Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 25. ayet

Şûrâ suresi, 25. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَعْفُوا۟ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

vehüve-lleẕî yaḳbelü-ttevbete `an `ibâdihî veya`fû `ani-sseyyiâti veya`lemü mâ tef`alûn.

Diyanet İşleri

O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 22–28 · surenin 25. ayeti / 53
  1. Şûrâ 22

    Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

  2. Şûrâ 23

    İşte bu, Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

  3. Şûrâ 24

    Yoksa "Yalan uydurup Allah'a iftira etti" mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.

  4. 25

    O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

  5. Şûrâ 26

    Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.

  6. Şûrâ 27

    Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.

  7. Şûrâ 28

    O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

25. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kereminin kemalini, cömertliğinin genişliğini ve lütfunun eksiksizliğini açıklamaktadır.

Çünkü Yüce Allah, günahlarından vazgeçip onlara pişmanlık duydukları ve bir daha onlara dönmeme kararını verdikleri ve bunu da Rablerinin rızasını kazanmak için yaptıkları vakit O, “kullarından tevbeyi kabul” eder.

Günahlar helâki, dini ve dünyevi cezalara çarptırılmayı gerekli kıldığı halde Yüce Allah, belirtilen şekilde yapılan tevbeleri kabul eder ve “kötülükleri” affeder. Onları ve onların etkileri olan kusurları ve gerektirdikleri cezaları siler. Böylelikle tevbe eden, Allah nezdinde hiçbir kötülük işlememiş gibi değerli bir kul olur. Yüce Allah, onu sever ve onu kendisine yakınlaştırıcı amellere muvaffak kılar.

Tevbe, büyük ve önemli amellerdendir. Bazen tevbe, tam bir ihlâs ve samimiyet ile yapıldığında kâmil olur, bazen da bunların eksikliğine bağlı olarak eksik kalır. Bazen de tevbeden kasıt, dünyevî herhangi bir maksada ulaşmak olur da tevbe fasid ve geçersiz olur.

Bu niyet ve maksatların bulunduğu yer ise özünü Allah’tan başka kimsenin bilmediği kalptir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerimeyi: “ve yaptıklarınızı bilendir” buyurarak sona erdirmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O, Allah Subhanehu küfürden ve isyanlardan tövbe ettikleri zaman kendisine tövbe eden kullarının tövbesini kabul edip işlemiş oldukları günahlarını bağışlayandır. Yapmış olduğunuz her şeyi bilendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılık verecektir.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَهُوَ ve huve ve O'dur ki
  2. ٱلَّذِى llezi
  3. يَقْبَلُ yekbelu kabul eder kök: قبل
  4. ٱلتَّوْبَةَ t-tevbete tevbeyi kök: توب
  5. عَنْ an -ndan
  6. عِبَادِهِۦ ibadihi kulları- kök: عبد
  7. وَيَعْفُوا۟ ve yea'fu ve affeder kök: عفو
  8. عَنِ ani -den
  9. ٱلسَّيِّـَٔاتِ s-seyyiati kötülükler- kök: سوا
  10. وَيَعْلَمُ ve yea'lemu ve bilir kök: علم
  11. مَا ma ne
  12. تَفْعَلُونَ tef'alune yapıyorsunuz kök: فعل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

Mustafa İslamoğlu

Ne var ki O kullarının tevbelerini kabul eder, günahlarını affeder ve yaptıklarınızı bilir;

Muhammed Esed

ve O'dur kullarının tevbelerini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptığınız her şeyi bilen,

Ahmed Hulusi

O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilendir.

Ali Bulaç

Kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur.

Ali Özek ve heyeti

O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

Ali Rıza Safa

O, kullarının pişmanlıklarını kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Çünkü yaptıklarınızı bilir.

Bayraktar Bayraklı

Allah, kullarının tövbesini kabul eden, kötülüklerini affeden ve ne yaptığınızı bilendir.

