Mü'min suresi

Mü'min suresi, 34. ayet

Mü'min suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ جَآءَكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلْتُمْ فِى شَكٍّ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِهِۦ رَسُولًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُّرْتَابٌ

veleḳad câeküm yûsüfü min ḳablü bilbeyyinâti femâ ziltüm fî şekkim mimmâ câeküm bih. ḥattâ iẕâ heleke ḳultüm ley yeb`aŝe-llâhü mim ba`dihî rasûlâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü men hüve müsrifüm mürtâb.

Diyanet İşleri

Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 31–37 · surenin 34. ayeti / 85

Konu Firavun ailesinden imanını gizleyen adam Mü'min 28–45 3

  1. Mü'min 31

    (30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

  2. Mü'min 32–33

    (32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

  3. 34

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

  4. Mü'min 35

    Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

  5. Mü'min 36–37

    (36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

34. “Andolsun daha önce” yani Mûsâ’nın doğruluğuna delil olan apaçık delillerle gelmesinden ve sizlere O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Rabbinize ibadet etmenizi emretmesinden önce, Yakub oğlu “Yusuf” -ikisine de selâm olsun- “da size apaçık deliller getirmişti de size getirdiklerinden” o hayatta iken “şüphe edip durmuştunuz. Nihâyet o ölünce de” şüpheniz ve şirkiniz daha da artmış ve: “Allah ondan sonra bir daha asla peygamber göndermez, demiştiniz.” Bu, sizin batıl zannınız ve Yüce Allah hakkında yakışmayan kanaatiniz idi. Oysa Yüce Allah, kullarını başıboş bırakmaz. Onlara emir vermeksizin, yasaklar indirmeksizin kendi hallerine terk etmez. Aksine onlara peygamberlerini gönderir.

Yüce Allah’ın bir peygamber göndermeyeceğini zannetmek, sapıkça bir kanaattir. Bundan dolayı devamla şöyle demiştir: “İşte Allah haddi aşan şüpheci kimseleri böyle saptırır.” Onların gerçek sıfatları budur. Onlar ise zalimlik ederek ve büyüklenerek Mûsâ’yı bu şekilde nitelendirmeye kalkışmışlardır.

Asıl hakkı çiğneyip geçtikleri, onu bırakıp sapıklıklara yöneldikleri için haddi aşanlar onlardı. Asıl yalancılar da onlardı. Çünkü onlar, Yüce Allah’a yalan isnat ettiler ve peygamberlerini de yalanladılar. Asıl haddi aşan şüpheciler, Allah’ın kendilerine hidâyet vermediği ve hayra muvaffak kılmadığı kimselerdir. Çünkü böyleleri hak kendilerine ulaştığı ve onu öğrendikleri halde bile bile onu reddetmişlerdir.

Böylelerinin cezası ise hidâyet bulmalarının engellenmesidir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Onlar sapıp eğrilince Allah da kalplerini saptırdı.” (es-Saf, 61/5); “İlk defa O’na iman etmedikleri gibi Biz de onların kalplerini ve gözlerini çeviririz de azgınlıkları içerisinde onları kör ve şaşkın bir halde bırakırız.” (el-En’âm, 6/110); “Allah zalimler topluluğuna hidâyet vermez.” (el-Bakara, 2/258)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun Musa'dan önce de Yusuf size Allah'ın birliğine dair apaçık deliller ile gelmişti. Hâlâ onun getirdiklerini yalanlamakta ve şüphe duymaktasınız. (Yusuf) öldüğünde, şüpheniz ve kuşkularınız arttı. Şöyle dediniz: "Allah ondan sonra bir resul göndermeyecek." Sizin bu haktan sapmanız gibi, Yüce Allah sınırlarını aşan ve vahdaniyetinde/birliğinde şüphe duyan herkesi saptırır.

