Ahzâb suresi · 1–8. ayetler

Evlatlık meselesi ve peygamberlerden alınan söz

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ahzâb suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ey Peygamber! Allah'a karşı gelmekten sakın. Kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) ol; kâfirlere ve münafıklara itaat etme! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahzâb 33:48.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen ey peygamber! Allah'a karşı sorumlu davran! (Açıktan) inkar edenlere ve ikiyüzlü davrananlara uyma! Unutma ki Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol; hakikati inkar edenlerin ve ikiyüzlülerin söylediklerine uyma! Şüphesiz Allah her şeyi tam bilendir, hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Ey Nebi! Allah'tan (açığa çıkarttıklarının sonuçlarını yaşatacağı için) korunanlardan ol! Hakikat bilgisini inkar edenlere ve münafıklara (ikiyüzlülere) uyma! Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! Allah'tan sakın; kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşı; nankörlük edenlere ve ikiyüzlülere uyma. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Peygamber! Allah'a saygılı ol! İnkarcılara ve münafıklara itaat etme! Elbette Allah, her şeyi bilmektedir;her şeyi yerli yerince yapmaktadır.

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, ALLAH'ı gözet, inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey peygamber, ALLAH'ı gözet, inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey peygamber, Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak ki, Allah bilendir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o Peygamber! Allahdan kork ve kafirlere, münafıklara itaat etme, muhakkak ki Allah bir alim hakim bulunuyor

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Nebi! Allah'a takvalı ol. dipnot 1 Kafirlere ve münafıklara uyma. dipnot 2 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarını uygulamada ödünsüz ol.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlerin ve münafıkların arzularına uyma, onlara ödün verme.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey nebi! Allah'a takvalı ol. dipnot 1 Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara uyma. dipnot 2 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarını uygulamada azami özeni göster.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlerin ve münafıkların baskılarına boyun eğme, onlara ödün verme.

    Gültekin Onan

    Ey Peygamber, Tanrı'dan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, Allahdan kork. Kafirler ve münafıklara itaat etme. Şübhesiz ki Allah hakkıyle bilendir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ey peygamber; Allah'tan kork ve kafirlere, münafıklara uyma. Muhakkak ki Allah; Alim, Hakim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Ey Nebi Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara uyma, Allah muhakkak bilendir, hâkimdir. Sana Rabbinden vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Allah’a vekaletini ver / onu vekil tayin et, vekil olarak Allah yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Nebi! Allah’tan kork, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak Allah Alîmdir, Hakîmdir.

    Süleyman Ateş

    Ey peygamber, Allah'tan kork; kafirlere ve münafıklara ita'at etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Şaban Britch

    Ey Peygamber, Allah’tan sakın, kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Allah, Alim'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    -Ey Peygamber, Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme! Allah, alimdir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Peygamber! Allah'tan kork ve küfre batmışlarla münafıklara boyun eğme! Kuşkusuz, Allah Alim ve Hakim'dir.

  2. Ahzâb suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 2. ayet. وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinden sana vahyedilene uy! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    (Sadece) Rabbinden sana bildirilene uy: Çünkü Allah yaptığınız her bir şeyden haberdardır.

    Muhammed Esed

    (Yalnız) Rabbinden sana vahiy yoluyla gelene uy, çünkü (ey insanlar,) Allah yaptığınız her şeyden tam haberdardır.

    Ahmed Hulusi

    Rabbinden sana vahyolunana tabi ol. . . Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı (yaratan olarak) Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ali Rıza Safa

    Ve Efendinden sana bildirilene bağlı kal. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinden sana vahyolunana uy! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Edip Yüksel

    Efendinden sana vahiy edilene uy. ALLAH yaptığınız her şeyden haber almaktadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinden sana vahyedilene uy. ALLAH yaptığınız her şeyden haber almaktadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git, muhakkak ki, Allah ne yapıyorsanız haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve rabbından sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git, muhakkak ki Allah ne yaparsanız habir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Rabb'inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabbinden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

    Gültekin Onan

    Sana rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Tanrı, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sana Rabbinden ne vahy olunuyorsa ona uy. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

    İbni Kesir

    Rabbından sana vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızdan haberdar olandır.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Ey Nebi Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara uyma, Allah muhakkak bilendir, hâkimdir. Sana Rabbinden vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Allah’a vekaletini ver / onu vekil tayin et, vekil olarak Allah yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Rabbinden sana vahyedilene uy; muhakkak ki Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana Rabbinden vahyolunana uy; Allah, yaptığınız her şeyin içyüzünü bilir.

    Şaban Britch

    Rabbinden sana vahyolunana uy! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Şaban Piriş

    Rabbinden sana vahyolunana uy! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.

  3. Ahzâb suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 3. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    Diyanet İşleri

    Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yalnızca Allah'a dayan: zira dayanak olarak Allah yeter.

    Muhammed Esed

    (Sadece) Allah'a güvenin, hiç kimse Allah kadar güvene layık olamaz.

    Ahmed Hulusi

    Allah'a tevekkül et! Esma'sıyla hakikatin olan Allah, Vekiyl olarak yeterlidir!

    Ali Bulaç

    Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

    Ali Rıza Safa

    Ve Allah'a güven. Koruyucu olarak, Allah yeterlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a güven!Vekil olarak Allah yeter.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a güven. Koruyucu olarak ALLAH yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a güven. Koruyucu olarak ALLAH yeter

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Allah'a tevekkül et ki, koruyucu olarak Allah yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allaha tevekkül (ı'timad) kıl ki vekil Allah yeter

    Erhan Aktaş

    Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güven, O'na dayan; yapman gerekenleri yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güven, O'na dayan; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya tevekkül et; vekil olarak Tanrı yeter.

