Diyanet İşleri
Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 27. ayet. وَلَوْ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزْقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَّا يَشَآءُ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرٌۢ بَصِيرٌ
velev beseṭa-llâhü-rrizḳa li`ibâdihî lebegav fi-l'arḍi velâkiy yünezzilü biḳaderim mâ yeşâ'. innehû bi`ibâdihî ḫabîrum beṣîr.
Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tövbenin kabulü, rızkın ölçüsü ve musibet Şûrâ 25–31 3
Yoksa "Yalan uydurup Allah'a iftira etti" mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.
O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.
Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.
Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O'nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
27. Yüce Allah, kullarına olan lütfunu dile getirmekte ve onlara dinlerine zarar verecek kadar dünyevi bolluk vermediğini hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “Eğer Allah, (tüm) kullarına rızkı bol bol verseydi elbette onlar, yeryüzünde azıp taşkınlık ederlerdi.” Allah’a itaatten gaflete düşer, dünyevi arzu ve zevklere dalarlardı. Bu ise canlarının istediği işlere masiyet ve zulüm olsa dahi çokça meyletlmelerine yol açardı.
“Fakat O, dilediği kadarını” lütuf ve hikmetinin gereğine göre “bir ölçü ile indirir. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, onları çok iyi görendir.” Nitekim bazı rivâyetlerde Yüce Allah'ın şöyle buyurduğu nakledilir: “Kullarımın arasında öyleleri vardır ki, imanını zenginlikten başka bir şey ıslah etmez. Böylesini fakir düşürecek olursam bu, onu bozar. Yine öyle kullarım vardır ki onların da imanını ancak fakirlik ıslah eder. Eğer böylesini zengin edecek olursam bu, onu bozar. Kullarımdan öyleleri de vardır ki imanını sağlık ve afiyetten başka bir şey ıslah etmez. Ben ona hastalık verecek olursam bu onu bozar. Kullarımdan öyleleri de vardır ki onun imanını hastalıktan başka bir şey ıslah etmez. Eğer Ben ona sağlık ve afiyet verecek olursam bu onu bozar. Ben kullarımın işlerini kalplerinde olanlar hakkındaki bilgime uygun olarak idare ederim. Şüphesiz ki Ben, her şeyden haberdarım, her şeyi görenim.”[18]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer Allah, bütün kulları için rızkını bollaştırsaydı, yeryüzünde muhakkak ki azarlardı. Fakat O, rızkını dilediği ölçüde genişletir ve daraltır. Çünkü O, şüphesiz kullarının bütün hallerinden haberdardır ve görür. Bir hikmete binaen verir ve yine bir hikmete binaen men eder.
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: خبر (52 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az…
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader
Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader
Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak…
Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…
Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah kullarına rızkı bolca verseydi yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.
Ve eğer Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, elbet yeryüzünde azıp saparlardı; lakin O dilediğine akıl sır ermez bir ölçüyle indirmektedir: çünkü O kullarının her halinden haberdardır, her şeyi tarifsiz bir görüşle görmektedir.
Eğer Allah (bu dünyada) kullarına bol rızık vermiş olsaydı, yeryüzünde küstahça davranırlardı. Halbuki O, (rahmetini) gereği kadar dilediğince ihsan etmektedir çünkü O, kullarının (ihtiyaçlarından) tamamiyle haberdardır ve onları görmektedir.
Eğer Allah, kullarının yaşam gıdalarını yayıp genişletseydi, arzda elbette azarlardı! Ne var ki dilediğini bir ölçü ile indirir. . . Muhakkak ki O, kullarında Habiyr'dir, Basıyr'dir.
Eğer Allah, kulları için rızkı (sınırsızca) geniş tutup yaysaydı, gerçekten yeryüzünde azarlardı. Ancak O, dilediği miktar ile indirir. Çünkü O, kullarından haberi olandır, görendir.
Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Çünkü O, kullarının haberini alandır, onları görendir.
