Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 79. ayet

Tâhâ suresi, 79. ayet. وَأَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ

veeḍalle fir`avnü ḳavmehû vemâ hedâ.

Diyanet İşleri

Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 76–82 · surenin 79. ayeti / 135

Konu Denizden geçiş ve İsrâiloğullarına hitap Tâhâ 77–82 3

  1. Tâhâ 76

    (75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.

  2. Tâhâ 77

    (Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Musa'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik.

  3. Tâhâ 78

    Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.

  4. 79

    Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.

  5. Tâhâ 80

    (Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tur'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik."

  6. Tâhâ 81

    "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helak olmuş demektir."

  7. Tâhâ 82

    "Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 77–79. ayetler için yazılmıştır.

77-78. Mûsâ aleyhisselam açık mucizelerle Firavun ve kavmine galip gelince Mısır’da kalıp onları İslâm’a davet etmeye, İsrailoğullarını da Firavun’dan ve onun işkencelerinden kurtarmak için çalışmaya koyuldu. Firavun ise azgınlık ve nefretini, İsrailoğullarına uyguladığı ağır baskısını sürdürüyordu. Yüce Allah, bize Kur’an-ı Kerim’de anlatmış olduğu şekliyle ona pek çok mucizler ve ibretli şeyler gösterip durdu. İsrailoğulları imanlarını açığa vurmak ve onu ilan etmek imkanına sahip olmadıklarından evlerini mescid edinmiş, Firavun’a ve onun eziyetlerine katlanmak zorunda kalmışlardı. Yüce Allah da onları düşmanlarından kurtarmak, kendisine açıkça ibadet etsinler ve emirlerini uygulasınlar diye onlara yeryüzünde iktidar vermek istedi. Bu sebepten Yüce Allah peygamberi Mûsâ’ya gizlice İsrailoğulları ile sözleşmesini, yol almaları için de gecenin başlangıcından itibaren yola koyulmalarını vahiy ile bildirdi, Firavun’un ve kavminin de kendilerini takip edeceğini haber verdi. Gecenin ilk vakitlerinde bütün İsrailoğulları, kadınları ve çocukları ile yola koyuldular. Mısır ahalisi sabahı ettiklerinde onlardan hiç kimsenin olmadığını, kimseden ses-seda çıkmadığını gördüler. Düşmanları Firavun, bundan dolayı onlara karşı çok öfkelendi. Şehirlere insanları toplayacak ve İsrailoğullarının arkasından onları takibe teşvik edecek kimseler gönderdi. Ki onları yakalayıp cezalandırsiın ve öfkesini dindirsin. Ama Allah, emrini mutlaka uygular. Derken Firavun ordusunu toplayıp sabah vakti İsrailoğullarının peşine düştüler. “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları: İşte şimdi kıstırıldık, dediler.” (eş-Şuarâ, 26/61) Korkuya kapıldılar, huzursuzlandılar. Önlerinde deniz, arkalarında kin ve öfkeyle dolup taşmış Firavun vardı. Mûsâ aleyhisselam ise kalbi rahat ve huzur dolu idi. Rabbinin kendisine verdiği söze tam bir güven içerisinde: “Asla, muhakkak Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir.” (eş-Şuarâ, 26/62) dedi. Yüce Allah da ona asası ile denize vurmasını emretti. Denizde on iki ayrı yol meydana geldi. Su ise yolların sağ ve sol yanlarında yüksek dağlar gibi oldu. Yüce Allah, suyun ortasında onlara kupkuru yollar açtı. Firavun’un kendilerine yetişmesinden korkmamalarını, suda boğulmaktan da çekinmemelerini emretti. Onlar da bu yolları takip ettiler. Derken Firavun ve askerleri gelip arkalarından o yollara girdiler. Mûsâ’nın kavmi tamamıyla dışarı çıktığında, Firavun ve kavmi de tamamıyla denizin ortasına geldiklerinde Yüce Allah, denize onların üzerine kapanmasını emretti ve denizin dalgaları onları kapladı. Hepsi de suda boğuldular, onlardan bir kişi dahi kurtulamadı. İsrailoğulları ise düşmanlarının bu halini gözleriyle seyrediyordu. Yüce Allah, düşmanlarını helâk etmek suretiyle onları mutlu kılmıştı.

79. İşte küfrün ve sapıklığın âkıbeti, Allah’ın hidâyetiyle doğru yolu bulmamanın sonu budur. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Firavun” kavmine küfrü süslü göstermesi, Mûsâ’nın getirdiklerini ise çirkin göstermesi ve kavmini hafife alması dolayısıyla “saptırdı” ve hiçbir zaman onlara “doğru yolu göstermedi.” Onları önce helâk oluşun ve sapıklığın yollarına, sonra da ilâhi azap ve intikamın yollarına soktu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun küfrü güzel göstererek kavmini saptırdı. Onları batıl ile kandırdı. Hidayet yolunu onlara göstermedi.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَضَلَّ ve edelle ve saptırdı kök: ضلل
  2. فِرْعَوْنُ fir'avnu Fir'avn
  3. قَوْمَهُۥ kavmehu toplumunu kök: قوم
  4. وَمَا ve ma ve
  5. هَدَىٰ heda doğru yola iletmedi kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

bir kez Firavun halkını yoldan çıkarmıştı; bir daha da yolu bulamadılar.

