Diyanet İşleri
Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Talâk suresi
Talâk suresi, 7. ayet. لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَا سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا
liyünfiḳ ẕû se`atim min se`atih. vemen ḳudira `aleyhi rizḳuhû felyünfiḳ mimmâ âtâhü-llâh. lâ yükellifü-llâhü nefsen illâ mâ âtâhâ. seyec`alü-llâhü ba`de `usriy yüsrâ.
Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Boşanma, iddet, nafaka ve süt hakkı Talâk 1–7 3
Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
İşte bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.
Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Allah, ahirette onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde, ey iman etmiş olan akıl sahipleri, Allah'a karşı gelmekten sakının! Allah, size bir zikir (Kur'an) indirdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. Yüce Allah nafakanın miktarını kocanın durumuna göre belirleyerek şöyle buyurmaktadır: “Bolluk içinde olan bolluğuna uygun nafaka versin.” Yani zengin olan kimse zenginliğine göre nafaka versin. Fakirler gibi nafaka vermeye kalkışmasın.
"Rızkı dar olan” eli dar olan “kimse de Allah’ın kendisine verdiği” rızık “kadarıyla nafakayı temin etsin. Allah, hiç kimseyi ona verdiği (imkandan) fazlasıyla yükümlü tutmaz.” Bu da ilâhî hikmet ve rahmete uygundur. Çünkü herkese uygun olanı emretmiş, zorluk çekenin yükünü hafifleterek onu, ona verdiğinden başkası ile mükellef tutmayacağını belirtmiştir. Yüce Allah, gerek nafaka, gerek başka hususlarda hiçbir kimseyi takatinden fazlası ile mükellef tutmaz.
“Allah güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsan edecektir.” Bu, darlık ve zorluk içinde olanlara bir müjdedir. Yüce Allah, kısa zaman içerisinde sıkıntılarını ortadan kaldırıp zorluklarını gidereceğini müjdelemektedir. “Çünkü güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (el-İnşirâh, 94/5-6)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Mal bakımından imkânı geniş olan, boşadığı kadına ve çocuğuna imkânının genişliğine göre nafaka versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi kendisine verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü tutmaz. Yüce Allah, onun zor durumunun ardından ona bir kolaylık ve bolluk verir.
Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
De ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine…
Aynı kök: عسر (12 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…
Aynı kök: كلف (8 geçiş) · Aynı kök: وسع (32 geçiş)
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İmkânı geniş olan, imkânına göre nafaka versin; rızkı daraltılmış olan da Allah'ın kendisine verdiğinden nafaka ödesin! Allah kimseyi ona verdiği (imkân)dan başkasıyla sorumlu tutmaz. dipnot 1 Allah her zorluktan sonra kolaylık yaratacaktır. dipnot 2
(Neticede) imkanı olanlar, imkanları nisbetinde harcama yapsın; maddi imkanı dar olanlar da Allah'ın kendisine verdiği kadar harcama yapsın: Allah hiç kimseye verdiği imkandan fazlasını yüklemez; (belki de) Allah, bir zorluktan sonra bir kolaylık ihsan edecektir.
(Bütün bu durumlarda,) geniş imkanlara sahip olan kişi, genişliği ile uyumlu olarak harcasın; rızık imkanları dar olan kimse ise Allah'ın kendisine verdiğine uygun şekilde harcasın! Allah hiç kimseye kendi verdiğinden daha fazlasını yüklemez; (ve mümkündür ki) Allah sıkıntıdan sonra rahatlık verecektir.
Varlık sahibi olan, kendi zenginliğine göre nafaka versin. İmkanları daraltılmış kimse de Allah'ın kendisine verdiğine göre nafakasını versin. . . Allah hiç kimseyi, ona verdiğinden ötesiyle sorumlu tutmaz! Allah zorluktan sonra bir kolaylık oluşturur!
Geniş imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp verecektir.
İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Olanakları geniş olan, geniş olanaklarına göre harcasın. Geçim darlığı çeken de Allah'ın kendisine verdiğine göre harcasın. Allah, hiç kimseyi, kendisine verdiğinden daha çoğuyla yükümlü tutmaz. Allah, zorluktan sonra bir kolaylık verecektir.
