Tevbe suresi

Tevbe suresi, 94. ayet

Tevbe suresi, 94. ayet. يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

ya`teẕirûne ileyküm iẕâ raca`tüm ileyhim. ḳul lâ ta`teẕirû len nü'mine leküm ḳad nebbeene-llâhü min aḫbâriküm. veseyere-llâhü `ameleküm verasûlühû ŝümme türaddûne ilâ `âlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

Diyanet İşleri

Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 91–97 · surenin 94. ayeti / 129

Konu Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar Tevbe 90–99 3

  1. Tevbe 91

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Tevbe 92

    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

  3. Tevbe 93

    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

  4. 94

    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

  5. Tevbe 95

    Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.

  6. Tevbe 96

    Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz.

  7. Tevbe 97

    Bedeviler inkar ve nifak bakımından daha ileri ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

94. Yüce Allah, zengin oldukları ve cihaddan geri kalmakta haklı mazeretleri bulunmadığı halde münafıkların cihaddan geri kaldıklarını söz konusu ettikten sonra onların daha sonra mazeretler beyan edeceklerini şöyle haber vermektedir: “Kendilerine” gazadan “döndüğünüz vakit size özür beyan edeceklerdir.” Sen de onlara “de ki: (Boşuna) özür dilemeyin. Size asla inanmayız.” Hiçbir zaman sizin mazeret olarak uydurduğunuz bu yalanların doğru olduğunu kabul etmeyiz. Çünkü “Allah size dair birtakım haberleri bize bildirmiştir.” Sözü doğru olan da O’dur. Artık özür dilemenizin bir faydası kalmamıştır. Çünkü onlar, Allah’ın bildirdiğinden farklı mazeretler ileri sürerek özür dilemeye kalkışmışlardı. Doğruluğun en üst mertebesinde bulunan Allah’ın haberine aykırı olan sözlerinin doğru olmasına ise imkân yoktur.

“Allah da Rasûlü de sizin” dünyada “yapacaklarınızı görecek” Çünkü doğru ile yalanın asıl ölçüsü, yapılan davranışlardır. Kuru sözlerin bu konuda hiçbir anlamı yoktur. “Sonra görüneni de görünmeyeni de bilene” ve kendisine hiçbir şey gizli kalmayana “döndürüleceksiniz. O da size” hayır ve şer türünden “yaptıklarınızı haber verecektir.” Size zerre ağırlığı kadar zulmetmeksizin de adalet ve lütfuyla o amellerinizin karşılığını verecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cihattan geri kalan münafıklar, Müslümanlar cihattan döndüklerinde zayıf bahaneler ileri sürmüşler. Allah Teâlâ, onlara karşı peygamberini ve Müminleri şu şekilde karşılık vermeye yönlendirmiştir: Aslı olmayan bahaneleri ileri sürmeyin, sizin bize haber verdiklerinize inanmıyoruz. Allah, sizlerin içinizde olanları bize haber vermiştir. Allah ve resulü görecek. Acaba tövbe mi edeceksiniz ve Allah sizin tövbenizi kabul edecek? Yoksa siz, nifakınız üzere devam mı edeceksiniz? Sonra her şeyi bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir. Ve yaptıklarınızın karşılığını da verecektir. O halde tövbe edip salih amel işlemek için acele edin.

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَعْتَذِرُونَ yea'tezirune özür dilerler kök: عذر
  2. إِلَيْكُمْ ileykum sizden
  3. إِذَا iza zaman
  4. رَجَعْتُمْ racea'tum geri dönüp geldiğiniz kök: رجع
  5. إِلَيْهِمْ ۚ ileyhim onların yanına
  6. قُل kul de ki kök: قول
  7. لَّا la hiç
  8. تَعْتَذِرُوا۟ tea'teziru özür dilemeyin kök: عذر
  9. لَن len asla
  10. نُّؤْمِنَ nu'mine inanmayız kök: امن
  11. لَكُمْ lekum size
  12. قَدْ kad muhakkak
  13. نَبَّأَنَا nebbeena bize bildirdi kök: نبا
  14. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  15. مِنْ min
  16. أَخْبَارِكُمْ ۚ ehbarikum sizin haberlerinizi kök: خبر
  17. وَسَيَرَى ve seyera ve görecektir kök: راي
  18. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  19. عَمَلَكُمْ amelekum yaptığınızı kök: عمل
  20. وَرَسُولُهُۥ ve rasuluhu ve Elçisi de kök: رسل
  21. ثُمَّ summe sonra
  22. تُرَدُّونَ turaddune döndürüleceksiniz kök: ردد
  23. إِلَىٰ ila
  24. عَـٰلِمِ aalimi bilene kök: علم
  25. ٱلْغَيْبِ l-gaybi görülmeyeni kök: غيب
  26. وَٱلشَّهَـٰدَةِ ve şşehadeti ve görüleni kök: شهد
  27. فَيُنَبِّئُكُم feyunebbiukum O size haber verecek kök: نبا
  28. بِمَا bima ne
  29. كُنتُمْ kuntum varsa kök: كون
  30. تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınız kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş) · Aynı olay: Tebük Seferi

