Mü'min suresi

Mü'min suresi, 50. ayet

Mü'min suresi, 50. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالُوا۟ بَلَىٰ قَالُوا۟ فَٱدْعُوا۟ وَمَا دُعَٰٓؤُا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ

ḳâlû evelem tekü te'tîküm rusülüküm bilbeyyinât. ḳâlû belâ. ḳâlû fed`û. vemâ dü`âü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

Diyanet İşleri

(Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 47–53 · surenin 50. ayeti / 85

Konu Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım Mü'min 46–52 3

  1. Mü'min 47

    Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.

  2. Mü'min 48

    Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."

  3. Mü'min 49

    Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, "Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin" derler.

  4. 50

    (Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.

  5. Mü'min 51

    Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.

  6. Mü'min 52

    O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lanet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.

  7. Mü'min 53

    (53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. “Bekçiler de” onları azarlayarak ve kendilerinin şefaatçiliklerinin cehennemliklere hiçbir fayda sağlamayacağını, dua edecek olsalar dahi bu dualarının onlara hiçbir faydasının olmayacağını açıklayarak “diyecekler ki: Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” Bunlarla siz hakkı, dosdoğru yolu, Allah’a neyin yakınlaştırdığını, O’ndan neyin uzaklaştırdığını açıkça öğrenmediniz mi?

“Onlar: Evet diyecekler” bize apaçık deliller getirdiler. Allah’ın bize karşı en ileri derecedeki delilleri ortaya konuldu. Biz ise kendimize zulmettik. Apaçık ortaya çıkmasından sonra bile hakka karşı inatla direndik.

Bunun üzerine cehennemdeki bekçiler, cehennemliklere dua etmekten, onlar için şefaat dilemekten uzak olduklarını belirterek “O halde siz kendiniz dua edin, diyecekler.” Peki, bu duanın herhangi bir faydası olacak mı, olmayacak mı? Yüce Allah, buna dair de şöyle buyurmaktadır:

“Ne var ki kâfirlerin duası boşunadır.” Batıldır, hiçbir hükmü yoktur. Çünkü küfür, bütün amelleri boşa çıkartır ve duanın kabul edilmesine de engeldir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cehennem bekçileri kâfirlere cevap vererek şöyle derler: "Peygamberleriniz size sapasağlam ve apaçık deliller getirmemiş miydi?" Kâfirler: "Evet, bize sapasağlam ve apaçık deliller getirdiler." Cehennem bekçileri onlarla alay ederek derler ki: "Öyleyse kendiniz yalvarın, bizler kâfirlere şefaatçi olmayız." Kâfirlerin ettiği dua, küfürleri sebebi ile onlardan kabul edilmediği için zayi olmuş ve geçersizdir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوٓا۟ kalu dediler kök: قول
  2. أَوَلَمْ evelem -miydi?
  3. تَكُ teku değil- kök: كون
  4. تَأْتِيكُمْ te'tikum size geliyor kök: اتي
  5. رُسُلُكُم rusulukum elçileriniz kök: رسل
  6. بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ bil-beyyinati açık kanıtlarla kök: بين
  7. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  8. بَلَىٰ ۚ bela evet (gelirlerdi)
  9. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  10. فَٱدْعُوا۟ ۗ fed'u öyle ise yalvar(ıp dur)un kök: دعو
  11. وَمَا vema fakat değildir
  12. دُعَـٰٓؤُا۟ duaa'u yalvarması kök: دعو
  13. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirlerin kök: كفر
  14. إِلَّا illa başkası
  15. فِى fi
  16. ضَلَـٰلٍ delalin dalaletten kök: ضلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Dua

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Dua

    De ki: "Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Dua

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve…

  • Ortak kavram: Dua

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Dua

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Dua

    "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Cehennemin bekçileri) "Size elçileriniz apaçık deliller getirmediler mi?" diyecekler. Onlar da "Evet (getirdiler)!" cevabını verecekler. (Bekçiler ise) "(Öyleyse) kendiniz yalvarın! (Gerçi) kâfirlerin yalvarması sadece boşunadır." diyeceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

(Bekçiler) şöyle cevap verecek: "Elçileriniz size hakikatin apaçık belgeleriyle gelmemişler miydi?" (Berikiler): "Elbette (gelmişti)" diyecekler. (Bekçiler) diyecek ki: "O halde yalvarmaya devam edin! Ama inkarı tabiat edinenlerin yalvarması aldanışı (artırmaktan) başka bir sonuç vermez."

