A'râf suresi · 182–188. ayetler

Verilen mühlet ve kıyametin vakti

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. A'râf suresi, 182. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 182. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri şekilde yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Ayetlerimizi yalan sayan kimselere gelince: onları bir süreç içerisinde yavaş yavaş eriteceğiz de farkına dahi varmayacaklar.

    Muhammed Esed

    Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince; onları, ne olup bittiğinden haberleri olmadan adım adım alçaltacağız:

    Ahmed Hulusi

    (Hakikate) işaretlerimizi yalanlayanları, hiç bilmedikleri taraftan aşama aşama (mekr yollu) helake götürürüz.

    Ali Bulaç

    Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmiyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız.

    Ali Özek ve heyeti

    Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helâke götüreceğiz.

    Ali Rıza Safa

    Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri bir yerden, adım adım alçaltacağız.

    Bayraktar Bayraklı

    Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri yerden adım adım helake yaklaştırırız.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar farkına varmadan onları yavaş yavaş sonlarına yaklaştıracağız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar farketmeden onları yavaş yavaş sonlarına yaklaştıracağız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayetlerimizi yalanlamakta olanları ise, bilemeyecekleri yönlerden yavaş yavaş yuvarlayacağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ayetlerimizi tekzib etmekte olanlar ise biz onları bilemiyecekleri cihetten istidrac ile yuvarlıyacağız

    Erhan Aktaş

    Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.

    Gültekin Onan

    Ayetlerimizi yalanlayanları ise onların bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

    Hasan Basri Çantay

    Ayetlerimizi yalan sayanları biz bilmeyecekleri nokta (lardan derece derece (yavaş yavaş) helake yaklaşdırırız.

    İbni Kesir

    Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; Biz, onları bilmeyecekleri noktadan derece derece helake yaklaştırırız.

    Mehmet Alagaş

    (181-183) Sizden bir topluluk yarattık, hakikat ile yön lendiriyorlar ve onunla / gerçekle denkleştiriyorlar / adaleti sağlıyorlar. (Adalet, gerçeğe muhtaçtır). Ayetlerimizi yalanlayanları bilmedikleri taraftan onları derece derece / tedrici olarak azaba / helâke ilerleteceğiz / yaklaştıracağız, onlara ilave süre / mühlet veririm, benim kurduğum tuzak planım çetindir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (helâka) yaklaştıracağız.

    Süleyman Ateş

    Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları, beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.

    Şaban Britch

    Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (azaba) yaklaştıracağız.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (sonuçlarına) yaklaştıracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir yerden ağır ağır çöküşe götüreceğiz.

  2. A'râf suresi, 183. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 183. ayet. وَأُمْلِى لَهُمْ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ

    Diyanet İşleri

    Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.

    Mehmet Okuyan

    Onlara zaman tanıyorum. Şüphesiz ki benim tuzağım (ince planım) çok sağlamdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Kalem 68:44-45. İnkârcılara zaman tanınmasıyla ilgili olarak bkz. Kalem 68:45; Müzzemmil 73:11; Târık 86:17.

    Mustafa İslamoğlu

    Onları bir süre kendi hallerine bıraksam bile, unutmayın ki onların entrikalarını başlarına geçiren düzenim çok sağlamdır.

    Muhammed Esed

    çünkü onları bir süre kendi hallerine bıraksam bile, bilin ki Benim ince tertibim çok sağlamdır!

    Ahmed Hulusi

    İstediklerini yapmaları için süre de tanırım onlara. . . Muhakkak ki benim ince düzenim metindir (pek sağlamdır).

    Ali Bulaç

    Onlara bir süre tanıyorum. Hiç şüphesiz benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.

    Ali Rıza Safa

    Onlara süre veriyorum. Kuşkusuz, Benim tasarılarım çok sağlamdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara mühlet veriyorum; cezalandırmam çok çetindir.

    Edip Yüksel

    Hatta onlara umut veririm. Planım çetindir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatta onlara umut veririm. Planım çetindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Ben onlara mühlet de veririm, çünkü benim kahrım çok çetindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ben onların ipini uzatırım, çünkü keydim pek metindir

    Erhan Aktaş

    Onlara süre veriyorum, ancak planım çok sağlamdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara süre veriyorum, ancak planım çok sağlamdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara süre veriyorum, ancak planım çok sağlamdır.

    Gültekin Onan

    Onlara (belli) bir süre tanıyorum. Hiç kuşkusuz benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır.

    Hasan Basri Çantay

    Ben onlara mühlet veririm. (Onların iplerini uzatıveririm!) Benim lütuf yüzünden kahrım (tahammül edilemeyecek kadar) çetindir.

    İbni Kesir

    Ben, onlara mühlet veririm. Muhakkak ki Benim düzenim çetindir.

    Mehmet Alagaş

    (181-183) Sizden bir topluluk yarattık, hakikat ile yön lendiriyorlar ve onunla / gerçekle denkleştiriyorlar / adaleti sağlıyorlar. (Adalet, gerçeğe muhtaçtır). Ayetlerimizi yalanlayanları bilmedikleri taraftan onları derece derece / tedrici olarak azaba / helâke ilerleteceğiz / yaklaştıracağız, onlara ilave süre / mühlet veririm, benim kurduğum tuzak planım çetindir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ben onlara mühlet veririm. Muhakkak ki benim tuzağım pek çetindir.