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    De ki: "Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resulü de, mü'minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen alemi de bilen Allah'ın huzuruna…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz…

  • Aynı kök: خبر (52 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: ردد (59 geçiş)

    Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    "Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Ortak kavram: Nübüvvet

    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Seferden) kendilerine döndüğünüz zaman sizden özür dileyecekler. De ki: "(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; dipnot 1 Allah elbette haberlerinizi bize bildirmiştir. İş(ler)inizi Allah da görecektir, Elçisi de. Sonra da görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz dipnot 2 ve yaptıklarınızı size bildirecektir." dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah Tebük Gazvesi sonrasında müslümanlar bunların yanına döndüklerinde münafıkların kendilerinden özür dileyeceklerini bir mucize olarak önceden haber vermektedir. Özür dilemek aslında bir erdemdir; ancak bu kişiler Tevbe 9:86 ve 94'te de belirtildiği gibi, durumları müsait yani zengin olmalarına ve haklı hiçbir mazeretleri bulunmamasına rağmen savaştan kaçmak için bahane üreten kişilerdi ve onların kimler olduğunu müslümanlar elbette biliyorlardı. Onların nifakına dair herhangi bir gizlilik ve bilinemezlik söz konusu değildi. Kaldı ki Medine toplumunda hali vakti yerinde olan kişilerin, gayrimüslimlerin herhangi bir kişiden veya çevreden korkmasını gerektirecek bir durum da zaten yoktu. Buna rağmen, müslümanlarla birlikte olmak istemeyen ve birlikte savaşa gitmeye yanaşmayan, bu yüzden de yalan yanlış bahaneler üreten kişilerin inkârcı, menfaatperest ve hem Allah'a hem de Elçisine yalan konuşan ikiyüzlü insanlar oldukları apaçık ortadaydı. Tevbe 9:80, 81, 84, 85, 87, 90 ve 93 gibi ayetlerde de yer aldığı üzere onların inkârcılıkları, yalancılıkları ve münafıklıkları kesinleşmişti. İşte bu kişilerin daha sonra dileyecekleri özrün bir anlamının olmadığı ifade edilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Sebe' 34:3; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesaj: Tevbe 9:105.

Mustafa İslamoğlu

Seferden dönüp de karşılaştığınız zaman size bahaneler sıralayacaklar. De ki: "Boşuna bahane üretmeyin, kesinlikle size inanmayacağız! Allah sizin (gerçek) durumunuzdan bizi haberdar etmiştir. Allah da, Rasulü de yaptıklarınızın (hesabını) görecektir. En sonunda görülemeyeni ve görüleni ayrıntılarıyla Bilen'in huzuruna çıkartılacaksınız; ve O size, yapıp-ettiklerinizi bir bir haber verecektir.

Muhammed Esed

(Ve) onlar, (seferden) döndüğünüzde size bahaneler arzedecekler! De ki: "(Asılsız) özürleri ileri sürmeyin, (çünkü) size inanmıyoruz: Allah bize hakkınızda gerekli bilgiyi vermiş bulunuyor zaten. (Bundan sonraki) yapıp ettiklerinize bakacak Allah; ve Onun Elçisi (de öyle); sonunda, yaratıkların görüş ve algı alanı dışında kalan şeyleri de, onların duyu ve tasavvur yoluyla tanıklık edebilecekleri şeyleri de bütün gerçeğiyle bilen Onun karşısına çıkarılacaksınız; Ve O sizin (hayatta) ne yapıp ettiğinizi tam olarak kavramanızı sağlayacak".