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. جَآءَكُمْ ca'ekum size gelmişti kök: جيا
  3. يُوسُفُ yusufu Yusuf
  4. مِن min
  5. قَبْلُ kablu daha önce kök: قبل
  6. بِٱلْبَيِّنَـٰتِ bil-beyyinati açık kanıtlarla kök: بين
  7. فَمَا fema fakat
  8. زِلْتُمْ ziltum geri durmadınız kök: زيل
  9. فِى fi (olmaktan)
  10. شَكٍّۢ şekkin şüphede kök: شكك
  11. مِّمَّا mimma şeyler hakkında
  12. جَآءَكُم ca'ekum size getirdikleri kök: جيا
  13. بِهِۦ ۖ bihi onun
  14. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  15. إِذَا iza zaman
  16. هَلَكَ heleke öldüğü kök: هلك
  17. قُلْتُمْ kultum dediniz kök: قول
  18. لَن len asla
  19. يَبْعَثَ yeb'ase göndermez kök: بعث
  20. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  21. مِنۢ min
  22. بَعْدِهِۦ bea'dihi ondan sonra kök: بعد
  23. رَسُولًۭا ۚ rasulen elçi kök: رسل
  24. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  25. يُضِلُّ yudillu saptırır kök: ضلل
  26. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  27. مَنْ men kimseleri
  28. هُوَ huve o
  29. مُسْرِفٌۭ musrifun aşırı giden kök: سرف
  30. مُّرْتَابٌ murtabun şüpheci kök: ريب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kök: سرف (23 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâk

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Diriliş

    Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi,…

  • Aynı kök: سرف (23 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.

  • Aynı kök: زيل (10 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş)

    Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah, hakkıyla…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (Musa'dan) önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti; onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Sonunda o vefat edince "Allah ondan sonra asla elçi göndermez!" demiştiniz. İşte Allah aşırı giden (bütün) şüphecileri böyle sapkınlıkta bırakır.

Mustafa İslamoğlu

"Ve doğrusu daha önce Yusuf da size hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti; ama onun size getirdiklerine karşı sürekli bir şüphe taşıdınız; en sonunda Yusuf ölünce, kalkıp 'Allah ondan sonra bir daha elçi göndermeyecek' dediniz!" İşte Allah düştükleri kuşku bataklığında debelenerek kendilerini harcayanları böyle yoldan çıkarır.

Muhammed Esed

Ve (hatırlayın:) Yusuf da size daha önce hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ama size getirdiği (mesajların tümü)ne karşı şüphe duymaktan kaçınmadınız, sonunda Yusuf ölünce de, 'Allah o'ndan sonra hiçbir elçi göndermeyecek!' dediniz. Allah, (vahyettiklerine karşı) şüpheye kapılarak kendi kendilerine yazık edenleri işte böyle saptırır.

Ahmed Hulusi

Daha önce Yusuf da size apaçık delilleriyle gelmişti de Onun size getirdiklerinden kuşku duyarak yaşamıştınız. . . Nihayet (Yusuf) vefat ettiğinde de: "Allah, O'ndan sonra bir Rasul asla ba's etmez" demiştiniz. . . Allah, israf eden, kuşkulu kimseyi böylece saptırır.

Ali Bulaç

"Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; "Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez." İşte Allah, ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır."

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, (Musa'dan) önce Yusuf da size açık deliller getirmişti ve onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o vefat edince «Allah ondan sonra peygamber göndermez» dediniz. İşte Allah o aşırı giden şüphecileri böyle saptırır.

Ali Rıza Safa

"Üstelik gerçek şu ki, daha önce, Yusuf da size açık kanıtlar getirmişti. Fakat getirdikleri hakkında hep kuşku duymuştunuz. Sonra, O ölünce, ‘Allah, Ondan sonra asla bir elçi göndermez!' dediniz. Allah, ölçüyü aşan kuşkucu kimseleri, işte böyle saptırır!"

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki daha önce de Yusuf size açık deliller getirmişti. Siz onun getirdiklerinden de şüpheye düşmüştünüz. Yusuf ölünce,"Allah ondan sonra bize asla bir peygamber göndermeyecek" demiştiniz. Allah aşırı giden, çok şüpheci olanları işte böyle saptırır.

