Diyanet İşleri
O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 25. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَعْفُوا۟ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
vehüve-lleẕî yaḳbelü-ttevbete `an `ibâdihî veya`fû `ani-sseyyiâti veya`lemü mâ tef`alûn.
O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet Şûrâ 25–31 3
Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.
İşte bu, Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Yoksa "Yalan uydurup Allah'a iftira etti" mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.
O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.
Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
25. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kereminin kemalini, cömertliğinin genişliğini ve lütfunun eksiksizliğini açıklamaktadır.
Çünkü Yüce Allah, günahlarından vazgeçip onlara pişmanlık duydukları ve bir daha onlara dönmeme kararını verdikleri ve bunu da Rablerinin rızasını kazanmak için yaptıkları vakit O, “kullarından tevbeyi kabul” eder.
Günahlar helâki, dini ve dünyevi cezalara çarptırılmayı gerekli kıldığı halde Yüce Allah, belirtilen şekilde yapılan tevbeleri kabul eder ve “kötülükleri” affeder. Onları ve onların etkileri olan kusurları ve gerektirdikleri cezaları siler. Böylelikle tevbe eden, Allah nezdinde hiçbir kötülük işlememiş gibi değerli bir kul olur. Yüce Allah, onu sever ve onu kendisine yakınlaştırıcı amellere muvaffak kılar.
Tevbe, büyük ve önemli amellerdendir. Bazen tevbe, tam bir ihlâs ve samimiyet ile yapıldığında kâmil olur, bazen da bunların eksikliğine bağlı olarak eksik kalır. Bazen de tevbeden kasıt, dünyevî herhangi bir maksada ulaşmak olur da tevbe fasid ve geçersiz olur.
Bu niyet ve maksatların bulunduğu yer ise özünü Allah’tan başka kimsenin bilmediği kalptir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerimeyi: “ve yaptıklarınızı bilendir” buyurarak sona erdirmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O, Allah Subhanehu küfürden ve isyanlardan tövbe ettikleri zaman kendisine tövbe eden kullarının tövbesini kabul edip işlemiş oldukları günahlarını bağışlayandır. Yapmış olduğunuz her şeyi bilendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılık verecektir.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Af
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
Ne var ki O kullarının tevbelerini kabul eder, günahlarını affeder ve yaptıklarınızı bilir;
ve O'dur kullarının tevbelerini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptığınız her şeyi bilen,
O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilendir.
Kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur.
O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
O, kullarının pişmanlıklarını kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Çünkü yaptıklarınızı bilir.
Allah, kullarının tövbesini kabul eden, kötülüklerini affeden ve ne yaptığınızı bilendir.
O, kullarından tövbeleri kabul eder, günahları affeder ve yaptıklarınızı bilir.
O, kullarından tevbeleri kabul eder, günahları affeder ve yaptıklarınızı bilir.
O'dur kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve bütün yaptıklarınızı bilen.
Hem odur ki o, kullarından tevbeyi kabul eder ve kabahatlerden afiv buyurur ve her ne yaparsanız bilir
Ve O, kullarının tevbesini dipnot 1 kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.
Ve O, kullarının tevbesini kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.
Ve O, kullarının tövbesini kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.
Kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur.
O, kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini (tevbe ile) bağışlayan, ne işlerseniz bilendir.
O; kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarını bilendir.
(25-39) O, kullarının vazgeçmelerini / tövbelerini de kabul edendir, onların kötülüklerini de affeder, yaptıklarınızı da bilir, iman edenlere ve salih amel işleyenlere cevap verir / icabet eder , onları fazlından hazinesinden vererek artırır, kafirlere ise şiddetli bir azap vardır. Eğer ki Allah rızkı kullarına basitleştirseydi / elde etmesi kolay olsaydı arzda azgınlaşırlardı ve fakat bir ayar üzere istediğine indiriyor, muhakkak ki O, kullarından haberi olandır ve görendir. Ümit kesildikten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır / neşredendir, O dosttur, övülendir. O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratmasıdır. Onun içinde de yaratıklardan üretmesidir. İstediği vakit te sizi bir araya getirmeye gücü yeter / muktedirdir. M usibet, elinizle kazandıklarınızdan dolayı isabet eder , çoğunu da Allah affeder (isabet et tirmez) siz yeryüzünde aciz bırakacak / çaresiz bırakacak değilsiniz, sizin Allah’tan gayrı / Allah’tan başka dostunuz ve yardımcınız yoktur. O’nun ayetlerinden biri de denizde gemileri bayrak gibi / alem gibi / alamet gibi akıtmasıdır, eğer isterse rüzgârı sakinleştirir o, görünürde hareketsiz kalır, işte bunda her bir sabreden, şükreden için ayetler vardır yahut kazandıkları nedeniyle onları telef eder , çoğunu da /ekserisini de bağışlar , ayetlerimizle tartışanlar / mücadele edenler / cedelleşenler onlara kaçacak yer yok. Size bir şey olarak verilenler dünya hayatının geçimlik malzemeleridir / tüketim malzemeleridir. (Metanın zıddı naîm kalıcı tükenmez gayri memnun nimet) Allah’ın yanında / indinde iman edenler ve rablerini vekil tayin edenler için olan (vekalet vermek içsel iman göstergesidir , salih amel dışsal iman göstergesidir.) hayırlıdır ve daha kalıcıdır / bakidir. Onlar ki kötülük ve iğrenç davranışlardan kaçınırlar, öfkelendikleri zaman / gazaplandıklarında bağışlarlar. Rablerine cevap verirler / icabet ederler , namazı kılarlar, aralarında ki işler şura iledir. (Şura: Akılların saf tutması bir araya gelmesidir.) Rızıklarından harcarlar / infak ederler , onlara saldırı olduğunda yardımlaşırlar
Kullarından tevbeyi kabul eden, günahları affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur.
