Diyanet İşleri
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Naziât suresi
Naziât suresi, 32. ayet. وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
velcibâle ersâhâ.
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Göğün ve yerin düzenlenişi Naziât 27–33 3
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
(34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 27–33. ayetler için yazılmıştır.
27-28. Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere, Allah’ın bedenleri tekrar yaratacağını uzak görenlere açıkça anlaşılan bir delili göstererek şöyle buyurmaktadır:
Ey insanlar! “Sizi yaratmak mı daha zordur yoksa” pek büyük olan, yaratılışı itibari ile güçlü ve gözleri kamaştıracak kadar yüce ve yüksek olan “göğü mü? Onu O” Allah “bina etti. Onu yükseltip kusursuz” yani yapısını da şeklini de akıllara hayret verecek, zihinleri durduracak şekilde sağlam ve mükemmel “yaptı.”
29. “Gecesini karanlık yaptı” ve karanlık semânın dört bir yanını kuşatıp yeryüzünü de kararttı.
"Gündüzünü de aydınlıkla açığa çıkardı.” Güneşi doğdurmak sureti ile orada pek büyük bir aydınlığı ortaya çıkardı. İnsanlar da din ve dünya maslahatlarını görmek için etrafa yayıldı.
30. “Bundan” gökleri yarattıktan “sonra da yeri yayıp döşedi.” Onun faydalı zenginliklerini yaratıp düzenledi. Bu faydaları da şu buyruklarıyla açıklamaktadır:
31-33. “Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. Dağları da köklü bir şekilde yerleştirdi.” Onları yere sabit kıldı. Buna göre âyet-i kerimeden açıkça anlaşıldığı gibi yerin döşenmesi, göklerin yaratılışından sonradır. Bizzat yerin yaratılması ise göklerin yaratılmasından öncedir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “De ki: Siz, yeri iki günde yaratan Allah’ı gerçekten inkâr ediyor ve O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? Halbuki O, âlemlerin Rabbidir... Sonra duman halinde bulunan semâya yöneldi de... böylece onları yedi gök olmak üzere iki günde yarattı.” (Fussilet, 41/9-12)
İşte bunca muazzam büyüklükteki gökleri, göklerdeki aydınlık yıldızları ve gök cisimlerini, üstü toprakla örtülü kesif yeri, orada bulunan mahlukatın zorunlu ihtiyaçlarını ve faydalarına olacak şeyleri yaratan, hiç şüphesiz mükellef varlıkları da ölümden sonra tekrar diriltecektir ve amellerinin karşılıklarını onlara verecektir. Kim bu dünyada iyilik işlerse ona iyilik yani cennet vardır. Kim de kötülük işlerse artık o, kendinden başkasını kınamasın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ve dağları da toprağa sabit kıldı.
Aynı kök: رسو (14 geçiş)
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O…
Aynı kök: رسو (14 geçiş)
(Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.
Aynı kök: رسو (14 geçiş)
O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze…
Aynı kök: جبل (41 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…
Aynı kök: جبل (41 geçiş)
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Aynı kök: جبل (41 geçiş)
Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Dağları (yere) O çakmıştır.
ve dağları sağlamca O yerleştirdi;
ve dağları sağlam şekilde yerleştirmiştir:
Dağlara gelince, onları demir atmış gibi dikip sabitledi.
Dağlarını dikip oturttu;
ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Ve dağları yerleştirdi.
- Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.
Dağları da çaktı.
Dağları da çaktı.
Ve dağlarını oturttu.
Ve dağlarını oturttu
Ona dağlar yerleştirdi.
Ona dağlar yerleştirdi.
Ona dağlar yerleştirdi.
Dağlarını dikip oturttu;
Dağları (nı sapasağlam) dikdi.
Dağları dikmiştir.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Dağları da sapasağlam yerleştirdi.
Dağları oturttu,
Dağları da sabitledi dipnot 1 .
Dağlarını zaten sabitlemişti dipnot 1 .
Dağları da yerleştirdi.
Dağları da yerleştirdi.
Dağları, demir atmış gibi oturttu;
and the mountains He set and anchored for stabilization, *
and setting firm mountains [in it]
And the mountains hath He firmly fixed;-
and firmly fixed in it mountains;
and made the mountains firm,
And the mountains He has fixed firmly,
and set firm the mountains,
He set the mountains firmly.
and the mountains He set firm,
And the mountains which are firmly established on earth.
And the mountains He did firmly set,
The mountains He fixed firmly.
and He established the mountains,
And the mountains, He made them firm,
And the mountains He made steady, (i. e., made them anchorages).
And He made fast the hills,
And stabilized the mountains
and has made the mountains firm:
and setting the mountains firmly ˹upon it˺—
And the mountains He fixed firmly.
He established the mountains.
And the mountains He set firmly
And the mountains He set firmly
And the mountains He firmly fixed.
And the mountains He has firmly fixed—
and firmly fixed the mountains,
And the mountains He fixed firmly.