Edip Yüksel

Daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti; fakat size getirdiği mesajı sürekli olarak kuşku ile karşılamıştınız. Nihayet o ölünce, "ALLAH ondan sonra elçi göndermeyecektir (O son elçidir)" demiştiniz. ALLAH, kuşkuda sınırı aşanı böylece saptırır." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Aynı şekilde Yahudiler kendilerine gelen İsa'yı reddettiler, Hıristiyanlar da Muhammed peygamberi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti; fakat size getirdiği mesajı sürekli olarak kuşku ile karşılamıştınız. Nihayet o ölünce, 'ALLAH ondan sonra elçi göndermeyecektir (O son elçidir),' demiştiniz. ALLAH, kuşkuda sınırı aşanı böylece saptırır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bundan önce size apaçık delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği gerçekte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de: "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez!" dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bundan evvel size beyyinelerle Yusüf gelmişti: o vakıt da onun size getirdiği hakıkatte şekketmiş durmuştunuz, nihayet vefat ettiğinde de bundan sonra Allah asla Resul göndermez dediniz! işte müsrif şübheci olanları Allah böyle şaşırtır

Erhan Aktaş

Ant olsun ki daha önce Yusuf size açık kanıt içeren belgelerle gelmişti. Ancak o zaman onun size getirdiği şeyler hakkında kuşkulanıp durmuştunuz. Yusuf ölünce de: "Bundan sonra Allah asla Resul göndermez." dediniz. Allah, haddi aşan, güvenmeyen kimseyi işte böyle saptırır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki daha önce Yusuf size açık kanıt içeren belgelerle gelmişti. Ancak o zaman onun size getirdiği şeyler hakkında kuşkulanıp durmuştunuz. Yusuf ölünce de: "Bundan sonra Allah asla Resul göndermez." dediniz. Allah, haddi aşan, güvenmeyen kimseyi işte böyle saptırır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki daha önce Yusuf size açık kanıt içeren belgelerle gelmişti. Ancak o zaman onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Yusuf ölünce de: " Bundan sonra Allah asla Rasul göndermez." dediniz. Allah, haddi aşan kuşkucu kimseyi işte böyle saptırır.

Gültekin Onan

"Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp durmuştunuz. Sonunda o vefat edince, demiştiniz ki; "Tanrı, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez." İşte Tanrı, ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır.

Hasan Basri Çantay

"Andolsun, (Musadan) evvel Yusuf da size apaçık bürhanlar getirmişdi. O vakit da onun size getirdiği şeyler hakkında şübhe edib durmuşdunuz. Hatta o vefat edince de dediniz ki: "Bundan sonra Allah asla bir peygamber göndermez". İşte Allah, o haddi aşan şübheci kimseleri böyle şaşırtır.

İbni Kesir

Andolsun ki; daha önce Yusuf da size apaçık burhanlarla gelmişti. O zaman da size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Nihayet vefat edince: Allah, bundan sonra hiç bir peygamber göndermez, demiştiniz. İşte Allah; haddi aşan aşırı şüphecileri böyle şaşırtır.

Mehmet Alagaş

(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez.” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

Süleyman Ateş

Daha önce Yusuf da size açık kanıtlar getirmişti. Onun getirdiklerinden de kuşkulanıp duruyordunuz. Nihayet o ölünce: 'Allah ondan sonra elçi göndermez,' dediniz. İşte Allah, aşırı giden, şüpheci kimseleri böyle saptırır."

Süleymaniye Vakfı

Daha önce Yusuf da size açık belgelerle gelmişti. Size getirdikleri hakkında sürekli ikilemde kalmış, öldüğü zaman da "Allah, Yusuf'tan sonra asla elçi göndermez!" demiştiniz. Allah (onları nasıl sapık saydıysa) aşırı giden ve (hakta) şüphe edeni de aynı şekilde sapık sayar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Daha önce Yusuf da size o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Getirdiği şeylerden hep şüphe duymuş, öldüğü zaman da "Ondan sonra Allah, artık elçi göndermez" demiştiniz. Allah, aşırı şüpheci birini işte böyle sapık sayar.

Şaban Britch

Daha önce de size Yusuf, açık delillerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiklerinden hep şüphe edip durdunuz. Sonunda o öldüğü zaman: Allah, ondan sonra bir peygamber göndermeyecektir, dediniz. Allah, haddi aşan şüpheci kimseyi işte böyle dalalete düşürür.

