Diyanet İşleri
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Şems suresi
Şems suresi, 11. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ
keẕẕebet ŝemûdü biṭagvâhâ.
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Semûd kavmi ve deve Şems 11–15 3
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."
Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 11–15. ayetler için yazılmıştır.
11. “Semûd, azgınlığı nedeniyle” azgınlaşmaları, hakka karşı büyüklük taslamaları ve rasûllerine karşı direnmeleri sebebi ile “yalanladı.”
12. “Hani onların en azılıları” o dişi deveyi kesmesi için üzerinde ittifak ettikleri şahıs olan kabilenin en bedbaht kişisi Kudâr b. Sâlif deveyi esmek üzere “öne atılmıştı” kabilesi ona bunu yapmasını söylemiş o da dediklerini yerine getirmişti.
13. “Allah’ın rasûlü” Salih aleyhisselam onları sakındırmak üzere “onlara: Allah’ın devesine zarar vermekten ve su hakkını engellemekten sakının, demişti.” Yani Allah’ın sizin için pek büyük bir mucize olarak yaratmış olduğu o deveyi kesmekten sakının. Allah’ın size ihsan etmiş olduğu onun sütünü içme nimetine onu kesmekle karşılık vermeyin.
14. Ancak onlar peygamberleri Salih aleyhisselam’ı “yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri de günahları sebebi ile onlara bir azap gönderdi.” Onların yurtlarını yıktı, gönderdiği azap onların hepsini kuşattı. Üzerlerine uğultulu esen fırtınayı, altlarından da sarsıntı ve zelzeleyi azap olarak gönderdi de hepsi yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Onlardan ses seda çıkmaz oldu. “birini bile ayırt etmeden hepsini helak etti.” Verdiği bu cezayı hepsine eşit olarak tattırdı.
15. “O, bunun akıbetinden korkacak değil ya!” Kâhir (her şeye emrini geçiren), hiçbir mahlukun kahır ve tasarrufunun dışında olmadığı, bütün hükümlerinde hikmeti sonsuz olan Allah, nasıl olur da bundan korkar ve çekinir ki?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Semûd kavmi, sınırları çiğneyip, suç işlemeleri ve günahlara dalmaları sebebiyle peygamberi Salih’i yalanladı.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu…
Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Semûd (kavmi) azgınlığı yüzünden (gerçeği) yalanlamıştı.
Haddini aştığı için Semud (bu) hakikati yalanladı;
Semud (kavmi,) kaba bir küstahlıkla (bu) hakikati yalan saydı;
Semud (Salih'in toplumu), Nebiyi kabul etmemeleri ile (hakikatlerini ve sistemi) yalanladı.
Semud (halkı) azgınlığı dolayısıyla yalanladı;
Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı.
Semud, azgınlığı yüzünden yalanlamıştı.
Semud toplumu, azgınlığı nedeniyle yalanladı.
Semud (halkı), azgınlığı yüzünden yalanladı.
Semud (halkı), azgınlığı yüzünden yalanladı.
Semud kavmi azgınlığından inanmadı.
Semud inanmadı azgınlığından
Semud halkı tağutluğu dipnot 1 nedeniyle yalanladı.
Semud halkı tağutluğu dipnot 1 nedeniyle yalanladı.
Semud halkı tağutluğu dipnot 1 nedeniyle yalanladı.
Semud (halkı) azgınlığı dolayısıyla yalanladı;
Semuud (kavmi), azgınlığı yüzünden (peygamberlerini) tekzibetdi,
Semud, azgınlığı yüzünden yalanladı.
(11-15) Semud taşkınlığından dolayı yalanladı. En isyankarı ortaya çıktığında, Allah’ın Resulü / Resulullah onlara dedi ki Allah’ın devesine ve su hakkına karışmayın. Onu yalanladılar ve boğazlayarak deveyi öldürdüler. Suçlarını Rableri başlarına geçirdi ve o yeri düzledi / dümdüz etti. Allah onların sonucundan /akıbetinden korkmadı.
Semûd kavmi de nefislerinin azgınlığıyla (peygamberini) yalanladı.
Semud (kavmi), azgınlığı yüzünden (Hakk'ı) yalanladı.
(Salih'in kavmi) Semud, taşkınlıkları sebebiyle yalana sarıldı. dipnot 1
Semud halkı azgınlık ettiği için yalana dalmıştı.
Semud azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Semud azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Semud kavmi, azgınlığı yüzünden yalanladı.
The people of Thamud rejected the truth, brought to them by Allah's Messenger - Saleh -, through impudent transgression.
In their arrogant cruelty, the people of Thamud called [their messenger] a liar,
The Thamud (people) rejected (their prophet) through their inordinate wrong-doing,
In their presumptuous insolence the Thamud dipnot 1 called the Truth a lie dipnot 2
Thamud denied in their excessive tyranny –
Thamûd (people) denied (their Prophet) through their transgression (by rejecting the true Faith of Islâmic Monotheism, and by following polytheism, and by committing every kind of sin).
The [people of] Thamūd denied [Allah’s signs] out of their rebellion,
(The tribe of) Thamûd belied (Sâlih, ) because of their rebelliousness.
Thamood cried lies in their insolence
Be reminded that before you, people of Thamud rebelled against God and denied his criteria.
Thamud called the apostle a liar in their outrage,
Thamud denied their transgression.
Thamud accused their prophet Saleh of imposture, through the excess of their wickedness:
The Thamud people denied (the Messenger) in their rebellious pride (or outrage),
Thamûd cried lies in their in ordinance,
(The tribe of) Thamud denied (the truth) in their rebellious pride,
The Thamud denied (the truth) in their perverseness
TO [THIS] TRUTH gave the lie, in their overweening arrogance, [the tribe of] Thamud,
Thamûd rejected ˹the truth˺ out of arrogance,
Thamud denied their transgression.
Thamoud's disbelief caused them to transgress.
Thamud denied [their prophet] by reason of their transgression,
(Thamūd denied in its transgression
(Disregarding this principle) Thamud rejected (Saleh) while playing God. ('Tagha' = Being 'Taghut' = Becoming a false god = Playing God = Transgressing = Rebelling = Crossing bounds of decency = Extreme arrogance).
The people of Samood (Thamud) rejected (their messenger) by their excessive wrong-doing.
(The People of) Thamūd denied the truth because of their transgression,
Thamud denied their transgression.