Ahmed Hulusi

Savaştan döndüğünüzde size mazeret beyan edecekler. . . De ki: "Özür beyan etmeyin. . . Size asla inanmayacağız. . . (Zaten) Allah bizi, sizin durumunuzdan haberdar etti. . . Allah ve Rasulü sizin ortaya koyduğunuzun sonucunu görecek; sonra algılanamayan ve algılanan alemlerin Aliym'ine döndürülürsünüz! (O da) size yapmakta olduklarınızın anlamını ve sonucunu bildirecek. "

Ali Bulaç

Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun Resulü de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."

Ali Özek ve heyeti

(Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Rasulü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.

Ali Rıza Safa

Geri döndüğünüzde, sizden özür dilediler. De ki: "Özür dilemeyin; asla size inanmıyoruz. Allah, sizin durumunuzu bize bildirmiştir!" Allah ve O'nun elçisi, yaptıklarınızı görecektir. Sonra, gizli gerçekleri ve görünenleri Bilene döndürüleceksiniz; yaptıklarınızı size bildirecektir.

Bayraktar Bayraklı

Seferden onlara döndüğünüz zaman, size özür beyan edecekler. De ki: "Boşuna özür dilemeyiniz! Size asla inanmayız; çünkü Allah, yaptıklarınızı bize bildirmiştir. Amellerinizi Allah da görecektir, Peygamberi de. Sonra, görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."

Edip Yüksel

Kendilerine döndüğünüzde size özürler sayarlar. De ki: "Boşuna özür saymayın; sizi artık onaylamayız, ALLAH durumunuzu bize bildirmiş bulunuyor. ALLAH ve elçisi sizin işlerinizi görecek ve sonra da gizliyi ve açığı Bilenin huzuruna döndürüleceksiniz. O yaptıklarınız her şeyi size bildirecektir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

(Savaştan gelip) kendilerine döndüğünüzde size özürler sayarlar. De ki: 'Boşuna özür saymayın; size artık inanmayız, ALLAH durumunuzu bize bildirmiş bulunuyor. ALLAH ve elçisi sizin işlerinizi görecek ve sonra da gizliyi ve açığı Bilenin huzuruna döndürüleceksiniz. O yaptıklarınız her şeyi size bildirecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yanlarına döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin, asla size inanmayacağız! Doğrusu Allah bize durumunuzdan birçok haberler verdi; bundan böyle de Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir; sonra hepiniz gizliyi aşikarı bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz. O vakit O, size neler yaptığınızı haber verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yanlarına avdet ettiğinizde size itizar edecekler, de ki: itizar etmeyin ihtimali yok size inanmıyacağız doğrusu Allah bize ahvalinizden bir çok haberler verdi, bundan böyle de Allah ve Resulü amelinizi görecek, sonra hepiniz o gayb-ü şehadeti bilen hakkın huzuruna götürüleceksiniz o vakıt o size haber verecek neler yapıyordunuz

Erhan Aktaş

Onlara döndüğünüz zaman size mazeret ileri sürerler. De ki: "Mazeret ileri sürmeyin, size asla inanmayacağız. Allah, durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Resul'ü yapacaklarınızı görecektir. Sonra, görüneni ve görünmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O, bütün yaptıklarınızı size bildirecektir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara döndüğünüz zaman size mazeret ileri sürerler. De ki: "Mazeret ileri sürmeyin, size asla inanmayacağız. Allah, durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Resulü yapacaklarınızı görecektir. Sonra, görüneni ve görünmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O, bütün yaptıklarınızı size bildirecektir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara döndüğünüz zaman size mazeret ileri sürecekler. De ki: "Mazeret ileri sürmeyin, size asla inanmayacağız. Allah, durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Rasul'ü yapacaklarınızı görecektir. Sonra, görüneni ve görünmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O, bütün yaptıklarınızı size bildirecektir."

Gültekin Onan

Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyin, size kesin olarak inanmıyoruz / güvenmiyoruz (len nümine). Tanrı bize durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Tanrı görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahade edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O yaptıklarınızı size haber verecektir."