O'dur ki kullarından tevbeyi kabul eder, kötülüklerden geçer ve yaptıklarınızı bilir.
O, kullarının tevbesini kabul eden ve kötü işlerini affedendir dipnot 1 . O, yaptığınız her şeyi bilir.
Kullarının kendine dönmesini (tevbesini) kabul eden, günahlarını (kabahatlerini) affeden ve yaptığınız her şeyi bilen O'dur.
Kullarından tevbeyi kabul eden, günahları affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur.
Kullarından tevbeyi kabul eden, günahları bağışlayan ve yaptıklarınızı bilen O'dur.
Kullarından tövbeyi kabul eden O'dur. Çirkinlikleri/kötülükleri affeden O, yapıp ettiklerinizi bilen O...
He is it Who accepts repentance of those of His worshippers who in lowliest plight repentant stood and forgives their sins, and He is Cognizant (Omniscient) of all that you do.
it is He who accepts repentance from His servants and pardons bad deeds- He knows everything you do.
He is the One that accepts repentance from His Servants and forgives sins: and He knows all that ye do.
He it is Who accepts repentance from His servants and forgives sins and knows all what you do, dipnot 1
It is He who accepts tawba from His slaves and pardons evil acts and knows what they do.
And He it is Who accepts repentance from His slaves, and forgives sins, and He knows what you do.[1]
It is He who accepts the repentance of His servants, and excuses their misdeeds and knows what you do.
It is He Who accepts penitence of His servants and pardons (them their) evil deeds, and He knows all that you do.
It is He who accepts repentance from His servants, and pardons evil deeds; He knows the things you do.
The Forgiver is the One Who accepts His servants’ repentance and covers their sins. God is aware of whatever you do.
He it is who accepts repentance from His servants and pardons their offences and knows that which ye do.
He is the One who accepts the repentance from His servants, and He forgives the sins. He is fully aware of what you do.
It is He who accepteth repentance from his servants, and forgiveth sins, and knoweth that which ye do.
And He it is Who accepts repentance from His servants and pardons the evil deeds and He knows all that you do.
And He is (The One) Who accepts repentance for His bondmen, and shows clemency towards odious deeds, and knows whatever you perform.
And He it is Who accepteth repentance from His bondmen, and pardoneth the evil deeds, and knoweth what ye do,
It is He who accepts repentance from His creatures and forgives their trespasses, for He knows what you do.
and it is He who accepts repentance from His servants, and pardons bad deeds, and knows all that you do,
He is the One Who accepts repentance from His servants and pardons ˹their˺ sins. And He knows whatever you do.
And He is the One who accepts the repentance from His servants, and He forgives the sins. He is fully aware of what you do.
He is the One who accepts the repentance from His servants, and remits the sins. He is fully aware of everything you do.
And it is He who accepts repentance from his servants and pardons misdeeds, and He knows what you do.
And He it is that accepts repentance from His servants and pardons evil deeds; and He knows what you do.
And He it is Who accepts repentance from His servants, and pardons their ill-deeds and He knows all you do. ('Taubah' = Repentance = Coming to the right course and taking corrective action. Pardon = Blotting out the unfavorable imprints on the human "Self').
And He is the One Who accepts repentance (At-Tawwab) from His servants, and forgives sins, and He knows all that you do.
And He is the One who accepts repentance from His servants and forgives evil deeds and knows whatever you do.
And He is the One who accepts the repentance from His servants, and He forgives the sins. He is fully aware of what you do.