Diyanet İşleri
Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 78. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ
elem ya`lemû enne-llâhe ya`lemü sirrahüm venecvâhüm veenne-llâhe `allâmü-lguyûb.
Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar Tevbe 73–80 3
İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.
Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.
Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.
Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resulünü inkar etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.
Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
78. Bundan dolayı da Yüce Allah, bu şekilde davrananları şöyle tehdit etmiştir: “Onlar bilmezler mi ki Allah, sırlarını da gizli konuşmalarını da kesinlikle bilmektedir ve Allah, gaybı çok iyi bilendir?” Yüce Allah, bildiği o amellerine karşılık onları cezalandıracaktır.
Bu âyet-i kerimeler münafıklardan Sa’lebe diye bilinen bir kişi hakkında inmiştir. Bu kişi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek Yüce Allah’a, kendisine lütfundan bir şeyler vermesi için dua etmesini istedi ve eğer Allah ona bir şeyler verecek olursa mutlaka sadaka vereceğini, akrabalık bağını gözeteceğini, hak yolda karşı karşıya kalınan sıkıntılara destek vereceğini söyledi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onun için dua etti. Bu adamın koyunları vardı, koyunları sürekli olarak arttı ve nihâyet onları alıp Medine’nin dışına çıktı. Beş vakit namazdan ancak bir ikisinde cemaate katılabiliyordu. Sonra daha da uzaklara gitti ve sadece Cuma namazına gelebilir oldu. Koyunları arttıkça daha da uzaklaştı. Bu sefer Cuma namazlarına da katılamaz oldu.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun görünmediğini fark edince halini sordu, ona durumu haber verildi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zekât vereceklerden zekât almak üzere görevliler gönderdiğinde bunlar Sa’lebe’ye de uğradılar. O da: “Bu (zekat değil) ancak cizye olabilir. Bu cizyeye eşdeğer bir şeydir” dedi. Zekâtı tahsil etmekle görevli memurlara zekâtını vermeyince onlar da gelip Peygamber’e durumu haber verdiler. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem üç kere: “Yazıklar olsun Salebe’ye!” buyurdu.
Onun ve benzerlerinin hakkında bu âyet-i kerimeler nazil olunca da yakınlarından birisi gidip ona bu âyeti ona tebliğ etti. Bu sefer Sa’lebe zekâtını getirdi ise de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu kabul etmedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra zekâtını getirip Ebu Bekir’e vermek istedi, o da kabul etmedi. Ebu Bekir’den sonra Ömer’e getirip vermek istedi, o da kabul etmedi. Onun Osman döneminde öldüğü söylenir.[24]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Münafıklar, onların meclislerinde gizledikleri hile ve tuzaklarını Allah’ın bildiğini ve Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın gaybı bildiğini bilmiyorlar mı? Yapmış oldukları hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna karşılık olarak onları cezalandıracaktır.
Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O…
Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (bilinemeyenleri) çok iyi bilen olduğunu dipnot 1 (hâlâ) anlamadılar mı? dipnot 2
Bilmiyorlar mı ki Allah, onların sırlarından ve gizli görüşmelerinden çok iyi haberdardır; zira, iyi bilsinler ki Allah her türlü gizliliği tüm ayrıntılarıyla bilir.
Bilmiyorlar mı ki, onların (bütün o) sırlarından, (bütün o) gizli görüşmelerinden Allahın haberi var? (Ve yine bilmiyorlar mı ki,) Allah, insan idrakini aşan şeyler hakkında eksiksiz bilgi sahibidir?
(Hala) anlamadılar mı ki, Allah, onların özlerindekini de, fısıldaşmalarını da bilir ve Allah gaybları (deruni boyutları, yaratanı olarak) en detaylı bilendir!
Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır.
(Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (gizli şeyleri) çok iyi bilen olduğunu hâla anlamadılar mı?
Onların gizlediklerini ve gizli konuşmalarını Allah'ın bildiğini bilmiyorlar mı? Kuşkusuz, Allah, gizli gerçekleri de bilir.
Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir ve Allah, gizlileri eksiksiz bilendir!
Bilmezler mi ki, ALLAH onların hem gizlediklerini hem açıkladıklarını bilir ve ALLAH tüm gizlileri Bilendir?
Bilmezler mi ki, ALLAH onların hem gizlediklerini hem açıkladıklarını bilir ve ALLAH tüm gizlileri Bilendir?
Onlar hala Allah'ın, sırlarını da fısıltılarını da bildiğini ve Allah'ın bütün gaipleri çok iyi bilen olduğunu bilmiyorlar mı?