    Süleyman Ateş

    Onlara mühlet veriyorum, çünkü benim tuzağım sağlamdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara süre tanırım. Benim düzenim sağlamdır.

    Şaban Britch

    Onlara mühlet/süre veriyorum. Fakat benim tuzağım çetindir.

    Şaban Piriş

    Onlara süre veriyorum. Fakat benim tuzağım çetindir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Süre tanıyorum onlara. Çünkü benim tuzağım pek yamandır.

  3. A'râf suresi, 184. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 184. ayet. أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber'de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Mehmet Okuyan

    Arkadaşlarında hiçbir cinlenmişlik olmadığını hiç mi düşünmediler? O ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, onlar (yıllar yılı tanıdıkları) hemşehrilerinde delilikten eser olmadığını düşünmezler mi? O yalnızca açıktan açığa uyaran biridir.

    Muhammed Esed

    Peki (çocukluğundan beri tanıdıkları) (bu) arkadaşlarında cinnetten eser olmadığı hiç mi akıllarına gelmiyor. Oysa, o sadece açıktan açığa uyaran biri.

    Ahmed Hulusi

    Düşünmediler mi ki, sahiplerinde hiçbir cinnet (akılsızlık) yoktur! O sadece apaçık bir uyarandır.

    Ali Bulaç

    Sahiplerinde (ya da arkadaşları olan peygamberde) delilikten hiç bir şey olmadığını düşünmüyorlar mı? O, apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında (Muhammed’de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır

    Ali Rıza Safa

    Arkadaşlarının delirmiş olmadığını düşünmüyorlar mı? O, yalnızca apaçık bir uyarıcıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerinden biri olan peygamberde delilik olmadığını düşünmediler mi? O, apaçık bir uyarıcıdır.

    Edip Yüksel

    Düşünmezler mi? Arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Düşünmezler mi? Arkadaşlarında hiç bir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar hiç düşünmediler mi ki, kendilerine söz söyleyen zatta cinnetten bir eser yoktur. O, ancak ilerideki tehlikeyi açık bir şekilde haber veren bir uyarıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar bir düşünmedilerde mi ki kendilerine söz söyliyen zatta, Cinnetten bir eser yoktur, o ancak ilerideki tehlükeyi açık bir surette haber veren bir nezirdir

    Erhan Aktaş

    Arkadaşlarında, hiçbir delilik olmadığını düşünmüyorlar mı? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Arkadaşlarında, hiçbir delilik olmadığını düşünmüyorlar mı? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Arkadaşlarında, hiçbir delilik olmadığını düşünmüyorlar mı? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Gültekin Onan

    Arkadaşlarında delilikten hiç bir şey olmadığını düşünmüyorlar mı? (yetefekkeru) O, apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar düşünmediler mi ki kendilerinin saahibinde delilik den hiç bir (eser) yokdur. O, ilerideki tehlikeyi apaçık haber verenden başka (bir zat) değildir.

    İbni Kesir

    Düşünmüyorlar mı ki; arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Mehmet Alagaş

    (184-187) Düşünmüyorlar mı ki arkadaşlarında herhangi bir mecnunluk yok, o sadece a paçık bir uyarıcıdır. Göklerin ve yerin sahibinin egemenliğine / mülkiyetine, Allah’ın yarattığı şey lere, belki de s ürelerinin sonunun / ecellerinin yaklaş mış olabileceğine bakmıyorlar mı? Ondan sonra hangi söze iman edeceksiniz? Allah her kimi saptırırsa ona artık yolunu bulabilmek yoktur / hidayet yoktur. Onları taşkınlıklarında serbest bırakır / salar, onlar da bocalar dururlar. Sana saatin ne zaman demir atıp duracağını soruyorlar, Deki onun ilmi Allah’tadır, Onu vaktini göründürecek / tecelli ettirecek olan yine O’dur, semalarda ve arz da ağır basandır, sizlere aniden gelecek , sanki onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar, Deki, onun ilmi Allah’tadır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar düşünmediler mi ki arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten bir eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    Süleyman Ateş

    Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiç düşünmezler mi ki onları doğruya çağıran arkadaşlarında delilik yoktur. O, doğruları açıklayan bir uyarıcıdır, o kadar.

    Şaban Britch

    Hiç düşünmüyorlar mı? Arkadaşları (Muhammed) deli değildir. O ancak açıkça bir uyarıcıdır.

    Şaban Piriş

    Arkadaşları (Muhammed) deli değildir. O ancak açıkça bir uyarıcıdır. Hiç düşünmüyorlar mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Düşünmediler mi ki, o arkadaşlarında cinnetten eser yok. Apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir o.

  4. A'râf suresi, 185. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 185. ayet. أَوَلَمْ يَنظُرُوا۟ فِى مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ وَأَنْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin egemenliği, Allah'ın yarattığı her bir şey ve ecellerinin yaklaşmış olabileceği hakkında hiç mi düşünmediler? Ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanıyorlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:32; Câsiye 45:6; Mürselât 77:50.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem bakmazlar mı göklerin ve yerin mutlak otoritesine, Allah'ın yarattığı her bir şeyin niteliğine? (Düşünmezler mi) ecellerinin yaklaşmış olma ihtimalini? Bu (vahiy) de değilse, artık hangi habere inanacaklar?!

