayrı metluv olarak çık demiştir) ve dahi müminlerden bir bölüm / bir fırka da bundan hoşlanmıyordu. (İlk itaatin beklendiği ilk taarruz bedir) Açık ve net hale gelen hak konusunda senle mücadele ediyorlardı / tartışıyorlar , ö lüme doğru sürülüyorlardı / iletiliyorlardı / sevk ediliyorlardı, onlar da bakıp duruyorlardı. (Göz göre göre ölüme sürükleniyorlar gibiydiler, lakin bu savaştan korku değil stratejik bir sorgulama idi hazırlık yapmamışlardı sonuç bile bile ölüm olabilirdi) Allah iki gruptan / tayfadan / taifeden birisinin kesin sizin olacağına söz veriyordu / vaat ediyordu. Sizde dikensiz olanın sizin olmasını temenni ediyordunuz. Allah ise kelimeleri ile gerçek gerçeklensin muradı vardı / iradesi o yönde idi, kafirlerin ard ını / arkasını kesmek istiyordu. Mücrimler hoşlanmasalar dahi, gerçek gerçekleşir, batıl batıllaşır / iptal olur / geçersiz olur. (Ebu Süfyan kervanı ile şamdan dönüyor, Kureyş’te silahlanıp orduyla kervana ilerliyorken Resul, 314 kişi 70 deve ile yola çıktı ya kervanı alacaklar ya da orduyu mağlup edeceklerdi, meşru gözüken gasp edilmiş mallarını taşıyan kervana yönelmeleri idi, di kensiz olanı ani kervanı seçmek dikenli zahmetli olan ordudan daha iyi gözüktü. ) o vakit Rabbinizden yardım istiyordunuz, size cevap verildi / icabet edildi. Muhakkak ki ben sıra sıra meleklerden bini ile sizi destekleyeceğim. Allah kalplerinizin doygunluğu için / tatmin olması için onu size müjde yaptı, galip edici yardım ancak Allah katındadır (saade değil nasara) muhakkak Allah saygıdeğerdir / azizdir / hikmetli karar verendir / h âkimdir. Ondan bir güven olarak / emniyet olarak size hafif bir uyku bastırıyordu , onunla sizi temizlemesi için üzerinize gökten su indiriyordu, şeytanın pisliğini sizden gideriyordu, kalplerinizi sağlam bağlıyordu, ayaklarınızı onunla sabitliyordu, Rabbin meleklerine sizinle beraberim, inananlara sebat verin , kafirlerin kalbine korku bırakacağım, boyunlarının üstüne vurun, bütün parmaklarına vurun diye vahyediyordu. Bunun nedeni, onlar ın Allah’a ve Resul’üne karşı çıkmalarıdır , kim Allaha ve Resul’üne karşı çıkarsa Allah , muhakkak ki şiddetli ceza verir , şimdi sizler onu tadın, kesinlikle kafirler için ateş azabı var.
Bu, günahkârların hoşuna gitmese de hakkı (İslamı) yüceltmek ve batılı da ortadan kaldırmak içindir.
Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, batılı da ortadan kaldırsın.
Suçluların /Mekkeli müşriklerin hoşuna gitmese de Allah gerçek vaadini tahakkuk ettirmek ve onların batıl eylemlerini dipnot 1 boşa çıkarmak istiyordu.
O suçlular istemeseler bile gerçeği ortaya çıkarıp yanlışı ortadan kaldıracağını, bu şekilde gösterecekti.
Bu, günahkarların hoşuna gitmese de hakkı (İslamı) yüceltmek ve batılı da ortadan kaldırmak içindir.
Günahkarların hoşuna gitmese de hakkı ortaya koymak ve batılı da ortadan kaldırmak için..
Diliyordu ki, kötülüğü temsil edenler istemese de hakkı ayan-beyan gözler önüne koysun, saçma ve tutarsız olanı hükümsüz kılsın.
And as such, shall Allah vindicate the truth and blot out falsehood, offensive as it may be to those sinful idolaters.
to prove the Truth to be true, and the false to be false, much as the guilty might dislike it.
That He might justify Truth and prove Falsehood false, distasteful though it be to those in guilt.
that He might prove the truth to be true and the false to be false, however averse the evil-doers might be to it. dipnot 1
This was so that He might verify the Truth and nullify the false, even though the evildoers hate that.
That He might cause the truth to triumph and bring falsehood to nothing, even though the Mujrimûn (disbelievers, polytheists, sinners, criminals) hate it.
so that He may confirm the truth and bring falsehood to naught, though the guilty should be averse.
So that He might establish the truth and wipe out the falsehood, though those who had cut their ties with Allâh considered it hard.
and that He might verify the truth and prove untrue the untrue, though the sinners were averse to it.
God wanted that the truth be triumphant and the falsehood to be defeated, to the dismay of the guilty ones.
to prove the truth true, and to make vain the vain, although the sinners are averse.
So that truth will be manifest and the falsehood will be falsified; even if the criminals oppose it.
That He might establish the Truth and bring to naught that which is false, although the guilty may dislike it.
That He might cause Truth to triumph and make Falsehood vain, despite the aversion of the guilty.
That He might (uphold) truthfully the truth and void the untrue, although the criminals would hate (that).
That He might cause the Truth to triumph and bring vanity to naught, however much the guilty might oppose;
So that Truth may be affirmed and falsehood negated, even though the sinners be averse.
so that He might prove the truth to be true and the false to be false, however hateful this might be to those who were lost in sin.
to firmly establish the truth and wipe out falsehood—even to the dismay of the wicked.
So that truth will be manifest, and the falsehood will be confounded; even if the criminals dislike it.
For He has decreed that the truth shall prevail, and the falsehood shall vanish, in spite of the evildoers.
That He should establish the truth and abolish falsehood, even if the criminals disliked it.
That He might establish the truth and bring vanity to nothing, though the lawbreakers were averse.)
(That was your first armed confrontation with the opponents in which you were greatly outnumbered and ill equipped. ) For He has decreed that the Truth shall triumph, and the falsehood shall vanish, even as the guilty detest it.
That He might prove the Truth and prove what is false that amounts to nothing, even though it may be unpleasant to the guilty (criminal).
so that He proves the truth to be true and the falsehood to be false, even though the sinners might dislike it.
So that the truth will be manifest, and the falsehood will be finished; even if the criminals hate it.