Muhammed Esed

(Cehennemin bekçileri): "Elçileriniz size hakikatin bütün kanıtlarını getirmiş değiller miydi?" diye soracaklar. O (ateşdeki)ler, "Evet, öyleydi!" diyecekler. (Ve cehennemin bekçileri,) "Madem öyle yalvarıp durun!" diye cevap verecekler; çünkü inkar edenlerin yalvarması, avunmadan başka bir anlam taşımaz.

Ahmed Hulusi

(Bekçiler) dediler ki: "Rasulleriniz size apaçık deliller olarak gelmedi mi?". . . Dediler ki: "Evet". . . (Bekçiler) dediler ki: "O halde kendiniz dua edin!". . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin duası da asılsız yönelişten başka bir şey değildir.

Ali Bulaç

(Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir.

Ali Özek ve heyeti

(Bekçiler:) Size peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabını verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarın, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.

Ali Rıza Safa

Diyecekler ki: "Elçileriniz, size açık kanıtlar getirmemiş miydi?" "Evet, öyle!" diyecekler. "Öyleyse kendiniz yakarışta bulunun!" Oysa nankörlük edenlerin yaptıkları yakarışlar boşunadır.

Bayraktar Bayraklı

Bekçiler, "Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?" diyecekler. Onlar da, "Getirdiler" cevabını vereceklerdir. Bunun üzerine bekçiler de, "O halde kendiniz yalvarınız" diyecekler. Halbuki kafirlerin yalvarması boşunadır.

Edip Yüksel

Onlar da derler ki, "Elçileriniz size apaçık delillerle gelmemiş miydi?" "Evet" derler. Bunun üzerine onlar, "Öyleyse kendiniz yalvarın. Ne var ki inkarcıların yalvarması sonuç vermez."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar da derler ki, 'Elçileriniz size apaçık delillerle gelmemiş miydi?' 'Evet' derler. Bunun üzerine onlar, 'Öyleyse kendiniz yalvarın. Ne var ki inkarcıların yalvarması sonuç vermez.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bekçiler: "Ya size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı ki?" derler. Onlar: " Evet." derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin." derler. Kafirlerin duası ise hep çıkmazdadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya size, derler: beyyinelerle Resulleriniz geliyor değilmi idi ki? Evet, derler, öyle ise kendiniz dua edin derler, kafirlerin duası ise hep çıkmazdadır

Erhan Aktaş

Görevliler: "Resulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; Kafirlerin duası ancak boş ve anlamsızdır." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Görevliler: "Resulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; Kafirlerin duası ancak boş ve anlamsızdır." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Görevliler: "Rasulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; gerçeği yalanlayan nankörlerin duası ancak sapkıncadır." derler.

Gültekin Onan

(Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir.

Hasan Basri Çantay

(Bekçiler şöyle) söylediler (söylerler): "Size peygamberleriniz açık açık bürhanlar (mu'cizeler) getirmedi miydi"? (Öbürleri) "Evet (getirdi) dediler (derler). (Bekçiler de) "O halde (kendiniz) yalvarın!" dediler (derler). Halbuki kafirlerin düası hedef olmakdan başka (bir değeri haaiz) değildir.

İbni Kesir

Onlar da derler ki: Size peygamberleriniz burhanlarla gelmemişler miydi? Evet, derler. Öyleyse kendiniz yalvarın, derler. Kafirlerin yalvarışı şüphesiz boşunadır.

Mehmet Alagaş

(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Cehennem bekçileri) "Rasulleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da: "Evet" diyecekler. (Bunun üzerine) onlar: "Öyleyse (kendiniz) dua edin." derler. Hâlbuki kâfirlerin duası hep boşunadır."

