Tevbe suresi · 73–80. ayetler

Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tevbe suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 73. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! O kâfirlerle ve o münafıklarla cihad et; onlara karşı sert davran! Onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:5, 123; Tahrîm 66:9.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen ey peygamber! İnkarı ısrarla savunanlarla ve ikiyüzlülüğü tabiat haline getirenlerle mücadele et ve onlara karşı ödünsüz davran! Sonunda karar kılacakları yer cehennemdir ve o ne berbat bir son duraktır.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Hakkı inkar edenlerle ve münafıklarla yılmadan savaş; ve onlara karşı kararlı ve ödünsüz davran, ki (pişman olup tevbe etmezlerse) varacakları yer cehennemdir; ne kötü bir duraktır orası!

    Ahmed Hulusi

    Ey En Nebi! Hakikat bilgisini inkar edenler ve münafıklar ile mücahede et ve onlara tavizsiz ol! Onların barınağı Cehennemdir! Ne kötü bir dönüş yeridir o!

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!..

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! Nankörlük edenlerle ve ikiyüzlülerle savaşım yap ve onlara katı davran. Kalacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Peygamber!Kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!"

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, kafirler ve ikiyüzlülerle mücadele et ve onlara karşı taviz verme. Varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir orası!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey peygamber, kafirler ve ikiyüzlülerle mücadele et ve onlara karşı güçlü ve sert ol. Varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir orası!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey şanlı peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara karşı kalın (sert) ol! Onların varacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir orası!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o şanlı Peygamber kafirlere, münafıklara mücahede et ve onlara karşı kalın ol, onların varacakları yer Cehennemdir ki o, ne kötü meaddır!

    Erhan Aktaş

    Ey Nebi! Kafirlerle ve Münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey nebi! Gerçeği yalanlayan nankörlerle ve münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.

    Gültekin Onan

    Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!..

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, kafirlerle ve münafıklarla savaş. Karşılarında çetin ol. Onların yurdu cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!

    İbni Kesir

    Ey peygamber; kafirler ve münafıklar ile cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer, cehennemdir ve o, ne kötü dönüş yeridir.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer Cehennem'dir. Ne kötü bir varış yeridir orası!

    Süleyman Ateş

    Ey peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran; onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Nebi! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et /elinden geleni yap dipnot 1 . Onlara katı davran / tavizsiz ol dipnot 2 ! Varıp kalacakları yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad için bkz. Tevbe 9/16'nın dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette, "katı davranma" anlamı verdiğimiz ifade, "ğılza (غِلْظَــةُ)" mastarından türemiştir. Ğılza; incelik, zerafet ya da naziklik anlamına gelen "rikkat" sözcüğünün zıddıdır. Kalınlık, büyüklük, kabalık, sertlik ya da haşinlik anlamlarına gelir (Müfredat). Müslümanlar, kafirlere ve münafıklara karşı herhangi bir haksızlığa meyl etmeden (Maide 5/8), tavizsiz (Kalem 68/9) bir duruş sergilemelidirler (Maide 5/54, İsra 17/73-75, Furkan 25/52, Fetih 48/29, Tahrim 66/9). Birçok mealde bu kavrama verilen "sert davran" gibi anlamlar, kafirlere karşı aşırı davranışlara yol açmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey nebi! Kafirler ve münafıklarla mücadele(cihad) et dipnot 1 . Karşılarında dik dur. Onların varıp kalacakları yer Cehennem'dir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Ey Nebi! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran! Barınakları Cehennem'dir. Ne kötü dönüş yeri!

    Şaban Piriş

    -Ey Nebi, Kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran! Barınakları cehennemdir. Ne kötü dönüş yeri!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Peygamber! Küfre sapanlarla, ikiyüzlülerle cihat et! Onlara sert davran! Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o!

  2. Tevbe suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 74. ayet. يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resulü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar o sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. (Oysa) o küfür sözünü elbette söylemişler ve Müslümanlıktan sonra kâfir olmuşlar, başaramadıkları bir şeye de yeltenmişlerdi. dipnot 1 Sırf Allah ve Elçisi kendi lütfundan onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkışmışlardı. Tevbe ederlerse onlar için hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada da ahirette de elem verici şekilde azap edecektir. Yeryüzünde onların dostu da yardımcısı da yoktur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların bir kısmı Hz. Muhammed Tebük'ten dönerken ona suikast düzenleme çalışması yapmışlar, ancak amaçlarına ulaşamamışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, (kötü) bir söz söylemediklerine ilişkin Allah adına yemin ediyorlar; oysa ki onlar kesinlikle küfre varan sözler söylemişler, böylece Allah'a teslim olmalarından sonra inkara sapmışlar ve başarmaları mümkün olmayan bir işe soyunmuşlardı. Onların kin duymaları için, Allah'ın ve O'nun lutfu sayesinde Elçisi'nin kendilerini zengin ve yetkin hale getirmesi dışında bir neden yok ki! Artık tevbe ederlerse, bu kendileri hakkında daha hayırlı olur; yok eğer yüz çevirirlerse, Allah onları bu dünyada da öte dünyada da pek acı bir azaba çarptıracak; ve onlar yeryüzünde kendileri için ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabileceklerdir.

