Diyanet İşleri
Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı.
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 45. ayet. فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا۟ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرْعَوْنَ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ
feveḳâhü-llâhü seyyiâti mâ mekerû veḥâḳa biâli fir`avne sûü-l`aẕâb.
Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun ailesinden imanını gizleyen adam Mü'min 28–45 3
"Siz beni Allah'ı inkar etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah'a) çağırıyorum."
"Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir."
"Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir."
Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı.
(Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 45–46. ayetler için yazılmıştır.
45. O gücü sonsuz Yüce Allah, o ilâhî tevfike mazhar olan mü’min adamı, Firavun ve onun hanedanının planladıkları cezalara, onu öldürüp yok etme isteklerine karşı korudu. Zira o, onların hoşlarına gitmeyecek şeyler yapmış, Mûsâ aleyhisselam’a tam anlamı ile muvafakat ettiğini açığa vurmuştu. Mûsâ’nın kendilerini davet ettiği aynı şeylere onları davet etmişti. Onlar ise böyle bir işe tahammül edemediler. Halbuki o vakit güç ve kudret sahibi idiler. Bu mü’min kişi ise onları kızdırıp öfkelendirmiş, bu yüzden ona karşı kin duymuşlardır. Ona bir tuzak kurmak istediler, Allah da onların hile ve tuzaklarına karşı onu korudu, onların hile ve tuzakları bizzat kendi başlarına geçti. “Firavun hanedanını ise feci azap kuşattı.” Yüce Allah, bir günün sabahında arkalarında tek bir kişi kalmamak üzere hepsini suda boğuverdi.
46. Berzah âleminde ise: “Onlar sabah akşam ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün ise: “Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun” denilecek.” Allah’ın peygamberlerini yalanlayanların, O’nun emrine inatla direnenlerin başına gelecek korkunç cezalar işte bunlardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah, Musa'yı öldürmek istediklerinde kötü hilelerinden onu muhafaza etti. Firavun ailesini ise suda boğulma azabı kuşattı. Yüce Allah dünyada onu (Firavun) ve askerlerinin tamamını suda boğdu.
Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: مكر (43 geçiş)
Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere…
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Firavun, "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!"
Aynı kök: حيق (10 geçiş)
(Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
Aynı kök: حيق (10 geçiş)
Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği…
Aynı kök: مكر (43 geçiş)
Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Aynı kök: مكر (43 geçiş)
İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonunda Allah kurdukları tuzakların kötülüklerinden onu korumuştu. Firavun'un ailesini (destekçilerini) ise kötü azap kuşatmıştı.
Derken Allah onu kavminin çirkin tuzaklarından korudu; Firavun ailesinin helaki ise azabın en kötüsüyle oldu:
Allah onu (kavminin) şeytani tuzaklarından korudu, Firavun'un ailesi ise şiddetli bir azabın pençesine düştü:
Nihayet Allah onu (o imanlı adamı, Firavun ehlinin) yaptıkları mekrin kötülüklerinden korudu. . . Al-i Firavun'u ise azabın kötüsü kuşattı.
Sonunda Allah, onların kurdukları hileli düzenlerinin kötülüklerinden onu korudu ve Firavun'un çevresini de azabın en kötüsü kuşatıverdi.
Nihayet Allah, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden bu zatı korudu. Firavun'un kavmini ise kötü azap kuşatıverdi.
Böylece, Allah, yaptıkları sinsi tasarıların kötülüklerinden Onu korudu. Firavun ailesini ise ağır bir ceza kuşattı.
Nihayet Allah bu zatı, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un ailesini ise kötü azap kuşatıverdi.
ALLAH onu, onların planladıkları kötülüklerden korudu. Firavunun taraftarlarını azabın en kötüsü kuşattı.
ALLAH onu onların planladıkları kötülüklerden korudu. Firavun'un taraftarlarını azabın en kötüsü kuşattı.
Onun için Allah, onu onların kurdukları tuzağın fenalıklarından korudu ve Firavun'un ailesini o kötü azap kuşattı.
onun için Allah onu onların kurdukları mekrin fenalıklarından korudu da Ali Fir'avni o kötü azab kuşattı
Sonra Allah onu, dipnot 1 onların yaptıkları planların kötülüklerinden korudu. Firavuncuları ise azabın kötüsü kuşattı.
Sonra Allah onu dipnot 1 , onların yaptıkları planların kötülüklerinden korudu. Firavuncuları ise azabın kötüsü kuşattı.
