Diyanet İşleri
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 62. ayet. فَتَنَٰزَعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَىٰ
fetenâza`û emrahüm beynehüm veeserrü-nnecvâ.
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'la konuşma ve sihirbazların iman edişi Tâhâ 49–76 3
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
Musa, onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır."
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
62. Hak bir sözün kalplere etki etmesi kaçınılmaz bir şeydir. O nedenle “sihirbazlar aralarında tartıştılar ve konuşmalarını da gizlice yaptılar.” Mûsâ aleyhisselam’ın sözünü işittiklerinde aralarında tartışmaya koyuldular ve ne yapacaklarını şaşırdılar. Aralarındaki anlaşmazlıklardan birisinin, Mûsâ aleyhisselam’ın hak üzere olup olmadığı hususundaki şüpheleri olması muhtemeldir. Ancak o anda tam bir karara varamamışlardı. Ta ki Allah hükme bağlamış olduğu işi gerçekleştirsin ve “helâk olan kişi apaçık bir delil üzere helâk olsun, hayatta kalan kişi de apaçık bir delil üzere yaşasın.” (el-Enfal, 8/42) Kendi aralarında gizlice müzakereye koyuldular ve tek bir söz üzerinde ittifak etmeye çalıştılar. Böylelikle sözlerinde ve davranışlarında başarılı olmak ve insanların dinlerine sımsıkı yapışmalarını sağlamak istediler. Onların gizlice yaptıkları konuşmaların mahiyetini de Yüce Allah şöylece açıklamaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sihirbazlar Musa -aleyhisselam-'ın sözünü kendi aralarında değerlendirip gizlice fısıldaştılar.
Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O…
Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kurtuluş
Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.
Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Büyücüler) durumlarını aralarında tartışmış, gizlice fısıldaşmışlardı.
Derken, (Firavun ve yandaşları) aralarında tartışarak planlarını yaptılar, fakat bunu gizlediler;
(Firavun ve adamları) yapacakları şey konusunda aralarında tartıştılar, fakat konuşmalarını gizli tuttular;
(Sihirbazlar) işlerini aralarında tartıştılar. . . Aralarında fısıldaştılar.
Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.
Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.
Bunun üzerine, aralarında tartıştılar ve gizlice konuştular.
Büyücüler yapacakları işlerini aralarında tartıştılar ve birbirleriyle gizlice konuştular.
Aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.
Aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.
Onlar aralarında tartışıp anlaştılar ve gizlice fısıldaştılar.
Şöyle ki: aralarında işlerine kavraştılar ve gizli fısıldaştılar
Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.
Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.
Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.
Bunun üzerine, kendi aralarında buyruklarını / (işlerini) tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.
Derken (sihirbazlar) aralarında işlerini çekişe çekişe (görüş) düler. (Sonra) gizlice müşavere etdiler.
Derken onlar işi aralarında tartıştılar ve gizlice müşavere ettiler.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
(Fir'avn'ın topladığı büyücüler), işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli konuştular.
Gizlice fısıldaşarak ne yapacaklarını aralarında tartıştılar.
Gizlice fısıldaşarak işlerini aralarında tartıştılar.
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
Bunun üzerine işlerini aralarında tartıştılar, fısıltıyı koyulaştırdılar.
There and then did the sorcerers dispute and debate their plan among themselves in a secret counsel.
So they discussed their plan among themselves, talking secretly,
So they disputed, one with another, over their affair, but they kept their talk secret.
Thereupon they wrangled among themselves about the matter and conferred in secret. dipnot 1
They argued among themselves about the matter and had a secret conference.
Then they debated one with another what they must do, and they kept their talk secret.
So they disputed their matter among themselves, and kept their confidential talks secret.
Upon this they (- Pharaoh and his courtiers) began arguing their affair among themselves, and kept (their) discourse secret.
And they disputed upon their plan between them, and communed secretly
Then they started to talk among themselves (and co-ordinate their activities. )
And they argued their matter among themselves; and secretly talked it over.
So they disputed in their matter between themselves, and they kept secret their council.
And the magicians disputed concerning their affair among themselves, and discoursed in private:
Said Moses to him, "Woe to you! Forge you not against Allah a lie; lest He destroy you by punishment. The forger must ever suffer disappointment (or failure)."
Then they contended among themselves their command, (Or: their affair) and they conferred in secret.
Then they debated one with another what they must do, and they kept their counsel secret.
So they discussed their strategy among themselves and conferred privately,
So they debated among themselves as to what to do; but they kept their counsel secret,
So the magicians disputed the matter among themselves, conversing privately.
So they disputed in their matter between themselves, and they kept secret their council.
They disputed among themselves, as they conferred privately.
So they disputed over their affair among themselves and concealed their private conversation.
And they disputed about their affair among themselves, and kept secret their private conversation.
On hearing this, they debated among themselves about what they must do but they kept their talk secret.
So they disputed, with one another, over their differences, but they kept their talks secret.
Then, they disputed among themselves in their matter, and kept their talk secret.
So they disputed in their matter between themselves, and they kept private their counsel.