    Muhammed Esed

    (İkiyüzlüler, kötü) bir şey söylemedikleri konusunda Allaha yemin ediyorlar; oysa, onların hakkı inkara varan bir söz sarf etmiş oldukları ve (böylece,) önce Allaha teslimiyetlerini ifade edip sonra da hakkı inkar etmiş oldukları bilinen bir şey: böyle yaparken onlar, ulaşamayacakları bir amaç peşindeydiler. Allahın ve Onun lütuf ve cömertliği sayesinde Elçisinin kendilerini (ruhen ve manevi olarak) zengin ve yetkin kılmasından başka bir hata (ya da eksiklik) bulamazlardı (dinde). Bundan sonra, eğer pişman olup tevbe ederlerse, bu onların kendi iyiliklerine olacaktır; ama yüz çevirirlerse, Allah onları hem bu dünyada hem de öte dünyada pek çetin bir azaba uğratacak; ve onlar da bu dünyada kendilerine ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabileceklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Söylemediklerine (dair), Esma'sıyla onların hakikati olan Allah namına yemin ederler. . . Andolsun ki, o küfür kelimesini söylediler; İslam'ı kabullerinden sonra hakikat bilgisini inkar edenler başaramayacakları bir kötülüğe teşebbüs ettiler! Sırf Allah ve Rasulü fazlından onları zenginleştirdiği için intikam almağa kalktılar. . . Eğer tövbe ederler ise onlar için daha hayırlı olur. . . Eğer dönerler ise, Allah onları dünyada da sonsuz gelecek sürecinde de acı bir azap ile azaplandırır. . . Yeryüzünde onların ne bir sahibi ve ne de bir yardımcısı vardır.

    Ali Bulaç

    Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu dost ve bir yardımcı yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Başaramadıkları bir şeye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sırf Allah ve Rasulü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar. Eğer tevbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarptıracaktır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.

    Ali Rıza Safa

    Söylemediklerine ilişkin, Allah'ın üzerine yemin ediyorlar. Oysa gerçek şu ki, inkar sözünü söylediler. Teslim olduktan sonra nankörlük ettiler ve başaramadıkları bir şeye kalkıştılar. Öç almak istedikleri, Allah'ın ve O'nun elçisinin, O'nun lütfundan, onları varlıklı yapmasından başka bir şey değildi. Pişmanlık gösterirlerse, kendileri için iyi olur. Yüz çevirirlerse, Allah, dünyada ve sonsuz yaşamda, acı bir cezayla onları cezalandıracaktır. Onlar için, yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıklar söylemediklerine dair Allah adına yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler. Müslüman olduktan sonra inkar ettiler, başaramadıkları bir şeye yeltendiler. Sırf Allah ve Peygamberi, Allah'ın lütfuyla kendilerini zengin etti diye, şimdi öç almaya kalktılar; Allah ve Peygamberinin iyiliğine karşı böyle nankörlük ettiler. Eğer tövbe ederlerse kendileri için daha iyi olur. Yok eğer dönerlerse Allah onlara dünyada da ahirette de acı bir biçimde azap edecektir. Yeryüzünde onların ne velisi/koruyucusu, ne de yardımcısı vardır.

    Edip Yüksel

    İnkar sözlerini konuşmalarına ve teslim olduktan sonra inkar etmelerine rağmen, onları söylemediklerine dair ALLAH'a yemin ediyorlar. Aslında, ulaşamayacakları şey için çaba gösterdiler. ALLAH ve O'nun lütfuyla elçisi kendilerini zenginleştirdikten sonra öç almaya kalktılar! Tövbe ederlerse kendileri için iyi olur. Yüz çevirirlerse, ALLAH onları dünya ve ahirette acı bir azapla cezalandırır; yeryüzünde ne bir dostları ne de bir yardımcıları olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar sözlerini konuşmalarına ve teslim olduktan sonra inkar etmelerine rağmen, onları söylemediklerine dair ALLAH'a yemin ediyorlar. Aslında, hiç bir zaman ulaşamadıkları gerçeğe karşı durdular. ALLAH ve elçisi O'nun lütfuyla kendilerini zenginleştirdikten sonra öc almaya kalktılar! Tevbe ederlerse kendileri için iyi olur. Yüz çevirirlerse, ALLAH onları dünya ve ahirette acı bir azapla cezalandırır; yeryüzünde ne bir dostları ne de bir yardımcıları olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a, söylemediklerine dair yemin ediyorlar. Andolsun ki, o küfür sözünü söylediler, müslüman olduktan sonra yine kafirlik ettiler ve başaramadıkları cinayeti kurdular. Oysa öç almaya kalkmaları için kendilerini Allah'ın peygamberiyle, ilahı lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur, şayet yan çizerlerse Allah onları dünyada ve ahirette acı bir azaba uğratır; onların yeryüzünde ne bir kayırıcısı ne de bir yardımcısı bulunur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allaha yemin ediyorlar: söylememişler, kasem olsun o kelime-i küfrü söylediler, islama geldikten sonra yine kafirlik ettiler ve o muvaffak olamadıkları cinayeti kurdular, halbuki intikam almağa kalkmaları için kendilerini Allahın Resuliyle fadlı ilahisinden zenginleştirmiş olmasından başka bir sebeb de yoktu, bunun üzerine tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur, yok yan çizerlerse Allah onları Dünya ve Ahırette elim bir azab ile ta'zib eder, ve yer yüzünde onlar için ne himaye, ne imdad edecek kimse bulunmaz