    Hasan Basri Çantay

    Allaha güvenib dayan. Koruyucu olarak Allah yeter.

    İbni Kesir

    Ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

    Mehmet Alagaş

    (1-3) Ey Nebi Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara uyma, Allah muhakkak bilendir, hâkimdir. Sana Rabbinden vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Allah’a vekaletini ver / onu vekil tayin et, vekil olarak Allah yeterlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

    Süleyman Ateş

    Allah'a dayan; vekil olarak Allah yeter.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.

    Şaban Britch

    Allah’a tevekkül et. Çünkü, vekil olarak Allah yeter.

    Şaban Piriş

    Allah'a dayan. Çünkü, vekil olarak Allah yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a dayanıp güven! Vekil olarak Allah yeter.

  4. Ahzâb suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 4. ayet. مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔى تُظَٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٰهِكُمْ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ

    Diyanet İşleri

    Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.

    Mehmet Okuyan

    Allah hiçbir erkeğin (insanın) göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. dipnot 2 Bunlar sizin ağızlarınızdaki (boş) sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve (doğru) yola O ulaştırır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Zıhâr], kişinin "Sen bana annemin sırtı gibisin!" diyerek eşinin sırtını annesine benzetmesi ve böylece eşini boşanmış sayması ahlaksızlığıdır. Bu konuda ayrıca bkz. Mücâdele 58:1-4.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da evlatlık çocukların kişilerin kendi çocukları olmadığı açıkça ve özellikle belirtilmektedir. O kadar ki Ahzâb 33:37'de de dile getirildiği gibi evlatlıkların boşadığı kadınlarla söz konusu kişilerin evlenmesinde herhangi bir sakınca görülmemektedir. Çünkü evlatlıklar kişilerin kendi çocukları olmadığı için onların eşleri de kişilerin gelini durumunda değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah hiç kimse için bir bedende iki kalp yaratmamıştır; aynen böyle, vücudunu annenizin vücudu gibi haram saydığınız eşlerinizi de hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamıştır; yine evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır: bütün bunlar (düşünmeden) ağzınıza aldığınız boş laflardır; ne ki Allah yalın gerçeği söyler ve O hep doğru yolu gösterir.

    Muhammed Esed

    Allah hiç kimseye tek bedende iki kalp vermemiştir ve (aynı şekilde,) "kendiniz için annelerinizin bedeni kadar haram" saydığınız eşlerinizi hiçbir zaman sizin (gerçek) anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da (gerçek) çocuklarınız saymamıştır, bunlar ağzınıza doladığınız boş laflar(ın işaretlerin)den başka bir şey değildir; halbuki Allah (mutlak) doğruyu söyler ve (size) doğru yolu ancak O gösterir.

    Ahmed Hulusi

    Allah hiçbir erkeğin göğüs boşluğunda iki kalp oluşturmamıştır! Kendilerinden zihar (eşini anası gibi kabullenerek kendine haram kılma) yaptığınız eşlerinizi, analarınız kılmamıştır. Evlatlık kabullendiklerinizi de oğullarınız kılmamıştır. Bunlar boş laflarınızdır! Allah Hakk'ı bildirir; doğru yola O hidayet eder!

    Ali Bulaç

    Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip iletir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, «zıhâr» yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, bir adamın içinde iki yürek yaratmamıştır. Ve sırt çevirdiğiniz eşlerinizi, anneleriniz yapmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız saymamıştır. İşte bunlar, ağzınıza gelen sözlerdir. Oysa Allah, gerçeği söyler. Çünkü O, doğru yola eriştirir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, hiçbir insanın içine iki kalp koymamıştır. Zıhar yaptığınız/sırtlarını annenize benzettiğiniz eşlerinizi de analarınızıngibisaymadı ve evlatlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar, sizin dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah, gerçeği söylemektedir, doğru yola O iletir.

    Edip Yüksel

    ALLAH hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Annenize benzeterek kendinize haram kıldığınız eşlerinizi annelerinize çevirmemiş, evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. Tüm bunlar, ağzınızdan çıkan sözlerinizden ibarettir. ALLAH doğruyu söylüyor ve O doğru yola iletir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Temelsiz savlarla gerçeğin değişmeyeceğini bildiren bu ayetin bağlamını gözönüne alırsak, Kuran'ın vahiy edildiği dönemde bazı insanların iki kalpli olduğuna dair bir inancın varolduğunu öğreniyoruz. * Kuran bu tür böbürlenmelerin asılsız olduğunu bildiriyor. Ayrıca, bu ayetin işaretiyle şunu da anlamak mümkün: "Kalp" kelimesi, Kuran'da, düşünce, inanç ve sevgi merkezi için kullanılmaktadır. Kalpler sadece Allah'a adanmalı, O'na olan kulluk ve ibadet paylaşılamaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH hiç bir adamın içine iki kalp koymamıştır. Annenize benzeterek kendinize haram kıldığınız eşlerinizi annelerinize çevirmemiş, evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız yapmamıştır. Tüm bunlar, ağzınızdan çıkan sözlerinizden ibarettir. ALLAH doğruyu söylüyor ve O doğru yola iletir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah bir adamın içinde iki kalp yapmamıştır. Kendilerinden zihar yaptığınız eşlerinizi anneleriniz yerine koymamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız yerine koymamıştır. Bunlar sizin ağzınızda lafınızdır. Allah ise gerçeği söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah adam için içinde iki kalb yapmamıştır ve kendilerinden zıhar yaptığınız zevcelerinizi analarınız kılmamıştır, evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır, O sizin ağzınızda lafınızdır, Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yola hidayet eyliyor