Varlıklı olan, sahip olduğu imkanlara göre harcasın; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından harcasın. Allah kimseyi kendi verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylık sağlayacaktır.
Varlıklı kimse varlığı oranında nafaka yardımında bulunsun. Dar gelirli ise, ALLAH'ın kendisine verdiğinden versin. ALLAH bir kimseye vermiş olduğundan fazla bir sorumluluk yüklemez. ALLAH zorluktan sonra kolaylık getirecektir.
Varlıklı kimse varlığı oranında nafaka yardımında bulunsun. Dar gelirli ise, ALLAH'ın kendisine verdiğinden versin. ALLAH bir kimseye vermiş olduğundan fazla bir sorumluluk yüklemez. ALLAH zorluktan sonra kolaylık getirecektir.
Varlıklı olan varlığı nisbetinde nafaka versin, rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiğinden nafaka verin! Allah hiç kimseyi kendisine verdiğinden başkasıyla mükellef (sorumlu) tutmaz. Allah bir zorluğun arkasından bir kolaylık yapar.
Genişliği olan genişliğinden infak etsin, rızkı dar olan da Allahın ona verdiğinden infak eylesin, Allah bir nefse verdiğinden başka teklif etmez, Allah bir usrun arkasından bir yüsür yapar
Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.
Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.
Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.
Geniş imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Tanrı'nın kendisine verdiği kadarıyla versin. Tanrı, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Tanrı, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp verecektir.
(Haali, vakti) geniş olan, nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı kendisine daraltılmış bulunan (fakir) de nafakayı Allahın ona verdiğinden versin. Allah hiçbir nefse, ona verdiğinden başkasını yüklemez. Allah, güçlüğün arkasından kolaylık ihsan eder.
Eli geniş olan; genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kendisine daraltılmış bulunan da, nafakayı Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah; güçlüğün ardından bir kolaylık ihsan eder.
(1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.
İmkânı geniş olan, imkânının genişliğine göre nafaka versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi verdiği (imkândan) fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verir.
Eli geniş olan, genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah, bir kişiye ne vermişse ancak onu yükler, (kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez). Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Varlıklı olan, harcamayı varlığına göre yapsın. Rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiğinden harcasın dipnot 1 . Allah hiç kimseye, verdiği imkandan fazla sorumluluk yüklemez dipnot 2 . Allah, zorluğun ardından bir kolaylık oluşturacaktır dipnot 3 .
Varlıklı olan, harcamayı varlığına göre yapsın. Darlıkta olan da Allah ne vermişse ondan yapsın. Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık yaratacaktır.
İmkanı geniş olan, imkanının genişliğine göre nafaka versin. Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi verdiği (imkandan) fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verir.
Zengin olan, gücüne göre nafaka versin. Rızkı kendisine yetecek kadar olan da, Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah, hiç kimseyi, verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, güçlüğün ardından bir kolaylık verir.
Geniş imkana sahip olan bu geniş imkanından harcasın. Rızkı kendisine ölçü ile verilmiş olan da Allah'ın kendisine verdiğinden infak etsin. Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Everyone of pecuniary resources must spend according to his means, and he who is of wanting means to produce the comforts of life shall spend in accordance with what Allah has given him. Allah imposes upon no soul or on anyone the tribute of spending but within the limitations of what He has given him; and behind an instance of hardship, Allah will bring relief.
and let the wealthy man spend according to his wealth. But let him whose provision is restricted spend according to what God has given him: God does not burden any soul with more than He has given it- after hardship, God will bring ease.
Let the man of means spend according to his means: and the man whose resources are restricted, let him spend according to what Allah has given him. Allah puts no burden on any person beyond what He has given him. After a difficulty, Allah will soon grant relief.
Whoever has abundant means, let him spend according to his means; and he whose means are straitened, let him spend out of what Allah has given him. Allah does not burden any human being beyond the means that He has bestowed upon him. Possibly Allah will grant ease after hardship.
He who has plenty should spend out from his plenty, but he whose provision is restricted should spend from what Allah has given him. Allah does not demand from any self more than He has given it. Allah will appoint after difficulty, ease.
Let the rich man spend according to his means; and the man whose resources are restricted, let him spend according to what Allâh has given him. Allâh puts no burden on any person beyond what He has given him. Allâh will grant after hardship, ease.
