Enfâl suresi

Enfâl suresi, 74. ayet

Enfâl suresi, 74. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَوا۟ وَّنَصَرُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

velleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi velleẕîne evev veneṣarû ülâike hümü-lmü'minûne ḥaḳḳâ. lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

Diyanet İşleri

İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 71–75 · surenin 74. ayeti / 75

Konu Muhacirler, ensar ve velâyet Enfâl 72–75 3

  1. Enfâl 71

    Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  2. Enfâl 72

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

  3. Enfâl 73

    İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.

  4. 74

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

  5. Enfâl 75

    Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah'ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

74. İşte Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İman edip de hicret eden ve Allah yolunda cihad edenlerle (muhacirleri) barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte onlar gerçek mü’minlerin ta kendileridir.” Yani Muhacirlerle Ensar, hakiki mü’minlerdir. Çünkü onlar, gerçekleştirdikleri hicret, Ensar adını almalarına sebep olan yardımcı olmaları, birbirlerini dost ve yardımcı edinmeleri, kâfir ve münafıklardan oluşan düşmanlarına karşı cihad etmeleri ile imanlarındaki samimiyetlerini ortaya koymuşlardır.

İşte “onlar için” Allah’tan kötülüklerini silecek ve hatalarını ortadan kaldıracak bir “mağfiret ve” yine onlar için “bitmez tükenmez bir rızık” keremi pek bol yüce Rab tarafından nimet dolu cennetlerde ihsan olunacak pek çok hayırlar “vardır.” Belki dünyada da gözlerini aydınlatacak ve kalplerini huzurla dolduracak birtakım mükâfatlar elde etmeleri de söz konusu olabilir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman edenler ve peygamberini doğrulayıp onun şeriatı ile amel edenler, küfür beldesinden İslam beldesine hicret edenler yahut güven içerisinde Allah Teâlâ'ya ibadet edecekleri başka bir yere hicret edenler, mallarını ve canlarını Allah'ın kelimesinin yüce olması için harcayanlar, bu uğurda mücadele edenler ile hicret edenleri kendi diyarlarına getirenler, onlara (Muhacirler) yardım edenler var ya; işte bunlar destek olmada ve yardımlaşmada birbirlerinin dostlarıdırlar. -Ey Müminler!- İman edip de küfür beldesinden İslam beldesine hicret etmeyenlere gelince; hicret edinceye kadar onlara yardım edin ve onları koruyun. Eğer kâfirler onlara zulmeder de onlar sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmadığı müddetçe ahdi bozmaksızın sizlerin düşmanlarına karşı onlara yardım edin. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığınızı verecektir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine onlar ki
  2. ءَامَنُوا۟ amenu inandılar kök: امن
  3. وَهَاجَرُوا۟ ve haceru ve hicret ettiler kök: هجر
  4. وَجَـٰهَدُوا۟ ve cahedu ve savaştılar kök: جهد
  5. فِى fi
  6. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  7. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  8. وَٱلَّذِينَ vellezine ve onlar ki
  9. ءَاوَوا۟ avev barındırdılar kök: اوي
  10. وَّنَصَرُوٓا۟ ve nesaru ve yardım ettiler kök: نصر
  11. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  12. هُمُ humu onlardır
  13. ٱلْمُؤْمِنُونَ l-mu'minune mü'minler kök: امن
  14. حَقًّۭا ۚ hakkan gerçek kök: حقق
  15. لَّهُم lehum onlar için vardır
  16. مَّغْفِرَةٌۭ megfiratun bağışlanma kök: غفر
  17. وَرِزْقٌۭ ve rizkun ve rızık kök: رزق
  18. كَرِيمٌۭ kerimun bol kök: كرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: اوي (36 geçiş)

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar…

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya…

  • Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı,…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah, sizi hem daha…

  • Aynı kök: كرم (47 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İman edip Allah yolunda hicret ve cihad edenler (fedakârlık yapanlar), (muhacirleri) barındırıp yardım edenler (ensar) var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

Mustafa İslamoğlu

Hani o imanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda var gücüyle çaba gösteren ve onlara kucak açıp yardım edenler var ya: onlar gerçek birer mü'mindirler: Onları, engin bir bağış ve görkemli bir rızık beklemektedir.

Muhammed Esed

Ve o imana erişen, zulmün hüküm sürdüğü diyardan göç eden ve Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren kimselerle (onlara) kol kanat gerip yardım eden kimseler; işte bunlardır, gerçekten inanan kimseler! Günahlarından bağışlanma ve çok kutlu bir rızık beklemektedir onları.

Ahmed Hulusi

Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda mücahede ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar imanı tam hakkını vererek yaşayan iman edenlerdir! Onlar için bağışlanma ve rızk-u kerim (bol rızık) vardır.

Ali Bulaç

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

Ali Özek ve heyeti

İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.