    Muhammed Esed

    Peki, (Allahın) göklerdeki ve yerdeki mutlak egemenliğini, yarattığı bütün o nesneleri hiç gözönüne almıyorlar mı? Ve (sormuyorlar mı kendilerine) ya vakit erişip ecelleri gelmişse? Artık bundan sonra, başka hangi habere inanacaklar?

    Ahmed Hulusi

    Semalar ve arzın melekutuna (kuvvelerine), Allah'ın yarattığı herhangi bir şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? Artık bunlardan (ders almıyorlarsa) hangi söze iman ederler?

    Ali Bulaç

    Onlar, göklerin ve yerin 'bağımlı olduğu egemenliğe ve sünnete' (melekut) Allah'ın yarattığı şeylere ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yaklaştığına bakmıyorlar mı? Bundan sonra onlar artık hangi söze inanacaklar?

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah'ın mülkünde hükümranlığında) Göklerin ve yerin melekûtuna (hükümranlığına), Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde bundan (Muhammed sav'in uyarısından ve Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün değişmez egemenliğini, Allah'ın yarattıklarını ve yaşamlarının sonunun yaklaşmış olabileceğini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra, artık, hangi söze -hadise- inanacaklar?

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerin ve yerin hükümranlığı konusunda, Allah'ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar?

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin egemenliğine ve ALLAH'ın yarattığı şeylere bakmazlar mı? Son anlarının yaklaşmış olabileceğini hiç düşünmezler mi? Bundan sonra artık hangi hadisi (sözü) onaylarlar? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Hadis" kelimesi, Kuran boyunca, Kuran'dan başka bir şey için kullanıldığında olumsuz bir anlam taşır. Peygamber düşmanlarının uydurdukları iftiraları "Hadis" diye adlandıracaklarını elbette Tanrı biliyordu. 12:111; 31:6; 33:38; 35:43; 45:6; 52;34; 77:50 ayetlerine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin egemenliğine ve ALLAH'ın yarattığı şeylere bakmazlar mı? Son anlarının yaklaşmış olabileceğini hiç düşünmezler mi? Bundan sonra artık hangi hadise (söze) inanırlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar göklerin, yerin ve Allah'ın yarattığı her hangi birşeyin tedbir ve tasarrufu hakkında hiçbir fikir yürütemediler mi? Ve bir de şu ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini hiç düşünmediler mi? O halde buna inanmadıktan sonra hangi söze inanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar Göklerin ve Yerin ve Allahın yarattığı her hangi bir şey'in bütün tedbir-ü melekutü (bütün şüunatiyle zapt-u tasarrufunu tedbir ve idare eden kudret ve saltanatın azameti) hakkında bir nazar yürütmedilerde mi? Ve şu ecellerinin cidden yaklaşmış olması ıhtimalini bir düşünmedilerde mi? O halde buna iyman etmedikten sonra hangi söze inanırlar

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yerin melekutuna, dipnot 1 Allah'ın yaratmış olduğu şeylere, sürelerinin yaklaşmış olabileceği ihtimaline hiç bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi hadise dipnot 2 iman edecekler?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhteşem düzenine, gerçek yüzüne. Melekut; Mülkiyet, kudret, hükümdarlık, büyüklük anlamlarında gerçek tasarruf gücü demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Söze.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin ve yerin melekutuna dipnot 1 , Allah'ın yaratmış olduğu şeylere, sürelerinin yaklaşmış olabileceği ihtimaline hiç bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi hadise[2] inanacaklar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhteşem düzenine, gerçek yüzüne. Melekut; Mülkiyet, kudret, hükümdarlık, büyüklük anlamlarında gerçek tasarruf gücü demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin melekutuna dipnot 1 , Allah'ın yaratmış olduğu şeylere, sürelerinin yaklaşmış olabileceği ihtimaline hiç bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenliğine, hükümranlığına, nasıl düzenlendiğine.

    Gültekin Onan

    Onlar göklerin ve yerin melekutuna, Tanrı'nın yarattığı şeylere ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yaklaştığına bakmıyorlar mı? Bundan sonra onlar artık hangi söze inanacaklar?

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (Allahın) göklerde ve yerdeki o muazzam mülk-ü saltanat (ın) a, Allahın yaratdığı her hangi bir şey'e, belki ecellerinin yaklaşmış olduğuna da hiç bakmadılar mı? Artık bundan sonra hangi bir söze inanacaklar ki?

    İbni Kesir

    Onlar; göklerin melekutuna, Allah'ın yarattığı herhangi bir şeye ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

    Mehmet Alagaş

    (184-187) Düşünmüyorlar mı ki arkadaşlarında herhangi bir mecnunluk yok, o sadece a paçık bir uyarıcıdır. Göklerin ve yerin sahibinin egemenliğine / mülkiyetine, Allah’ın yarattığı şey lere, belki de s ürelerinin sonunun / ecellerinin yaklaş mış olabileceğine bakmıyorlar mı? Ondan sonra hangi söze iman edeceksiniz? Allah her kimi saptırırsa ona artık yolunu bulabilmek yoktur / hidayet yoktur. Onları taşkınlıklarında serbest bırakır / salar, onlar da bocalar dururlar. Sana saatin ne zaman demir atıp duracağını soruyorlar, Deki onun ilmi Allah’tadır, Onu vaktini göründürecek / tecelli ettirecek olan yine O’dur, semalarda ve arz da ağır basandır, sizlere aniden gelecek , sanki onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar, Deki, onun ilmi Allah’tadır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi, ecellerinin yaklaşmış olabileceğini görüp düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze iman edecekler?

