Diyanet İşleri
Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 78. ayet. فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْ
feetbe`ahüm fir`avnü bicünûdihî fegaşiyehüm mine-lyemmi mâ gaşiyehüm.
Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Denizden geçiş ve İsrâiloğullarına hitap Tâhâ 77–82 3
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
(Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Musa'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik.
Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
(Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tur'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik."
"Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helak olmuş demektir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 77–79. ayetler için yazılmıştır.
77-78. Mûsâ aleyhisselam açık mucizelerle Firavun ve kavmine galip gelince Mısır’da kalıp onları İslâm’a davet etmeye, İsrailoğullarını da Firavun’dan ve onun işkencelerinden kurtarmak için çalışmaya koyuldu. Firavun ise azgınlık ve nefretini, İsrailoğullarına uyguladığı ağır baskısını sürdürüyordu. Yüce Allah, bize Kur’an-ı Kerim’de anlatmış olduğu şekliyle ona pek çok mucizler ve ibretli şeyler gösterip durdu. İsrailoğulları imanlarını açığa vurmak ve onu ilan etmek imkanına sahip olmadıklarından evlerini mescid edinmiş, Firavun’a ve onun eziyetlerine katlanmak zorunda kalmışlardı. Yüce Allah da onları düşmanlarından kurtarmak, kendisine açıkça ibadet etsinler ve emirlerini uygulasınlar diye onlara yeryüzünde iktidar vermek istedi. Bu sebepten Yüce Allah peygamberi Mûsâ’ya gizlice İsrailoğulları ile sözleşmesini, yol almaları için de gecenin başlangıcından itibaren yola koyulmalarını vahiy ile bildirdi, Firavun’un ve kavminin de kendilerini takip edeceğini haber verdi. Gecenin ilk vakitlerinde bütün İsrailoğulları, kadınları ve çocukları ile yola koyuldular. Mısır ahalisi sabahı ettiklerinde onlardan hiç kimsenin olmadığını, kimseden ses-seda çıkmadığını gördüler. Düşmanları Firavun, bundan dolayı onlara karşı çok öfkelendi. Şehirlere insanları toplayacak ve İsrailoğullarının arkasından onları takibe teşvik edecek kimseler gönderdi. Ki onları yakalayıp cezalandırsiın ve öfkesini dindirsin. Ama Allah, emrini mutlaka uygular. Derken Firavun ordusunu toplayıp sabah vakti İsrailoğullarının peşine düştüler. “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları: İşte şimdi kıstırıldık, dediler.” (eş-Şuarâ, 26/61) Korkuya kapıldılar, huzursuzlandılar. Önlerinde deniz, arkalarında kin ve öfkeyle dolup taşmış Firavun vardı. Mûsâ aleyhisselam ise kalbi rahat ve huzur dolu idi. Rabbinin kendisine verdiği söze tam bir güven içerisinde: “Asla, muhakkak Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir.” (eş-Şuarâ, 26/62) dedi. Yüce Allah da ona asası ile denize vurmasını emretti. Denizde on iki ayrı yol meydana geldi. Su ise yolların sağ ve sol yanlarında yüksek dağlar gibi oldu. Yüce Allah, suyun ortasında onlara kupkuru yollar açtı. Firavun’un kendilerine yetişmesinden korkmamalarını, suda boğulmaktan da çekinmemelerini emretti. Onlar da bu yolları takip ettiler. Derken Firavun ve askerleri gelip arkalarından o yollara girdiler. Mûsâ’nın kavmi tamamıyla dışarı çıktığında, Firavun ve kavmi de tamamıyla denizin ortasına geldiklerinde Yüce Allah, denize onların üzerine kapanmasını emretti ve denizin dalgaları onları kapladı. Hepsi de suda boğuldular, onlardan bir kişi dahi kurtulamadı. İsrailoğulları ise düşmanlarının bu halini gözleriyle seyrediyordu. Yüce Allah, düşmanlarını helâk etmek suretiyle onları mutlu kılmıştı.
79. İşte küfrün ve sapıklığın âkıbeti, Allah’ın hidâyetiyle doğru yolu bulmamanın sonu budur. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Firavun” kavmine küfrü süslü göstermesi, Mûsâ’nın getirdiklerini ise çirkin göstermesi ve kavmini hafife alması dolayısıyla “saptırdı” ve hiçbir zaman onlara “doğru yolu göstermedi.” Onları önce helâk oluşun ve sapıklığın yollarına, sonra da ilâhi azap ve intikamın yollarına soktu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun ordusuyla birlikte onların peşinden gitti. Hakikatini Allah'tan başka kimsenin bilmediği şekilde Firavun askerlerini denizde boğdu. Hepsi boğulup helak oldular. Sadece Musa -aleyhisselam- ve onunla beraber olanlar kurtuldular.
Aynı kök: يمم (11 geçiş) · Aynı kök: جند (29 geçiş)
Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
Aynı kök: يمم (11 geçiş) · Aynı kök: جند (29 geçiş)
Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
Aynı kök: جند (29 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kök: يمم (11 geçiş)
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…
Aynı kök: غشو (29 geçiş)
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Aynı kök: غشو (29 geçiş)
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…
Aynı kök: غشو (29 geçiş)
Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Aynı kök: جند (29 geçiş)
Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Firavun, askerleriyle birlikte onların peşine düşmüştü. Denizde onları kuşatan şey (felaket) onları kuşatmıştı.
