Diyanet İşleri
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Zümer suresi
Zümer suresi, 49. ayet. فَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَٰهُ نِعْمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلْمٍۭ بَلْ هِىَ فِتْنَةٌ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
feiẕâ messe-l'insâne ḍurrun de`ânâ. ŝümme iẕâ ḫavvelnâhü ni`metem minnâ ḳâle innemâ ûtîtühû `alâ `ilm. bel hiye fitnetüv velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeryüzündeki her şey fidye olsa; insanın nankörlüğü Zümer 46–52 3
De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."
Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
(Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.
Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.
Bilmediler mi ki, Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
49. Yüce Allah, insanın durumunu ve tabiatını bize haber vermektedir: Ona hastalık, sıkıntı veya darlık gibi bir zarar dokunduğunda “bize” başına gelen bu musibetin giderilmesi hususunda ısrarla “yalvarır.”
“Sonra biz ona tarafımızdan bir nimet lütfettiğimizde” darlığını giderip sıkıntısını ortadan kaldıracak olursak, tekrar Rabbini inkâra döner, Rabbinin iyiliklerini inkâr edip bilmezlikten gelir ve: “Bu bana ancak bir bilgiye göre verilmiştir, der.”
Yani Allah, benim bu işe layık olduğumu, benim bunu hak ettiğimi bilmektedir; çünkü ben Allah nezdinde değerli bir kişiyim. Ya da ben bu nimeti elde etme yollarını bildiğim için bunlar bana verilmiştir, der.
Yüce Allah da buna karşılık: “Bilakis o, bir imtihandır” buyurmaktadır. Yani Yüce Allah, kendisine kimin şükrettiğini, kimin de nankörlük ettiğini ortaya çıkarmak için bununla kullarını sınar.
“Fakat onların çoğu bilmezler.” Bundan dolayı onlar bu imtihanı bir bağış ve ihsan olarak değerlendirirler. Böylelikle katıksız hayır olan bir şey ile hayra ya da şerre sebep olabilen bir şeyi birbirine karıştırırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kâfir olan insana hastalık, fakirlik ve benzeri şeyler isabet ettiğinde, bunları kaldırmamız için bize dua eder. Sonra kendisine sağlık ve mülk gibi nimet verdiğimizde kâfir şöyle der: "Allah, bunu bana hak ettiğimi bildiği için verdi." Oysa ki doğru olan, bu verilen onun için bir imtihan ve istidractır. Ancak kâfirlerin çoğu bunu bilmezler; Allah'ın kendilerine verdiği nimetler ile kibirlenirler.
Aynı kök: خول (8 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Dua
(Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri…
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Nimet
İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.
Aynı kök: خول (8 geçiş)
Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. dipnot 1 Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde "Bu, bana ancak bilgi(m) sayesinde verilmiştir" dipnot 2 der. Hayır! O bir imtihandır fakat çoğu bilmez.
İşbu nedenle, ne zaman insanın başına bir zarar gelse Bize yalvarır; daha sonra kendisi katımızdan bir nimete kavuşsa "Bu servete ben sadece ve sadece kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım" der; ama hayır, aksine o bir sınav aracıdır: ne var ki onların çoğu bunu dahi kavrayamamaktadır.
İşte (böyle:) İnsanın başına bir bela geldiğinde bize yardım için yalvarır; fakat ona katımızdan bir iyilikte bulunduğumuz zaman, (kendi kendine,) "(Bütün) bunlar bana (benim kendi) hikmetimden dolayı verilmiştir!" der. Hayır! Bu (rahmetin verilmesi) bir imtihandır, ama çoğu onu anlamaz.
İnsana bir zarar, hastalık, sıkıntı geldiğinde bizden yardım ister. . . Sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde "O, bana bilgim sayesinde verilmiştir" (der). . . Hayır; o (nimet) bir sınav objesidir! Ne var ki onların çoğunluğu bunu bilmezler.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, «Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır! O bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
İnsana bir zorluk geldiğinde, Bize yakarışlarda bulunur. Sonra, bir nimet verdiğimizde, şöyle der: "Ancak, bir bilgi sayesinde bu bana verildi!" dipnot 400 Hayır! Bu bir sınamadır; fakat onların çoğu bilmez.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde, "Bu bana yalnızca bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır, o bir sınavdır. Fakat insanların çoğu bilmezler.
İnsana bir kötülük dokunduğu zaman bizi çağırır; ancak ona bir nimet verdiğimiz zaman ise: "Bu, bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Aslında o bir testtir, ne var ki çokları bilmez.
İnsana bir kötülük dokunduğu zaman bizi çağırır; ancak ona bir nimet verdiğimiz zaman ise: 'Bu, bana bilgimden dolayı verilmiştir,' der. Aslında o bir testtir, ne var ki çokları bilmez
Fakat insana bir sıkıntı dokunduğunda Bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimizde de: "O, bana bir bilgi sayesinde verildi." der. Aslında o bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler.
Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met bahşediverdiğimiz zaman da o bana bir bilgi üzerine verildi der, belki o bir fitnedir velakin pek çokları bilmezler
İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: "Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir." der. Hayır! O bir fitnedir dipnot 1 . Ne var ki onların çoğu bilmezler.
İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: "Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir." der. Hayır! O bir fitnedir dipnot 1 . Ne var ki onların çoğu bilmezler.
İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: "Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir." der. Hayır! O bir fitnedir dipnot 1 . Ne var ki onların çoğu bilmezler.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bizi çağırır (yalvarır). Sonra kendisine bizden bir ni'met verdiğimiz vakit "Bu, bana ancak bilgi (m) den dolayı verilmişdir" der. Hayır bu, bir imtihandır. Lakin onların çoğu bilmezler.
İnsana bir sıkıntı gelince; Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde; bu, bana bilgimden dolayı verilmiştir, der. Hayır, bu bir denemedir. Fakat çokları bilmezler.
(45-52) Allah’ın bir olması hatırlatıldığında / zikredildiğinde Ahiret gününe iman etmeyenlerin kalpleri tiksinir , O’nun dışındakiler anıldığında o vakit sevinirler. Semaları ve arzı fıtratlı yaratan (Fâtır) tanık olunanı ve de gaybolanı bilen ey Allah’ım, sen kulların arasında ayrılığa düştükleri / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verirsin. Zalimler muhakkak ki arzda ne varsa ve de bir mislini de ekleyerek hepsini toplasalar, onu (topladıklarını) kıyamet günü suçlarına yönelik fidye olarak verirlerdi / affedilme bedeli olarak önerirlerdi, hesaba katmadıkları her şey Allah tarafından onların önüne dökülmüştür / ortaya çıkarılmıştır. Suçları ve kazandıkları ortaya çıkarılmıştır / açığa çıkmıştır , alay ettikleri ne varsa onları sarmıştır / hak olmuştur. İnsana bir zarar dokundu mu bize çağrı da bulunur , s onra bizden ona bir nimet sunulduğunda ise der ki bu bana ilmim nedeniyle verildi , bilakis o bir sınamadır / fitnedir ve fakat onların çoğu bilmezler, k esinlikle onlardan öncekiler de o şekilde demişlerdi , (İlmimiz nedeniyle bize verildi) Kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı, kazandıkları nedeniyle kötülük onlara isabet etti / gelip onları buldu , zalimler öyleleridir ki işte onlara da kazandıkları nedeniyle kötülük isabet edecektir, onlar aciz bırakamazlar. Hâlâ bilmediler mi muhakkak ki Allah, dilediğine rızkı basitleştirir / genişletir ve de kısıt koyar / takdir eder, işte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Dünyevileşmiş akıl açlık evrenseldir ihtiyaçlar sınırsızdır der vahyi akıl rızık evrenseldir paylaşmak sorumluluktur der.)
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde; “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir.” der. Hayır! O bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize du'a eder. Sonra, ona bizden bir ni'met verdiğimiz vakit; "Bu, (benim) bilgi(m) sayesinde bana verildi" der. Hayır, o bir imtihandır, fakat çokları bilmiyorlar.
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarıp yakarır. Sonra ona katımızdan bir nimet bahşettiğimizde "Bu sadece bilgim sayesinde bana verildi!" der dipnot 1 . Oysa o nimet bir imtihandır dipnot 2 ama onların çoğu bunu bilmez dipnot 3 .
İnsanın başı sıkışınca bize yalvarır. Sonra iyilik yaparak ona bir fırsat versek "Bu, bana bendeki bir ilme karşılık verildi" der. Oysa fırsat verilmesi bir fitnedir dipnot 1 (kendilerini yakan bir imtihandır) ama çoğu bunu bilmez.
İnsana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Ona bizden bir rahmet verdiğimiz zaman da: "Bu bana, ilmim/bilgim dolayısıyla verilmiştir" der. Oysa o bir fitne/imtihandır. Fakat çokları bilmez.
İnsana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Onu bizden bir rahmet ile değiştirdiğimiz zaman da: -Bu bana, bilgim dolayısıyla verilmiştir der. Oysa o bir imtihandır. Fakat çokları bilmez.
İnsana bir zorluk/zarar dokunduğunda bize yalvarır yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: "Bu bir ilim sayesinde verildi bana!". Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.
And when man is touched or befallen with a misfortune or wedded to a calamity he invokes Us for relief, and when We extend to him a divine favour from the realm of heaven he says in response: "I have acquired what comes into my possession by reason of the knowledge inherent in me and for my intellectual acquaintance with fact". In effect, what We bestowed upon him, of favour and prospering influence, was simply a test of his true inclination but most of them fail to realize this fact.
When man suffers some affliction, he cries out to Us, but when We favour him with Our blessing, he says, ‘All this has been given to me because of my knowledge’- it is only a test, though most of them do not know it.