Şaban Piriş

Daha önce de size Yusuf, açık belgelerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiklerinden hep şüphe edip durdunuz. Sonunda o öldüğü zaman: -Allah, ondan sonra bir peygamber göndermeyecektir, dediniz. Allah, haddi aşan (saçmalayan) şüpheciyi işte böyle dalalette bırakır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, daha önce Yusuf da size açık seçik mesajlar getirmişti de onun size getirdikleri hakkında hep kuşku duymuştunuz. Daha sonra o ölünce de şöyle demiştiniz: "Allah ondan sonra bir daha asla resul göndermez." Allah, sınır tanımaz kuşkucuları işte böyle saptırır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And before Mussa, came Yusuf (Joseph) who was sent to you with clear evidence of Allah's Omnipotence and Authority, but you remained in a state of uncertainty as to the truth and reality of what he presented to you. And when he died you claimed that never shall Allah send after him another Messenger; thus does Allah neglect him who is extravagant in his account of himself, who is doubtful of the truth and He leaves him to wander from His path of righteousness."

Abdul Haleem

Joseph came to you before with clear signs, but you never ceased to doubt the message he brought you. When he died, you said, "God will not send another messenger."’ In this way God leaves the doubting rebels to stray-

Abdullah Yusuf Ali

"And to you there came Joseph in times gone by, with Clear Signs, but ye ceased not to doubt of the (Mission) for which he had come: At length, when he died, ye said: 'No messenger will Allah send after him.' thus doth Allah leave to stray such as transgress and live in doubt,-

Abul A'la Maududi

Verily Joseph came to you with Clear Signs before, yet you continued to doubt his Message. Thereafter when he died, you said: 'Allah shall send no Messenger after him.'" dipnot 1 Thus Allah leads astray those who transgress the limits and are given to much doubting;

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, your deviation, and then your stubbornness, is such that before Moses (peace be upon him), there came in your land the Prophet Joseph (peace be upon him) about whom you yourselves admit that he was a man of the highest morals, and you also admit that by giving the right interpretation of the king’s dream he saved you from the dreadful effects of the seven year long famine, which had struck Egypt in his time, and your entire nation also acknowledges that Egypt has never witnessed a period of greater justice and prosperity than the period of his rule. But in spite of knowing and recognizing all his merits and high qualities you did not believe in him during his life time, and when he died, you said: Never will the like of him came again! That is, you recognized his excellences only for an excuse to deny every prophet who came after him. This means that you would not accept guidance in any case.

Aisha Bewley

Yusuf brought you the Clear Signs before, but you never stopped doubting what he brought to you to the extent that when he died, you said, "Allah will never send another Messenger after him. " That is how Allah misguides those who are unbridled and full of doubt.’

Al-Hilali & Khan

And indeed Yûsuf (Joseph) did come to you, in times gone by, with clear signs, but you ceased not to doubt in that which he did bring to you: till when he died you said: "No Messenger will Allâh send after him." Thus Allâh leaves astray him who is a Musrif (a polytheist, an oppressor, a criminal, sinner who commit great sins) and a Murtâb (one who doubts Allâh’s Warning and His Oneness).

Ali Quli Qarai

Certainly Joseph brought you manifest proofs earlier, but you continued to remain in doubt concerning what he had brought you. When he died, you said, ‘‘Allah will never send any apostle after him.’’ That is how Allah leads astray those who are profligate, skeptical.

Amatul Rahman Omar

`And Joseph did come to you before (this) with clear proofs but you continued to be in doubt about that which he brought to you, till when he died, you said, "Allâh will never raise a Messenger after him". That is how Allâh forsakes and adjudges him as having gone astray who is a transgressor and doubter.

Arthur John Arberry

Joseph brought you the clear signs before, yet you continued in doubt concerning that he brought you until, when he perished, you said, "God will never send forth a Messenger after him. " Even, so God leads astray the prodigal and the doubter.'

Bijan Moeinian

"Remember that, before Moses, God sent Joseph [to Egypt] with clear proofs of his prophet hood but you still doubted; and when he died you [my people] said: “God will never send another Prophet after him" [so that you close the doors of any opportunity to be challenged]. God indeed let the doubters slip into the darkness.”

E. Henry Palmer

'And Joseph came to you before with manifest signs, but ye ceased not to doubt concerning what he brought you, until, when he perished, ye said, "God will not send after him an apostle;" thus does God lead astray him who is extravagant, a doubter.

