Diyanet İşleri
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
Naziât suresi
Naziât suresi, 28. ayet. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
rafe`a semkehâ fesevvâhâ.
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Göğün ve yerin düzenlenişi Naziât 27–33 3
Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.
Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 27–33. ayetler için yazılmıştır.
27-28. Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere, Allah’ın bedenleri tekrar yaratacağını uzak görenlere açıkça anlaşılan bir delili göstererek şöyle buyurmaktadır:
Ey insanlar! “Sizi yaratmak mı daha zordur yoksa” pek büyük olan, yaratılışı itibari ile güçlü ve gözleri kamaştıracak kadar yüce ve yüksek olan “göğü mü? Onu O” Allah “bina etti. Onu yükseltip kusursuz” yani yapısını da şeklini de akıllara hayret verecek, zihinleri durduracak şekilde sağlam ve mükemmel “yaptı.”
29. “Gecesini karanlık yaptı” ve karanlık semânın dört bir yanını kuşatıp yeryüzünü de kararttı.
"Gündüzünü de aydınlıkla açığa çıkardı.” Güneşi doğdurmak sureti ile orada pek büyük bir aydınlığı ortaya çıkardı. İnsanlar da din ve dünya maslahatlarını görmek için etrafa yayıldı.
30. “Bundan” gökleri yarattıktan “sonra da yeri yayıp döşedi.” Onun faydalı zenginliklerini yaratıp düzenledi. Bu faydaları da şu buyruklarıyla açıklamaktadır:
31-33. “Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. Dağları da köklü bir şekilde yerleştirdi.” Onları yere sabit kıldı. Buna göre âyet-i kerimeden açıkça anlaşıldığı gibi yerin döşenmesi, göklerin yaratılışından sonradır. Bizzat yerin yaratılması ise göklerin yaratılmasından öncedir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “De ki: Siz, yeri iki günde yaratan Allah’ı gerçekten inkâr ediyor ve O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? Halbuki O, âlemlerin Rabbidir... Sonra duman halinde bulunan semâya yöneldi de... böylece onları yedi gök olmak üzere iki günde yarattı.” (Fussilet, 41/9-12)
İşte bunca muazzam büyüklükteki gökleri, göklerdeki aydınlık yıldızları ve gök cisimlerini, üstü toprakla örtülü kesif yeri, orada bulunan mahlukatın zorunlu ihtiyaçlarını ve faydalarına olacak şeyleri yaratan, hiç şüphesiz mükellef varlıkları da ölümden sonra tekrar diriltecektir ve amellerinin karşılıklarını onlara verecektir. Kim bu dünyada iyilik işlerse ona iyilik yani cennet vardır. Kim de kötülük işlerse artık o, kendinden başkasını kınamasın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Üst kısmını yükseltti; kusur, yarık ve hatalar olmayacak şekilde onu düzgün kıldı.
Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)
Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir…
Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı…
Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı…
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.
onu (içinde gök cisimleri) yüzecek şekilde O yükseltti ve dengeli bir iç düzene kavuşturdu;
O, gökkubbeyi yükseltmiş ve ona gerektiği gibi biçim vermiştir;
Onun sınırlarını yükseltti de onu tesviye etti (işlevini yerine getireceği özelliklere göre oluşturdu)!
Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
onu yükseltip düzene koydu.
Boyunu yükseltti; ardından, onu düzenledi.
- Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Onu alabildiğine yükseltti ve düzenledi.
Onu alabildiğine yükseltti ve düzenledi.
Boyuna yükseklik verdi, nizamına koydu.
Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu
Onu yükseltti ve düzene koydu.
Onu yükseltti ve düzene koydu.
Onu yükseltti ve düzene koydu.
Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
Onun boyunu O yükseltdi. Derken ona bir nizaam verdi.
Boynu yükseltmiş ve ona bir şekil vermiştir.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
Kalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi.
Kubbesini yükseltti dipnot 1 , arkasından (yedi kat şeklinde) düzenledi dipnot 2 ,
Tavanını yükseltti ve onu düzenledi.
Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
Yükseklere kaldırdı ve düzenledi.
Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yükseltti; ardından ona ahenk ve düzen verdi.
He lifted it up so high and its vast dimensions did He perfect and with celestial bodies did He complete it and its realms did He actuate.
raising it high and perfecting it,
On high hath He raised its canopy, and He hath given it order and perfection.
and raised its vault high and proportioned it;
He raised its vault high and made it level.
He raised its height, and has perfected it.
He raised its vault, and fashioned it,
He has raised the height thereof, and has made it flawlessly perfect and well-balanced.
He lifted up its vault, and levelled it,
See how high and proportionate your Creator has put a canopy around the earth [reference to the ozone layer].
He raised its height and fashioned it;
He raised its height, and perfected it.
He hath raised the height thereof, and hath perfectly formed the same:
He raised high its height, and gave it order and perfection.
He raised up its vault, then He molded it,
He raised the height thereof and ordered it;
Raised it high, proportioned it,
High has He reared its vault and formed it in accordance with what it was meant to be;
raising it high and forming it flawlessly.
He raised its height, and perfected it.
He raised its masses, and perfected it.
He raised its ceiling and proportioned it.
He raised the ceiling thereof, and fashioned it;
He raised high its canopy, and shaped it perfect.
High above has He raised its cover, and He has given it order and perfection.
He has raised its height, then made it proper,
He raised its height, and perfected it.