Now, when trouble touches man, he cries to Us: But when We bestow a favour upon him as from Ourselves, he says, "This has been given to me because of a certain knowledge (I have)!" Nay, but this is but a trial, but most of them understand not!
When an affliction befalls man, dipnot 1 he cries out to Us; but when We grant him a favour from Us, he says: "I have been granted this on account of my knowledge." dipnot 2 Nay; this (favour) is a test; but most of them do not know. dipnot 3
When harm touches man he calls on Us. Then when We grant him a blessing from Us he says, ‘I have only been given this because of my knowledge.’ In fact it is a trial but most of them do not know it.
When harm touches man, he calls to Us (for help); then when We have (rescued him from that harm and) changed it into a favour from Us, he says: "Only because of knowledge (that I possess) I obtained it." Nay, it is only a trial, but most of them know not!
When distress befalls man, he supplicates Us. Then, when We grant him a blessing from Us, he says, ‘I was given it by virtue of [my] knowledge.’ Rather it is a test, but most of them do not know.
And when harm afflicts a human being he calls upon Us. But when We confer Our favour on him he says, `I have been given this only on account of (my own) knowledge. It is not right, it is only a trial, yet most people do not know.
When some affliction visits a man, he calls unto Us; then, when We confer on him a blessing from Us, he says, 'I was given it only because of a knowledge. ' Nay, it is a trial, but most of them do not know it.
Most men pray to God when at need. Once God gives them what they want, they say: "I earned it in account of my hard work and know-how." The fact of the matter is their possessions are means of trial for them [to see how they will behave and use it] yet they do not understand it.
And when harm touches man he calls on us; then, when we grant him favour from us, he says, 'Verily, I am given it through knowledge!' nay, it is a trial,- but most of them do not know!
So when the human is touched by adversity, he implores Us, then when We bestow a blessing upon him, he says: "I attained this because of knowledge I had!" Indeed, it is a test, but most of them do not know.
When harm befalleth man, he calleth upon Us; yet afterwards, when We have bestowed on him favour from Us, he saith, I have received it merely because of God's knowledge of my deserts. On the contrary, it is a trial; but the greater part of them know it not.
Now when harm afflicts a man he calls upon Us; then, when We give him a favour from Us, he says, "I have been given it only by means of knowledge. " Nay, it is a trial, but most of them know not.
So when an adversity touches man, he invokes Us; thereafter when We grant him a favor from Us, he says, "Surely I have been brought it only because of (my) knowledge. " No indeed, it is a temptation, but most of them do not know.
Now when hurt toucheth a man he crieth unto Us, and afterward when We have granted him a boon from Us, he saith: Only by force of knowledge I obtained it. Nay, but it is a test. But most of them know not.
When a man is in trouble, he prays to God; but when We bestow a favour on him he says: "It has come to me through my acumen. " In fact, this is an illusion, but most men do not know.
NOW [thus it is:] when affliction befalls man, he cries out unto Us for help; but when We bestow upon him a boon by Our grace, he says [to himself], "I have been given [all] this by virtue of [my own] wisdom!" Nay, this [bestowal of grace] is a trial: but most of them understand it not!
When one is touched with hardship, they cry out to Us ˹alone˺. Then when We shower Our blessings upon them, they say, "I have been granted all this only because of ˹my˺ knowledge." Not at all! It is ˹no more than˺ a test. But most of them do not know.
So when the human is touched by adversity, he implores Us, then when We bestow a blessing upon him, he says: "I attained this because of knowledge I had!" Indeed, it is a test, but most of them do not know.
If the human is touched by adversity, he implores us, but as soon as we bestow a blessing upon him, he says, "I attained this because of my cleverness!" Indeed, this is only a test, but most of them do not know.
And when adversity touches man, he calls upon Us; then when We bestow on him a favor from Us, he says, "I have only been given it because of [my] knowledge. " Rather, it is a trial, but most of them do not know.
And when affliction touches man, he calls to Us; then when We confer upon him favour from Us, he says: “I have only been given it according to knowledge.” The truth is, it is a means of denial, but most of them know not.
But now this is so - when adversity touches the human, he calls upon Us. But as soon as We grant him Bliss from Us, he says, "I have been given this by way of skillful knowledge." Nay, this affords them a test of their character. But most of them know not that they do not know enough. ('La Ya'lamun' pertaining to knowledge, in my opinion, carries a double connotation here as rendered. And, however intelligent and skillful an individual may be, Divine Laws and the society work in concert toward his success).
When trouble comes to man, then he cries (and calls) to Us for help: When We give him a favor all by Ourselves, he says: "This has been given to me because of a certain knowledge (I have)!" No, but this is only a trial, but most of them do not understand!
When man is visited by a trouble, he prays to Us, but when, after that, We favor him with some blessing from Us, he says, "This is given to me because of (my) knowledge." No, but this is a trial, yet most of them do not know.
So when man is touched by adversity, he implores Us, then when We bestow a blessing upon him, he says: "I attained this because of knowledge I had!" Indeed, it is a test, but most of them do not know.