Diyanet İşleri
Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 36. ayet. قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
ḳul inne rabbî yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdiru velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.
Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi Sebe' 31–38 3
Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.
Yine, "Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir" demişlerdi.
Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.
Ayetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya, işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar.
De ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
36. Allah ise onlara şöylece cevap vermektedir: Yüce Allah’ın rızkı genişletip yayması, sizin ileri sürdüğünüz iddianın doğruluğuna delil değildir. Rızık vermek, Allah’ın meşîetine/dilemesine bağlıdır. O, isterse kulunun rızkını genişletir, dilerse daraltır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Kendilerine verilen nimetler ile kibirlenip kendilerini beğenenlere de ki: "Rabbim -Subhanehu ve Teâlâ- şükredecek mi yoksa nankörlük mü edecek diye bir imtihan olarak dilediği kimseye rızkı genişletir. Dilediği kimseye ise sabredecek mi yoksa isyan mı edecek diye bir imtihan olarak daraltır. Fakat insanların çoğu Allah'ın çok hikmet sahibi olduğunu bilmezler. Allah; ancak işleri büyük bir hikmetten dolayı takdir eder. Bunu bilen bilir, bilmeyen bilmez.
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Halbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az…
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader
Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Kader
Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak…
Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…
Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Rabbim rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verir, kısarak (dar) da verir fakat insanların çoğu bilmezler."
De ki: "Şüphe yok ki isteyene rızkı açmayı da, sınırlandırmayı da dileyen benim Rabbimdir; fakat insanların çoğu bunu(n hikmetini) dahi kavrayamaz."
De ki: "Rabbim dilediğine bol rızık verir, (dilediğine) az. Fakat insanların çoğu (Allah'ın yol ve yöntemlerini) anlamazlar".
De ki: "Muhakkak ki Rabbim yaşam gıdasını (rızkı), dilediğine genişletir veya daraltır (zenginlik kazanılmaz Allah vergisidir). . . Ne var ki insanların çoğunluğu (bu gerçeği) bilmezler. "
De ki: "Şüphesiz benim Rabbim rızkı dilediğine genişletir, yayar ve kısar da. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar."
De ki: Rabbim, dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden) kısar; fakat insanların çoğu bilmezler.
De ki: "Aslında, benim Efendim, dilediğinin geçimini hem genişletir hem de daraltır. Fakat insanların çoğu bilmez!"
De ki: "Şüphesiz ki Rabbim, rızkı dilediğine bolca da verir, kısar da. Fakat, insanların çoğu bunu bilmezler."
De ki: "Efendim nimetleri dilediğine bol verir veya kısar. Ama halkın çoğu bilmez."
De ki, 'Rabbim nimetleri dilediğine bol verir veya kısar. Ama halkın çoğu bilmez.'
De ki: "Rabbim, rızkı dilediğine döşer (bol verir), dilediğine de sıkar (kısar); fakat insanların çoğu bilmezler.
De ki rabbım rızkı dilediğine döşer dilediğine sıkar ve lakin nasın ekserisi bilmezler
De ki: "Benim Rabb'im, dilediği kimseye rızkı genişletir ve takdir eder. Fakat insanların çoğu idrak etmezler."
De ki: "Benim Rabb'im, dilediği kimseye rızkı genişletir ve takdir eder. Fakat insanların çoğu idrak etmezler."
De ki: "Benim Rabb'im, dilediği kimseye rızkı genişletir ve takdir eder. Fakat insanların çoğu idrak etmezler."
De ki: "Şüphesiz benim rabbim rızkı dilediğine genişletir / yayar veya kısar / daraltır / kısıtlar. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar."
De ki: "Şübhesiz Rabbim kimi dilerse onun rızkını genişletir, (kimi de dilerse onunkini) daraltır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler".
De ki: Rabbım dilediğinin rızkını genişletir ve kısar, ama insanların çoğu bilmezler.
(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.
De ki: “Şüphesiz Rabbim, rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
De ki: "Rabbim dilediğine rızkı yayar ve (dilediğine) kısar; fakat insanların çoğu bilmezler, (sanırlar ki mal ve evlad çokluğu şeref ve büyüklük sebebidir.)"