Allah, kullarına bol geçimlik verseydi, yeryüzünde kesinlikle azıtırlardı. Fakat O, dilediği ölçüde gönderir. Kuşkusuz, O, kullarından Haberlidir; Görendir.
Allah, kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat Allah rızkı dilediği ölçüde indirir. Allah, kullarını çok iyi bilir ve görür.
ALLAH kullarına rızkı bollaştırsaydı, yeryüzünde azacaklardı. Nitekim dilediği ölçüde gönderir. O, kullarından Haberdardır, Görendir.
ALLAH kullarına rızkı bollaştırsaydı, yeryüzünde azacaklardı. Nitekim dilediği ölçüde gönderir. O, kullarından Haberdardır, Görendir.
Bununla beraber Allah kullarına bol bol rızık seriverseydi, yeryüzünde azar ve taşkınlık ederlerdi. Fakat dilediği kadar ölçü ile indiriyor. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları görendir.
Bununla beraber Allah kullarına rızkı bol bol seriverse Arzda azar ve taşgınlık ederlerdi. Ve lakin dilediği kadar bir mıkdar ile indiriyor, şübhesiz ki o kullarına habirdir, basirdir.
Eğer Allah, kullarına rızkı genişletseydi, kesinlikle yeryüzünde azarlardı. Fakat O, dilediği kadarını indirir. Kuşkusuz O, kullarının Her Şeyinden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Eğer Allah, kullarına rızkı genişletseydi, kesinlikle yeryüzünde azarlardı. Fakat O, dilediği kadarını indirir. Kuşkusuz O, kullarının Her Şeyinden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Eğer Allah, kullarına rızkı genişletseydi, kesinlikle yeryüzünde azarlardı. Fakat O, dilediği kadarını indirir. Kuşkusuz O, kullarının Her Şeyinden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Eğer Tanrı, kulları için rızkı (sınırsızca) geniş tutup yaysaydı, gerçekten yeryüzünde azarlardı. Ancak O, dilediği miktar ile indirir. Çünkü O, kullarından haberi olandır, görendir.
Eğer Allah (bütün) kullarına (müsavat üzere) bol rızık verseydi yer (yüzün) de muhakkak ki taşkınlık ederler, azarlardı. Fakat O, ne mıkdar dilerse (rızkı o kadar) indirir. Şübhe yok ki O, kulların (ın her haalin) den hakkıyle haberdardır, (her şey'i) kemaliyle görendir.
Şayet Allah kulları için rızkı geniş tutsaydı; yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O; dilediği ölçüde indirir. Muhakkak ki O; kulları için Habir'dir, Basir'dir.
(25-39) O, kullarının vazgeçmelerini / tövbelerini de kabul edendir, onların kötülüklerini de affeder, yaptıklarınızı da bilir, iman edenlere ve salih amel işleyenlere cevap verir / icabet eder , onları fazlından hazinesinden vererek artırır, kafirlere ise şiddetli bir azap vardır. Eğer ki Allah rızkı kullarına basitleştirseydi / elde etmesi kolay olsaydı arzda azgınlaşırlardı ve fakat bir ayar üzere istediğine indiriyor, muhakkak ki O, kullarından haberi olandır ve görendir. Ümit kesildikten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır / neşredendir, O dosttur, övülendir. O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratmasıdır. Onun içinde de yaratıklardan üretmesidir. İstediği vakit te sizi bir araya getirmeye gücü yeter / muktedirdir. M usibet, elinizle kazandıklarınızdan dolayı isabet eder , çoğunu da Allah affeder (isabet et tirmez) siz yeryüzünde aciz bırakacak / çaresiz bırakacak değilsiniz, sizin Allah’tan gayrı / Allah’tan başka dostunuz ve yardımcınız yoktur. O’nun ayetlerinden biri de denizde gemileri bayrak gibi / alem gibi / alamet gibi akıtmasıdır, eğer isterse rüzgârı sakinleştirir o, görünürde hareketsiz kalır, işte bunda her bir sabreden, şükreden için ayetler vardır yahut kazandıkları nedeniyle onları telef eder , çoğunu da /ekserisini de bağışlar , ayetlerimizle tartışanlar / mücadele edenler / cedelleşenler onlara kaçacak yer yok. Size bir şey olarak verilenler dünya hayatının geçimlik malzemeleridir / tüketim malzemeleridir. (Metanın zıddı naîm kalıcı tükenmez gayri memnun nimet) Allah’ın yanında / indinde iman edenler ve rablerini vekil tayin edenler için olan (vekalet vermek içsel iman göstergesidir , salih amel dışsal iman göstergesidir.) hayırlıdır ve daha kalıcıdır / bakidir. Onlar ki kötülük ve iğrenç davranışlardan kaçınırlar, öfkelendikleri zaman / gazaplandıklarında bağışlarlar. Rablerine cevap verirler / icabet ederler , namazı kılarlar, aralarında ki işler şura iledir. (Şura: Akılların saf tutması bir araya gelmesidir.) Rızıklarından harcarlar / infak ederler , onlara saldırı olduğunda yardımlaşırlar
Şayet Allah; kullarına rızkı yaymış olsaydı, elbette yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O, dilediği miktarda indirir. Çünkü O, kullarının her şeyinden haberdardır, görendir.
Allah kullarına rızkı bollaştırsaydı, yeryüzünde azarlardı. Fakat (O rızkı) dilediği ölçüde indiriyor. Çünkü O, kullarını(n her halini) haber alandır, görendir.
Allah, rızkı kullarının önüne büsbütün serseydi kesinlikle yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ancak o, rızkı belirlediği ölçüde indirir dipnot 1 . Şüphesiz Allah, kullarının durumundan haberdar olan ve onları görendir.
Allah, rızkı kullarının önüne serseydi, yeryüzünde taşkınlık ederlerdi. Ancak o, rızkı kullarına kendi tercih ettiği ölçüde indirir. O her şeyin içyüzünü bilir ve her şeyi görür.
Şayet Allah, kullarına rızkı yaymış olsaydı, elbette yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O, dilediği miktarda indirir. Çünkü O kullarının herşeyinden haberdardır, görendir.
Şayet Allah, kullarına rızkı yaymış olsaydı, elbette yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O, dilediği miktarda indirir. Çünkü O kullarından haberdar ve (onları) görendir.
Eğer Allah, kulları için rızkı yayıp döşeseydi, yeryüzünde mutlaka azarlardı. Ama O, dilediğince ölçülü olarak indiriyor. Çünkü O, kullarından gereğince haberdardır, onları iyice görmektedir.
If Allah were to give livelihood generously and liberally to all His creatures and to confer support gratuitously, they would be apt to run riot on earth and transgress the goal. But He sends down to the extent He prescribes as He will; He is Khabirun (Omniscient), and Bassirun (Whose constant vigilance is extended to all His creatures.)
If God were to grant His plentiful provision to [all] His creatures, they would act insolently on earth, but He sends down in due measure whatever He will, for He is well aware of His servants and watchful over them:
If Allah were to enlarge the provision for His Servants, they would indeed transgress beyond all bounds through the earth; but he sends (it) down in due measure as He pleases. For He is with His Servants Well-acquainted, Watchful.
If Allah were to grant ample sustenance to His servants they would go about transgressing in the land. But He sends down in due measure whatever (sustenance) He wills. Surely He is Well-Aware and All-Seeing concerning matters that relate to His servants. dipnot 1
Were Allah to expand the provision of His slaves, they would act as tyrants on the earth. But He sends down whatever He wills in a measured way. He is aware of and He sees His slaves.
And if Allâh were to enlarge the provision for His slaves, they would surely rebel in the earth, but He sends down by measure as He wills. Verily! He is, in respect of His slaves, the Well-Aware, the All-Seer (of things that benefit them).
