Diyanet İşleri
(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Naziât suresi · 27–33. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Naziât suresi, 27. ayet. ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا
(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Sizin yaratılışınız mı daha güçlüdür, yoksa (Allah'ın) oluşturduğu gök mü?
Yaratılış açısından siz mi daha sağlamsınız, yoksa gök kubbe mi? Göğü O inşa etti;
(Ey insanlar!) Sizi yaratmak, göğü yaratmış olan Allah için daha mı zordur?
Sizin yaratılışınız mı zorlu yoksa Sema mı? (Ki Allah) onu bina etti!
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti.
Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,
Yoksa gökyüzünü yapan için, sizi yaratmak daha mı zor? dipnot 571
- Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Siz mi, yoksa gök mü yaratılış açısından daha zorludur? Onu O yaptı.
Siz mi, yoksa gök mü yaratılış açısından daha zorludur? Onu O yaptı.
Siz mi yaratılışça daha çetinsiniz, yoksa gökyüzü mü? Onu O "Allah" bina etti.
Siz mi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Sema mı? O "Allah" onu bina etti
Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü bina etmek mi?
Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü bina etmek mi?
Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü bina etmek mi?
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Tanrı) Onu bina etti.
Sizi (tekrar) yaratmak mı (sizce) daha güc, yoksa göğ (ü yaratmak) mı ki onu (Allah) bina etmişdir.
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü mü? Onu bina etmiştir.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.
Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? (Allah) onu yaptı.
Yaratılışça siz mi daha sağlamsınız yoksa gök mü dipnot 1 ? Allah onu (şöyle) bina etti dipnot 2 :
Size göre, sizleri yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı dipnot 1 ? Onu da Allah bina etti.
(Ölümden sonra) Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür, yoksa göğü mü? Onu bina etti.
Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür; yoksa göğü mü? Onu bina etti.
Siz mi daha zorsunuz yaratılışça, gök mü?
Naziât suresi, 28. ayet. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
(Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.
onu (içinde gök cisimleri) yüzecek şekilde O yükseltti ve dengeli bir iç düzene kavuşturdu;
O, gökkubbeyi yükseltmiş ve ona gerektiği gibi biçim vermiştir;
Onun sınırlarını yükseltti de onu tesviye etti (işlevini yerine getireceği özelliklere göre oluşturdu)!
Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
onu yükseltip düzene koydu.
Boyunu yükseltti; ardından, onu düzenledi.
- Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Onu alabildiğine yükseltti ve düzenledi.
Onu alabildiğine yükseltti ve düzenledi.
Boyuna yükseklik verdi, nizamına koydu.
Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu
Onu yükseltti ve düzene koydu.
Onu yükseltti ve düzene koydu.
Onu yükseltti ve düzene koydu.
Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
Onun boyunu O yükseltdi. Derken ona bir nizaam verdi.
Boynu yükseltmiş ve ona bir şekil vermiştir.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
Kalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi.
Kubbesini yükseltti dipnot 1 , arkasından (yedi kat şeklinde) düzenledi dipnot 2 ,
Tavanını yükseltti ve onu düzenledi.
Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
Yükseklere kaldırdı ve düzenledi.
Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yükseltti; ardından ona ahenk ve düzen verdi.
Naziât suresi, 29. ayet. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.
onun gecesini adım adım O kararttı, aydınlığını kıvamında O çıkardı.
onun gecesini karanlık yapmış ve gündüzünü aydınlatmıştır.
Onun gecesini kararttı, onun gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa çıkardı.
Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
Gecesini karanlık yaptı ve kuşluğunu açığa çıkardı.
- Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Gecesini kararttı, sabahını ise ortaya çıkardı.
Gecesini kararttı, sabahını ise ortaya çıkardı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa çıkardı.
Onun gecesini karardı, gündüzünü (aydınlığa) çıkardı.
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü ortaya çıkarmıştır.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Gecesini örtüp kararttı, kuşluğunu (güneşinin ışığını) açığa çıkardı.
gecesini perde kıldı dipnot 1 ve (gündüz vaktinde de) duhasını /dalga dalga yaydığı ışığı ortaya çıkardı.
