Diyanet İşleri
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 48. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُلٌّ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ ٱلْعِبَادِ
ḳâle-lleẕîne-stekberû innâ küllün fîhâ inne-llâhe ḳad ḥakeme beyne-l`ibâd.
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım Mü'min 46–52 3
Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı.
(Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, "Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin" derler.
(Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.
Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
48. “Büyüklük taslayanlar” bu hususta âcizliklerini ve herkes hakkında ilâhî hükmün geçerliliğini açıklayarak “diyecekler ki: Biz, hepimiz o ateşin içindeyiz. Allah da kullar arasında hükmünü verdi” ve herkese azaptan payını ayırdı. Artık bu payda bir artış olmaz, ondan bir şey de eksiltilmez. Mutlak hakim olan Allah’ın verdiği hüküm asla değiştirilemez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Büyüklük taslayıp kendilerine tabi olunanlar: "Bizler -tabi olan ya da olunanlar olarak- ateşteyiz. Bizden hiç kimse başka birisinin azabının bir kısmını üstlenemez. Şüphesiz Yüce Allah, kulları arasında hüküm vermiştir. Herkese hak ettiği azabı da vermiştir."
Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Hikmet
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…
Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Hikmet
"Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük…
Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Hikmet
Göklerde ve yerde ululuk O'na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ortak kavram: Hikmet
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Ortak kavram: Hikmet
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Ortak kavram: Hikmet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kibirliler ise "Doğrusu hepimiz bunun içindeyiz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah kulları arasında hükmü vermiştir." diyeceklerdir. dipnot 2
Büyüklük taslayanlar ise: "İşte hepimiz onun içindeyiz; kesin olan şu ki, Allah kulları arasındaki hükmünü çoktan vermiştir!" diyecekler.
Büyüklük taslayanlar ise, "Biz hepimiz onun içindeyiz! Allah, (artık) kulları arasında hüküm vermiş bulunmaktadır!" diye cevap verecekler.
O büyüklük taslayanlar da der ki: "Gerçek şu ki hepimiz onun içindeyiz. . . Muhakkak ki Allah, kulları arasında hüküm vermiştir!"
Büyüklenen (müstekbir)ler derler ki: "Biz hepimiz (ateşin) içindeyiz; gerçekten Allah, kullar arasında hüküm verdi (artık)."
O büyüklük taslayanlar ise: Doğrusu hepimiz bunun içindeyiz. Şüphe yok ki Allah kulları arasında vereceği hükmü verdi, derler.
Büyüklük taslayanlar, şöyle diyecekler: "Hepimiz onun içindeyiz. Kuşkusuz, Allah, kulları arasında yargı vermiştir!"
Büyüklük taslayanlar, "Hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz ki Allah, kulları arasında hüküm vermiştir" diyecekler.
Büyüklük taslamış olanlar, "Hepimiz onun içindeyiz. ALLAH kulları arasında artık hüküm vermiştir" derler.
Büyüklük taslamış olanlar, 'Hepimiz onun içindeyiz. ALLAH kulları arasında artık hüküm vermiştir,' derler.
Büyüklük taslayanlar ise şöyle diyecekler: "Evet, hepimiz onun içindeyiz, çünkü Allah kulları arasında hükmünü verdi."
Büyüklük taslıyanlar da şöyle demektedirler: Evet, hepimiz onun içindeyiz, çünkü Allah, kulları beyninde hukmünü verdi
Büyüklük taslayanlar: "Hepimiz onun içindeyiz. Artık Allah, kulları arasında hükmünü verdi." derler.
Büyüklük taslayanlar: "Hepimiz onun içindeyiz. Artık Allah, kulları arasında hükmünü verdi." derler.
Büyüklük taslayanlar: "Hepimiz onun içindeyiz. Artık Allah, kulları arasında hükmünü verdi." derler.
Büyüklenen (müstekbir)ler derler ki: "Biz hepimiz (ateşin) içindeyiz; gerçekten Tanrı, kullar arasında hüküm verdi (artık)."