    Erhan Aktaş

    Münafıklar söylemediklerine dipnot 1 dair Allah'a yemin ediyorlar. Ant olsun küfür sözünü dipnot 2 söylediler. İslam olduktan sonra Kafir oldular. Elde edemeyecekleri bir şeye yöneldiler. Öç almaya kalkışmaları da ancak Allah ve Resulü'nün kendi fazlından onları dipnot 3 zengin etmiş olmasındandır. Eğer tevbe ederlerse, haklarında hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Ve onlar için yeryüzünde ne bir veli ne bir yardımcı vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi'nin aleyhinde bir şey.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerini küfre götüren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mü'minleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Münafıklar söylemediklerine dipnot 1 dair Allah'a yemin ediyorlar. Ant olsun küfür sözünü dipnot 2 söylediler. İslam olduktan sonra Kafir oldular. Elde edemeyecekleri bir şeye yöneldiler. Öç almaya kalkışmaları da ancak Allah ve Resulünün kendi fazlından onları dipnot 3 zengin etmiş olmasındandır. Eğer tevbe ederlerse, haklarında hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Ve onlar için yeryüzünde ne bir veli ne bir yardımcı vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi'nin aleyhinde bir şey.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerini küfre götüren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mü'minleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Münafıklar söylemediklerine dipnot 1 dair Allah'a yemin ediyorlar. Ant olsun küfür sözünü dipnot 2 söylediler. İslam olduktan sonra kafir oldular. Elde edemeyecekleri bir şeye yöneldiler. Öç almaya kalkışmaları da ancak Allah ve Rasulü'nün kendi fazlından onları dipnot 3 zengin etmiş olmasındandır. Eğer tövbe ederlerse, haklarında hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Ve onlar için yeryüzünde ne bir veli ne bir yardımcı vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi'nin aleyhinde bir şey.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerini küfre götüren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Mü'minleri.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya and içiyorlar ki (o küfür sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar küfür sözünü söylemişlerdir ve islamlıklarından sonra küfretmişlerdir ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Tanrı'nın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Tanrı onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu dost ve bir yardımcı yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    (Münafıklar, o kötü sözü) söylemediklerine (dair) Allaha yemin ediyorlar. Andolsun, o küfür kelimesini söylemişlerdir. Onlar müslümanlıklarından sonra yine kafir oldular. Başaramadıkları bir şey'e (cinayete) de yeltendiler onlar. Halbuki (peygambere ve mü'minlere karşı kin besleyib) intikaam olmıya yeltenmeleri için Allah ile peygamberinin lütf-ü inayeti İle onları zenginleşdirmiş olduğundan başka (meydanda bir sebeb) de yokdu. Eğer (nifakdan) tevbe ederlerse onlar için hayırlı olur. Eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahiretde de pek acıklı bir azaba uğratır, yer yüzünde onlar için ne bir yar, ne bir mededkar da yokdur artık.

    İbni Kesir

    And olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah'a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Ve onlar için yeryüzünde bir dost ve yardımcı yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve onlar müslümanlıklarından sonra kâfir oldular. Ayrıca başaramadıkları şeye (Peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Rasûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

    Süleyman Ateş

    (Senin aleyhinde söyledikleri yakışıksız sözleri) söylemediklerine Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler, İslam olduktan sonra inkar ettiler, başaramadıkları bir şeye yeltendiler. Sırf Allah ve Elçisi, Allah'ın lutfiyle kendilerini zengin etti diye (şimdi) öc almağa kalktılar. (Allah ve Elçisinin iyiliğine karşı böyle nankörlük ettiler.) Eğer tevbe ederlerse kendileri için daha iyi olur. Yok eğer (inkar yoluna) dönerlerse Allah onlara dünyada da, ahirette de acı bir biçimde azabedecektir. Yeryüzünde onların ne velisi, ne de yardımcısı vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Söylemediklerine dair Allah'ın adıyla yemin ediyorlar ama kendilerini kafir yapan sözü kesinlikle söylediler. İslam'a girdikten sonra kafir olmuşlar ve başarılı olamadıkları bir işe girişmişlerdi dipnot 1 . Kin gütmelerinin tek sebebi, Allah'ın ve elçisinin, lütfedip o nankörlerin dipnot 2 ihtiyaçlarını gidermiş olmasıdır. Hatalarından dönerlerse onlar için hayırlı olur. Ama yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada da ahirette de acıklı bir azap ile azap edecektir. (Azap geldiğinde) Onların yeryüzünde ne bir dostları kalır ne de yardımcıları.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlik, aynı zamanda nankörlük olduğundan meal bu şekilde yapılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar ama kendilerini kafir yapan o sözü dipnot 1 gerçekten söylediler ve Müslüman(Allah'a teslim) olmalarından sonra kafir oldular. Üstelik başaramayacakları bir işe giriştiler. O cezalandırma girişiminin sebebi, Allah'ın ve Elçisinin onları Allah'ın ikramıyla cömertçe zenginleştirmesinden başka birşey değildir. Dönerlerse (tevbe ederlerse) kendileri için iyi olur. Ama eğer yüz çevirmeye devam ederlerse Allah onları hem dünyada hem de Ahirette acıklı bir azaba uğratacaktır. Yeryüzünde onlar için artık ne bir dost ne de yardımcı bulunur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...o söz açıklanacak.

    Şaban Britch

    Müslüman olduktan sonra küfre düşüp kesinlikle küfür sözünü söylemişlerken, söylemedik diye Allah’a yemin ettiler. Başaramadıkları bir şeye giriştiler. Allah ve Rasûlü onları Allah’ın bol nimetinden zenginleştirdiği için (rasûlünü) küçük görüp, kınadılar. Eğer tevbe ederlerse bu kendileri için en hayırlı olandır. Eğer yüz çevirirlerse Allah onlara dünya ve ahirette acıklı bir azapla azap edecektir. Onlar için yeryüzünde bir veli ve yardımcı da yoktur.

    Şaban Piriş

    Müslüman olduktan sonra küfre düşüp kesinlikle küfür sözünü söylemişlerken, söylemedik diye Allah'a yemin ettiler. Başaramayacakları bir şeye giriştiler. Allah ve Resulü onları Allah'ın bol nimetinden zenginleştirdiği için intikam almaya yeltendiler. Eğer tevbe ederlerse kendileri için iyi olur. Eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünya ve ahirette acı veren bir azapla cezalandırır. Onlar için yeryüzünde bir veli ve yardımcı da yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Söylemediklerine ilişkin Allah'a yemin ediyorlar. Yemin olsun ki, o küfür sözünü söylediler. İslam'a girmeleri ardından küfre saptılar. Başaramadıkları bir şeyi tasarladılar. Oysaki intikam almaları için, Allah'ın ve resulünün, Allah'ın lütfuyla kendilerini zengin etmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Eğer yan çizerlerse Allah onlara dünyada da ahirette de acıklı bir azapla azap edecektir. Ve yeryüzünde onların ne bir dostu olacaktır ne de bir yardımcısı.

