Diyanet İşleri
Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 48. ayet. لَقَدِ ٱبْتَغَوُا۟ ٱلْفِتْنَةَ مِن قَبْلُ وَقَلَّبُوا۟ لَكَ ٱلْأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَظَهَرَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَهُمْ كَٰرِهُونَ
leḳadi-btegavu-lfitnete min ḳablü veḳallebû leke-l'ümûra ḥattâ câe-lḥaḳḳu veżahera emru-llâhi vehüm kârihûn.
Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sefere çağrı ve ağırdan alanlar Tevbe 38–49 3
Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.
Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, "Oturun, oturan acizlerle beraber" denildi.
Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.
Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.
Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.
De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
48. “Andolsun ki onlar bundan önce de” Medine’ye hicret ettiğiniz sırada, bütün gayretlerini ortaya koyarak “fitne çıkarmak istemişler ve arkandan birtakım işler çevirmişlerdi.” Yani davanızı boşa çıkarmak ve dininizi yardımsız bırakmak için düşünce alışverişinde bulunmuşlar, hilelere başvurmuşlar ve bu hususta ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. “Nihâyet hak geldi ve onlar hoşlanmadıkları halde Allah’ın emri üstün geldi.” Böylelikle onların hileleri boşa çıktı ve batıl maksatları da yıkılıp gitti. İşte Bbu gibi kimselerden Allah’ın mü’min kullarını sakındırması gerçekten yerindedir. Mü’minlerin de kendilerinden geri kalmaları dolayısı ile onlara aldırmamaları da çok yerindedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Münafıklar, Tebuk gazvesinden önce de Müminlerin kelimesini (saflarını) bölerek bozgunculuk yapmak için çabalamış, hileler yaparak sana karşı bir takım işler çevirmeye kalkmışlardı. Olur ki onların hileleri senin cihada çıkmak hususunda azmini kırabilir. Ancak Yüce Allah'ın sana olan yardımı ve desteği gelmiştir. Onlar (münafıklar) hoşlanmasalar da Yüce Allah; dinini yüceltir ve düşmanlarını mağlup eder. Onların hoşlanmamalarının sebebi; hakka karşı batılın galip gelmesini istemelerinden dolayıdır.
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: كره (41 geçiş)
Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Kalp
Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)
O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)
O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki onlar (Tebük'ten) önce de fitne çıkarmak (huzur bozmak) istemişler ve sana (karşı) nice işler çevirmişlerdi. Sonunda gerçek gelmiş ve onlar istemedikleri hâlde Allah'ın emri ortaya çıkmıştı (yerini bulmuştu).
Zaten onlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı epey işler çevirmişlerdi; ta ki hak tecelli edinceye ve Allah'ın yasası onların hoşuna gitmeyecek bir biçimde gerçekleşinceye dek.
Aslında onlar bundan önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı (ey Peygamber) türlü türlü düzenler kuragelmişlerdi, ta ki onların hiç hoşuna gitmese de hak vahyedilip Allahın yargı ve iradesi kendini gösterinceye kadar.
Andolsun ki, daha önce de fitne aradılar ve işleri senin için tersine çevirdiler. . . Nihayet Hak geldi ve onlar hoşlanmasa da Allah'ın hükmü açığa çıktı.
Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp üstünlük sağladı.
Andolsun onlar önceden de fitne çıkarmak istemişler ve sana nice işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri yerini buldu.
Gerçek şu ki, daha önce de karışıklık çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Sonunda gerçek geldi ve onların istememelerine karşın, Allah'ın buyruğu gerçekleşti.
Aslında onlar, daha önce de karışıklık çıkarmak istemişlerdi; sana karşı birtakım işler çeviriyorlardı. Sonunda gerçek ortaya çıktı ve beğenmedikleri halde Allah'ın buyruğu üstün geldi.
Daha önce de kargaşalık çıkarmayı arzulamışlardı ve senin işlerini tersine çevirmişlerdi. Nihayet gerçek geldi ve ALLAH'ın yasası, onlara rağmen egemen oldu.
Daha önce de kargaşalık çıkarmayı arzulamışlardı ve senin işlerini tersine çevirmişlerdi. Nihayet gerçek geldi ve ALLAH'ın yasası, onlara rağmen egemen oldu.
Gerçekte onlar, fitneyi daha önce çıkarmak istediler ve sana karşı türlü işler çevirdiler. Sonunda, onların hoşuna gitmemesine rağmen, hak yerini buldu ve Allah'ın emri üstün geldi.
Filhakıka bunlar fitneyi daha evvel çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler nihayet onların rağmına hak, yerine geldi ve Allahın emri galebe çaldı
Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, Hakk dipnot 1 geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.
Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, hakk geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.
Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, hakk geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.
Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım / nice buyrukları (tersine) çevirmişlerdi (kallebu). Sonunda onlar, istemedikleri halde gerçek geldi ve Tanrı'nın buyruğu ortaya çıktı.
Andolsun ki onlar bundan evvel de fitne (ve fesad) aramışlar, senin hakkında bir takım işler (dolablar) çevirmişlerdi. Nihayet Hak (nusret ve te'yid-i ilahi) geldi. Allahın emri (dini), onların fenalarına gitmesine rağmen, zuhur ve galebe etdi.