Let the affluent man spend out of his affluence, and let he whose provision has been tightened spend out of what Allah has given him. Allah does not task any soul except [according to] what He has given it. Allah will bring about ease after hardship.
Let a man with (plentiful) means spend (for the maintenance of the suckling woman) according to his means. And let him whose means of subsistence are limited spend according to what Allâh has given him. Allâh burdens no person (with responsibility) beyond what He has given him. Allâh will soon bring about easy times after hardships.
Let the man of plenty expend out of his plenty. As for him whose provision is stinted to him, let him expend of what God has given him. God charges no soul save with what He has given him. God will assuredly appoint, after difficulty, easiness.
If the mother decides to give milk to the baby give her a salary in a mutually fair manner. If you can not reach to an agreement, then hire another woman to suckle the child. Let the rich man spend according to his means and the less fortunate spend as much as he is capable. God is not asking anyone more than what He has given them. May God provide ease after hardship. Now Muslims are being warned of the consequence of their disobedience in this world and Hereafter as well as the reward of their obedience.
let him who has plenty expend of his plenty; but he whose provision is doled out, let him expend of what God has given him; God will not compel any soul beyond what He has given it;- God will make after difficulty ease!
The rich shall provide support in accordance with his means, and the poor shall provide according to the means that God bestowed upon him. God does not burden any person more than He has given it. God will provide ease after difficulty.
let him who hath plenty expend proportionably, in the maintenance of the mother and the nurse, out of his plenty: And let him whose income is scanty, expend in proportion out of that which God hath given him. God obligeth no man to more than He hath given him ability to perform: God will cause ease to succeed hardship.
Let him who has abundance spend out of his abundance and whoever has his means of subsistence restricted, let him spend out of that which Allah has given him; Allah does not lay on any soul a burden beyond that which He has granted it; Allah brings about after difficulty, ease.
Let him who is owner of affluence expend out of his affluence; and he whose provision has been exactly estimated for him, then let him expend of what Allah has brought him. Allah does not charge any self except with what He has brought it. Allah will soon make, after difficulty, easiness.
Let him who hath abundance spend of his abundance, and he whose provision is measured, let him spend of that which Allah hath given him. Allah asketh naught of any soul save that which He hath given it. Allah will vouchsafe, after hardship, ease.
Let the man of means spend according to his means, and he whose means are limited, should spend of what God has given him. God does not burden a soul beyond what He has given him. God will bring ease after hardship.
[In all these respects, ] let him who has ample means spend in accordance with his amplitude; and let him whose means of subsistence are scanty spend in accordance with what God has given him: God does not burden any human being with more than He has given him - [and it may well be that] God will grant, after hardship, ease.
Let the man of wealth provide according to his means. As for the one with limited resources, let him provide according to whatever Allah has given him. Allah does not require of any soul beyond what He has given it. After hardship, Allah will bring about ease.
The rich shall provide support in accordance with his means, and the poor shall provide according to the means that God bestowed upon him. God does not burden any soul more than He has given it. God will provide ease after difficulty.
The rich husband shall provide support in accordance with his means, and the poor shall provide according to the means that GOD bestowed upon him. GOD does not impose on any soul more than He has given it. GOD will provide ease after difficulty.
Let a man of wealth spend from his wealth, and he whose provision is restricted - let him spend from what Allah has given him. Allah does not charge a soul except [according to] what He has given it. Allah will bring about, after hardship, ease.
Let him who has abundance spend out of his abundance, and whose provision is measured — let him spend out of what God has given him. God charges not a soul save with what He has given it. God will make, after hardship, ease.
Let the affluent man give according to his affluence, and the poor man give according to what Allah has given him. Allah does not burden any human being with more than what He has given him. Allah will soon bestow relief after hardship.
Let the man of means spend according to his means: And the man whose resources are restricted, let him spend according to what Allah has given him. Allah puts no burden on any person beyond what He has given him. After a difficulty, Allah will soon grant relief.
A man of vast means should spend according to his vast means. And anyone whose sustenance is limited should spend from whatever Allah has given to him. Allah makes no one liable beyond what He has given to him. Allah will soon bring ease after a difficulty.
The rich shall provide support in accordance with his means, and the poor shall provide according to the means that God bestowed upon him. God does not burden any soul more than He has given it. God will provide ease after difficulty.