    Erhan Aktaş

    Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve himayeniz altına aldıklarınızı dipnot 2 öz evladınız kılmadı. Bunlar sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cahiliye döneminde bir kimsenin, karısının sırtını annesinin sırtına benzeterek, "Sen bana annemin sırtı gibisin" diye yemin etmesine ve böylece eşiyle bir daha ilişkiye girmeyi kendisine haram saymasına zihar deniyordu. Böylelikle kadın boşta kaldığı halde başka bir evlilik de yapamıyordu.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Evlatlıklarınız" diye çevrilen ve kök anlamı "çağırmak, dua etmek, istemek" demek olan "Ed'iya" kelimesi, "himaye altına girmiş olan, öz babası dışında başka birinin yanında yaşayan veya ait olmadığı bir kabileye katılmış olan anlamındadır. Arapça'da erkek evlatlığa "bunuve," kız evlatlığa "rabibe" denmektedir. Yine "İbn'u bi tebenni" evlatlık, edinilmiş evlat, "tebenni tıf'l" evlat edinmek demektir. Zeyd için Muhammed Nebi'nin evlatlığı denmesi doğru değildir. Zaten aralarında beş yaş fark olan birisinin evlatlık edinilmesi işin tabiatına aykırıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve himayeniz altına aldıklarınızı dipnot 2 öz evladınız kılmadı. Bunlar sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız. Zihar yapmak, Cahiliye döneminde bir kimsenin, karısının sırtını annesinin sırtına benzeterek "Sen bana annemin sırtı gibisin" diye yemin etmesi ve böylece eşiyle bir daha ilişkiye girmeyi kendisine haram saymasıdır. Böylelikle kadın boşta kaldığı halde başka bir evlilik te yapamazdı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Evlatlıklarınız" diye çevrilen ve kök anlamı "çağırmak, dua etmek, istemek" demek olan "Ed'iya" sözcüğü, "himaye altına girmiş olan, öz babası dışında başka birinin yanında yaşayan veya ait olmadığı bir kabileye katılmış olanlar için kullanılan bir sözcüktür. Arapça'da erkek evlatlığa "bunuve", kız evlatlığa "rabibe" denmektedir. Yine "İbn'u bi tebenni" evlatlık, edinilmiş evlat, "tebenni tıf'l" evlat edinmek demektir. Zeyd için Nebi'nin evlatlığı denmesi doğru değildir. Zaten aralarında beş yaş fark olan birisinin evlatlık edinilmesi işin tabiatına aykırıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız dipnot 1 eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve evlatlıklarınızı, sizin öz evladınız gibi saymadı. Bunlar, sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zihar yapmak: Cahiliye döneminde bir kimsenin, hanımının sırtını annesinin sırtına benzeterek yemin etmesi ve böylece eşiyle ilişkiye girmeyi kendisine haram yapmasıdır.

    Gültekin Onan

    Tanrı, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp yapmadı ve kendilerine zıharda bulunduğunuz eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Tanrı ise hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip iletir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı. Kendilerinden "zıhar" yapdığınız karılarınızı o, sizin analarınız (yerinde) tutmadı (ğı gibi) evladlıklarınızı da (öz) oğullarınız (gibi) tanımadı. Bu, sizin ağızlarınızdaki lafınızdır. Allah, hakkı söyler ve O, (doğru) yolu gösterir.

    İbni Kesir

    Allah, bir kişinin içinde iki kalb yaratmadı. Ve eşlerinizi, anneleriniz gibi kendinize haram saymanız için yaratmamıştır. Evladlıklarınızı da öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar, dillerinize doladığınız sözlerinizdir. Allah ise hakkı söyler. Ve O, yolu doğrultur.

    Mehmet Alagaş

    (4-5) Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizden / zevcelerinizden anneleriniz yapmamıştır. (Zıhar yapılan kadın annesi olmuyordu artık zevcesi de olamıyordu, bir başkası ile evlenemiyordu, evli sayılıyordu.) Evlatlıklarınızı da oğullarınız yapmamıştır , bunlar sadece ağızlarınızdan çıkan sözlerinizdir , Allah ise gerçeği / hakkı söyler, O, yola iletir / kılavuzluk eder. Onları / (evlatlıkları) babalarının adları ile çağırın, (evlatlık Zeyd b. Harise’dir, Zeyd b. Muhammed olmamıştır.) bu Allah katında daha adildir, eğer babalarını bilmiyorsanız onlar sizin kardeşlerinizdir, dostlarınızdır. Onlar hakkında bir hatanız olursa üzerinize bir günah yoktur , lakin kalplerinizin niyet ederek / taammüden yaptıklarından dolayı günah kazanırsınız, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, hiçbir adamın içine iki kalp yaratmamıştır. Zihâr yaptığınız ("Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek kendinize haram kıldığınız) eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlat edindiğiniz kimseleri de öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz sözlerinizden ibarettir. Allah hak olanı söyler, doğru yola ileten de odur.