    Süleyman Ateş

    Göklerin, yerin melekutuna ve Allah'ın yarattığı şeylere ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bak(ıp ibret al)madılar mı? Peki bun(a inanmadık)dan sonra hangi söze inanacaklar?

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerin ve yerin yönetimi, Allah'ın yarattığı herhangi bir şey, bir de ecellerinin yaklaşmış olabileceği konularında hiç kafa yormadılar mı? Bundan sonra hangi söze güvenebilirler!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin hakimiyeti konusuna ve Allah'ın yarattığı her bir şeye bakmazlar mı? Belki de sonları yaklaşmıştır. Öyleyse Allah'ın sözü dışında hangi söze inanacaklar?

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin melekutüne/hükümranlığına ve orada Allah’ın yarattığı şeylere ve ecellerinizin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmıyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaksınız?

    Şaban Piriş

    -Göklerin ve yerin yönetimine ve Allah'ın yarattığı şeylere bakmıyor musunuz? Ecellerinizin yaklaşmış olması muhtemeldir. Bundan sonra hangi söze inanacaksınız?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin ve yerin melekutuna, Allah'ın yarattığı herhangi birşeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kur'an'dan sonra hangi hadise/söze iman ediyorlar?

  5. A'râf suresi, 186. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 186. ayet. مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın saptırdığına (sapkınlığını onayladığına) kimse yol gösteremez. dipnot 1 (Allah) onları azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:23, 36; Mü'min 40:33; Câsiye 45:23.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Bakara 2:15, En‘âm 6:110; Yûnus 10:11; Hicr 15:72; Mü'minûn 23:75; Neml 27:4.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah kimi sapmaya terk ederse, artık ona doğru yolu kimse gösteremez: zira onları ısrarlı tercihleri olan sapıklıkta debelenmeye terk edecektir.

    Muhammed Esed

    Allahın sapıklık içinde bıraktığı kimseler için yol gösterici yoktur. Allah, onları körcesine sağa sola sendeleyip dururken o kurumlu azgınlıkları içinde bırakacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Allah kimi saptırırsa, artık ona hidayet edecek yoktur. . . Onları kendi taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın, bocalar halde bırakır.

    Ali Bulaç

    Allah'ın saptırdığı kimseye artık hidayet verecek yoktur. Ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakıverir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için yol gösteren yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, kimi saptırırsa, artık, ona yol gösteren yoktur. Çünkü Allah, azgınlıkları içinde onları şaşkın bırakır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın saptırdığını doğru yola götürecek kimse yoktur.Allah onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın saptırdığı kimseler için yol gösterici bulunmaz. Onları, azgınlıkları içinde bocalar durur halde bırakır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın saptırdığı kimseler için yol gösterici bulunmaz. Onları azgınlıkları içinde bocalar durur halde bırakır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onları bırakır taşkınlıkları içinde, körü körüne yuvarlanıp giderler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kimi ki Allah saptırır, artık onu yola getirecek yoktur, o onları bırakır, tuğyanları içinde kör körüne yuvarlanır giderler

    Erhan Aktaş

    Allah, kimi saptırırsa dipnot 1 ona doğru yolu gösterecek yoktur. Onları, azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın saptırması; gösterdiği yolunun benimsenmesi veya reddedilmesiyle ilgilidir. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Allah, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı veren olarak sonucu belirlemektedir. Diğer bir söylemle "insanın sapkınlığa iletilmesi," yaptığı seçime" göre uygun olan karşılığın veresiyle gerçekleşmektedir. Sorumluluk ve tercih bütünüyle insana aittir (Bkz. 39:41).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kimi saptırırsa dipnot 1 ona doğru yolu gösterecek yoktur. Onları, azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kimi saptırırsa dipnot 1 ona doğru yolu gösterecek yoktur. Onları, azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kim saptırılmayı gerektiren şeyler yaparsa Allah onu saptırır. Allah, bir kimseyi hak etmedikçe, zorla ne hidayete iletir ne de saptırır. Doğru yolu veya sapkınlığı tercih etme konusunda sorumluluk bütünüyle insana aittir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın saptırdığı kimseye artık hidayet verecek yoktur. Ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakıverir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah kimi sapdırırsa artık onu yola getirecek yokdur. O, bunları taşkınlığı içinde, ve serseri bir halde, bırakıverir.

    İbni Kesir

    Kimi, Allah saptırırsa; onu doğru yola götürecek yoktur. O, bunları taşkınlıkları içinde serseri bir halde bırakır.