Andolsun ki, onlar daha önce de fitne aramışlar ve sana karşı bir takım işler çevirmişlerdi. Nihayet Hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri zahir oldu.
(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.
(Münafıklar) Daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine rağmen Allah’ın emri üstün oldu.
(Onlar) önceden de fitne çıkarmak istediler ve sana nice işleri ters çevirdiler. Nihayet hak geldi, onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galebe çaldı.
Bunlar daha önce de fitne dipnot 1 peşinde koştular ve senin işlerini alt üst ettiler. Onlar hoşlanmasalar da sonunda hak yerini buldu ve Allah'ın emri hakim oldu dipnot 2 .
Bunlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmış ve senden dolayı işleri altüst etmişlerdi. Onlar hoşlanmasalar da sonunda hak yerini buldu ve Allah'ın buyruğu üstün geldi.
(Münafıklar) Daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine rağmen Allah’ın emri üstün oldu.
Daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine rağmen Allah'ın emri üstün oldu.
Yemin olsun ki, onlar önceden de fitne çıkarmak istemiş ve nice işleri sana, olduğundan başka türlü göstermişlerdi. Nihayet hak geldi, onların istememesine rağmen Allah'ın emri galebe çaldı.
They made it their aim before truth prevailed to sow thoughts of sedition and discord and the wicked plotted against the just. They deranged your ordinary pursuits of life O Muhammad as well as your divine course of action, hoping you would not prevail and firmly establish Allah's system of faith and worship. But great is truth and it did prevail, and there did Allah's word, as is always expected, assume the top, notwithstanding their opposition and their evil feeling.
Indeed, they had tried before that to stir up discord: they devised plots against you [Prophet] until the truth was exposed and God’s will triumphed, much to their disgust.
Indeed they had plotted sedition before, and upset matters for thee, until,- the Truth arrived, and the Decree of Allah became manifest much to their disgust.
[9:48] Surely they sought even earlier to stir up sedition, and turned things upside down to frustrate you until the Truth came and the decree of Allah appeared, however hateful this may have been to them.
They have already tried to cause conflict before, and turned things completely upside down for you, until the truth came and Allah’s command prevailed even though they detested it.
Verily, they had plotted sedition before, and had upset matters for you, until the truth (victory) came and the Decree of Allâh (His religion, Islâm) became manifest though they hated it.
They certainly sought to cause sedition earlier, and upset the matters for you, until the truth came and Allah’s command prevailed, much as they were averse.
They already sought to create dissension before this and they had been meditating plots to upset your plans till the truth became manifest and the decree of Allâh prevailed, though they considered (it) hard.
They sought to stir up sedition already before, and turned things upside down for thee, until the truth came, and God's command appeared, though they were averse.
Even before this, these people had created lots of troubles and had to recourse to all kind of plots against you till the truth became evident and made them upset.
They used to crave sedition before and upset thy affairs; until the truth came, and God's bidding was made manifest, averse although they were.
They wanted to test from before, and they turned matters upside down for you until the truth came and God's command was revealed, while they hated it.
They formerly sought to raise a sedition, and they disturbed thy affairs, until the truth came, and the decree of God was made manifest; although they were averse thereto.
They used to crave sedition before and upset your affairs, until the Truth came, and Allah's decree was made manifest, much to their aversion (disgust, consternation).
Indeed they inequitably sought (to stir up) sedition already earlier and turned the commands about for you, until the Truth came, and the Command of Allah became topmost, and they are hating (that). .
Aforetime they sought to cause sedition and raised difficulties for thee till the Truth came and the decree of Allah was made manifest, though they were loth.
They had tried to create disorder before and intrigued against you, but truth came out in the end and God's will prevailed, even though they did not like it.
Indeed, even before this time have they tried to stir up discord and devised all manner of plots against thee, [O Prophet,] until the truth was revealed and God's will became manifest, however hateful this may have been to them.
They had already sought to spread discord before[1] and devised every ˹possible˺ plot against you ˹O Prophet˺, until the truth came and Allah’s Will prevailed—much to their dismay.
They wanted to cause an ordeal from before, and they turned matters upside down for you until the truth came and God's command was revealed, while they hated it.
They sought to spread confusion among you in the past, and confounded matters for you. However, the truth ultimately prevails, and GOD's plan is carried out, in spite of them.
They had already desired dissension before and had upset matters for you until the truth came and the ordinance of Allah appeared, while they were averse.
They sought the means of denial before, and overturned matters for thee, until the truth came and the command of God was made manifest when they were averse.
They have sought to create dissension among you before, and raised difficulties for you (O Prophet). They did that till the Truth came and the Decree of Allah prevailed, though they detested it.
Verily, indeed they had planned rebellion before, and caused problems for you, till the Truth came, and the Order of Allah became clear, much to their dislike.
They sought mischief even earlier and tried to upset matters for you, until the Truth arrived and the will of Allah prevailed, though they disliked it.
They wanted to cause an ordeal from before, and they turned matters upside down for you until the truth came and the command of God was revealed, while they hated it.