    Süleyman Ateş

    Allah, bir adamın (göğüs) boşluğunda iki kalb yaratmadı ve zıhar yaptığınız (sen bana, annemin sırtı gibisin dediğiniz) eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmadı; evlatlıklarınızı da sizin öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınıza gelen sözlerinizdir. Allah gerçeği söyler ve O, doğru yola iletir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah hiçbir erkeğin içine iki kalp koymamıştır. Zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi anneleriniz saymamıştır. Evlatlıklarınızı da kendi evladınız saymamıştır. Bunlar, dillerinize doladığınız (geçersiz) sözlerdir. Allah gerçeği söyler. O, doğru yolu gösterir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zihar: "Eşim bana anamın sırtı gibidir" deyip yatakları ayırarak karı koca ilişkisine son vermektir. Bunu yapan kişi, ya gereğini yaparak (Mücadele 58/1-4) dört ay içinde eşine döner ya da onu boşar (Geniş açıklama için bkz. Bakara 2/226-227 ve dipnotları).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bir adamın içine iki kalp koymamış, zihar dipnot 1 yaptığınız eşlerinizi anneleriniz yapmamış, evlatlıklarınızı da sizin evladınız saymamıştır. Bunlar dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Eşim anam olsun" deyip eşi ile onu boşamadan ayrılmak, karı koca ilişkisine son vererek eşini cezalandırmaya kalkmak

    Şaban Britch

    Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. Bu sadece sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah, hakkı söyler ve doğru yola hidayet eder.

    Şaban Piriş

    Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız karılarınızı da anneleriniz yerine tutmadı. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. Bu sadece sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah, gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizi sizin anneniz yapmamıştır, evlatlıklarınızı da sizin oğullarınız kılmamıştır. Bu konularda söylediğiniz sözler, ağızlarınızın bir lakırdısıdır. Allah, hakkı söyler ve O, gerçek yola kılavuzlar.

  5. Ahzâb suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 5. ayet. ٱدْعُوهُمْ لِـَٔابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Onları (evlatlıklarınızı, kendi) babaları(nın adıyla) çağırın! Allah katında en doğrusu budur. Babalarını bilmiyorsanız, (bu takdirde) onlar, din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanlışlıkla yaptıklarınızda size vebal yoktur fakat kalplerinizin kastettiği(nde vebal vardır). dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalbin kazanımları hakkında bkz. Bakara 2:225, 283; Nahl 16:22, 106.

    Mustafa İslamoğlu

    (Şu halde evlatlıkları) babalarına nisbet ederek çağırın, bu Allah katında daha hakkaniyetli bir davranıştır; eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, zaten unutmayın ki onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır; bu konudaki yanılgılardan dolayı size bir vebal yoktur; fakat asıl kalbinizdeki kasıt (belirleyicidir): zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    (Evlatlık aldığınız çocuklara gelince,) onları (gerçek) babalarının isimleri ile çağırın! Bu, Allah nezdinde daha adaletli (bir davranış)tır; eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, onları din kardeşleriniz ve arkadaşlarınız (olarak görün). Ama bu konuda yanılırsanız bir günah işlemiş olmazsınız, (asıl önemli olan) kalplerinizden geçendir, çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Onlara (evlatlık aldıklarınıza), babalarına nispetle hitap edin. . . Bu, Allah indinde daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar, sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. . . Hata yaptığınız şeyde üzerinize bir suç yoktur. . . Fakat kasıtlı düşünerek yaptıklarınız hariç. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları (evlât edindiklerinizi kendi) babalarına nispet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Onları, babalarının ismiyle çağırın. Böylesi, Allah'ın katında daha adaletlidir. Babalarını bilmiyorsanız, artık, din kardeşleriniz ve dostlarınız olurlar. Yürekleriniz kasıtlı olarak yaptıklarınızın dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda size suç yoktur. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Evlatlıklarınızı öz babaları adına çağrınız! Allah katında en doğru olan budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul ediniz. Yanılarak yaptıklarınızda size günah yoktur; ama kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

    Edip Yüksel

    Onları, öz babalarıyla bağlarını kesmeyecek biçimde çağırın. Bu davranış, ALLAH katında daha doğrudur. Babalarını bilmiyorsanız, o zaman onlar sizin din kardeşlerinizdir ve ailenizin bireyleridir. Kasıtlı olarak yaptıklarınız bir yana, yanılarak yaptığınız şeylerde size bir sorumluluk yoktur. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, öz babalarıyla bağlarını kesmeyecek biçimde çağırın. Bu davranış, ALLAH katında daha doğrudur. Babalarını bilmiyorsanız, o zaman onlar sizin din kardeşlerinizdir ve ailenizin bireyleridir. Kasıtlı olarak yaptıklarınız bir yana, yanılarak yaptığınız şeylerde size bir sorumluluk yoktur. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları (evlatlıklarınızı) babalarına nisbet ederek çağırınız. Allah katında o daha doğrudur; eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalplerinizin kasdettiğinde (günah) vardır. Allah günahları örten, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onları babaları namına çağırınız, Allah yanında o daha doğrudur, eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve yaranınız, (mevaliniz)dirler, bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur ve lakin kalblerinizin teammüd ettiğinde vardır, hem Allah gafur, rahim bulunuyor.

