Diyanet İşleri
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 75. ayet. وَمَن يَأْتِهِۦ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَٰتُ ٱلْعُلَىٰ
vemey ye'tihî mü'minen ḳad `amile-ṣṣâliḥâti feülâike lehümü-dderacâtü-l`ulâ.
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun'la konuşma ve sihirbazların iman edişi Tâhâ 49–76 3
Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
(Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Musa'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik.
Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 75–76. ayetler için yazılmıştır.
75-76. Kim de Rabbinin huzuruna O’na iman etmiş, peygamberlerini tasdik etmiş, kitaplarına uymuş, farz ve müstehab türünden “salih amelde bulunmuş bir mümin olarak gelirse onlar için en yüksek dereceler vardır.” O yüksek konaklarda, süslenmiş köşklerde, kesintisiz lezzelter içerisinde, akıp duran ırmaklar arasında ebedi bir hayat sürecektir. Sevinci pek büyük olacak, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından dahi geçirmediği nimetler elde edecektir. “İşte” şirkten, küfürden, fasıklıktan, isyandan temizlenip “arınan kimselerin mükâfatı budur.” Bu ise ya bu tür günahları hiç işlemeyen yahut da bunlardan yaptıklarından tevbe eden ve nefsini arındırıp iman ve salih amel ile bu tevbesini daha da güzelleştiren kimseler içindir. Çünkü arınmanın (tezkiyenin) iki anlamı vardır: Birisi temizlemek ve kirleri yok etmek, diğeri ise hayrı arttırmak demektir. İşte “zekât”a da bu iki özellik dolayısıyla bu isim verilmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kim de kıyamet günü Rabbine iman etmiş ve salih ameller işlemiş bir şekilde gelirse, işte onlar yüksek makam ve dereceler ile vasıflanmış kimselerdir.
Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şöyle dedik: "Korkma (ey Musa!). Çünkü, sensin en üstün olan."
Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor,…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kim de iyi işler yapmış bir mümin olarak dipnot 1 O'na gelirse, üstün dereceler sadece bunlar içindir.
Ama kim de (sahibine) erdemli işler yaptıran bir iman ile kavuşursa, işte en yüce makamlar onların olacaktır:
Oysa, (Rabbinin huzuruna) dürüst ve erdemli davranışlar ile mümin olarak çıkan kimseye gelince, (öte dünyada) en yüksek makamlar işte böylelerinin olacaktır:
Kim de O'na iman ederek, imanın gereği uygulamalarla gelirse, işte onlar için en yüce dereceler vardır.
"Kim O'na iman edip salih amellerde bulunarak O'na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır."
Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir.
Ve kim inanmış olarak erdemli edimler yapmış durumda O'na gelirse; işte onlar için, üst konumlar vardır.
Kim de inanmış ve iyi ameller yapmış olarak Allah'ın huzuruna gelirse, işte böyleleri için de yüksek dereceler vardır.
Gerçeği onaylamış ve erdemli bir hayat sürmüş olarak O'na gelenler ise, yüksek dereceleri hak ederler:
İnanmış ve erdemli bir hayat sürmüş olarak O'na gelenler ise, yüksek dereceleri hakkederler:
Her kim de mümin olarak ve yararlı işler yapmış bir halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.
Her kim de ona mü'min olarak salih ameller işlemiş bir halde varırsa işte onlara en yüksek dereceler var
Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.
Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.
Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.
"Kim O'na salih ameller işlemiş bir inançlı olarak gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır."
"Kim de Ona iman etmiş, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunmuş olarak gelirse işte onlar, onlar için de en yüksek dereceler",
Kim de O'na iman etmiş ve salih ameller işlemiş olarak gelirse; işte onlara en üstün dereceler vardır.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Kim de Mümin ve salih amel işlemiş olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
Kim de iyi işler yapmış bir mü'min olarak O'na gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır:
Onun huzuruna, iyi işler yapmış bir mümin olarak gelenlere ise yüksek dereceler vardır.
Kim de iyi işler yapmış bir mümin olarak gelirse öylelerine en yüksek dereceler vardır.
Kim de mümin ve doğruları yapmış olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
Kim de mümin ve doğruları yapmış olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
O'nun huzuruna, hayra ve barışa yönelik iyilikler üretmiş bir mümin olarak varana gelince, işte böyleleri için çok yüksek dereceler öngörülmüştür.
Whereas he who presents himself then with a heart impressed with the image of religious and spiritual virtues and deeds with wisdom and piety shall he and such persons be rewarded with the highest and most dignified places in the social scale of life Hereafter.
But those who return to their Lord as believers with righteous deeds will be rewarded with the highest of ranks,
But such as come to Him as Believers who have worked righteous deeds,- for them are ranks exalted,-
But he who comes to Him with faith and righteous works shall be exalted to high ranks,
But as for those who come to Him as muminun, having done right actions, they will have the highest ranks:
But whoever comes to Him (Allâh) as a believer (in the Oneness of Allâh), and has done righteous good deeds, for such are the high ranks (in the Hereafter), -
But whoever comes to Him with faith and he has done righteous deeds, for such shall be the highest ranks
But those who come to Him as believers, having done deeds of righteousness, there await them, indeed, exalted ranks,
And whoso comes unto Him a believer having done deeds of righteousness, those -- for them await the most sublime degrees;
As for the one who come backs to Him as a believer with the accomplished good deeds, he will find himself among those who have received high ranks.
But he who comes to Him a believer who has done aright - these, for them are the highest ranks,-
He who comes to Him as an acknowledger doing good works, for those will be the highest ranks.
But whoever shall appear before him, having been a true believer, and shall have worked righteousness, for these are prepared the highest degrees of happiness;
Verily, he who comes to his Lord guilty, verily, for him is hell; he shall therein neither die nor live.
And whoever comes up to Him a believer, having already done deeds of righteousness, then those, for them are the exalted degrees.
But whoso cometh unto Him a believer, having done good works, for such are the high stations;
But whoever comes before Him a believer having done good deeds, will be raised to higher stations --
whereas he who shall appear before Him as a believer who has done righteous deeds - it is such that shall have lofty stations [in the life to come]:
But whoever comes to Him as a believer, having done good, they will have the highest ranks:
And he who comes to Him as a believer doing good works, for those will be the highest ranks.
As for those who come to Him as believers who had led a righteous life, they attain the high ranks.
But whoever comes to Him as a believer having done righteous deeds - for those will be the highest degrees [in position]:
And whoso comes to Him as a believer, having done righteous deeds, those have the high degrees:
Whereas he who appears before Him as a believer who had been doing good to others, such people will have lofty ranks.
But those who come to Him as believers who have worked righteous deeds— For them are supreme ranks—
And whoever will come to Him as believer, having done righteous deeds, for such people there are the highest ranks,
And he who comes to Him as a believer doing good works, for those will be the highest ranks.