Diyanet İşleri
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
Ahzâb suresi
Ahzâb suresi, 8. ayet. لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
liyes'ele-ṣṣâdiḳîne `an ṣidḳihim. vee`adde lilkâfirîne `aẕâben elîmâ.
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Evlatlık meselesi ve peygamberlerden alınan söz Ahzâb 1–8 3
Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap'ta yazılıdır.
Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kafirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 7–8. ayetler için yazılmıştır.
7. Yüce Allah, genel olarak bütün peygamberlerden ve özellikle de burada sözü edilen beş peygamberden oluşan “ulu’l-azm” diye bilinen (azim sahibi) peygamberlerden oldukça sağlam ve pekiştirilmiş bir söz almış olduğunu haber vermektedir. Bu ise Allah’ın dinini gereği gibi uygulamak ve yolunda cihad etmek üzere alınmış bir sözdür. Önceki peygamberler bu yolda ilerlemişlerdir. Bu, onların efendileri ve en faziletlileri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile peygamberlik sona erinceye kadar böylece devam etmiştir. Allah, bu buyrukta da bütün insanlara bu peygamberlere uymalarını emretmektedir.
8. Yüce Allah, peygamberleri de onlara tâbi olanları da bu sağlam sözün gereğini eksiksiz bir şekilde yerine getirip getirmediklerine, bu sözlerine sadık kalıp kalmadıklarına dair sorgulayacaktır. Samimi olarak bağlı kalmışlarsa onları Naim cennetleri ile mükâfatlandıracaktır. Eğer kâfir olmuşlarsa onları can yakıcı bir azapla cezalandıracaktır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Müminler arasında Allah’a vermiş oldukları sözde, içtenlikle sebat gösteren nice yiğitler vardır.” (el-Ahzâb, 33/22)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah; peygamberlerden bu sapasağlam sözü; resullerden doğruluklarını sormak, kâfirler aleyhine delil kullanmak için almıştır. Yüce Allah, kendini ve resullerini yalanlayan kâfirler için kıyamet günü elem dolu azap hazırlamıştır, o da cehennem ateşidir.
Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır.
Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
"Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah bu sözü), doğru kişilerin doğruluklarını sorgulasın diye (almıştı). Kâfirler için de elem verici bir azap hazırlamıştır.
ta ki O, sözlerine sadık kalanların sadakatlerine buldukları karşılığın hesabını sorabilsin: zira O, inkarcılar için acıklı bir azap hazırlamıştır.
ki, (zamanın bitiminde) O, bu hak davanın temsilcilerine hakikate sadık kalmalarını(n yeryüzünde nasıl bir karşılık gördüğünü) sorabilsin. Ve O, hakikati inkar edenlerin tümü için acı bir azap hazırlamıştır!
Sadıklara sıdklarının gereği sorulsun (denensinler bu konuda) diye. . . Hakikat bilgisini inkar edenler için ise feci bir azap hazırlamıştır.
Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.
Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırladı.
Doğru olanlara, doğruluklarını sorsun diye. Nankörlük edenlere ise acı bir ceza hazırlamıştır.
Allah, o doğru kişilere ne söylediklerini soracaktır. Allah inkar edenler için de acıklı bir azap hazırlamıştır.
Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.
Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.
(Bunu) doğrulara doğruluklarından sorması için (yaptı). Kafirler için ise acı bir azap hazırladık.
Sadıklara sadakatlerinden soracağı için, kafirler için ise elim bir azab hazırladık
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve Kafirlere de acı verecek bir azap hazırladı.
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve Kafirlere dipnot 2 de acı verecek bir azap hazırladı.
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.
Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Tanrı'nın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.
Taki (Allah) o saadıklara sadakatları sorsun. O kafirler için pek acıklı bir azab hazırladı.
Sadıklardan sadakatlarını sormak için. Ve O kafirlere elim bir azab hazırlamıştır.
(6-8) Nebi, müminlere kendi nefislerinden daha önceliklidir ve eşleri de anneleridir. Allah’ın kitabında rahimdaş olduklarınızın bazıları bazılarına nazaran müminler ve muhacirlerden daha önceliklidir , siz dostlarınıza ancak, örfe uygun / tanınan bilinen bir şekilde davranabilirsiniz, bu, yazılmış kitapta böyleydi. Biz nebilerden bir vakit söz aldık, senden de söz aldık, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da söz aldık , sadıkların bağlılığını / sıdkını test etmek için onlardan zorlayıcı söz aldık, kafirler içinse acıtıcı bir azap hazırladık.