    Erhan Aktaş

    Onları dipnot 1 babalarına nispetle çağırın. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha hakkaniyetlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Himayeniz altında olanları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çağırdığınız zaman babalarının adıyla çağırın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları dipnot 1 babalarına nispetle çağırın. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha hakkaniyetlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Himayeniz altında olanları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çağırdığınız zaman babalarının adıyla çağırın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları dipnot 1 babalarına nispet edin. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha adilcedir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evlatlıklarınızı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Babalarının kim olduğunu onlara açıklayın ve çağırdığınız zaman babalarının adıyla çağırın.

    Gültekin Onan

    Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Tanrı katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Onları babalarına nisbetle çağırın. Bu, Allah indinde daha doğrudur. Eğer babalarını (n kim olduğunu) bilmiyorsanız o halde (esasen) dinde kardeşleriniz (olmakla beraber) dostlarınızdır da. Hataa etdiklerinizde ise üstünüze bir vebal yokdur. Fakat kalblerinizin (kasd ve) teammüd etdiğinde (vebal) vardır. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Onları babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında en doğru olan budur. Eğer babalarını bilmezseniz; o takdirde, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Kalbinizden kasdederek yaptıklarınız dışında hatalarınızda size bir vebal yoktur. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (4-5) Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizden / zevcelerinizden anneleriniz yapmamıştır. (Zıhar yapılan kadın annesi olmuyordu artık zevcesi de olamıyordu, bir başkası ile evlenemiyordu, evli sayılıyordu.) Evlatlıklarınızı da oğullarınız yapmamıştır , bunlar sadece ağızlarınızdan çıkan sözlerinizdir , Allah ise gerçeği / hakkı söyler, O, yola iletir / kılavuzluk eder. Onları / (evlatlıkları) babalarının adları ile çağırın, (evlatlık Zeyd b. Harise’dir, Zeyd b. Muhammed olmamıştır.) bu Allah katında daha adildir, eğer babalarını bilmiyorsanız onlar sizin kardeşlerinizdir, dostlarınızdır. Onlar hakkında bir hatanız olursa üzerinize bir günah yoktur , lakin kalplerinizin niyet ederek / taammüden yaptıklarından dolayı günah kazanırsınız, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Evlatlıkları, babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah; çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Onları babalarının adına bağlayarak çağırın; bu, Allah yanında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptığınızda size bir günah yok, fakat kalblerinizin bile bile yaptığında günah vardır. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları babalarına nisbet ederek isimlendirin dipnot 1 . Allah katında düzgün olan odur. Babalarını bilmiyorsanız onlar din kardeşleriniz ve yakın dostlarınızdır. Hata yaptığınız bir konuda size günah yoktur ama kalpten kasıtlı olarak yaptığınız öyle değildir. Allah, daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir çocuğun evlatlık olduğu ve -biliniyorsa- kimin soyundan olduğu, çocuğun kendisinden ve toplumdan saklanmamalı, açıkça bildirilmelidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Evlatlıklarınızı babalarının adıyla çağırın, Allah katında doğru olan budur. Babalarını bilmiyorsanız onlar din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yürekten kasıtlı olarak yapmadıktan sonra hata ile söylediğiniz sözlerden dolayı size bir günah yoktur. Allah, bağışlar ve ikram eder.

    Şaban Britch

    Evlatlıkları, babalarına nispet ederek çağırın, bu Allah katında adalete daha yakındır. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptıklarınızda size günah yok; fakat kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları böyle değildir. Allah, çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Evlatlıkları, babalarına nisbet ederek çağırın, bu Allah katında daha doğrudur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve yardımcılarınızdır. Bu konuda bir hata yapmışsanız, size günah yoktur. Fakat, kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları böyle değildir. Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Evlatlıklarınızı öz babalarına nispet ederek çağırın! Böyle yapmanız Allah katında adalete daha uygundur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, o takdirde onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak işlediğiniz şeyde, üzerinize günah yoktur; fakat kalplerinizin kastetmiş oldukları müstesna. Ve Allah Gafur ve Rahim'dir.

  6. Ahzâb suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 6. ayet. ٱلنَّبِىُّ أَوْلَىٰ بِٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمْ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفْعَلُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًا

    Diyanet İşleri

    Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap'ta yazılıdır.

    Mehmet Okuyan

    Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır; eşleri de onların (ümmetin) anneleridir. dipnot 1 Allah'ın kitabına göre yakınlık sahibi olanlar, (vârislik bakımından) birbirlerine (diğer) müminler ve muhacirlerden daha uygundurlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir (vasiyet) yapmanız hariçtir. Bu (uygulamamız), Kitapta yazılı bir (hükmümüz)dür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'in eşleri ümmetin annesi sayıldığı için, Ahzâb 33:53'te belirtildiği üzere Hz. Muhammed'den sonra onun eşleriyle evlenilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Peygamber inananlara kendi öz varlıklarından daha öncelikli gelir; (o onlara baba gibi olduğundan) eşleri de onların anneleridir. Böyle olduğu halde, Allah'ın yasasında yer aldığına göre akraba olanların birbirleri üzerindeki hakları mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidir; ancak, geri kalan dostlarınıza da iyi davranmak durumundasınız: zaten bu da yasada kayıtlıdır.