Derken Firavun da askerleriyle birlikte onların peşine düştü; ama birden onları boğacak olan su (görevini yapıp) onları içine alıverdi;
(Musa İsrailoğulları'yla beraber yola koyulunca) Firavun, ordularıyla onların peşine düştü, ama sonunda onları içine alıp boğması mukadder olan deniz onları yutuverdi.
Firavun, ordusu ile onları izledi de kendilerini deniz kaplayıp içine aldı, boğdu.
Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi.
Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.
Firavun, ordusuyla onların peşine düştü. Ne var ki, sular karabasan gibi onların üzerine çökerek, karabasan gibi çöktü. dipnot 254
Firavun, onların arkasına ordusuyla düşüp denize dalınca, deniz onları çepeçevre kuşatıp boğuverdi.
Firavun, ordusuyla birlikte ardlarına düştü. Ne var ki, deniz üstlerine kapanıp onları içine aldı.
Firavun, ordusuyla birlikte ardlarına düştü. Ne var ki, deniz üstlerine kapanıp onları içine aldı.
Derken Firavun ordularıyla onları takip etti; denizden kendilerini saran sarıverdi.
Derken Firavn ordulariyle onları ta'kıb etti, kendilerini de deryadan saran sarıverdi
Firavun hemen ordusu ile onların ardına düştü. Derken sudan üzerlerine kapanan kapandı.
Firavun hemen ordusu ile onların ardına düştü. Derken sudan üzerlerine kapanan kapandı.
Firavun hemen ordusu ile onların ardına düştü. Derken sudan üzerlerine kapanan kapandı.
Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi.
Derken (Fir'avn), ordulariyle birlikde arkalarına düşdü, deniz de kendilerini nasıl kapladıysa öylece kaplayıverdi.
Firavun da ordusuyla onu takip etti. Deniz de onları nasıl kapladıysa öylece kaplayıverdi.
(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.
Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi.
Fir'avn, askerleriyle onların ardına düştü, denizden onları örten örttü (deniz onları örtüp boğdu).
(Musa yola çıkınca) Firavun, ordularıyla birlikte peşlerine düştü. Sonra deniz üstlerine kapanıp onları içine aldı.
Derken Firavun, ordularıyla birlikte onların peşine düştü. Sonra deniz onları iyice içine gömdü.
Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi.
Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi.
Derken, Firavun, ordusuyla birlikte onların arkasına düştü. Ama denizden onları sarıp kuşatan, sarıp kuşattı.
Pharaoh in command of his troops went in pursuit of Mussa and his people whom he considered as enemies to the community of nature, but they were overwhelmed with the sea water which overpowered them.
Pharaoh pursued them with his armies and was overwhelmed by the sea.
Then Pharaoh pursued them with his forces, but the waters completely overwhelmed them and covered them up.
Pharaoh pursued them with his hosts, but they were fully overwhelmed by the sea. dipnot 1
Pharaoh pursued them with his troops and the sea overwhelmed them utterly.
Then Fir‘aun (Pharaoh) pursued them with his hosts, but the sea-water completely overwhelmed them and covered them up.
Then Pharaoh pursued them with his troops, whereat they were engulfed by what engulfed them of the sea.
Now Pharaoh pursued them with his armies. But there covered them (- Pharaoh and his host) that (tide of the) sea which engulfed them completely.
Pharaoh followed them with his hosts, but they were overwhelmed by the sea;
When Pharaoh realized that they have left, he went after them with his army, but the see swallowed them all up.
Then Pharaoh followed them with his armies, and there overwhelmed them of the sea that which overwhelmed them.
So Pharaoh followed them with his soldiers, but the sea came over them and covered them.
And when Moses had done so, Pharaoh followed them with his forces; and the waters of the sea which overwhelmed them, overwhelmed them.
And We inspired Moses, saying, "Journey by night with my servants, and strike out for them a dry road in the sea. Fear not pursuit, nor be afraid!"
Then Firaawn (pharaoh) followed them up with his hosts, yet they were enveloped by the main in that (manner) of enveloping.
Then Pharaoh followed them with his hosts and there covered them that which did cover them of the sea.
Then the Pharaoh followed them with his army, but the sea overpowered and engulfed them.
And Pharaoh pursued them with his hosts: and they were overwhelmed by the sea which was destined to overwhelm them.
Then Pharaoh pursued them with his soldiers—but how overwhelming were the waters that submerged them!
So Pharaoh followed them with his soldiers, but the sea came-over them and covered them.
Pharaoh pursued them with his troops, but the sea overwhelmed them, as it was destined to overwhelm them.
So Pharaoh pursued them with his soldiers, and there covered them from the sea that which covered them,
And Pharaoh followed them with his forces, and there covered them of the sea what covered them.
Pharaoh pursued them with his forces, but the high tide completely overwhelmed them, and covered them up.
Then Firon (Pharaoh) came after them with his (hosts of) armies, but the (tidal) waters completely came over them (Pharaoh and armies) and covered them up.
Then Pharaoh chased them with his troops. So, they were encircled by that (huge wave) from the sea which overwhelmed them.
So Pharaoh followed them with his soldiers, but the sea came-over them and covered them.