Hasan Basri Çantay

(Seferden) onlara döndüğünüz vakit size özür dermiyan edeceklerdir. De ki: (Bihude) özür dilemeyin. Size kat'iyyen inanmıyoruz. Allah, bize (hallerinizden bir çok) haberler vermişdir. (Bundan sonraki) hareketinizi de Allah, Resulü ile beraber, görecekdir. (En) sonra gizliyi ve aşikarı bilen (Allah) a döndürüleceksiniz de O, size, neler yapıyordunuz, (hepsini) haber verecekdir.

İbni Kesir

Kendilerine döndüğünüz vakit de size özür beyan ederler. De ki: Özür dilemeyin. Size katiyyen inanmıyorum. Doğrusu Allah, bize haberlerinizi bildirmiştir. Allah da, Rasulü de amellerimizi görecektir. Sonra hepiniz, görüleni de görülmeyeni de bilene döndürüleceksiniz. O, size neler yaptığınızı haber verecektir.

Mehmet Alagaş

(90-96) Bedevilerden / Araplardan birileri özür ifade ederek onlara izin verilmesi amacıyla geldiler, Allah’ı ve O’nun Resulünü yalanlayanlar ise oturdu kaldılar, (izin almak umurlarında değil tenezzül bile etmiyorlar) onlardan kafir olanlara ileride acıtıcı bir azap isabet edecektir. Zayıf ve hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara zorluk yoktur, Allah’a ve O’nun Resulü için nasihatte bulundukları sürece güzel davrananlar için sorumlu tutulmaya dair bir yol yoktur , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Senden, onları taşıyacak binek isteyen kimselere, sizi taşıyacak bir binek bulamadım dediğinde de geri dönüp giderken hüzünden gözlerinden yaş akanlara, harcayacak bir şey de bulamayanlara, sorumluluğa dair yol yoktur. Zengin oldukları halde senden izin isteyenlere, sorumluluğa dair yol kesinlikle vardır, onlar geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular, Allah’ta onların kalplerini mühürledi, onlar artık bilmezler. Onlar, siz geri döndüğünüzde özür dileyecekler, deki özür falan dilemeyin size inanmıyoruz, Allah sizin haberlerinizi bize kesin olarak bildirdi, Allah ve O’nun Resulü ileride sizin amellerinizi de görecek ve sonra da şahit olunmayanı / gaybı ve şahit olunanı bilene / Allah’a döndürüleceksiniz, size yapıyor olduklarınızı haber verecektir. Geri döndüğünüz de geri kalmış olanlarla / onlarla ilgilenmemeniz için, Allah adına yemin de edecekler, onlara sırtınızı ç evirin / ilgilenmeyin, çünkü onlar pisliktirler, kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir. Kendilerinden hoşnut olmanız için yemin eder dururlar, siz onlardan razı olsanız dahi Allah kesinlikle yoldan çıkmış topluluktan hoşnut olmaz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine döndüğünüz vakit size özür beyan ederler. De ki: Özür beyan etmeyin, size inanmayacağız. Allah sizin haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Rasûlü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.

Süleyman Ateş

(Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allah da görecek, Elçisi de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek."

Süleymaniye Vakfı

Geri döndüğünüzde size mazeret uyduracaklardır. De ki: "Hiç mazeret uydurmayın; size asla inanmayacağız. Allah, haberlerinizi bize bildirdi dipnot 1 . Şimdiden sonra ne yapacağınızı da Allah ve elçisi görecektir dipnot 2 . Sonra gaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız. O size neler yaptığınızı bildirecektir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Döndüğünüzde onlar size özür beyan edeceklerdir. De ki "Hiç özür beyan etmeyin; size asla inanmayacağız. Allah, sizin haberlerinizi bize bildirdi. Allah ve Elçisi sizin yaptıklarınızı görecektir. Sonra görünmeyeni de görüneni de bilen Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız; ne işler yaptığınızı size o bildirecektir."

Şaban Britch

Geri döndüğünüzde size özür beyan ederler. De ki: Özür beyan etmeyin, size inanmayacağız. Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Rasûlü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.