    Muhammed Esed

    Peygamber, müminler üzerinde, onlar(ın kendileri üzerinde sahip olduğun)dan daha büyük hak sahibidir ve (onu bir baba gibi gördüklerinden) Peygamber'in eşleri onların anneleridir, (bu şekilde) yakın olanlar, Allah'ın buyruğu gereğince, birbirleri üzerinde (Yesrib'deki) müminlerden ve (Allah rızası için oraya) göç etmiş olanlardan daha fazla hak sahibidirler. Ancak (öteki) yakın dostlarınıza karşı da en güzel şekilde davranmalısınız, bu (da) Allah'ın buyruğu gereğidir.

    Ahmed Hulusi

    En Nebi, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların (iman edenlerin) analarıdır! Akrabalar da Allah'ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. . . Dostlarınıza dinen iyilik işlemeniz hariç. . . Bu, Bilgi'den bir hükümdür.

    Ali Bulaç

    Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap’ta yazılı bulunmaktadır.

    Ali Rıza Safa

    Peygamber, inananlara, kendi benliklerinden daha yakındır. Onun eşleri de onların anneleridir. Allah'ın Kitabı'nda, yakın akrabalar, diğer inananlara ve göç etmiş olanlara göre birbirlerine daha yakındır. Dostlarınıza iyilik yapmanız başkadır. İşte bunlar, Kitap'ta kayıtlıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamber, müminlere kendilerinden daha yakındır. Peygamber'in eşleri müminlerin anneleridir. Akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız istisnadır. Bunlar kitapta yazılı bulunmaktadır.

    Edip Yüksel

    Peygamber, iman edenlere, kendilerinden daha yakındır ve hanımları ise anneleridir. ALLAH'ın kitabına göre, iman edenler, göçedenlerden kendilerine akraba olanlara daha öncelikli davranmalıdır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. Bunlar, bu kitapta yasallaşmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Peygamber, inananlara, kendilerinden daha yakındır ve hanımları ise anneleridir. ALLAH'ın kitabına göre, inananlar, göçedenlerden kendilerine akraba olanlara daha öncelikli davranmalıdır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. Bunlar, bu kitapta yasallaşmıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peygamber, mü'minler nazarında kendi canlarından daha önce gelir; hanımları da analarınızdır. Akraba da (miras bakımından) Allah'ın Kitab'ına göre birbirlerine, öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. O Kitapta yazılı bulunuyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Peygamber, mü'minlere nefislerinden daha evladır, zevceleri de analarınızdır, ülülerham (akriba) da Allahın kitabında birbirlerine diğer mü'minlerden ve muhacirlerden daha evladırlar. Ancak dostlarınıza bir ma'ruf (bir vasıyyet) yapmanız müstesna, kitabda o yazılı bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Nebi, İman Edenler için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre birbirlerine, diğer Mü'minler'den dipnot 1 ve muhacirlerden dipnot 2 daha yakındırlar. dipnot 3 Ancak velilerinize dipnot 4 yapacağınız iyilik hariç. İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Medineli Mü'minlerden.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hicret ederek Medine'ye gelmiş olanlardan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Önceliklidirler.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bkz. 32:4. ayetin 3. dipnotu.
    5. metne dön, dipnot 5
      Yasa gereğidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre birbirlerine, diğer mü'minlerden dipnot 1 ve muhacirlerden dipnot 2 daha yakındırlar dipnot 3 . Ancak velilerinize dipnot 4 yapacağınız iyilik hariç. İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Medineli Mü'minlerden.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hicret ederek Medine'ye gelmiş olanlardan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Önceliklidirler.
    4. metne dön, dipnot 4
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)
    5. metne dön, dipnot 5
      Yasa gereğidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre -evliyaya dipnot 1 yapılacak iyilik hariç- birbirlerine, diğer mü'minlerden dipnot 2 ve muhacirlerden dipnot 3 daha yakındırlar dipnot 4 . İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Medineli mü'minlerden.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hicret ederek Medine'ye gelmiş olanlardan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Önceliklidirler.
    5. metne dön, dipnot 5
      Yasa gereğidir.

    Gültekin Onan

    Peygamber, inançlılar için kendi nefslerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de Tanrı'nın Kitabında birbirlerine öteki inançlılardan ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.

    Hasan Basri Çantay

    O peygamber, mü'minlere öz nefislerinden evladır. Zevceleri (mü'minlerin) analarıdır. Akrabaa da Allahın kitabında birbirine diğer mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Şu kadar ki dostlarınız için her hangi bir iyilikde bulunmanız müstesna. Bu, kitabda yazılıdır.

    İbni Kesir

    Peygamber; mü'minler için kendi öz nefislerinden daha evladır. Onun eşleri ise onların anneleridir. Akraba olanlar da Allah'ın kitabında birbirlerine diğer mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet başkadır. Bu, Kitab'da yazılmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Peygamber, Müminlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de Müminlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın kitabına göre, (miras konusunda) birbirileri için (diğer) Müminlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) kitapta yazılıdır.