O büyüklük satanlar (şöyle) dediler (diyecekler): "biz (de, siz de) hepimiz bunun içindeyiz. Şübhe yok ki Allah kulları arasında (vereceği) hükmü verdi".
Büyüklük taslayanlar: Doğrusu hepimiz, onun içindeyiz. Şüphesiz Allah kullar arasında hükmünü vermiştir, derler.
(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.
Büyüklük taslayanlar da şöyle derler: "Biz hepimiz bunun içindeyiz. Şüphesiz Allah kullar arasında hüküm vermiştir.
Büyüklük taslayanlar da dediler ki: "Hepimiz de onun içindeyiz. Allah kulları arasında (böyle) hüküm verdi!"
Büyüklük taslamış olanlar şöyle derler: "(Hayır!) Hepimiz birden ateşin içindeyiz. Allah kulları arasındaki hükmü kesin olarak verdi dipnot 1 ."
Büyük gördükleri kişiler şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü verdi."
Büyüklenenler de: Biz, hepimiz onun içindeyiz. Allah, kulları arasında hükmünü vermiştir.
Büyüklenenler de: -Biz, hepimiz onun içindeyiz. Allah, kulları arasında hükmünü vermiştir.
Böbürlenen takım şöyle konuşur: "Gerçek şu ki, hepimiz ateşin içindeyiz. Allah, kullar arasında hüküm vermiş."
And there shall say those who were extravagant in their accounts of themselves "we are now all within it Allah has already judged between His servants, bad men and angels. "
but they will say, ‘We are all in this together. God has judged between His creatures.’
Those who had been arrogant will say: "We are all in this (Fire)! Truly, Allah has judged between (his) Servants!"
Those who had waxed proud will reply: "All of us are in it. Allah has already passed His judgement among His servants." dipnot 1
Those deemed great will say, ‘All of us are in it. Allah has clearly judged between His slaves.’
Those who were arrogant will say: "We are all (together) in this (Fire)! Verily, Allâh has judged between (His) slaves!"
Those who were arrogant will say, ‘Indeed we are all [together] in it. Indeed Allah has judged between [His] servants.’
Those who sought to be great will say, `Now we are all (adjudged to suffer) in it. Verily, Allâh has already passed (His) true judgment between (His) servants.'
Then those who waxed proud shall say, 'Every one of us is in it; indeed, God already has passed judgment between His servants. '
The "powerful" ones will say: “We are all in the same boat; God has already passed His [unchangeable] judgment. ”
Those who were big with pride shall say, 'Verily, we are all in it; verily, God has judged between His servants. '
Those who were arrogant will say, "We are all in it together, for God has passed judgment upon the servants."
Those who behaved with arrogance shall answer, verily we are all doomed to suffer therein: For God hath now judged between his servants.
Those who were proud shall say, "Surely we are all in it: surely Allah has judged between His servants. "
The ones who waxed proud will say, "Surely every one of us is in it; surely Allah has already judged among (His) bondmen. "
Those who were proud say: Lo! we are all (together) herein. Lo! Allah hath judged between (His) slaves.
The arrogant will answer: "All of us are in it. Surely God has judged between His creatures."
[to which] they who had [once] been arrogant will reply, "Behold, we are all in it [together]! Verily, God has judged between His creatures!"
The arrogant will say, "We are all in it! ˹For˺ Allah has already passed judgment over ˹His˺ servants."
Those who were arrogant will Say: "We are all in it together, for God has passed judgment upon the servants. "
The leaders will say, "We are all in this together. GOD has judged among the people."
Those who had been arrogant will say, "Indeed, all [of us] are in it. Indeed, Allah has judged between the servants."
Those who had waxed proud will say: “We are all in it; God has judged between the servants.”
The leaders will respond, "Behold, we are all in it together. Verily, Allah has judged between His servants."
Those who had been proud (and arrogant) will say: "We are all in this (Fire)! Truly, Allah has judged between (His) servants!"
Those who were arrogant will say, "We all are in it. Allah has already passed the judgment between (His) servants.
Those who were arrogant will say: "We are all in it together, for God has passed judgment upon the servants."