    Mehmet Alagaş

    (184-187) Düşünmüyorlar mı ki arkadaşlarında herhangi bir mecnunluk yok, o sadece a paçık bir uyarıcıdır. Göklerin ve yerin sahibinin egemenliğine / mülkiyetine, Allah’ın yarattığı şey lere, belki de s ürelerinin sonunun / ecellerinin yaklaş mış olabileceğine bakmıyorlar mı? Ondan sonra hangi söze iman edeceksiniz? Allah her kimi saptırırsa ona artık yolunu bulabilmek yoktur / hidayet yoktur. Onları taşkınlıklarında serbest bırakır / salar, onlar da bocalar dururlar. Sana saatin ne zaman demir atıp duracağını soruyorlar, Deki onun ilmi Allah’tadır, Onu vaktini göründürecek / tecelli ettirecek olan yine O’dur, semalarda ve arz da ağır basandır, sizlere aniden gelecek , sanki onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar, Deki, onun ilmi Allah’tadır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah kimi saptırırsa, ona hidayet edecek yoktur. Onları azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakır.

    Süleyman Ateş

    Allah kimi saptırırsa, artık onun için yol gösteren olmaz. Ve bırakır onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın sapık saydığını yola getirecek kimse yoktur dipnot 1 . Allah onları taşkınlıkları içinde bırakır, bocalar dururlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlar yola gelmeden Allah onları yola gelmiş saymaz (Kasas 28/56).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın sapık saydığını, kimse doğru yolda göremez. O, onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakır.

    Şaban Britch

    Allah kimi saptırırsa, ona hidayet edecek yoktur. Onları azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakır.

    Şaban Piriş

    Allah kimi sapıklıkta bırakırsa onun bir rehberi yoktur. Onları azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın şaşırttığına kimse kılavuzluk edemez. O bırakır onları ki, kudurgunlukları içinde bocalayıp dursunlar.

  6. A'râf suresi, 187. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 187. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

    Mehmet Okuyan

    Sana, o (Son) Saat'in demir atma zamanından soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, sadece Rabbimin katındadır. dipnot 1 Onun zamanını O'ndan başkası ortaya koyamaz. dipnot 2 (O olay) bütün ağırlığını göklerde ve yerde hissettirecektir. (Son Saat) size ancak ve ancak ansızın gelecektir." dipnot 3 Sanki sen onu bilebilirmişsin gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah katındadır fakat insanların çoğu bilmez." dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Şûrâ 42:17; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Necm 53:58.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:95; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; ‘Ankebût 29:53; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayet Son Saat'in bilgisinin Yüce Allah'tan başka Hz. Muhammed dahil hiç kimsede olmadığının apaçık delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sana soruyorlar: "Son Saat ne zaman gelip çatacak?" diye. Cevap ver: "Onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır; onun vaktini O'ndan başka ortaya koyacak kimse yoktur: O bütün ağırlığıyla göklerde ve yerde kopacak, sizi haberiniz olmadan ansızın yakalayacaktır. Sanki senin ısrarla o bilginin peşine düşüp elde etmen mümkünmüş gibi, onu sana soruyorlar. De ki: "Onun gerçek bilgisi yalnızca Allah katındadır, ne ki insanların çoğu bunu bilmezden geliyor."

    Muhammed Esed

    (Ey Peygamber), sana Son Saatten soracaklar, "ne zaman gelip çatacak?" diye. De ki: "Doğrusu, buna dair gerçek bilgi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini Ondan başka açığa vuracak kimse de yoktur. (O Saat) göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak." Sana sanki bu (sırr)ın ısrarla peşine düşmekle belli-belirsiz içsel bir bilgi elde etmiş olman mümkünmüş gibi soracaklar. De ki: "Ona dair gerçek bilgi ancak Allah katındadır; ne var ki, insanların çoğu (bundan) habersizdir."

    Ahmed Hulusi

    Sana, "Ne zaman gelip çatacak o saat?" diye soruyorlar. . . De ki: "Onun ilmi ancak Rabbimin indindedir. . . Onu, sırası geldiğinde açığa çıkaracak yalnız 'HU'dur! (o tecellide zaman - mekan, eşya - kişi söz konusu olmaz). . . Semalara ve arza ağır gelmiştir. . . Size ancak ansızın gelir. " Sanki sen onu (deneyimleyerek) bilensin gibi sana soruyorlar. . . De ki: "Onun ilmi, Allah indindedir. . . Fakat insanların çoğunluğu bilmiyorlar. "

    Ali Bulaç

    Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir." Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah'ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler."

    Ali Özek ve heyeti

    Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O (Kıyamet) size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır, ama insanların çoğu bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Sana, evrenlerin sonunun ne zaman gelip çatacağını soruyorlar; şunu söyle: "Onun bilgisi, ancak Efendimin katındadır. Onun zamanını, O'ndan başkası açıklayamaz. Göklere ve yeryüzüne ağır gelir; size ansızın gelecektir!" Senin ondan haberin varmış gibi, sana soruyorlar; şunu söyle: "Onun bilgisi, ancak Allah'ın katındadır. Fakat insanların çoğu bilmez!"

    Bayraktar Bayraklı

    Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu zamanında açığa ancak O çıkarır. Kıyametin bilgisi göklere ve yere ağır gelir; kıyamet ansızın size gelecektir. Sanki, sen onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar." De ki: "Onun ilmi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar."