Ali Rıza Safa

İnananlar, göç edenler, Allah'ın yolunda çaba gösterenler, barındıranlar ve yardım edenler; gerçek inananlar, işte onlardır. Onlar için, bağışlanma ve bol geçimlik vardır. dipnot 137

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 137
    "Çaba gösterenler" olarak yazdığımız "Cahedu" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde savaşmak anlamı verilerek, bu sözcüğün geçtiği tüm ayetlerde, "Cihad edenler" veya "Savaşanlar" biçiminde çevrilmiştir. Bu yüzden, halk arasında da bu anlamda olduğu sanılır. Oysa "Cehd" kökünden gelen sözcükler, akılcı ve düşünsel çabalar anlamına gelir. Savaş ise "Kital" kökünden gelen sözcüklerle Kur'an'da bildirilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için af ve bol rızık vardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda göç edip çaba gösterenler ve onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar gerçek iman edenlerdır. Onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, ALLAH yolunda göç edip çaba gösterenler ve onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar gerçek inananlardır. Onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihada gidenlerle onları barındırıp yardıma koşanlar, işte onlardır gerçek mü'minler. Onlara bir bağışlama ve bol rızık vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kimseler ki iyman edib hicret ettiler ve Allah yolunda cihada gittiler, ve o kimseler ki iyva ettiler, yardıma koştular, işte bunlar hakka mü'minlerdir, bunlara bir mağfiret var ve kerim bir rızk var

Erhan Aktaş

İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler; barındıran ve yardım edenler işte onlar gerçek Mü'minlerdir. Onlar için bağışlanma ve kerim dipnot 1 bir rızık vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bol ikramlı, cömertçe.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler; barındıran ve yardım edenler işte onlar gerçek Mü'minlerdir. Onlar için bağışlanma ve kerim dipnot 1 bir rızık vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bol ikramlı, cömertçe.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler; barındıran ve yardım edenler işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bağışlanma ve kerim dipnot 1 bir rızık vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bol ikramlı, cömertçe.

Gültekin Onan

İnananlar, hicret edenler ve Tanrı yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek inançlılar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

Hasan Basri Çantay

İman edib de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, barındıranlar, yardım edenler: İşte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Mağfiret ve uçsuz bucaksız rızık da onlarındır.

İbni Kesir

İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler, barındıranlar ve yardım edenler; işte onlar, gerçek mü'minlerdir. Onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Mehmet Alagaş

(72-75) Muhakkak ki iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda kendileriyle ve mallarıyla çaba gösterenler / cihat edenler, yardım edip onları barındıranlar, onlardan bazısı bazılarının dostudur. İman ettiği halde hicret etmemiş olanlar la, ta ki hicret edinceye kadar onlara herhangi bir dostluğunuz olmasın , a ranızda antlaşma olan kavimler hariçtir. Allah yaptıklarınızı görendir. Kafirlerin de bazısı bazılarının dostudur, ancak onu yapmazsanız (dostluk konusundaki denilenleri yapmazsanız) arzda fitne ve büyük bir f esat olur. Öyle ki iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda kendileriyle ve mallarıyla çaba gösterenler / cihat edenler, yardım edip onları barındıranlar, işte onlar hakiki müminlerdir. Onlara bağışlanma / mağfiret ve rızık ikramı vardır. Sonradan iman edip hicret eden ve sizinle ceht gösterenler / cihada katılanlar, işte onlar da sizdendirler (Dost olabilirsiniz) Rahimdaşların / (merhamet ulularının) ise bazısı Allah’ın kitabında bazısına dosttur. Muhakkak Allah, her şeyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (Muhacirler'i) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek Müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

Süleyman Ateş

Onlar ki, inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda savaştılar ve onlar ki, (göçmenleri) barındırdılar ve (onlara) yardım ettiler, işte gerçek mü'minler onlardır. Onlar için bağış ve bol rızık vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenerek hicret eden ve Allah yolunda mücadele (cihad) edenler ile bunları barındırıp yardım edenler (ensar) var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bağışlama ve bol rızık vardır.

Şaban Britch

iman edip, hicret eden, Allah yolunda cihat eden, barındıran ve yardım edenler, işte onlar gerçek müminlerdir. Onlara bağış ve bol rızıklar vardır.

Şaban Piriş

İman edip, hicret eden, Allah yolunda cihat eden, barındıran ve yardım edenler, işte onlar gerçek müminlerdir. Onlara bağış ve bol rızıklar vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O inanıp hicret edenler, Allah yolunda didinenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gerçek müminler işte onlardır! Bir bağışlanma var onlar için, bol bir rızık var.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And those who conformed to Islam and emigrated to where they could best serve Allah, and strove in His cause with their wealth and their lives, as well as those who gave them refuge and afforded them help, are the recipients of Allah's blessings. These are indeed the faithful who are conscientious in the fulfillment of their duty to Allah, they shall be graced with forgiveness and blessed provisions.

Abdul Haleem

Those who believed and emigrated, and struggled for God’s cause, and those who gave refuge and help- they are the true believers and they will have forgiveness and generous provision.