Süleyman Ateş

(Bekçiler) Dediler: "Elçileriniz size açık kanıtlar getirmezler miydi?" "Evet (getirirlerdi) dediler. (Bekçiler:) "Öyle ise yalvar(ıp dur)un. Nankörlerin yalvarması hep çıkmazdadır." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Görevliler: "Size gönderilen elçiler, apaçık belgelerle gelmediler mi?" deyince onlar "Elbette geldiler." cevabını verirler dipnot 1 . Görevliler: "O halde kendiniz yalvarın!" derler ama kafirlerin yalvarışları boşunadır dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Mümin 40/47-50 ayetlerinde, cehenneme gitmiş kişilerin önce dünyada büyük gördükleri kişilerden sonra da cehennem görevlilerinden yardım istedikleri görülmektedir. Yani dünyadayken kendileriyle Allah'ın arasına aracı koymuş, şirk koşmuş olan kişiler, bu davranışlarını sürdürüyor ve doğrudan Allah'tan istemek yerine araya aracı koymak istiyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar şöyle karşılık verirler: "Elçileriniz, o açık belgelerle(mucizelerle) gelmediler mi?" "Evet" derler. Bekçiler: "O halde Sahibinize kendiniz yalvarın" derler. O kafirlerin yalvarışları sonuçsuz kalır.

Şaban Britch

Onlar da: Size, apaçık delillerle peygamberleriniz gelmedi mi? derler. Evet, derler. Bekçiler de: O halde kendiniz dua edin. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır

Şaban Piriş

Onlar da: -Size, apaçık belgelerle peygamberleriniz gelmedi mi? derler. -Evet, derler. Bekçiler de: -O halde kendiniz dua edin. Ama kafirlerin duası boşunadır, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bekçiler derler ki: "Resulleriniz size açık seçik mesajlar getirmezler miydi?" Derler ki: "Elbette getirirlerdi!" Bekçiler: "O halde yalvarın durun; inkarcıların yakarışları çıkmazda kalıp gitmiştir." diye cevap verirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Did your Messengers, " shall say the sentinels, "not present to you clear signs and expounded revelations demonstrating Allah's Omnipotence and Authority His Oneness and Uniqueness, His Omnipresence and Omniscience?" "Indeed they did" they, shall say then the sentinels shall say, "you may invoke Allah as long as you want; it is only that invocations voiced by those who deny Him is as vain as it attains no end.

Abdul Haleem

but they will say, ‘Did your messengers not come to you with clear evidence of the truth?’ They will say, ‘Yes they did,’ and the keeper will say, ‘You can plead, then, but the pleas of disbelievers will always be in vain.’

Abdullah Yusuf Ali

They will say: "Did there not come to you your messengers with Clear Signs?" They will say, "Yes". They will reply, "Then pray (as ye like)! But the prayer of those without Faith is nothing but (futile wandering) in (mazes of) error!"

Abul A'la Maududi

The keepers of Hell will ask: "Did your Messengers not come to you with Clear Signs?" They will say: “Yes (they did).” The keepers of Hell will say: “Then you yourselves should call (upon the Lord). And the call of the unbelievers will end in vain.” dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, when the fact is this that the Messengers had come to you with the clear signs, and you have already been sentenced to suffer punishment here, because you had refused to believe in them, it is not possible for us to pray for you to Allah. For obviously there should be some plea for such a prayer, and you have exhausted every plea by your misconduct. So, you pray for yourselves if you so like, but we would tell you beforehand that the prayers of the people who had disbelieved in the world like you have been of no avail.

Aisha Bewley

They will ask, ‘Did your Messengers not bring you the Clear Signs?’ They will answer, ‘Yes. ’ They will say, ‘Then you call!’ But the calling of the kafirun only goes astray.

Al-Hilali & Khan

They will say: "Did there not come to you, your Messengers with (clear) evidence (and signs)?" They will say: "Yes." They will reply: "Then call (as you like)! And the invocation of the disbelievers is nothing but in vain (as it will not be answered by Allâh)!"

Ali Quli Qarai

They will say, ‘Did not your apostles use to bring you manifest proofs?’ They will say, ‘Yes. ’ They will say, ‘Then supplicate [Him] yourselves.’ But the supplications of the faithless only go awry.