    Edip Yüksel

    Sana o anın ne zaman geleceğini soruyorlar. "O'nun bilgisi Efendimin yanındadır" de. Onu vakti gelince O'ndan başkası ortaya çıkarmaz. Göklere ve yere ağır gelen o an size ansızın gelecektir. Sanki ondan haberdar imişsin gibi sana soruyorlar. "Onun bilgisi ALLAH'ın yanındadır" de. Fakat insanların çoğu bilmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tanrı, bu bilgiyi, 1980 yılında açıklamış bulunuyor. Bak: 20:15; 15:87; 72:27. Saat, sadece inkarcıların başına ansızın kopacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana o saatin (dünyanın sonunun) ne zaman geleceğini soruyorlar. 'O'nun bilgisi Rabbimin yanındadır,' de. Onu vakti gelince O'ndan başkası ortaya çıkarmaz. Göklere ve yere ağır gelen o saat size ansızın gelecektir. Sanki ondan haberdar imişsin gibi sana soruyorlar. 'Onun bilgisi ALLAH'ın yanındadır,' de. Fakat insanların çoğu bilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne zaman demir atacak? diye sana kıyametten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnız Rabbimin katındadır. Onu vakti vaktine meydana getirecek O'dur! O öyle ağır bir meseledir ki, bütün göklerde ve yerde ona dayanacak bir kimse yoktur. O size ancak ansızın gelecektir." Sanki sen onun hakkında bilgi edinip haberdar olmuşsun gibi senden soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne zaman demir atacak? Diye sana saatten soruyorlar, de ki: onun ılmi; yalnız rabbımın nezdindedir, onu, vaktı vaktına tecelli ettirecek ancak odur, o, öyle ağır bir mes'ele ki bütün Semavat-ü Arzda tahammül edecek yok, o size ancak bağteten gelecek, sanki sen ondan tefahhusle haberdar imişsin gibi soruyorlar, de ki: onun ılmi, ancak Allahın nezdindedir velakin insanların ekserisi bilmezler

    Erhan Aktaş

    Sana Sa'at'ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: "Onun bilgisi sadece Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek." Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah'ın yanındadır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Nebi'nin geleceği/gaybi bildiğine dair ve Kıyamet'in kopma zamanına dair söylediği söylenen sözlerin/ hadislerin tamamının uydurma olduğunu apaçık şekilde ortaya koymaktadır. Allah'ın yanı sıra bir başkasının da gaybı bilebileceği inancı Kur'an'a göre şirktir. (Bkz.72:25, 26.)

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana Saat'ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: "Onun bilgisi sadece Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek." Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah'ın yanındadır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Nebi'nin geleceği/gaybi bildiğine dair ve Kıyamet'in kopma zamanına dair söylediği söylenen sözlerin/ hadislerin tamamının uydurma olduğununu apaçık şekilde ortaya koymaktadır. Allah'ın yanı sıra bir başkasının da gaybı bilebileceği inancı Kur'an'a göre şirktir. (72:25:26)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana Saat'ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: "Onun bilgisi sadece Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek." Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah'ın yanındadır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, Nebi'nin geleceği/gaybi bildiğine dair söylediği söylenen sözlerin/ hadislerin tamamının uydurma olduğunun; Kıyamet'in kopma zamanını ifade eden sözlerin tamamının uydurma olduğunu apaçık olarak ifade etmektedir. Allah'ın dışında bir başkasının da gaybı bilebileceği inancı Kur'an'a göre şirktir. (72 Cin, 25-26)

    Gültekin Onan

    Sana o saatin (dünyanın sonunun) ne zaman geleceğini soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca rabbimin yanındadır / katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O size apansız bir gelişten başkası değildir." Sanki sen ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Tanrı'nın katındadır. Fakat insanların çoğu bilmez."

    Hasan Basri Çantay

    Kıyaametin sübut (ve vukuu) nun ne zaman olduğunu sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi ancak Rabbimin nezdindedir. Onun vaktini kendisinden başkası açıklayamaz. Göklere de, yere de ağır basmışdır o. O, size (başka suretle değil) ancak ansızın gelir. Tam ma'nasiyle biliyormuşsun gibi sana (tekrar) onu sorarlar (Yine) de ki: "Onun ilmi ancak Allah karındadır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler".

    İbni Kesir

    Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi, ancak Rabbımın katındadır. Onun vaktini kendisinden başkası açıklayamaz. Onun ağırlığını gökler de, yer de kaldıramaz. O, size ansızın gelir. Sen, onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (184-187) Düşünmüyorlar mı ki arkadaşlarında herhangi bir mecnunluk yok, o sadece a paçık bir uyarıcıdır. Göklerin ve yerin sahibinin egemenliğine / mülkiyetine, Allah’ın yarattığı şey lere, belki de s ürelerinin sonunun / ecellerinin yaklaş mış olabileceğine bakmıyorlar mı? Ondan sonra hangi söze iman edeceksiniz? Allah her kimi saptırırsa ona artık yolunu bulabilmek yoktur / hidayet yoktur. Onları taşkınlıklarında serbest bırakır / salar, onlar da bocalar dururlar. Sana saatin ne zaman demir atıp duracağını soruyorlar, Deki onun ilmi Allah’tadır, Onu vaktini göründürecek / tecelli ettirecek olan yine O’dur, semalarda ve arz da ağır basandır, sizlere aniden gelecek , sanki onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar, Deki, onun ilmi Allah’tadır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana (kıyamet) saatinin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açığa çıkaramaz. Göklere ve yere o saat ağır gelir. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar." De ki: "Onun ilmi sadece Allah katındadır. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler."