Şaban Piriş

Geri döndüğünüzde size özür beyan ederler. De ki: -Özür beyan etmeyin, size inanmayacağız. Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Resulü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Dönüp yanlarına geldiğinizde sizden özür dilerler. De ki: "Özür dilemeyin. Size asla inanmayacağız. Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir. Yapıp ettiğinizi Allah da resulü de görecektir. Sonra görünmeyen ve görünen alemleri bilenin huzuruna çıkarılacaksınız da O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when you return back from battle safe and secure, they apologize to you for their offence. Say to them O Muhammad: "Do not offer defensive arguments; we will not believe you; Allah has informed us of your disposition and betrayed your attributes, and Allah and His Messenger shall watch over your innocence and follies, then you shall be sent back to Him Who is 'Alimun of the invisible and of what your bosoms store of thoughts and feelings, and of the visible and the seen and of what is avowed openly and openly disclosed. There and then shall He inform you of what your minds and souls had impelled you to do".

Abdul Haleem

When you return from the expedition they will carry on coming to you [believers] with excuses. Say, ‘Do not make excuses. We do not believe you: God has told us about you. God and His Messenger will watch your actions now, and in the end you will be returned to the One who knows the seen and the unseen. He will confront you with what you have done.’

Abdullah Yusuf Ali

They will present their excuses to you when ye return to them. Say thou: "Present no excuses: we shall not believe you: Allah hath already informed us of the true state of matters concerning you: It is your actions that Allah and His Messenger will observe: in the end will ye be brought back to Him Who knoweth what is hidden and what is open: then will He show you the truth of all that ye did."

Abul A'la Maududi

[9:94] They will put up excuses before you when you return to them. Tell them: "Make no excuses. We will not believe you. Allah has already informed us of the truth about you. Allah will observe your conduct, and so will His Messenger; then you will be brought back to Him Who knows alike what lies beyond perception and what lies in the range of perception and will let you know what you have done."

Aisha Bewley

They will make excuses to you when you return to them. Say: ‘Do not make excuses, we will not believe you. Allah has already informed us about you. Allah will see your actions, as will His Messenger. Then you will be returned to the Knower of the Unseen and the Visible, and He will inform you regarding what you did.’

Al-Hilali & Khan

They (the hypocrites) will present their excuses to you (Muslims), when you return to them. Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) "Present no excuses, we shall not believe you. Allâh has already informed us of the news concerning you. Allâh and His Messenger will observe your deeds. In the end you will be brought back to the All-Knower of the unseen and the seen, then He (Allâh) will inform you of what you used to do." [Tafsir At-Tabari]

Ali Quli Qarai

They will offer you excuses when you return to them. Say, ‘Do not make excuses; we will never believe you. Allah has informed us of your state of affairs. Allah and His Apostle will observe your conduct, then you will be returned to the Knower of the sensible and the Unseen, and He will inform you concerning what you used to do.’

Amatul Rahman Omar

These (hypocrites) will make (false) excuses to you when you return to them (after the expedition to Tabûk. You should at that time) say (to them), `Make no excuses, we shall never believe you; Allâh has already fully informed us of all the facts relating to you. Allâh will (henceforth) watch your conduct and (so will) His Messenger. Then (at length) you will be brought before Him Who knows the hidden as well as the manifest realities He will then inform you fully about your deeds.'

Arthur John Arberry

They will excuse themselves to you, when you return to them. Say: 'Do not excuse yourselves; we will not believe you. God has already told us tidings of you. God will surely see your work, and His Messenger, then you will be returned to Him who knows the unseen and the visible, and He will tell you what you were doing.'

Bijan Moeinian

When you return [from the battle], they will come to you with all kind of excuses [to justify their behavior. ] Say: "Do not apologize as we do not believe you. God has already informed us what kind of people you are. God and His Messenger are going to keep an eye on you till you are summoned to the Lord Who knows everything; then He will inform you what you were doing."

E. Henry Palmer

They make excuses to you when ye return to them: say, 'Make no excuse, we believe you not; God has informed us concerning you. God sees your works and His Apostle too!' Then shall ye be brought back unto Him who knows the unseen and the seen; and He shall inform you of that which ye have done.

Edip-Layth

They will apologize to you when you return to them. Say, "Do not apologize; we will no longer trust you, for God has told us of your news." God will see your work, as will His messenger, then you will be returned to the knower of the unseen and the seen, He will inform you of what you did.

George Sale

They will excuse themselves unto you, when ye are returned unto them. Say, excuse not your selves; we will by no means believe you: God hath acquainted us with your behaviour; and God will observe your actions, and his apostle also: And hereafter shall ye be brought before Him who knoweth that which is hidden, and that which is manifest; and He will declare unto you that which ye have done.