  3. Tevbe suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 75. ayet. وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan kimi de "(Allah) lütfundan bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve (özü sözü) iyilerden olacağız!" diye Allah'a söz vermişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem, onlar arasında "Eğer O'nun bağışladıklarından bize de bir şeyler düşerse, elbet biz de hayır hasenat için harcar, böylece biz de iyiler arasına karışmış oluruz!" diye Allah'a yemin edenler var.

    Muhammed Esed

    Ve onlar arasında, "Doğrusu, eğer Allah bize cömertliğinden (bir şeyler) bahşederse, kuşkusuz biz de hayır için harcar (sadaka verir) ve hiç kuşkusuz dürüst ve erdemli kimselerden oluruz!" diye Allaha yemin edenler var.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan kimi de Allah'a vaatte bulundu: "Eğer bize fazlından verirse, andolsun ki kesinlikle sadaka vereceğiz ve elbette salihlerden olacağız. "

    Ali Bulaç

    Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan kimi de, «Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız!» diye Allah'a and içti.

    Ali Rıza Safa

    Oysa onlardan kimisi, Allah'a, şöyle söz vermişlerdi: "Kendi lütfundan bize verirse, kesinlikle karşılıksız yardımda bulunuruz ve kesinlikle erdemli olanlar arasında oluruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan kimi de, "Eğer Allah, lütfundan bize de verirse elbette sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye Allah'a and içti.

    Edip Yüksel

    Hatta bazıları, "Bize lütfundan verirse, paramızı yardım için harcayacağız ve dürüst insanlardan olacağız" diye ALLAH'a söz verdiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatta bazıları, 'Bize lütfundan verirse, paramızı yardım için harcayacağız ve dürüst insanlardan olacağız,' diye ALLAH'a söz verdiler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine onlardan bir takımı "Allah bize bol lütufta bulunursa mutlaka zekatını veririz ve dürüstlerden oluruz!" diye söz vermişlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine onlardan kimi de Allaha şöyle ahdetmişlerdi: "eğer bize fadlından ihsan ederse her halde zekatını veririz ve her halde salihinden oluruz"

    Erhan Aktaş

    Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden dipnot 1 olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden dipnot 1 olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan kimi de, "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden dipnot 1 olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Tanrı'ya ahdetmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    İçlerinden kimi de Allaha (şöyle) ahdetmişdi: "eğer bize lütf-ü, kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını vereceğiz, muhakkak saalihlerden olacağız".

    İbni Kesir

    İçlerinden kimi de: Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse; andolsun ki, muhakkak tasadduk edeceğiz ve muhakkak salihlerden olacağız, diye Allah'a ahdetmişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçlerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız." diye O’na söz verenler vardır.

    Süleyman Ateş

    Kimileri de: "Eğer Allah, lutfundan bize verirse elbette sadaka vereceğiz ve yararlı insanlardan olacağız!" diye Allah'a and içtiler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların içinde "Eğer bize lütfundan verirse elbette biz de sadaka verir, iyilerden oluruz." diye Allah'a söz verenler de vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinden bir kısmı da Allah'a şöyle söz vermişlerdi: "Bize cömertçe verirsen elbette zekat(sadaka) vereceğiz ve iyilerden olacağız."

    Şaban Britch

    İçlerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız" diye O’na söz verenler vardır.

    Şaban Piriş

    İçlerinde 'Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız.' diye O'na and verenler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinden bazıları da Allah'a şöyle ant içti: "Eğer Allah, lütfundan bize verirse, elbette sadaka dağıtacağız ve elbette iyilik ve barış için çalışanlardan olacağız."

  4. Tevbe suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 76. ayet. فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضْلِهِۦ بَخِلُوا۟ بِهِۦ وَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.

    Mehmet Okuyan

    Fakat (Allah) lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek (sözlerinden) dönmüşlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerin Sa‘lebe b. Hâtib ile ilişkili olduğu ifade edilmekteyse de hem anlatılan olayların Kur'an'a aykırılığı hem de ayetlerde kullanılan fiil ve zamirlerin kalıbı ayetlerin bir kişi değil de bir insan tipiyle ilgili olarak indirildiği apaçık bir gerçektir. Kaldı ki Tevbe 9:104'te belirtildiği gibi sadakaları kabul eden yalnızca Yüce Allah'tır. Bu kişinin vermek istediği sadakaları Hz. Muhammed'in ve diğer halifelerin kabul etmediği iddiaları gerçek olamaz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onlar, Allah kendilerine lutfundan bağışlar bağışlamaz onda cimrilik ederler ve (yeminlerinden) geri dönerler: zira onlar dönektirler.

    Muhammed Esed

    Fakat böyleleri, daha Allah cömertliğiyle kendilerine (bir şey) verir vermez, hemen ona hasisçe sarılır, (ettikleri bütün o yeminlerden) inatla geri dönerler.

    Ahmed Hulusi

    Ne zaman ki onlara (Allah) fazlından verdi; onunla cimrilik ettiler ve yüz çevirerek vaatlerinden döndüler.