De ki: "Rabbim, tercih ettiği kişi için dipnot 1 rızkı genişletir de daraltır da dipnot 2 . Ama insanların çoğu bunu bilmez."
De ki: "Sahibim rızkı, çalışan ve yeterli donanıma sahip olan için yayar. Ama çoğu insan bunu böyle bilmez."
De ki: Rabbim, dilediğine rızkı yayar, dilediğine de daraltır. Fakat, insanların çoğu bilmez.
De ki: -Rabbim, dilediğine rızkı yayar, dilediğine de daraltır. Fakat, insanların çoğu bilmez.
De ki: "Rabbim, dilediğine rızkı genişletip açar, dilediğine ölçülü verir/kısar. Fakat insanların çokları bilmiyorlar."
Say to them "It is Allah, my Creator Who gives livelihood generously and confers support gratuitously to whom He will and He also gives with restraint and by measure to whom He will but most people fail to realize this fact. "
Say [Prophet], ‘My Lord gives in abundance to whoever He will and sparingly to whoever He will, though most people do not understand.
Say: "Verily my Lord enlarges and restricts the Provision to whom He pleases, but most men understand not."
(O Prophet), say to them: "My Lord grants provision abundantly to whomsoever He pleases and straitens it for whomsoever He pleases. But most people do not know this. dipnot 1
Say: ‘My Lord expands the provision of anyone He wills or restricts it. But the majority of mankind do not know it.’
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Verily, my Lord enlarges the provision to whom He wills and restricts, but most men know not."
Say, ‘Indeed my Lord expands the provision for whomever He wishes and He tightens it, but most people do not know. ’
Say, `Verily, my Lord multiplies the means of livelihood for whom He will and makes them scant (for whom He pleases), but most people do not know (the reason behind).
Say: 'My Lord outspreads and straitens His provision to whomsoever He will, but most men do not know it. '
Say: "There is a wisdom in the distribution of wealth [the wealthy ones are not necessarily the favored one and vice versa. Actually, the wealthy ones are usually the wicked ones.] but most people they do not understand it."
Say, 'Verily, my Lord extends provision to whom He pleases or doles it out, but most men do not know;
Say, "My Lord gives provisions to whomever He wishes, or He restricts them, but most people do not know."
Answer, verily my Lord will bestow provision in abundance unto whom he pleaseth, and will be sparing unto whom he pleaseth: But the greater part of men know not this.
And they say, "We have more wealth and children, and we shall not be punished. "
Say, "Surely my Lord outspreads the provision for whomever He decides and estimates (it); but most of mankind do not know it. "
Say (O Muhammad): Lo! my Lord enlargeth the provision for whom He will and narroweth it (for whom He will). But most of mankind know not.
Say: "Verily my Lord increases or restricts the provision of whosoever He will;" but most men do not understand.
Say: "Behold, my Sustainer grants abundant sustenance, or gives it in scant measure, unto whomever He wills: but most men do not understand [God’s ways]. "
Say, ˹O Prophet,˺ "Surely ˹it is˺ my Lord ˹Who˺ gives abundant or limited provisions to whoever He wills. But most people do not know."
Say: "My Lord gives provisions to whomever He wishes, or He restricts them, but most people do not know. "
Say, "My Lord is the One who controls all provisions; He grants the provisions to whomever He wills, or reduces them, but most people do not know."
Say, "Indeed, my Lord extends provision for whom He wills and restricts [it], but most of the people do not know. "
Say thou: “My Lord expands provision for whom He wills, and He straitens.” But most men know not.
Say, "Behold, my Lord enlarges and narrows the provision to people according to His Laws (and hence, you see the change in fortunes). But most people are not aware (that the Divine System ensures prosperity for all). "
Say: "Surely, my Lord gives more or less things to whom He pleases, but most men do not understand. "
Say, "In fact, my Lord extends provision to whom He wills, and straitens (it for whom He wills), but most of the people do not know".
Say: "My Lord gives provisions to whoever He wishes, or He restricts them, but most of the people do not know."