    Süleyman Ateş

    Sana (Duruşma) sa'at(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allah'ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."

    Süleymaniye Vakfı

    Sana o saati soruyorlar, ne zaman gelip kalıcı olacak diye? De ki: "Onun bilgisi sadece Rabbimdedir. Vakti gelince ondan başkası onu ortaya çıkarmaz. Göklerde ve yerde etkisi ağır olacaktır dipnot 1 . Size gelişi ansızın olur dipnot 2 ." Sanki sorup öğrenmişsin gibi, tutup sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır dipnot 3 . Ama insanların çoğu bunu bilmez."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana kıyamet saatini soruyorlar, ne zaman bastırıp kalacak diye? De ki "Onun bilgisi sadece Rabbimdedir. Vakti gelince onu açıklayacak olan odur. Ağırlığı göklerin ve yerin üstüne çökmüştür. Size gelişi ansızın olacaktır." Sanki haberin varmış gibi, tutup sana soruyorlar. De ki "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmezler."

    Şaban Britch

    Sana (kıyamet) saatinin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açığa çıkaramaz. Göklere ve yere o saat ağır gelir. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun ilmi sadece Allah katındadır. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler.

    Şaban Piriş

    Sana (kıyamet) saatini soruyorlar. Onun vaktinin ne zaman geleceğini. De ki: -Onun bilgisi Rabbimdedir. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. Göklere ve yere o saat ağır basar. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: -Onu bilmek sadece Allah'a mahsustur. Ama insanların çoğu bu gerçeği bilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar."

  7. A'râf suresi, 188. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 188. ayet. قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى نَفْعًا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ وَلَوْ كُنتُ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ لَٱسْتَكْثَرْتُ مِنَ ٱلْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِىَ ٱلسُّوٓءُ إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ın dilemesi hariç, kendime herhangi bir yarar da zarar da verecek güce sahip değilim. Gaybı (bilinemeyeni) bilseydim elbette daha çok hayır yapardım ve bana hiçbir kötülük de dokunmazdı. dipnot 1 İnanan bir toplum için yalnızca bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Hz. Muhammed'in de gaybı bilemediği ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:50; Neml 27:65.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin bu cümlesinde Hz. Muhammed'in gaybı bilemediği, eğer bilseydi bir sıkıntıyla karşılaşmadan önce vaktinde önlemini alabileceği, böylece sıkıntılara maruz kalmayıp muhtemel zararlardan kurtulabileceği kendisine söylettirilmektedir. Eğer gaybı bilseydi artık bir insan ve kul olmanın gereklerini aşıp geçebileceği, bunun da imkânsız olduğu dolaylı olarak vurgulanmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Allah dilemedikçe, ben (dahi) kendime ne yarar sağlayabilirim, ne de zararı önleyebilirim. Zira eğer gaybı bilseydim, kendime tüm güzelliklerden daha çok pay ayrılmasını sağlardım, üstelik kötülük de semtime uğrayamazdı. Ne ki ben, inanan insanlar için yalnızca bir uyarıcı ve müjdeciyim."

    Muhammed Esed

    (Ey Peygamber) de ki: "Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer insan kavrayışının ötesinde olanı bilseydim, muhakkak ki, bahtiyarlık adına ne varsa ondan payıma daha çoğu düşerdi ve kötülük asla yaklaşamazdı bana. (Ama) ben sadece bir uyarıcıyım ve inanan bir topluma iyi haberler getiren müjdeci".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Allah'ın dilediği dışında, nefsim için ne bir fayda ve ne de bir zarar oluşturabilirim. . . (Mutlak) gaybı biliyor olsaydım, elbette hayrına çoğaltırdım. . . Bana kötülük de dokunmazdı. . . Ben ancak bir uyarıcı ve iman eden topluluğa bir müjdeleyiciyim. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: «Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.»

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah dilemedikçe, kendime bile, ne bir yarar ne de bir yitim verme gücüm yok. Gizli gerçekleri bilseydim, iyi şeyleri çoğaltırdım; başıma bir kötülük de gelmezdi. İnanan bir toplum için, yalnızca uyarıcı ve muştulayıcıyım!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir fayda ve zarar verecek güce sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbette iyiliği arttırırdım ve bana kötülük de dokunmazdı. Ben sadece, inanan bir toplum için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."