    Ali Bulaç

    Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

    Ali Rıza Safa

    Kendi lütfundan onlara verince de cimrileştiler. Ve yüz çevirerek döndüler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ne zaman ki Allah lütfundan onlara verdi, O'nun verdiğinde cimrilik ettiler ve yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

    Edip Yüksel

    Fakat, onlara kendi lütfundan verince, cimrileştiler ve yüz çevirerek döndüler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat, onlara kendi lütfundan verince, cimrileştiler ve yüz çevirerek döndüler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah kendilerine lütfundan istediklerini verince cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vaktaki Allah fadlından istediklerini verdi, buhl edib yüz çevirdiler, ve zaten yan çizib duruyorlardı

    Erhan Aktaş

    Allah, onlara dipnot 1 lütfundan verince, onlar cimrilik edip yüz çevirdiler. Zaten onlar dönektirler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklara.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, onlara dipnot 1 lütfundan verince, onlar cimrilik edip yüz çevirdiler. Zaten onlar dönektirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklara.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onlara dipnot 1 lütfundan verince, onlar cimrilik edip yüz çevirdiler. Zaten onlar dönektirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklara.

    Gültekin Onan

    Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, kendilerine fazl-ü inayetinden verince de onunla cimrilik edib (taat-i ilahiyyeye) arka çevirdiler. Onlar öyle dönekdirler!

    İbni Kesir

    Ama Allah onlara lütuf ve kereminden ihsan edince; cimrilik ettiler ve yüz çevirdiler. Onlar zaten dönektirler.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

    Süleyman Ateş

    Ne zaman ki Allah lutfundan onlara verdi, O'n(un verdiğin)e cimrilik ettiler ve yüz çevirerek (sözlerinden) döndüler.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama Allah onlara lütfundan verince cimrilik edip yüz çevirdiler. Onlar dönek kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah cömertçe verince o mal onları cimrileştirdi. Yan çizerek yüz çevirdiler.

    Şaban Britch

    Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler. Yüz çevirerek, döndüler.

    Şaban Piriş

    Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler. Zaten onlar dönektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Lütfundan kendilerine verdiği zaman ise o lütfa cimrilik ederek yüz çevirmiş bir halde dönüp gittiler.

  5. Tevbe suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 77. ayet. فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فِى قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُۥ بِمَآ أَخْلَفُوا۟ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı, (Allah) kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifakı (ikiyüzlülüğü) yerleştirmiştir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette verilmek istenen mesaj, kalplerine nifak yerleştirilenlerin bunu hak ettiklerini, kendilerine haksızlık edilmediğini bildirmektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine O da, Zatıyla karşılaşacakları güne kadar kalplerinde (taşıyacakları) bir nifakı başlarına sarar. Bu, onların Allah'a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmeleri yüzündendir.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine Allah da, kendisiyle karşılaşacakları Güne kadar içlerinde taşıyacakları bir nifakı sokar onların yüreklerine. Bu, onların, Allaha verdikleri sözü yerine getirmekten geri durmaları ve yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmeleri yüzündendir.

    Ahmed Hulusi

    Allah'a sözlerini tutmamaları, yalancı olmaları; O'na kavuşacakları sürece kadar (Allah'ın), bilinçlerinde ikiyüzlülüğü yaşatmasına yol açtı!

    Ali Bulaç

    Böylece O da, Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı (sonuçta köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı.

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifak (ikiyüzlülük) soktu.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O'nunla karşılaşacakları güne dek, onların yüreklerine ikiyüzlülük yerleştirmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine iki yüzlülük sokmuştur.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a verdikleri sözden caydıkları ve yalan söyledikleri için kendisiyle karşılaşacakları güne kadar kalplerine ikiyüzlülük soktu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a verdikleri sözden caydıkları ve yalan söyledikleri için kendisiyle karşılacakları güne kadar kalplerine iki yüzlülük soktu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söylemeyi adet edindikleri için o da bu yaptıklarının akibetini kalplerinde kıyamete kadar sürecek bir nifaka çevirdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allaha verdikleri va'di tutmadıkları ve yalan söylemeği adet edindikleri için o da bu fi'llerinin akıbetini kalblerinde kıyamet gününe kadar sürecek bir nifaka kalb ediverdi

    Erhan Aktaş

    Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Kendisi ile karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine nifak dipnot 1 soktu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nifak, birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek; ikircikli davranmak, Müslümlere olan düşmanlığını gizlemek demektir. Kertenkele ve yaban faresinin yer altında birçok yuvası olduğu ve bu yuvalardan hangisine gittiği bilinmediği için, bunların yuvalarına da "nufeka" ve "nafika" denmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Kendisi ile karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine nifak dipnot 1 soktu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nifak, birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek; ikircikli davranmak, Müslümanlara olan düşmanlığını gizlemek demektir. Kertenkele ve yaban faresinin yer altında birçok yuvası olduğu ve bu yuvalardan hangisine gittiği bilinmediği için, bunların yuvalarına da "nufeka" ve "nafika" denmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Kendisi ile karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine nifak dipnot 1 soktu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek, ikircikli davranmak.

    Gültekin Onan

    Böylece O da, Tanrı'ya verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı [sonuçta köklü bir duygu olarak] yerleşik kıldı.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet, Allaha va'd etdiklerini tutmadıkları, yalan söyledikleri için O da (bu fiillerinin) akıbetini kalblerinde, kendisinin huzuruna çıkacakları güne kadar (sürecek), bir nifak yapdı.

    İbni Kesir

    Allah'a verdikleri vaadi tutmadıkları ve yalanı adet edindikleri için, kendisinin huzuruna çıkacakları güne kadar Allah kalblerine nifak soktu.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.

    Süleyman Ateş

    Kendisine verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalblerine iki yüzlülük sokmuştur.

