Diyanet İşleri
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 91. ayet. فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
ferâga ilâ âlihetihim feḳâle elâ te'külûn.
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve oğlunun kurban edilişi Sâffât 83–113 3
(88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
"Ne diye konuşmuyorsunuz?"
Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.
Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 88–93. ayetler için yazılmıştır.
88-89. İbrahim aleyhisselam onların putlarını kırmak istemiş ve böyle bir imkânı ele geçirmeye çalışmıştı. Onların bir törenlerine gidip de putlarından habersiz oldukları bir vakti fırsat bilerek onlarla birlikte çıktı ve: “yıldızlara bir defa baktı da: Gerçekten ben hastayım, dedi.” Sahih bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “İbrahim aleyhisselam yalnız üç defa yalan söylemiştir. Bunlardan birisi: “Gerçekten ben hastayım” sözü, diğeri: “Hayır, bunu şu büyükleri yaptı” (el-Enbiya, 21/63) sözü, bir diğeri de hanımı hakkında: “O, benim kız kardeşimdir.” demesidir.”[14]
Yani, İbrahim aleyhisselam onların ilâhları için tuzak kurma imkânını bulmak maksadı ile onlardan geri kalmıştı.
90. Hasta olduğunu söyleyince “onu arkalarında bırakıp uzaklaştılar.” Böylelikle o da istediği fırsatı elde etmiş oldu.
91-92. “O da gizlice putlarının yanına varıp” yani kimseye fark ettirmeden hızlıca onların yanına gitti ve onlarla alay ederek şöyle dedi: “Yemiyor musunuz? Neyiniz var, niye konuşmuyorsunuz?”
O halde bunlara ibadet etmek yakışır mı? Bunlar, yemek yiyen ve kendi dilince konuşan hayvanlardan da daha aşağı oldukları halde hiç onlara ibadet yakışır mı? Çünkü bunlar yemeyen, konuşmayan cansız varlıklardır.
93. “Sonra da üzerlerine varıp sağ eli (var gücü) ile vurdu.” Bütün güç ve kuvveti ile onlara vurmaya koyuldu. “Derken ona başvururlar diye büyükleri dışında (putların) hepsini paramparça etti.” (el-Enbiya, 21/58)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'tan başka ibadet ettikleri ilahlarına küçümseyici bir ifadeyle; "Müşriklerin size hazırlayıp yapmış olduğu yemeklerden yemiyor musunuz?" dedi.
Aynı kök: روغ (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.
Aynı kök: روغ (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(91, 92) (İbrahim) yavaşça putlarının yanına varmış, (yemekleri görünce) "Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz?" demişti.
Derken o, onların putlarına usulca yaklaştı ve "Ne! Yoksa (önünüze konulanlardan) yemiyor musunuz?" dedi (ve ekledi):
O da onların tanrılarına gizlice yaklaştı ve "Ne o! (Önünüze konulmuş nimetlerden) yemiyor musunuz?
(İbrahim de) onların tanrılarına yaklaşıp yöneldi de: "Yemez misiniz?" dedi.
Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi.
Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? dedi.
Tanrılarına gizlice yaklaştı. Ve şöyle dedi: "Yemiyor musunuz?"
O da tanrılarına yöneldi, "Yemez misiniz?" dedi.
Sonra, tanrılarına yöneldi ve "Yemez misiniz?" dedi.
Sonra, tanrılarına yöneldi ve 'Yemez misiniz?' dedi.
Derken bir kurnazlıkta onların ilahlarına vardı da "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.
Derken kurnazlıkla onların ilahlarına vardı da buyursanız a, dedi, yemez misiniz?
Onların ilahlarına yanaşarak: "Yemez misiniz?" dedi.
Onların ilahlarına yanaşarak: "Yemez misiniz?" dedi.
Onların ilahlarına yanaşarak: "Yemez misiniz?" dedi.
Bunun üzerine onların tanrılarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi.
Bunun üzerine o da kurnazca onların düzme Tanrılarına varıb dedi ki: "Hani yemek yemiyorsunuz"?!
O da, tanrılarına yönelip dedi ki: Yemiyor musunuz?
(83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.
Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misiniz?" dedi.
Sonra İbrahim onların ilahlarına sokulup şöyle dedi: "(Size sunulanları) yemiyor musunuz?
Sonra gizlice ilahlarına yönelmiş ve şöyle demişti: "Siz bir şey yemez misiniz?"
İbrahim, onların ilahlarıyla baş başa kaldı. Yemez misiniz? dedi.
İbrahim, onların ilahlarıyla baş başa kaldı. -Yemez misiniz? dedi.
O da onların ilahlarının yanına sokulup dedi: "Bir şey yemez misiniz?"
Then he turned to their false gods (food was set before them) and asked them, thus: "Do you not eat!"
He turned to their gods and said, ‘Do you not eat?
Then did he turn to their gods and said, "will ye not eat (of the offerings before you)?...
Then he went quietly to the (temple of the deities) and said: "What is the matter with you, why do you not eat? dipnot 1
He turned surreptitiously to their gods and said, ‘Do you not eat?
Then he turned to their âlihah (gods) and said: "Will you not eat (of the offering before you)?
Then he stole away to their gods and said, ‘Will you not eat?
Then he turned (his attention) towards their gods and (with a mind to make their worshippers realise their folly) said (addressing the gods), `Do you not eat (any of the things that lie before you)?
Then he turned to their gods, and said, 'What do you eat?
[At their absence, ] Abraham went to the temple and [started to talk to the idols and] said: "Do you want something to eat?"
And he went aside unto their gods and said, 'Will ye not eat?
He then went to their idols and said, "Can you not eat?"
And Abraham went privately to their gods, and said scoffingly unto them, do ye not eat of the meat which is set before you?
Then he turned to their gods secretly and said, "What! Do you not eat?
So he went apart to their gods; then he said, "Will you not eat?
Then turned he to their gods and said: Will ye not eat?
Then he turned towards their gods and said: "Why do you not eat (of these offerings)?
Thereupon he approached their gods stealthily and said, "What! You do not eat [of the offerings placed before you]?
Then he ˹stealthily˺ advanced towards their gods, and said ˹mockingly˺, "Will you not eat ˹your offerings˺?
He then went to their idols and said: "Can you not eat"
He then turned on their idols, saying, "Would you like to eat?
Then he turned to their gods and said, "Do you not eat?
Then he turned aside to their gods, and said: “Do you not eat?
Then Abraham gently turned to their idols and said, "What! You do not eat?
Then he turned to their gods and said: "Will you not eat (from what is offered to you)?. ..
And he made his way to their ‘gods’ and said to them, "Why would you not eat?
He then went to their gods and said: "Can you not eat?"