Sonra Allah onu dipnot 1 , onların yaptıkları planların kötülüklerinden korudu. Firavuncuları ise azabın kötüsü kuşattı.
Sonunda Tanrı, onların kurdukları hileli düzenlerinin kötülüklerinden onu korudu ve Firavun'un çevresini de azabın en kötüsü kuşatıverdi."
Nihayet, Allah onların kurdukları tuzakların fenalıklarından bu (zati) korudu. Fir'avnın kavmini ise kötü azab kuşatıverdi.
Allah; onu, kurmak istedikleri tuzakların fenalıklarından korudu ve Firavun'un adamlarını azabın kötüsü kuşatıverdi.
(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.
Sonunda Allah kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu onu, Firavun hanedanını ise kötü azap kuşattı.
Allah onu, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu ve Fir'avn ailesini, azabın en kötüsü kuşattı:
Allah, o mümin kişiyi, onların kurduğu tuzağın kötü sonuçlarından korudu. Firavun hanedanını da o kötü azap kuşattı;
Allah o adamı, kurdukları tuzağın kötü sonuçlarından korudu. O kötü azap Firavun ailesinin başına geldi.
Allah, onu onların kurdukları kötü tuzaktan korudu ve Firavun ailesini kötü azap kuşattı.
Allah, kurdukları kötü tuzaktan korudu ve Firavun ailesini en kötü azap kuşattı.
Allah, o adamı ötekilerin kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en beteri kuşattı.
In consequence did Allah ensure him immunity from the evil consequences of their cunning and their skilful deceit, whereas these people headed by Pharaoh were beset on all sides with torturing punishment.
So God saved him from the harm they planned. A terrible punishment engulfed Pharaoh’s people;
Then Allah saved him from (every) ill that they plotted (against him), but the burnt of the Penalty encompassed on all sides the People of Pharaoh.
Eventually Allah saved the person endowed with faith from all the evils of their guile, dipnot 1 and a woeful chastisement dipnot 2 encompassed the Pharaonites.
So Allah safeguarded him from the evil things they plotted and a most evil torment engulfed Pharaoh’s people –
So Allâh saved him from the evils that they plotted (against him), while an evil torment encompassed Fir‘aun’s (Pharaoh) people.
Then Allah saved him from their evil schemes, while a terrible punishment besieged Pharaoh’s clan:
Thereupon Allâh saved him (- the believer) from the evil of their plans (against him) and the severest of punishment befell the people of Pharaoh.
So God guarded him against the evil things of their devising, and there encompassed the folk of Pharaoh the evil chastisement,
[Although the fate of the believing man was supposed to be terrible, ] God saved him while the disbelievers of Pharaoh’s people received an awful punishment.
And God guarded him from the evils of what they plotted, and there closed in upon Pharaoh evil woe.
So God protected him from the evil of what they schemed, while the people of Pharaoh have incurred the worst retribution.
Wherefore God delivered him from the evils which they had devised; and a grievous punishment encompassed the people of Pharaoh.
So Allah protected him from the evil of what they planned, and the most evil punishment overtook Pharaoh's people:
So Allah protected him against the odious (things) of their scheming, and an odious torment redounded on the house of Firaawn: (Pharaoh).
So Allah warded off from him the evils which they plotted, while a dreadful doom encompassed Pharaoh's folk,
So God preserved him from the evil they were planning; and a dreadful doom encompassed the people of Pharaoh:
And God preserved him from the evil of their scheming, whereas suffering vile was to encompass Pharaoh’s folk:
So Allah protected him from the evil of their schemes. And Pharaoh’s people were overwhelmed by an evil punishment:
So God protected him from the evil of what they schemed, while the people of Pharaoh have incurred the worst retribution.
GOD then protected him from their evil schemes, while the people of Pharaoh have incurred the worst retribution.
So Allah protected him from the evils they plotted, and the people of Pharaoh were enveloped by the worst of punishment -
And God protected him from the evil deeds they schemed, and there encompassed the house of Pharaoh an evil punishment.
And Allah protected him from their evil scheming while suffering was to surround Pharaoh's people.
So Allah saved him (the believer) from the evils that they planned (against him), while the evil of the penalty surrounded the people of Firon (Pharaoh) on all sides.
Then Allah saved him from the evils of what they designed, and the House of Pharaoh was encircled by an evil punishment.
So God protected him from the evil of what they schemed, while the people of Pharaoh have incurred the worst retribution.