    Edip Yüksel

    De ki: "ALLAH'ın dilediğinden başka ben kendime ne bir yarar ne de bir zarar veremem. Gizliyi bilseydim mal varlığımı arttırırdım, bana kötülük de dokunmazdı. Ben ancak gerçeği onaylayan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Muhammed peygamber dahil kimse geleceği bilmez (6:50; 7:188; 10:20; 27:65; 81:24). Geleceği ancak Tanrı bilir ve bu bilgi ancak vahiy/ayetler yoluyla elde edilebilir (3:44; 11:49; 12:102; 30:2; 72:27). Muhammed elçilik ile görevlendirilmeden önce uluslar arası ticaret yapıyordu ve ondan ötürü belli bir servete sahipti. Servetini arttırabilseydi onu zekat ve sadaka için, müslümanlar ve onlarla anlaşma halinde olan grupların savunması için harcayabilirdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'ALLAH'ın dilediğinden başka ben kendime ne bir yarar ne de bir zarar veremem. Gizliyi bilseydim mal varlığımı arttırırdım, bana kötülük de dokunmazdı. Ben ancak inanan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka herhangi bir yarar ya da zarar sağlamaya malik değilim. Eğer ben bütün gaybı bilseydim, daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben ancak iman edecek bir kavmi uyarmak ve müjdelemek için görevli bir peygamberim."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka bir menfaate de malik değilim bir mazarrata da, eğer ben bütün gaybi bilir olsa idim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı, ben o değil, ancak iyman edecek bir kavm için inzar-u bişarete memur bir Peygamberim

    Erhan Aktaş

    De ki: "Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer gaybı dipnot 1 bilseydim, elbette daha çok yararıma olan şeyi yapardım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. dipnot 2 Ben, iman eden bir halk için sadece bir uyarıcı ve haber verenim."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, kendisine bile bir yarar sağlama imkanı elinde olmayan Nebi'nin, başkalarına şefaat edeceği inancının boş bir kuruntu olduğunu ortaya koymaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer gaybı dipnot 1 bilseydim, elbette daha çok yararıma olan şeyi yapardım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. dipnot 2 Ben, inanan bir halk için sadece bir uyarıcı ve haber verenim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler. Ebedi hayata dair verilen bilgiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, kendisine bile bir yarar sağlama imkanı elinde olmayan Nebinin, başkalarına şefaat edeceği inancının boş bir kuruntu olduğunu ortaya koymaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer gaybı dipnot 1 bilseydim, elbette daha çok yararıma olan şeyi yapardım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. dipnot 2 Ben, inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gelecekte olacak olanı; görünemez, bilinemez olanı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, kendisine bile bir yarar sağlama imkanı elinde olmayan Nebinin, başkalarına şefaat edeceği inancının boş bir kuruntu olduğunu ortaya koymaktadır.

    Gültekin Onan

    De ki: "Tanrı'nın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjde vericiden başkası değilim."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ben kendim için, Allahın dilediğinden başka, ne bir faide (yi celb etmi) ye, ne de bir zarar (ı savmıy) a muktedir değilim. Eğer ben ğaybı bilseydim elbet daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiç bir fenalık da dokunmazdı. Ben iman edecek her hangi bir kavme (Başlarına gelecek) azabın habercisi, (Cennetin) müjdeci (si) olmakdan başka (bir şey) değilim".

    İbni Kesir

    De ki: Ben, kendime Allah'ın dilediğinden başka ne fayda verebilirim, ne de zarar. Eğer ben, gaybı bileydim; daha çok hayır yapmak isterdim. Ve bana, hiç bir fenalık da dokunmazdı. Ben, sadece iman eden bir kavme uyarıcı ve müjdeciyim.

    Mehmet Alagaş

    (188) Deki kendim için faydaya da zarara da Allah’ın istedikleri hariç benim egemenliğimde / benim mülkiyetim de değil, eğer şahit olunamayanı / yitik olanı / gaybı biliyor olsaydım, hayırdan çoğaltırdım, bana herhangi bir kötülük te dokunmazdı, ben iman eden kavmi uyarıcı ve müjdeciyim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Ben kendim için Allah’ın (benim hakkımda) dilediğinden başka ne bir fayda sağlayabilirim, ne de bir zarar. Eğer ben gaybı bilseydim, hayır yapmayı arttırırdım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. Ben sadece iman eden bir toplum için uyarıcı ve müjdeciyim.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben kendime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır (mal ve mülk) elde ederdim. Bana kötülük dokunmamış (beni cin çarpmamış)tır. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah'ın onayladıkları dışında kendime herhangi bir fayda sağlamaya da kendime gelecek bir zararı gidermeye de gücüm yetmez dipnot 1 . Eğer gaybı /gizli şeyleri bilseydim iyi şeylerden çokça elde ederdim. Bana kötülük de dokunmazdı. Ben, inanıp güvenen bir topluluk için sadece bir uyarıcı ve müjdeciyim."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Allah da tercih etmedikçe, benim kendime bile bir fayda sağlamaya veya zarar vermeye gücüm yetmez. Eğer gizli bilgileri (gaybı) bilseydim, daha çok malım olurdu, bana bir kötülük de dokunmazdı. Ben, inanıp güvenen bir topluluk için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim, o kadar."

    Şaban Britch

    De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime ne bir yarar veya ne bir zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben, gaybı bilseydim, hayır yapmayı artırırdım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. Ben sadece iman eden bir toplum için sadece uyarıcı ve müjdeciyim.

    Şaban Piriş

    De ki: -Benim kendim için bir fayda ve zarara Allah'ın dilediği kadardan başka gücüm yetmez. Eğer ben, görülmeyeni bilseydim, iyilik yapmayı artırırdım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. İnanan bir toplum için sadece uyarıcı ve müjdeciyim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapardım. Ama bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.