Were Allah to expand the provision for His servants, they would surely create havoc on the earth. But He sends down in a [precise] measure whatever He wishes. Indeed He is all-aware, all-seeing about His servants.
And if Allâh were to grant abundant provision for all His people, they would certainly commit rebellious transgression in the land. But as it is He sends it down according to a set and proper measure as He deems fit. He is indeed Well-Aware of His people (and) All-Seeing (of their condition).
Had God expanded His provision to His servants, they would have been insolent in the earth; but He sends down in measure whatsoever He will; surely He is aware of and sees His servants.
If God gives His servants too much, their wealth would turn them rebellious. That is why He [does them a favor and] gives them as much as it is the best for them as God knows His servants and sees what they do.
And if God were to extend provision to His servants they would be wanton in the earth. But He sends down by measure what He pleases; verily, of His servants He is well aware and sees.
If God were to increase the provision for His servants, they would transgress on earth; but He sends down what He wills in a measure. He is Ever-aware and Seer of His servants.
If God should bestow abundance upon his servants, they would certainly behave insolently in the earth: But He sendeth down by measure unto every one that which he pleaseth; for He well knoweth and seeth the condition of his servants.
And if Allah were to enlarge (increase, improve, enrich) the provision for His servants they would certainly transgress beyond bounds through the earth; but He sends it down in due measure as He pleases; surely He is Aware of, a Seer (Watchful) of His servants.
And if Allah were to outspread the provision for His bondmen, they would indeed be inequitable in the earth; but He sends down in a determined (estimate) whatever He decides; surely He is Ever-Cognizant, Ever-Beholding His bondmen.
And if Allah were to enlarge the provision for His slaves they would surely rebel in the earth, but He sendeth down by measure as He willeth. Lo! He is Informed, a Seer of His bondmen.
If God were to give in abundance to His creatures they would fill the earth with oppression. So He gives according to measure as He will. He knows (what is good for) His creatures. He is all-aware and all-seeing.
For, if God were to grant [in this world] abundant sustenance to [all of] His servants, they would behave on earth with wanton insolence: but as it is, He bestows [His grace] from on high in due measure, as He wills: for, verily, He is fully aware of [the needs of] His creatures, and sees them all.
Had Allah given abundant provisions to ˹all˺ His servants, they would have certainly transgressed throughout the land. But He sends down whatever He wills in perfect measure. He is truly All-Aware, All-Seeing of His servants.
And if God were to increase the provision for His servants, they would transgress on Earth; but He sends down what He wills in a measure. He is Expert and Seer of His servants.
If GOD increased the provision for His servants, they would transgress on earth. This is why He sends it precisely measured to whomever He wills. He is fully Cognizant and Seer of His servants.
And if Allah had extended [excessively] provision for His servants, they would have committed tyranny throughout the earth. But He sends [it] down in an amount which He wills. Indeed He is, of His servants, Acquainted and Seeing.
And had God expanded the provision for His servants, they would have oppressed in the earth; but He sends down in measure what He wills; He is of His servants aware and seeing.
And if Allah made His provision unlimited for His servants, they would have created more disorder in the earth (by increasing in pride and greed (96:6)). But as it is, He bestows His provision in due measure according to His Laws. For, behold, He is Aware, Seer of His servants (their needs and their psyche).
If Allah increases what is given to His servants, they would indeed rebel and cross all bounds in the earth; But He sends (it) down in right measure as He pleases. Verily, He is All Aware (Khabir) of His servants, All Seer (Baseer, of what they do).
Should Allah expand the provision for His servants (to its full extent), they would spread mischief on earth; but He sends down what He wills in (due) measure. Surely, with regard to His slaves, He is All-Aware, Ever-Watchful.
And if God were to increase the provision for His servants, they would transgress on the earth; but He sends down what He wills in a measure. He is Expert and Seer of His servants.