Edip-Layth

"Joseph had come to you before with proofs, but you remained in doubt regarding what he came to you with, until when he died, you said, "God will not send any messenger after him." It is such that God sends astray he who is a transgressor, doubter."

George Sale

Joseph came unto you, before Moses, with evident signs; but ye ceased not to doubt of the religion which he preached unto you, until, when he died, ye said, God will by no means send another apostle, after him. Thus doth God cause him to err, who is a transgressor, and a sceptic.

Hamid S. Aziz

And verily Joseph came to you before with clear arguments, yet you ceased not to be in doubt as to what he brought; until when he died, you said, 'Allah will never raise a messenger after him. ' Thus does Allah cause him to err who is extravagant, a doubter,

Mahmoud Ghali

And indeed Yûsuf (Joseph) already came to you earlier with the supreme evidence (s), yet in no way did you cease being in doubt concerning what he came to you with, until, when he perished, you said, ‘ Allah will never send forth (any) Messenger even after him. " Thus Allah leads into error him who is extravagant and (always) suspicious."

Marmaduke Pickthall

And verily Joseph brought you of old clear proofs, yet ye ceased not to be in doubt concerning what he brought you till, when he died, ye said: Allah will not send any messenger after him. Thus Allah deceiveth him who is a prodigal, a doubter.

Mohamed Ahmed - Samira

Joseph had indeed come to you before with clear proofs, but you did not cease to doubt what he had brought until he died, when you said: 'God will not send a prophet after him. ' That is how God leads the waster, the sceptic astray.

Muhammad Asad

"And [remember:] it was to you that Joseph came aforetime with all evidence of the truth; but you never ceased to throw doubt on all [the messages] that he brought you - so much so that when he died, you said, ‘Never will God send any apostle [even] after him!’ “In this way God lets go astray such as waste their own selves by throwing suspicion [on His revelations] –

Mustafa Khattab

Joseph already came to you[1] earlier with clear proofs, yet you never ceased to doubt what he came to you with. When he died you said, ‘Allah will never send a messenger after him.’ This is how Allah leaves every transgressor and doubter to stray—

Progressive Muslims

"And Joseph had come to you before with proofs, but you remained in doubt regarding what he came to you with, until when he died, you said: "God will not send any messenger after him. " It is such that God sends astray he who is a transgressor, doubter."

Rashad Khalifa

Joseph had come to you before that with clear revelations, but you continued to doubt his message. Then, when he died you said, "GOD will not send any other messenger after him. (He was the last messenger)!" GOD thus sends astray those who are transgressors, doubtful.

Sahih International

And Joseph had already come to you before with clear proofs, but you remained in doubt of that which he brought to you, until when he died, you said, 'Never will Allah send a messenger after him. ' Thus does Allah leave astray he who is a transgressor and skeptic."

Sam Gerrans

“And Joseph brought you the clear signs before, but you ceased not to be in doubt about what he brought. When he had perished, you said: ‘Never will God raise up after him a messenger.’ Thus does God lead astray him who is a committer of excess and a baseless sceptic:

Shabbir Ahmed

And it was to you that Joseph had come with all evidence of the Truth. But, you incessantly cast suspicion on what he had brought. And when he died, you said, 'Never will Allah send a Messenger after him (among you, the Israelites). Thus Allah's Law lets go astray a waster of 'Self' - doubter, given to suspicion.

Syed Vickar Ahamed

"And indeed, Yusuf (Joseph) came to you in earlier times, with Clear Signs, but you did not stop doubting about the (purpose) for which he had come: In the end, when he died, you said: ‘No messenger will Allah send after him. ’ Thus does Allah leave (them) to be lost as those who act in sin and live in doubt—

Taqi Usmani

And Yūsuf had already come to you earlier with clear signs, but you remained in suspicion about what he brought to you - until when he died, you said, ‘Allah will never send a messenger after him.’ That is how Allah lets go astray anyone who crosses limits and lives in doubt, -

The Monotheist Group

"And Joseph had come to you before with proofs, but you remained in doubt regarding what he came to you with, until when he died, you said: "God will not send any messenger after him." It is such that God sends astray he who is a transgressor, doubter."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 34. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 34. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 34. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