Edip Yüksel

O, kullarından tövbeleri kabul eder, günahları affeder ve yaptıklarınızı bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O, kullarından tevbeleri kabul eder, günahları affeder ve yaptıklarınızı bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O'dur kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve bütün yaptıklarınızı bilen.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem odur ki o, kullarından tevbeyi kabul eder ve kabahatlerden afiv buyurur ve her ne yaparsanız bilir

Erhan Aktaş

Ve O, kullarının tevbesini dipnot 1 kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve O, kullarının tevbesini kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve O, kullarının tövbesini kabul eder ve kötülüklerini bağışlar. Ve yaptığınız şeyleri bilir.

Gültekin Onan

Kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur.

Hasan Basri Çantay

O, kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini (tevbe ile) bağışlayan, ne işlerseniz bilendir.

İbni Kesir

O; kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarını bilendir.

Mehmet Alagaş

(25-39) O, kullarının vazgeçmelerini / tövbelerini de kabul edendir, onların kötülüklerini de affeder, yaptıklarınızı da bilir, iman edenlere ve salih amel işleyenlere cevap verir / icabet eder , onları fazlından hazinesinden vererek artırır, kafirlere ise şiddetli bir azap vardır. Eğer ki Allah rızkı kullarına basitleştirseydi / elde etmesi kolay olsaydı arzda azgınlaşırlardı ve fakat bir ayar üzere istediğine indiriyor, muhakkak ki O, kullarından haberi olandır ve görendir. Ümit kesildikten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır / neşredendir, O dosttur, övülendir. O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratmasıdır. Onun içinde de yaratıklardan üretmesidir. İstediği vakit te sizi bir araya getirmeye gücü yeter / muktedirdir. M usibet, elinizle kazandıklarınızdan dolayı isabet eder , çoğunu da Allah affeder (isabet et tirmez) siz yeryüzünde aciz bırakacak / çaresiz bırakacak değilsiniz, sizin Allah’tan gayrı / Allah’tan başka dostunuz ve yardımcınız yoktur. O’nun ayetlerinden biri de denizde gemileri bayrak gibi / alem gibi / alamet gibi akıtmasıdır, eğer isterse rüzgârı sakinleştirir o, görünürde hareketsiz kalır, işte bunda her bir sabreden, şükreden için ayetler vardır yahut kazandıkları nedeniyle onları telef eder , çoğunu da /ekserisini de bağışlar , ayetlerimizle tartışanlar / mücadele edenler / cedelleşenler onlara kaçacak yer yok. Size bir şey olarak verilenler dünya hayatının geçimlik malzemeleridir / tüketim malzemeleridir. (Metanın zıddı naîm kalıcı tükenmez gayri memnun nimet) Allah’ın yanında / indinde iman edenler ve rablerini vekil tayin edenler için olan (vekalet vermek içsel iman göstergesidir , salih amel dışsal iman göstergesidir.) hayırlıdır ve daha kalıcıdır / bakidir. Onlar ki kötülük ve iğrenç davranışlardan kaçınırlar, öfkelendikleri zaman / gazaplandıklarında bağışlarlar. Rablerine cevap verirler / icabet ederler , namazı kılarlar, aralarında ki işler şura iledir. (Şura: Akılların saf tutması bir araya gelmesidir.) Rızıklarından harcarlar / infak ederler , onlara saldırı olduğunda yardımlaşırlar

Rowwad Tercüme Merkezi

Kullarından tevbeyi kabul eden, günahları affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur.

Süleyman Ateş

O'dur ki kullarından tevbeyi kabul eder, kötülüklerden geçer ve yaptıklarınızı bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kullarının kendine dönmesini (tevbesini) kabul eden, günahlarını (kabahatlerini) affeden ve yaptığınız her şeyi bilen O'dur.

Şaban Britch

Kullarından tevbeyi kabul eden, günahları affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur.

Şaban Piriş

Kullarından tevbeyi kabul eden, günahları bağışlayan ve yaptıklarınızı bilen O'dur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kullarından tövbeyi kabul eden O'dur. Çirkinlikleri/kötülükleri affeden O, yapıp ettiklerinizi bilen O...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He is it Who accepts repentance of those of His worshippers who in lowliest plight repentant stood and forgives their sins, and He is Cognizant (Omniscient) of all that you do.