    Süleymaniye Vakfı

    Verdikleri sözü tutmamalarının ve yalan söylemelerinin cezası olarak Allah da kendisiyle yüzleşecekleri güne kadar kalplerine münafıklık yerleştirdi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, önceki ümmetlerin Allah'a verdikleri sözü tutmamaları sebebiyle uğradıkları cezanın aynısıdır (Maide 5/14, 64).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah da onları, kendine kavuşacakları güne kadar içlerinde kalacak bir münafıklıkla cezalandırdı. Bunun sebebi ona verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeleridir.

    Şaban Britch

    Allah’a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için, O’nunla karşılaşacakları güne kadar Allah onların kalplerinde bir nifak sokmuştur.

    Şaban Piriş

    Allah'a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için, O'nunla karşılaşacakları güne kadar Allah onların kalplerinde bir nifak ile cezalandırdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet Allah, kendisine verdikleri söze ters düştüklerinden, yalana sapıp durduklarından, huzuruna çıkacakları güne kadar onların kalplerine ikiyüzlülük yerleştirdi.

  6. Tevbe suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 78. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (bilinemeyenleri) çok iyi bilen olduğunu dipnot 1 (hâlâ) anlamadılar mı? dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:109, 116; Sebe' 34:48.
    2. metne dön, dipnot 2
      İsteği, tercihi ve tavrı nifaktan yana olan bu kişilerin kararları onaylanmış ve ölüp gidecekleri yani Yüce Allah'ın huzuruna çıkacakları mahşer gününe kadar kalplerine nifak yerleştirilmiştir. Münafıkların nifakı ve nifaktaki kararlılıkları "sebep", kalplerine Yüce Allah'ın bunu yerleştirmesi ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    Bilmiyorlar mı ki Allah, onların sırlarından ve gizli görüşmelerinden çok iyi haberdardır; zira, iyi bilsinler ki Allah her türlü gizliliği tüm ayrıntılarıyla bilir.

    Muhammed Esed

    Bilmiyorlar mı ki, onların (bütün o) sırlarından, (bütün o) gizli görüşmelerinden Allahın haberi var? (Ve yine bilmiyorlar mı ki,) Allah, insan idrakini aşan şeyler hakkında eksiksiz bilgi sahibidir?

    Ahmed Hulusi

    (Hala) anlamadılar mı ki, Allah, onların özlerindekini de, fısıldaşmalarını da bilir ve Allah gaybları (deruni boyutları, yaratanı olarak) en detaylı bilendir!

    Ali Bulaç

    Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (gizli şeyleri) çok iyi bilen olduğunu hâla anlamadılar mı?

    Ali Rıza Safa

    Onların gizlediklerini ve gizli konuşmalarını Allah'ın bildiğini bilmiyorlar mı? Kuşkusuz, Allah, gizli gerçekleri de bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir ve Allah, gizlileri eksiksiz bilendir!

    Edip Yüksel

    Bilmezler mi ki, ALLAH onların hem gizlediklerini hem açıkladıklarını bilir ve ALLAH tüm gizlileri Bilendir?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilmezler mi ki, ALLAH onların hem gizlediklerini hem açıkladıklarını bilir ve ALLAH tüm gizlileri Bilendir?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar hala Allah'ın, sırlarını da fısıltılarını da bildiğini ve Allah'ın bütün gaipleri çok iyi bilen olduğunu bilmiyorlar mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Henüz bilmediler mi ki Allah onların sirlerini de bilir fısıltılarını da; ve Allah "allamülguyub" dur

    Erhan Aktaş

    Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.

    Gültekin Onan

    Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Tanrı, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Tanrı, gaybın bilgisine sahip olandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Münafıklar) hala bitmediler mi ki Allah, şübhesiz onların içlerinde gizlediklerini de, fısıltılarını da biliyor ve muhakkak ki Allah, gayıbları çok iyi bilendir.

    İbni Kesir

    Bilmezler mi ki; Allah, onların içlerinden gizlediklerini de, fısıltılarını da bilir. Ve Allah, gaybları çok iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Münafıklar) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?

    Süleyman Ateş

    Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir ve Allah, gizlileri bilendir?

    Süleymaniye Vakfı

    Bilmiyorlar mı ki Allah onların sırlarını da gizli konuşmalarını da bilir! Allah, gizli saklı her şeyi çok iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hala öğrenmediler mi ki Allah, onların sırlarını da gizli konuşmalarını da bilir. Allah, bütün bilinmeyenleri bilir.

    Şaban Britch

    Allah’ın onların sırlarını ve fısıltılarını bildiğini bilmiyorlar mı? Allah gaybları çok iyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildiğini bilmiyorlar mı? Allah gaybları çok iyi bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilmediler mi ki, Allah onların sırrını da fısıldaşmalarını da bilir; Allah gaybları çok iyi bilendir.

  7. Tevbe suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 79. ayet. ٱلَّذِينَ يَلْمِزُونَ ٱلْمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Sadakalar hakkında, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah da onlarla alay edecektir. dipnot 1 Onlar için elem verici azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah alay etmenin cezasını onlara verecektir" şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde geçen fiiller veya kelimeler insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Yüce Allah'ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Al-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:30; Tevbe 9:67.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, (yürekten) inananlar arasından, hem vermesi gerekenden fazlasını gönlünden koparak verenlere, hem de gündelik emeğinden başka verecek bir şey bulamayanlara dil uzatmakta ve onlarla alay etmektedirler. Allah onların alaylarını başlarına geçirecektir ve acıklı bir azap onları beklemektedir.

    Muhammed Esed

    (Bu münafıklar) Allah yolunda hem vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren müminlere, hem de (mevcut) güçlerinin elverdiği (mütevazi şeylerin) dışında verecek şey bulamayan müminlere dil uzatan ve onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve küçümsemelerini onlara geri çevirecektir; nitekim pek çetin bir azap beklemektedir onları.