Hamid S. Aziz

They make excuses to you when you return to them. Say, "Make no excuse, we believe you not; Allah has informed us concerning you. Allah sees your works and so does His Messenger. Then shall you be brought back unto Him who knows the invisible (hidden) as well as the visible (open), and He shall inform you of the truth of that which you used to do.

Mahmoud Ghali

They will excuse themselves to you when you return to them. Say, "Do not excuse yourselves; we will never believe you." Allah has already fully informed us of (some of) your tidings; and Allah will soon see your doing, and His Messenger (will see) Thereafter you will be turned back to The Knower of the Unseen and the Witnessed (and) so He will fully inform you of whatever you were doing.

Marmaduke Pickthall

They will make excuse to you (Muslims) when ye return unto them. Say: Make no excuse, for we shall not believe you. Allah hath told us tidings of you. Allah and His messenger will see your conduct, and then ye will be brought back unto Him Who knoweth the Invisible as well as the Visible, and He will tell you what ye used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

When you come back they will offer excuses to you. Tell them: "Make no excuses; we do not believe you. God has informed us about you; and God and His Apostle shall watch your conduct. Then you will be brought to Him who knows what is hidden and what is manifest. He will tell you of what you did."

Muhammad Asad

[And] they will [still] be offering excuses to you when you return to them, [from the campaign]! Say: "Do not offer [empty] excuses, [for] we shall not believe you: God has already enlightened us about you. And God will behold your [future] deeds, and [so will] His Apostle; and in the end you will be brought before Him who knows all that is beyond the reach of a created being's perception as well as all that can be witnessed by a creature's senses or mind, and then He will make you truly understand what you were doing [in life]."

Mustafa Khattab

They will make excuses to you ˹believers˺ when you return to them. Say, "Make no excuses, ˹for˺ we will not believe you. Allah has already informed us about your ˹true˺ state ˹of faith˺. Your ˹future˺ deeds will be observed by Allah and His Messenger as well. And you will be returned to the Knower of the seen and unseen, then He will inform you of what you used to do."

Progressive Muslims

They will apologize to you when you return to them, Say: "Do not apologize, we will not believe you, for God has told us of your news. " And God will see your work, as will His messenger, then you will be returned to the knower of the unseen and the seen, He will inform you of what you did.

Rashad Khalifa

They apologize to you when you return to them (from battle). Say, "Do not apologize; we no longer trust you. GOD has informed us about you." GOD will see your works, and so will the messenger, then you will be returned to the Knower of all secrets and declarations, then He will inform you of everything you had done.

Sahih International

They will make excuses to you when you have returned to them. Say, "Make no excuse - never will we believe you. Allah has already informed us of your news. And Allah will observe your deeds, and [so will] His Messenger; then you will be taken back to the Knower of the unseen and the witnessed, and He will inform you of what you used to do."

Sam Gerrans

They will make excuses to you when you return to them. Say thou: “Make not excuses; we will not believe you. God has already informed us of your assertions.” God will see your deeds, as will His messenger, then will you be brought back to the Knower of the Unseen and the Seen, and He will tell you what you did.

Shabbir Ahmed

They will make excuse to you when you believers return. Say, "Make no excuse, for we shall not believe you. Allah has informed us about you. Allah and His Messenger, the Central Authority, will keep you under probation. And then you will be brought back to Him, the Knower of the Invisible and the Visible, and He will make you truly understand what you were doing in life."

Syed Vickar Ahamed

They (the hypocrites) will give their excuses to you when you return to them. (Then) you say: "Do not give excuses: We shall not believe you: Allah has already informed us of the true condition of things about you: Allah and His Messenger (Muhammad) will watch your actions: In the end, you will be brought back to Him Who knows what is hidden and what is open: Then He will show you the truth of all you did."

Taqi Usmani

They will make excuses to you when you return to them. Say, "Do not make excuses. We shall never believe you. Allah has told us the facts about you. Allah will see what you do, and His Messenger as well. Then you shall be returned to the Knower of the Seen and the Unseen, and He will tell you what you have been doing."

The Monotheist Group

They will apologize to you when you return to them, say: "Do not apologize, we will not believe you, for God has told us of your news." And God will see your work, as will His messenger, then you will be returned to Knower of the unseen and the seen, He will inform you of what you did.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 94. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 94. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 94. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