    Süleyman Ateş

    Peygamber, mü'minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız (bir vasiyyet etmeniz) hariç (yaptığınız o vasiyyet yerine getirilir). Bunlar Kitapta yazılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu Nebi, müminler için kendi canlarından önce gelir dipnot 1 . Nebinin eşleri de onların anneleridir dipnot 2 . Allah'ın Kitabında, kan bağı ile akraba olanlardan her biri diğerine (miras konusunda), müminlerden ve muhacirlerden dipnot 3 önce gelir dipnot 4 . Yakın dostlarınıza, marufa /Kur'an hükümlerine uygun olarak bir iyilik yapmanız bunun dışındadır. Bunlar bu kitapta yazılıdır dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebinin eşleri sadece evlenme yasağı açısından müminlerin anneleri gibidir (Ahzab 33/53). Diğer konularda özel hükümlere tabidirler (Ahzab 33/32-33, 53, 55).
    3. metne dön, dipnot 3
      Buradaki muhacirler, Mekke'nin fethinden önce Medine'ye göç eden Müslümanlardır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Mezhepler, din farkının ve ülke farkının miras engeli olduğunu söylerler. Allah'ın Kitabına göre, din ve ülke farkına bakılmaksızın, miras, akrabalar arasında pay edilir. (Nisa 4/11, Enfal 8/75).
    5. metne dön, dipnot 5
      Bu ayete genellikle şöyle anlam verilir: "Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu, kitapta yazılı bulunmaktadır." Bu anlam yanlıştır. Çünkü Nisa 4/11,12 ve 176. ayette soy hısımlarının miras payları hükme bağlanmış, Nisa 4/8. ayette de miras paylaşılırken hazır bulunan yakınlar, yetimler ve çaresizlere de bir şeyler verilmesi emredilmiştir. Vasiyet konusunda bkz. Bakara 2/180. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Nebi, müminler için kendi canlarından önce gelir; eşleri de onların anneleridir. Allahın kitabında akrabalar birbirlerine, mü'minlerden ve muhacirlerden dipnot 1 daha yakındırlar. (Allah'ın Kitabında dipnot 2 (mirasta) öncelik,birbirine akraba olmaktan dolayıdır; mümin veya muhacir olmaktan dolayı değildir.) Dostlarınıza bir iyilik yapmanız bunun dışındadır. Bu da zaten bu Kitapta yazılıdır. dipnot 3 "

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhacir: Göçmen. Din ve yaşam konularında baskıya uğradığı için Allah'ın kanunu(Nisa 4/97, Nisa 4/100) gereği yaşadığı yeri terk etmek,  göç etmek zorunda kalan topluluk.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. Nisa 4/11. ayet.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. Nisa 4/8. ayet. Bu ayete genellikle şöyle anlam verilir: "... Soy hısımları miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır." Bize göre bu anlam yanlıştır. Çünkü Nisa 4/11,Nisa 4/12 ve Nisa 4/176. ayette soy hısımlarının öncelik sırası hükme bağlanmış, Nisa 4/9. ayette de miras paylaşılırken hazır bulunan yakınlar, yetimler ve çaresizlere de bir şeyler verilmesi emredilmiştir. Bunlar dışında bu ayetle ilgili olabilecek bir ayet yoktur. Bu sebeple meali farklı verme gereği duyduk. Vasiyet konusunda da Bakara 2/180. ayetin dipnotuna bakılabilir.

    Şaban Britch

    Peygamber, müminlere kendi canlarından daha evlâdır/yakındır. Onun eşleri de, anneleridir. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabında (miras bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapacak olmanız müstesna. Bu, kitapta yazılmış bulunmaktadır.

    Şaban Piriş

    Peygamber, müminlere kendi nefislerinden daha üstündürler. Onun eşleri de, anneleridir. Allah'ın kitabında, akraba olanlar, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza kitapta yazılı olduğu gibi, iyilik yapmanız mümkündür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir.

  7. Ahzâb suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 7. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    Diyanet İşleri

    Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.

    Mehmet Okuyan

    Hani biz, peygamberlerden söz almıştık; senden de, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. Onlardan sağlam bir söz almıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada "peygamberler" denmesine rağmen daha sonra beş peygamberin isminin ayrı olarak belirtilmesinin sebebi onların o dönemde yaşayanlar tarafından bilinmesidir. Peygamberlerden alınan sözün, surenin başında yer alan "Allah'a karşı [muttakî] oluş", "kâfirlere ve münafıklara itaat etmeme", "kendilerine Rablerinden vahyedilen mesajlara tâbi olma" ve "sadece Yüce Allah'a güvenme, O'na [tevekkül] edip güven kaynağı olarak Allah'ın yeteceği" şeklindeki esaslar olduğunu söyleyebiliriz. Zira bu esasların hepsi bütün peygamberler için söz konusu edilmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani bir zaman da tüm peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan... İşte bütün bunlardan sapasağlam bir söz aldık;

    Muhammed Esed

    Ve bir zaman Biz bütün peygamberlerden sağlam taahhütler almıştık. Senden, (ey Muhammed,) ve Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Onların (hepsinden) güçlü, sağlam bir taahhüt aldık,

    Ahmed Hulusi

    Hani biz Nebilerden taahhüt almıştık; senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa'dan da. . . Onlardan (bu ayette bahsedilen Nebilerden) ağır bir taahhüt aldık.

    Ali Bulaç

    Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.

    Ali Rıza Safa

    Peygamberlerden kesin söz aldık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem Oğlu İsa'dan da kesin söz aldık.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün peygamberlerden,senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan söz aldığımızı hatırla! Biz onların hepsinden sağlam bir söz aldık.

    Edip Yüksel

    Nebilerden (peygamberlerden) misak (söz) almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan... Onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nebilerden (peygamberlerden) misak (söz) almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan... Onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Unutma o peygamberlerden kesin sözlerini aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa, Meryem oğlu İsa'dan ki, onlardan ağır bir söz aldık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve unutma o Peygamberlerden misaklarını aldığımız vakti, hele senden ve Nuh ve İbrahim ve Musa ve Isa ibni Meryemden ki onlardan ağır bir misak aldık

    Erhan Aktaş

    Hani Biz, Nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem Oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu Îsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.