    Ahmed Hulusi

    Sadakalar konusunda mükellef olduğundan fazlasını gönüllü veren iman etmişlere dil uzatanlar ile (fakirlikleri dolayısıyla imkanlarından) fazlasını bulamayanları alaya alan kimselere gelince, Allah onları maskaraya çevirmiştir. . . Onlar için acı bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    İnananların arasındaki gerekenden çok verenleri de güçlerinin yettiğinden başkasını veremeyenleri de karşılıksız yardımlar konusunda çekiştiriyorlar; onlarla alay ediyorlar. Allah, onları aşağılayacaktır. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sadakalar hakkında gönülden davranan müminlere dil uzatanları ve ancak güçleri kadar bulup verenlerle alay eden kimseleri de, Allah maskaraya çevirecektir. Onlar için can yakıcı bir azap da vardır.

    Edip Yüksel

    Gönüllü olarak yardımda bulunan iman edenlerin cömertliklerini eleştirenler ve aynı zamanda fazla veremeyen yoksulları aşağılayanlar yok mu, ALLAH onları aşağılar. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gönüllü olarak yardımda bulunan inananların cömertliklerini eleştirenler ve aynı zamanda fazla veremiyen yoksullarla da alay edenler yok mu, ALLAH onları küçük düşürür. Onlar için acıklı bir azap vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sadakalarda farz olan zekattan başka mü'minlerden gönüllü olarak teberruda bulunanlara bir türlü ve güçlerinin yettiğinden fazlasını bulmayanlara da başka türlü laf atanlara, laf atarak onlarla eğlenenler var ya, Allah, onları maskaraya çevirecektir; ayrıca onlara acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sadakatta bulunanlara bir türlü, ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamıyanlara diğer türlü laf atarak bunlarla eğlenenler, Allah onları maskaraya çevirdikten başka bir de kendileri için elim bir azab var

    Erhan Aktaş

    Sadakalar dipnot 1 konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 9:60. ayetin 1. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sadakalar dipnot 1 konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hak gözetirlik; sahip olunan mal üzerinde başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, başkalarının, sahip olunan mal üzerindeki haklarıdır. Maldan çıkarılan, verilen şey demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sadakalar konusunda gönülden davranan mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Sadakalar konusunda, inançlılardan ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Tanrı (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sadakalarda (farz olan zekatdan fazla olarak ve gönüllerinden koparak) bağışlarda bulunan mü'minlerle (bir türlü), güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayan (fakir) lerle (diğer türlü laf atarak ve kaş göz oynatarak) eğlenenler (yok mu?) Allah onları maskaraya çevirmişdir. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla eğlenenleri Allah maskaraya çevirir. Ve onlar için elim bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sadakalarda (gönülden fazlasıyla) veren Müminleri ayıplayan ve (az da olsa) ellerinden geldiği kadarını verebilenlerle alay eden kimselerle, Allah da alay eder. Onlara acıklı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Sadakalar hususunda gönülden veren mü'minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah onlarla alay etmiştir. Onlar için acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminlerden, sadakalarını fazlasıyla verenler ile ancak bulabildiği kadarını verenlere dipnot 1 laf dokunduran ve onları küçük görenleri Allah da küçük düşürür. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cuhd (جهد) kelimesi "gücün yettiği şey" demektir. 'Tatavvu' ayette 'gücünün yettiği şeyi yapma'nın zıddı olarak kullanıldığı için 'üzerine düşenden daha fazlasını verme' anlamındadır (Bakara 2/158, 184). Nebimiz "Hangi sadaka daha faziletlidir?" sorusuna "Yoksulun cühdü /bulabildiği" diye cevap vermiştir. (Ebu Davud, "Zekat" 40. Ayrıca bkz. Bakara 2/177, İnsan 76/8, Haşr 59/9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar içlerinden gelerek bol zekat(sadaka) veren müminlere laf dokundurur, gayretlerinden başka bir şey bulamayanları da işletirler. Allah da onları işletir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Şaban Britch

    Sadakalarda (gönülden fazlasıyla) veren müminleri ayıplayan ve (az da olsa) ellerinden geldiği kadarını verebilenlerle alay eden kimselerle Allah da alay eder. Onlara acıklı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Sadaka vermekle gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sadakalar hususunda içten bir cömertlik göstermiş müminlere laf atanlarla, öz gayretlerinden başkasını bulamayanları alay konusu edenlere gelince, Allah onları maskaraya çevirecektir. Onlar için acıklı bir azap da vardır.

  8. Tevbe suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tevbe suresi, 80. ayet. ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resulünü inkar etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

    Mehmet Okuyan

    Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. dipnot 1 Bu, onların Allah'ı ve Elçisini inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen 70 sayısı "rakamsal bir değer" ifade etmenin ötesinde "çokluk" anlamına alınmalıdır. Çünkü kastedilen 70 kere af dileme sonuç vermese de 71. kez affın gerçekleşebileceği değildir. Çünkü devam eden cümlede geçen [len yağfirallâhu lehum] cümlesi bu türden bir çabanın hiçbir şekilde sonuç vermeyeceğini, yani "Yüce Allah'ın bu münafıkların günahlarını asla ve asla affetmeyeceğini" açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü ifadede yer alan [len] edatı bir şeyin gelecekte asla ve asla olmayacağını manaya katmaktadır. Benzer mesaj: Münâfikûn 63:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların bağışlanmaları için Allah'tan ister af dile, ister dileme: Onlar için Allah'tan yetmiş kez af dilemiş olsan dahi, artık Allah onları asla affetmeyecektir. Bunun nedeni, onların Allah'a ve O'nun Elçisi'ne ısrarla nankörlük etmeleridir; zira Allah (fıtrat) yolundan sapmış kimseleri doğru yola yöneltmez.