Muhammed Esed

Çünkü Firavun halkını saptırmış ve (onlara) doğru yolu göstermemişti.

Ahmed Hulusi

Firavun, halkını saptırdı, doğru yola kılavuzlamadı.

Ali Bulaç

Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.

Ali Özek ve heyeti

Firavun, kavmini saptırdı, doğru yola sevketmedi.

Ali Rıza Safa

Firavun, toplumunu saptırmış ve doğru yolu göstermemişti.

Bayraktar Bayraklı

Firavun, toplumunu saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi.

Edip Yüksel

Firavun, halkını saptırdı, doğru yola iletmedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Firavun, halkını saptırdı, doğru yola iletmedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Velhasıl Firavun kavmini sapıklığa sürükledi, doğru yola götürmedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Velhasıl Firavn kavmini dalalete sürükledi, hidayete götürmedi

Erhan Aktaş

Firavun halkını sapkınlıkta bıraktı; onları doğru yola yöneltmedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun halkını sapkınlıkta bıraktı; onları doğru yola yöneltmedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun halkını sapkınlıkta bıraktı; onları doğru yola yöneltmedi.

Gültekin Onan

Firavun kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.

Hasan Basri Çantay

Fir'avn, kavmini sapdırdı (ğı gibi onları) doğru yola (da) iletemedi,

İbni Kesir

Firavun kavmini saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi.

Mehmet Alagaş

(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Firavun; halkını saptırdı, hidayet yolunu göstermedi.

Süleyman Ateş

Fir'avn toplumunu saptırdı, doğru yola iletmedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun halkını yoldan çıkarmış, doğru yolu göstermemişti.

Şaban Britch

Firavun, kavmini saptırmış doğru yolu göstermemişti.

Şaban Piriş

Firavun, kavmini saptırmış doğru yolu göstermemişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun kendi toplumunu saptırmıştı; kılavuzluk edemedi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In effect what Pharaoh actually did was that he fooled his people, led them astray and never did he really guide them to a path of righteousness.

Abdul Haleem

Pharaoh truly led his people astray; he did not guide them.

Abdullah Yusuf Ali

Pharaoh led his people astray instead of leading them aright.

Abul A'la Maududi

Pharaoh led his people astray; he did not guide them aright. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was a subtle warning to the disbelievers of Makkah, as if to say: Your chiefs and leaders are leading you on the same way on which Pharaoh led his people. Now you can see yourselves that he did not guide them aright.

Aisha Bewley

Pharoah misguided his people. He was no guide.

Al-Hilali & Khan

And Fir‘aun (Pharaoh) led his people astray, and he did not guide them.

Ali Quli Qarai

Pharaoh led his people astray and did not guide them.

Amatul Rahman Omar

Indeed, Pharaoh caused his people to perish, and did not lead them in the right way.

Arthur John Arberry

so Pharaoh had led his people astray, and was no guide to them.

Bijan Moeinian

What a shame that Pharaoh led his people to the darkness instead of the guidance.

E. Henry Palmer

And Pharaoh and his people went astray and were not guided.

Edip-Layth

Thus, Pharaoh misled his people and he did not guide.

George Sale

And Pharaoh caused his people to err, neither did he direct them aright.

Hamid S. Aziz

Then Pharaoh followed them with his armies, and the sea overwhelmed them and covered them up completely.

Mahmoud Ghali

And Firaawn led his people into error, and in no way did he guide them.

Marmaduke Pickthall

And Pharaoh led his folk astray, he did not guide them.

Mohamed Ahmed - Samira

The Pharaoh had led his people astray, and did not rightly guide them.

Muhammad Asad

because Pharaoh had led his people astray and had not guided [them] aright.

Mustafa Khattab

And ˹so˺ Pharaoh led his people astray, and did not guide ˹them rightly˺.

Progressive Muslims

Thus, Pharaoh misled his people and he did not guide.

Rashad Khalifa

Thus, Pharaoh misled his people; he did not guide them.

Sahih International

And Pharaoh led his people astray and did not guide [them].

Sam Gerrans

And Pharaoh led his people astray, and did not guide.

Shabbir Ahmed

This is because Pharaoh had led his nation astray and had not guided them aright. (Therein is an example that the top leadership could make or break a nation).

Syed Vickar Ahamed

And Firon (Pharaoh) led his people away from right instead of leading them towards right path.

Taqi Usmani

Pharaoh held his people astray, and did not show them the right path.

The Monotheist Group

Thus, Pharaoh misled his people and he did not guide.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 79. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 79. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 79. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