    Gültekin Onan

    Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

    Hasan Basri Çantay

    Hatırla o zaman" ki biz peygamberlerden misaklarını almışdık. Senden de, Nuuhdan da, İbrahimden de, Musa ile Meryemin oğlu İsadan da. (Evet) biz onlardan (öyle) sapasağlam bir misaak aldık.

    İbni Kesir

    Hani Biz; peygamberlerden söz almıştık. Senden de, Nuh'tan da, İbrahim' den de, Musa'dan da, Meryem Oğlu İsa'dan da. Ve onlardan ağır bir misak almıştık.

    Mehmet Alagaş

    (6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsâ’dan da. Evet biz, onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

    Süleyman Ateş

    Biz peygamberlerden, (verdiğimiz elçilik görevini yapmak ve hak dine da'vet etmek hususunda) kuvvetle ahidlerini almıştık, senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Unutma ki, bütün nebilerden söz aldık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan... Her bir nebiden sağlam söz aldık.

    Şaban Britch

    Peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryemoğlu İsa’dan. Onlardan sapa sağlam söz almıştık.

    Şaban Piriş

    Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryemoğlu İsa'dan... Onlardan büyük bir söz almıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, peygamberlerden misaklarını almıştık. Senden de misak aldık. Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sözleşmeyle misak aldık;

  8. Ahzâb suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 8. ayet. لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    (Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.

    Mehmet Okuyan

    (Allah bu sözü), doğru kişilerin doğruluklarını sorgulasın diye (almıştı). Kâfirler için de elem verici bir azap hazırlamıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    ta ki O, sözlerine sadık kalanların sadakatlerine buldukları karşılığın hesabını sorabilsin: zira O, inkarcılar için acıklı bir azap hazırlamıştır.

    Muhammed Esed

    ki, (zamanın bitiminde) O, bu hak davanın temsilcilerine hakikate sadık kalmalarını(n yeryüzünde nasıl bir karşılık gördüğünü) sorabilsin. Ve O, hakikati inkar edenlerin tümü için acı bir azap hazırlamıştır!

    Ahmed Hulusi

    Sadıklara sıdklarının gereği sorulsun (denensinler bu konuda) diye. . . Hakikat bilgisini inkar edenler için ise feci bir azap hazırlamıştır.

    Ali Bulaç

    Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırladı.

    Ali Rıza Safa

    Doğru olanlara, doğruluklarını sorsun diye. Nankörlük edenlere ise acı bir ceza hazırlamıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, o doğru kişilere ne söylediklerini soracaktır. Allah inkar edenler için de acıklı bir azap hazırlamıştır.

    Edip Yüksel

    Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Bunu) doğrulara doğruluklarından sorması için (yaptı). Kafirler için ise acı bir azap hazırladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sadıklara sadakatlerinden soracağı için, kafirler için ise elim bir azab hazırladık

    Erhan Aktaş

    Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve Kafirlere de acı verecek bir azap hazırladı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözüne bağlı kimselerin, sözlerine bağlılıklarını ortaya koysun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve Kafirlere dipnot 2 de acı verecek bir azap hazırladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözüne bağlı kimselerin, sözlerine bağlılıklarını ortaya koysun.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir, gerçeğin üzerini örten, inançsız, inanmayan, güvenmeyen, kabul etmeyen, nankör kimse. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözüne bağlı kimselerin, sözlerine bağlılıklarını ortaya koysun.

    Gültekin Onan

    Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Tanrı'nın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Taki (Allah) o saadıklara sadakatları sorsun. O kafirler için pek acıklı bir azab hazırladı.

    İbni Kesir

    Sadıklardan sadakatlarını sormak için. Ve O kafirlere elim bir azab hazırlamıştır.

    Mehmet Alagaş

    (6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.

    Süleyman Ateş

    (Böyle yaptık) Ki (Allah), o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azab hazırlamıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, sözlerini tutanların dürüstlüklerini (sadıkların sadakatlerini) sorgulamak için yaptık. Kafirlere de (verdiği sözü görmezden gelenlere) acıklı bir azaphazırladık dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatında iltifat sanatı vardır. Anlatımı canlı tutmak ve konunun önemini vurgulamak için sözün akışı beklenmedik bir şekilde değiştirilerek üçüncü şahıstan birinci şahsa, ikinci şahıstan birinci veya üçüncü şahsa, birinci şahıstan ikinci veya üçüncü şahsa geçilir. Geçmiş zamandan şimdiki veya gelecek zamana; gelecek zamandan geçmiş zamana ya da geçmiş zamandan emir kipine geçiş yapılabilir. Türkçede bu sanat olmadığından bu gibi ifadeler bir Türk'ü şaşırtır. Bu sebeple burada bu sanat dikkate alınmamıştır. Önceki ayetin devamı olan bu ayette birinci şahıstan üçüncü şahsa geçildiğinden meal, bu geçiş yok sayılarak verilmiştir.

    Şaban Britch

    Allah (bu sözü), doğrulardan doğruluklarını sormak ve kâfirlere elim bir azap hazırlamak için almıştır.

    Şaban Piriş

    Doğrulara doğruluklarından sormak ve inkarcılara da acı bir azap hazırlamak için...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.