Amatul Rahman Omar

These (Keepers) will say, `Did not your Messengers (of God) come to you with clear signs?' They will answer, `Yes indeed!' They (the Keepers of Gehenna) will say, `Then call (yourselves and your false deities). ' But the call of the disbelievers will be of no avail.

Arthur John Arberry

They shall say, 'Did not your Messengers bring you the clear signs?' They shall say, 'Yes indeed. ' They shall say, 'Then do you call!' But the calling of the unbelievers is only in error.

Bijan Moeinian

The Hell Keepers will reply: "Did not your Prophets explain with undeniable proofs your choices?" They will say: “Yes. ” The Hell Keepers then will reply with no compassion: “Pray yourself then.” There will be no response for the disbelievers’ prayers.

E. Henry Palmer

They shall say, 'Did not your apostles come to you with manifest signs?' They shall say, 'Yea!' They shall say, 'Then call!- but the call of the misbelievers is only in error.

Edip-Layth

They will say, "Did not your messengers come to you with proofs?" They will reply: "Yes." They will say, "Then call out, for the call of the ingrates is nothing but in vain."

George Sale

They shall answer, did not your apostles come unto you with evident proofs? They shall say, yea. The keepers shall reply, do ye therefore call on God: But the calling of the unbelievers on Him shall be only in vain.

Hamid S. Aziz

They shall say, "Did not your messengers come to you with clear arguments?" They shall say, "Yea. " They shall say, "Then pray." But the prayer of those without faith is only futile (wandering in) error.

Mahmoud Ghali

They will say, "And did your Messengers not come up to you with the supreme evidence (s)?" They will say, "Yes indeed. " They will say, "Then do you invoke!" And in no way is the invocation of the disbelievers in anything except in error.

Marmaduke Pickthall

They say: Came not your messengers unto you with clear proofs? They say: Yea, verily. They say: Then do ye pray, although the prayer of disbelievers is in vain.

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "Did not your apostles come to you with clear proofs?" They will answer: "Indeed, they did. " "Then pray," will (the warders) say. But the praying of unbelievers will be all in vain.

Muhammad Asad

[But the keepers of hell] will ask, "Is it not [true] that your apostles came unto you with all evidence of the truth?" Those [in the fire] will reply, “Yea, indeed. ” [And the keepers of hell] will say, “Pray, then!” - for the prayer of those who deny the truth cannot lead to aught but delusion.

Mustafa Khattab

The keepers will reply, "Did your messengers not ˹constantly˺ come to you with clear proofs?" They will say, “Yes ˹they did˺.” The keepers will say, “Then pray! Though the prayer of the disbelievers is only in vain.”

Progressive Muslims

They will Say: "Did not your messengers come to you with proofs" They will reply: "Yes. " They will Say: "Then call out, for the call of the rejecters is nothing but in vain."

Rashad Khalifa

They will say, "Did you not receive your messengers who delivered to you clear messages?" They will reply, "Yes we did." They will say, "Then implore (as much as you wish); the imploring of the disbelievers is always in vain."

Sahih International

They will say, "Did there not come to you your messengers with clear proofs?" They will say, "Yes. " They will reply, "Then supplicate [yourselves], but the supplication of the disbelievers is not except in error."

Sam Gerrans

They will say: “Came not your messengers to you with the clear signs?” They will say: “Verily.” They will say: “Then call!” But the call of the false claimers of guidance is only in error.

Shabbir Ahmed

But (the keepers) will say, "Is it not that your Messengers came to you with all evidence of the Truth?" They will answer, "Yes, indeed. " And the keepers will respond, "Pray, then! But the prayer of those without Faith is nothing but futile wandering."

Syed Vickar Ahamed

They will say: "Did your messengers not come to you with clear evidences and signs?" They will say, "Yes. " They will reply: "Then pray (as you like)! And the prayer of those without Faith is nothing but (useless wandering) in error!"

Taqi Usmani

They will say, "Had your messengers not been coming to you with open signs?" They will say, “Of course, (they had come).” They (the keepers) will say, “Then, keep praying” - but praying of disbelievers (in the Hereafter) is only in vain.

The Monotheist Group

They will say: "Did your messengers not come to you with proofs?" They will say: "Yes." They will say: "Then implore, but the imploring of the rejecters will be nothing but in vain."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