Gecesini alametsiz kıldı dipnot 1 ve duhasını çıkardı.
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı.
Naziât suresi, 30. ayet. وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Daha sonra da yeri yaymıştır.
Ve onun ardından yeryüzünü yuvarlatarak bir düzene koydu;
Ve ardından yeri düzenleyip yaymıştır,
İşte bundan sonra arzı yayıp döşedi.
Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
Ondan sonra da yeryüzünü yayıp döşedi.
Ve yeryüzü. Bundan sonra, onu yayıp yuvarlattı. dipnot 572
- Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.
Ve yeri de, bundan sonra, yumurta biçimine soktu. dipnot 1
Ve yeri de yumurta biçimine soktu
Ondan sonra da yeryüzünü döşedi.
Ondan sonra da arzı döşedi
Yeryüzünü yayıp yuvarlattı. dipnot 1
Yeryüzünü yayıp yuvarlattı. dipnot 1
Yeryüzünü yayıp döşedi.
Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
Bundan sonra da yeri (ikaamete saalih bir halde) yayıb döşedi.
Bundan sonra yeri döşemiştir.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.
Bundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı.
Yeryüzünü, bundan sonra yaydı dipnot 1 .
Yeri, bundan sonra döşedi dipnot 1 .
Ve yeri bundan sonra yaydı.
Ve yeri, bundan sonra yaydı.
Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.
Naziât suresi, 31. ayet. أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.
orada suyunu ve bitki örtüsünü O çıkarttı;
yerden suyu ve bitki örtüsünü çıkartmış,
Ondan onun suyunu ve mer'asını çıkardı(ğı halde).
Ondan da suyunu ve otlağını çıkardı.
Yerden suyunu ve otlağını çıkardı
Ondan, suyunu ve otlağını çıkardı.
- Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve mer'asını çıkardı
Ondan suyunu ve yeşilliğini çıkardı.
Ondan suyunu ve yeşilliğini çıkardı.
Ondan suyunu ve yeşilliğini çıkardı.
Ondan da suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu, otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve otlağını çıkarmıştır.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı,
Oranın suyunu çıkardı ve otlağını yeşertti dipnot 1 .
Suyunu, otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ondan suyunu, otlağını çıkardı.
Naziât suresi, 32. ayet. وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Dağları (yere) O çakmıştır.
ve dağları sağlamca O yerleştirdi;
ve dağları sağlam şekilde yerleştirmiştir:
Dağlara gelince, onları demir atmış gibi dikip sabitledi.
Dağlarını dikip oturttu;
ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Ve dağları yerleştirdi.
- Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.
Dağları da çaktı.
Dağları da çaktı.
Ve dağlarını oturttu.
Ve dağlarını oturttu
Ona dağlar yerleştirdi.
Ona dağlar yerleştirdi.
Ona dağlar yerleştirdi.
Dağlarını dikip oturttu;
Dağları (nı sapasağlam) dikdi.
Dağları dikmiştir.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Dağları da sapasağlam yerleştirdi.
Dağları oturttu,
Dağları da sabitledi dipnot 1 .
Dağlarını zaten sabitlemişti dipnot 1 .
Dağları da yerleştirdi.
Dağları da yerleştirdi.
Dağları, demir atmış gibi oturttu;
Naziât suresi, 33. ayet. مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yapmıştır).
siz ve hayvanlarınız için geçim aracı olsun diye.
(bütün bunlar) sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için(dir).
Sizin ve en'amınızın (hayvanlar) yararlanması için.
Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere,
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
- Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.
Tüm bunlar sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Tüm bunlar sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
Sizin ve davarlarınızın intifa'ı için
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
(Allah bunları) size ve davarlarınıza birer faide olmak üzere (yapmışdır).
Sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
(Bunlar) hem sizin hem de en'am cinsi hayvanlarınızın /koyun, keçi, sığır ve develerinizin yararlanması içindir dipnot 1 .
Hem siz geçinesiniz, hem küçük ve büyük baş hayvanlarınız geçinsin diye.
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için…
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için..
Sizin için ve hayvanlarınız için bir geçim aracı olarak.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.