Henüz bilmediler mi ki Allah onların sirlerini de bilir fısıltılarını da; ve Allah "allamülguyub" dur
Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.
Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.
Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.
Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Tanrı, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Tanrı, gaybın bilgisine sahip olandır.
(Münafıklar) hala bitmediler mi ki Allah, şübhesiz onların içlerinde gizlediklerini de, fısıltılarını da biliyor ve muhakkak ki Allah, gayıbları çok iyi bilendir.
Bilmezler mi ki; Allah, onların içlerinden gizlediklerini de, fısıltılarını da bilir. Ve Allah, gaybları çok iyi bilendir.
(73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.
(Münafıklar) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir ve Allah, gizlileri bilendir?
Bilmiyorlar mı ki Allah onların sırlarını da gizli konuşmalarını da bilir! Allah, gizli saklı her şeyi çok iyi bilir.
Hala öğrenmediler mi ki Allah, onların sırlarını da gizli konuşmalarını da bilir. Allah, bütün bilinmeyenleri bilir.
Allah’ın onların sırlarını ve fısıltılarını bildiğini bilmiyorlar mı? Allah gaybları çok iyi bilendir.
Allah'ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildiğini bilmiyorlar mı? Allah gaybları çok iyi bilendir.
Bilmediler mi ki, Allah onların sırrını da fısıldaşmalarını da bilir; Allah gaybları çok iyi bilendir.
Do they not realize that Allah knows what their bosoms store of thoughts and feelings and what they suggest secretly to their minds and all that is not openly avowed! Do they not know that He is well acquainted with their secret counsel and with all that they whisper below their breath and that He is 'Alimun of the seen, the invisible and the unseen!
Do they not realize that God knows their secrets and their private discussions? That God knows all that is hidden?
Know they not that Allah doth know their secret (thoughts) and their secret counsels, and that Allah knoweth well all things unseen?
[9:78] Are they not aware that Allah knows what they conceal and what they secretly discuss, and that Allah has full knowledge even of all that is beyond the reach of perception.
Do they not know that Allah knows their secrets and their private talk, and that Allah is the Knower of all unseen things?
Know they not that Allâh knows their secret ideas, and their Najwa [1] (secret counsels), and that Allâh is the All-Knower of things unseen.
Do they not know that Allah knows their secret [thoughts] and [hears] their secret talks, and that Allah is knower of all that is Unseen?
Have they not known (yet) that Allâh is aware of their hidden thoughts and their private counsels and that Allâh is fully Aware of all hidden realities?
Did they not know that God knows their secret and what they conspire together, and that God knows the things unseen?
Do they not understand that God knows all their secrets and conspiracies? Do they not realize that God knows everything?
Do they not know that God knows their secrets and their whisperings, and that God knows the unseen things?
Did they not know that God knows their secrets, their conspiracies, and that God is the knower of all the unseen?
Do they not know that God knoweth whatever they conceal, and their private discourses; and that God is the knower of secrets?
Do they not know that Allah knows their secrets and their whisperings, and that Allah knows the Unseen?
Do they not know that Allah knows their secret and their private conference and that Allah is The Sublime Knower of the things Unseen. ?
Know they not that Allah knoweth both their secret and the thought that they confide, and that Allah is the Knower of Things Hidden?
Have they not realised that God knows their secrets and their confidential talk, and that God has the knowledge of unknown things?
Do they not know that God knows [all] their hidden thoughts and their secret confabulations, and that God knows fully all the things that are beyond the reach of human perception'?
Do they not know that Allah ˹fully˺ knows their ˹evil˺ thoughts and secret talks, and that Allah is the Knower of all unseen?
Did they not know that God knows their secrets, and their conspiracies, and that God is the knower of all the unseen
Do they not realize that GOD knows their secrets, and their conspiracies, and that GOD is the Knower of all secrets?
Did they not know that Allah knows their secrets and their private conversations and that Allah is the Knower of the unseen?
Know they not that God knows their secrets and their private conversation, and that God is the Knower of the Unseen Realms?
Do they not know that Allah knows their thoughts and secret consultations and that Allah is the Great Knower of Things Hidden?
Do they not know that Allah knows their secret (thoughts) and their secret counsels, and that Allah knows well (Alam-ul-Ghai’ub) all the unseen things?
Do they not know that Allah knows what they conceal and what they whisper, and that Allah is well aware of all the Unseen?
Did they not know that God knows their secrets, and their private counsel, and that God is the Knower of all the unseen?