    Muhammed Esed

    (İmdi,) onların bağışlanmaları için (Allaha) ister dua et, ister etme, (hiçbir şey fark etmeyecektir; çünkü) onlar için istersen yetmiş kez af dile, Allahı ve Onun Elçisini inkara yeltenmelerinden ötürü Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böylesine kötülüğe batmış bir topluluğu doğru yola çıkarmaz.

    Ahmed Hulusi

    Bağışlanmalarını niyaz et onların, ya da etme (fark etmez)! Yetmiş kere bağışlanma dilesen de onlar için, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu onların, Esma'sıyla kendi hakikatleri olan Allah'ı ve Rasulünü inkar etmeleri nedeniyledir! Allah inancı bozulmuşlar topluluğuna hakikati yaşatmaz.

    Ali Bulaç

    Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Rasûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için, ister bağışlanma dile, ister bağışlanma dileme; yetmiş kez bağışlanma dilesen de Allah, onları bağışlamayacaktır. Allah'a ve O'nun elçisine nankörlük ettikleri için böyledir. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu doğru yola eriştirmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Peygamberini inkar etmelerinden dolayıdır. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

    Edip Yüksel

    İster onlar için bağışlanma dile, ister bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile ALLAH onları bağışlamayacaktır. Çünkü onlar ALLAH ve elçisini yalanladılar. ALLAH yoldan iyice çıkmış toplumları doğruya iletmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Muhammed peygamber, kendi amcaları ve yakın akrabaları için bile şefaatte bulunamazken, hiç tanımadığı insanlara nasıl şefaat edebilir? İbrahim, babasına şefaat edemedi (60:4), Nuh ise, oğlunu kurtaramadı (11:46). 2:48 ayetine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İster onlar için bağışlanma dile, ister bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile ALLAH onları bağışlamıyacaktır. Çünkü onlar ALLAH ve elçisini yalanladılar. ALLAH yoldan iyice çıkmış toplumları doğruya iletmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İster onlar için af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kere af dilesen de Allah, onları asla bağışlayacak değildir. Bu, onların Allah'ı ve peygamberini tanımamaları yüzündendir. Allah, öyle baştan çıkmış fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar için dile istigfar et dile etme, onlar için yetmiş kerre istigfar da etsen Allah onlara hiç de mağfiret edecek değil, böyle, çünkü onlar Allahı ve Resulünü tanımadılar, Allah ise öyle baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez

    Erhan Aktaş

    Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme. Onlar için yetmiş defa dipnot 1 bağışlanma dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resul'ünü inkar etmelerindendir. Allah, fasık olan halkı doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlar için istediğin kadar af dile.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş defa dipnot 1 bağışlanma dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resulü'nü inkar etmelerindendir. Allah, fasık olan halkı doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlar için istediğin kadar af dile.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş defa dipnot 1 bağışlanma dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Rasul'ünü küfretmelerindendir. dipnot 2 Allah, fasık dipnot 3 olan toplumu doğru yola iletmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlar için istediğin kadar af dile.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bile bile gerçeğin üzerin örtmektedirler; gerçeği görmezden gelmektedirler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Tanrı onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Tanrı'ya ve elçisine küfretmeleri dolayısıyladır. Tanrı fasıklar kavmine hidayet vermez.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) onlar için (diler) İstiğfaar et (Allahdan mağfiret iste, diler) istiğfaar etme. Eğer onlar için yetmiş defa, istiğfaar dahi etsen yine Allah kendilerini kat'iyyen yarlığayacak değildir. Bu, böyledir. Çünkü Allahı ve resulünü inkar ile kafir olmuşlardır. Allah ise (öyle imandan ve itaatden çıkmış) faasıklar güruhuna hidayet etmez.

    İbni Kesir

    Onlar için ister mağfiret dile, ister mağfiret dileme. Onlar için yetmiş defa mağfiret dilesen de Allah onları bağişlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerindendir. Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Rasûlüne (iman etmeyip) kâfir olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

    Süleyman Ateş

    Onlar için ister af dile, ister dileme, onlar için yetmiş defa af dilesen, yine Allah onları affetmez. Böyledir, çünkü onlar Allah'ı ve Elçisini tanımadılar; Allah, yoldan çıkan kavmi yola iletmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar için bağışlanma dipnot 1 talebinde bulun veya bulunma (bir şey değişmez) dipnot 2 . Yetmiş kere bağışlanmalarını talep etsen de Allah onları asla bağışlamaz. Bu, Allah'ı ve resulünü /elçisinin getirdiğini görmezlikte direnmeleri sebebiyledir. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu yola getirmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstiğfar, "söz ve davranışla mağfiret talep etmek"tir. Mağfiret ise, Allah'ın, kulunu azaptan korumasıdır (Müfredat). "Başı koruyan zırhlı başlık" anlamındaki "miğfer" kelimesi de aynı köktendir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bağışlanmaları için ister talepte bulun, ister bulunma. Bağışlanmaları için yetmiş kere de yalvarsan Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu böyledir. Çünkü onlar Allah'ı ve elçisini görmezlikten gelmişlerdir. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez.

    Şaban Britch

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile Allah onları bağışlamayacaktır. Bu onların Allah’a ve Rasûlü’ne küfretmelerinden dolayıdır. Allah fasık topluluğa hidayet etmez.

    Şaban Piriş

    Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme, Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile Allah onları bağışlamayacaktır. Bu onların Allah'a ve Resulü'ne nankörlük etmelerinden dolayıdır. Allah fasık topluluğa yol göstermez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İster af dile onlar için, ister dileme. Yetmiş kez af dilesen de onlar için, Allah onları affetmeyecektir. Çünkü onlar Allah'ı da resulünü de inkar ettiler. Allah, yoldan çıkmış böyle bir topluluğa kılavuzluk etmez.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.