Abdullah Yusuf Ali

Those who believe, and adopt exile, and fight for the Faith, in the cause of Allah as well as those who give (them) asylum and aid,- these are (all) in very truth the Believers: for them is the forgiveness of sins and a provision most generous.

Abul A'la Maududi

Those who believe and have migrated and strove in the way of Allah, and those who gave them refuge and help - it is they who are the true believers. Theirs shall be forgiveness and honourable sustenance.

Aisha Bewley

Those who have iman and have made hijra and done jihad in the Way of Allah and those who have given refuge and help, they are the true muminun. They will have forgiveness and generous provision.

Al-Hilali & Khan

And those who believed, and emigrated and strove hard in the Cause of Allâh (Al-Jihâd), as well as those who gave (them) asylum and aid - these are the believers in truth, for them is forgiveness and Rizqun Karîm (a generous provision i.e. Paradise).

Ali Quli Qarai

Those who have believed, migrated, and waged jihād in the way of Allah, and those who gave them shelter and help, it is they who are truly the faithful. For them shall be forgiveness and a noble provision.

Amatul Rahman Omar

And those who have believed and emigrated and strove hard for the cause of Allâh, and those who have given (them) refuge and have helped, it is these indeed who are the true believers. For them is (His) protection (against sins) and an honourable provision (from Him).

Arthur John Arberry

And those who believe, and have emigrated and struggled in the way of God. those who have given refuge and help those in truth are the believers, and theirs shall be forgiveness and generous provision.

Bijan Moeinian

Those who chose to believe and emigrated and offered their best in the cause of God, as well as those who welcomed and helped them, they are true believers. Theirs is forgiveness and a great reward.

E. Henry Palmer

Those who believe and have fled and fought strenuously in God's cause, and those who have given a refuge and a help, those it is who believe; to them is forgiveness and generous provision due.

Edip-Layth

Those who have acknowledged and emigrated and strived in the cause of God, and those who sheltered and supported, these are truly those who acknowledge. They will have forgiveness and a generous provision.

George Sale

But as for them who have believed, and left their country, and have fought for God's true religion, and who have allowed the prophet a retreat among them, and have assisted him, these are really believers; they shall receive mercy, and an honourable provision.

Hamid S. Aziz

Those who believe and have left their homes and striven strenuously in the cause of Allah, and those who have given them a refuge and a help, these are the believers. For them is forgiveness and generous provision.

Mahmoud Ghali

And the ones who have believed, and have emigrated, and have striven in the way of Allah, and the ones who have given abode and helped towards victory, those are they (who truly) are believers; they will have forgiveness and an honorable provision.

Marmaduke Pickthall

Those who believed and left their homes and strove for the cause of Allah, and those who took them in and helped them - these are the believers in truth. For them is pardon, and bountiful provision.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who accepted the faith and abandoned their homes, and struggled in the cause of God, and those who gave them shelter and helped them, are veritably true believers. For them is forgiveness and noble sustenance.

Muhammad Asad

And they who have attained to faith, and who have forsaken the domain of evil and are striving hard in God's cause, as well as those who shelter and succour [them]-it is they, they who are truly believers! Forgiveness of sins awaits them, and a most excellent sustenance.

Mustafa Khattab

Those who believed, migrated, and struggled in the cause of Allah, and those who gave ˹them˺ shelter and help, they are the true believers. They will have forgiveness and an honourable provision.

Progressive Muslims

And those who have believed and emigrated and strived in the cause of God, and those who sheltered and supported, these are truly the believers. They will have a forgiveness and a generous provision.

Rashad Khalifa

Those who believed and emigrated, and strove in the cause of GOD, as well as those who hosted them and gave them refuge, and supported them, these are the true believers. They have deserved forgiveness and a generous recompense.

Sahih International

But those who have believed and emigrated and fought in the cause of Allah and those who gave shelter and aided - it is they who are the believers, truly. For them is forgiveness and noble provision.

Sam Gerrans

And those who heed warning, and emigrate, and strive in the cause of God, and those who give shelter and help: it is they who are the believers in truth; they have forgiveness and a noble provision.

Shabbir Ahmed

Those who believed and emigrated, and strove in the Cause of Allah, and those who hosted them and supported them, are True believers. For them is protection of forgiveness and honorable provision.

Syed Vickar Ahamed

And those who believe, and adopt exile (by emigrating or leaving their homes), and fight for Faith in the Cause of Allah, as well as those who give (them) protection and help, these are (all) very truly the believers: For them is the forgiveness of sins and things (of rewards) most generous.

Taqi Usmani

Those who have believed and emigrated and carried out Jihād in the way of Allah, and those who gave refuge and help, both are the believers in truth. For them there is forgiveness and a respectful provision.

The Monotheist Group

And those who have believed and emigrated and strived in the cause of God, and those who have sheltered and supported, these are truly the believers. They will have a forgiveness and a generous provision.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 74. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 74. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 74. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