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
(Böyle yaptık) Ki (Allah), o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azab hazırlamıştır.
Allah bunu, doğru söyleyenlerin dipnot 1 samimiyetlerini sorgulamak için yaptı. Kafirlere de acıklı bir azap hazırladı.
Bunu, sözlerini tutanların dürüstlüklerini (sadıkların sadakatlerini) sorgulamak için yaptık. Kafirlere de (verdiği sözü görmezden gelenlere) acıklı bir azaphazırladık dipnot 1
Allah (bu sözü), doğrulardan doğruluklarını sormak ve kâfirlere elim bir azap hazırlamak için almıştır.
Doğrulara doğruluklarından sormak ve inkarcılara da acı bir azap hazırlamak için...
Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır.
So that He questions in Day of Judgement the men of truth the Prophets, who were entrusted with His message and their peoples' response! Meantime He has put in readiness for the infidels a punishment which shall vex them with great physical and mental suffering.
God will question [even] the truthful about their sincerity, and for those who reject the truth He has prepared a painful torment.
That (Allah) may question the (custodians) of Truth concerning the Truth they (were charged with): And He has prepared for the Unbelievers a grievous Penalty.
so that (their Lord) may question the truthful about their truthfulness. dipnot 1 As for the unbelievers, He has kept a painful chastisement in store for them. dipnot 2
so that He would be able to question the sadiqun about their sincerity; and He has prepared a painful punishment for the kafirun.
That He may ask the truthful (Allâh’s Messengers and His Prophets) about their truth (i.e. the conveyance of Allâh’s Message that which they were charged with). And He has prepared for the disbelievers a painful torment (Hell-fire).
so that He may question the truthful concerning their truthfulness. And He has prepared for the faithless a painful punishment.
(The Lord did it) so that He may let the truthful give expression to their truthfulness (-whether they were true to their covenant). And (whereas He will reward the true believers); He has in store a woeful punishment for the disbelievers.
that He might question the truthful concerning their truthfulness; and He has prepared for the unbelievers a painful chastisement.
So that the Lord may test the truthfulness of the believers and sentence the disbelievers to a painful punishment for their disobedience.
that He might ask the truth-tellers of their truth. But He has prepared for those who misbelieve a grievous woe.
So that the truthful may be asked about their truthfulness, and He has prepared for the ingrates a painful retribution.
that God may examine the speakers of truth concerning their veracity: And He hath prepared a painful torment for the unbelievers.
And when We made a covenant with the prophets and with you (Muhammad), and with Noah and Abraham and Moses and Jesus, son of Mary, We made with them a strong (solemn) covenant,
That He might ask the sincere of their sincerity; and He has prepared for the disbelievers a painful torment.
That He may ask the loyal of their loyalty. And He hath prepared a painful doom for the unfaithful.
(It was) so that God may ask the truthful of their sincerity. As for the infidels, He has prepared a painful punishment for them.
so that [at the end of time] He might ask those men of truth as to [what response] their truthfulness [had received on earth]. And grievous suffering has He readied for all who deny the truth!
so that He may question these men of truth about their ˹delivery of the˺ truth. And He has prepared a painful punishment for the disbelievers.
So that the truthful may be asked about their truthfulness, and He has prepared for the rejecters a painful retribution.
Subsequently, He will surely question the truthful about their truthfulness, and has prepared for the disbelievers (in this Quranic fact) a painful retribution.
That He may question the truthful about their truth. And He has prepared for the disbelievers a painful punishment.
That He might question the truthful about their truthfulness; and He has prepared for the false claimers of guidance a painful punishment.
That he might assign responsibility only to the truthful. And to warn that He has readied grievous suffering for the rejecters.
That (Allah) may question the truthful ones about the Truth they (were to protect). And for the unbelievers, He has prepared a painful penalty.
so that He (Allah) may ask the truthful ones about their truth. And He has prepared a painful punishment for the disbelievers.
So that the truthful may be asked about their truthfulness, and He has prepared for the rejecters a painful retribution.