Abdul Haleem

it is He who accepts repentance from His servants and pardons bad deeds- He knows everything you do.

Abdullah Yusuf Ali

He is the One that accepts repentance from His Servants and forgives sins: and He knows all that ye do.

Abul A'la Maududi

He it is Who accepts repentance from His servants and forgives sins and knows all what you do, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Calling the people’s attention to repentance immediately after the preceding verse by itself gives the meaning, as if to say: O wicked people, why are you making yourselves still more worthy of God’s punishment by falsely accusing the true Prophet? If you desist from your misdeeds even now, and offer true repentance, Allah will forgive you. Repentance means that one should feel remorse for the evil he has done, and should refrain and desist from it in the future. Moreover, it is also an inevitable demand of true repentance that one should try his utmost to compensate for the evil he has done in the past, and wherever compensation is not possible, he should seek Allah’s forgiveness and should do more and more good to wipe off the blot from himself. But no repentance can be true repentance unless it is offered with the intention of pleasing Allah. Giving up an evil for some other reason or intention is no repentance at all.

Aisha Bewley

It is He who accepts tawba from His slaves and pardons evil acts and knows what they do.

Al-Hilali & Khan

And He it is Who accepts repentance from His slaves, and forgives sins, and He knows what you do.[1]

Ali Quli Qarai

It is He who accepts the repentance of His servants, and excuses their misdeeds and knows what you do.

Amatul Rahman Omar

It is He Who accepts penitence of His servants and pardons (them their) evil deeds, and He knows all that you do.

Arthur John Arberry

It is He who accepts repentance from His servants, and pardons evil deeds; He knows the things you do.

Bijan Moeinian

The Forgiver is the One Who accepts His servants’ repentance and covers their sins. God is aware of whatever you do.

E. Henry Palmer

He it is who accepts repentance from His servants and pardons their offences and knows that which ye do.

Edip-Layth

He is the One who accepts the repentance from His servants, and He forgives the sins. He is fully aware of what you do.

George Sale

It is He who accepteth repentance from his servants, and forgiveth sins, and knoweth that which ye do.

Hamid S. Aziz

And He it is Who accepts repentance from His servants and pardons the evil deeds and He knows all that you do.

Mahmoud Ghali

And He is (The One) Who accepts repentance for His bondmen, and shows clemency towards odious deeds, and knows whatever you perform.

Marmaduke Pickthall

And He it is Who accepteth repentance from His bondmen, and pardoneth the evil deeds, and knoweth what ye do,

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who accepts repentance from His creatures and forgives their trespasses, for He knows what you do.

Muhammad Asad

and it is He who accepts repentance from His servants, and pardons bad deeds, and knows all that you do,

Mustafa Khattab

He is the One Who accepts repentance from His servants and pardons ˹their˺ sins. And He knows whatever you do.

Progressive Muslims

And He is the One who accepts the repentance from His servants, and He forgives the sins. He is fully aware of what you do.

Rashad Khalifa

He is the One who accepts the repentance from His servants, and remits the sins. He is fully aware of everything you do.

Sahih International

And it is He who accepts repentance from his servants and pardons misdeeds, and He knows what you do.

Sam Gerrans

And He it is that accepts repentance from His servants and pardons evil deeds; and He knows what you do.

Shabbir Ahmed

And He it is Who accepts repentance from His servants, and pardons their ill-deeds and He knows all you do. ('Taubah' = Repentance = Coming to the right course and taking corrective action. Pardon = Blotting out the unfavorable imprints on the human "Self').

Syed Vickar Ahamed

And He is the One Who accepts repentance (At-Tawwab) from His servants, and forgives sins, and He knows all that you do.

Taqi Usmani

And He is the One who accepts repentance from His servants and forgives evil deeds and knows whatever you do.

The Monotheist Group

And He is the One who accepts the repentance from His servants, and He forgives the sins. He is fully aware of what you do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