A'râf suresi

A'râf suresi, 155. ayet

A'râf suresi, 155. ayet. وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَٰتِنَا فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّٰىَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ

vaḫtâra mûsâ ḳavmehû seb`îne racülel limîḳâtinâ. felemmâ eḫaẕethümü-rracfetü ḳâle rabbi lev şi'te ehlektehüm min ḳablü veiyyây. etühlikünâ bimâ fe`ale-ssüfehâü minnâ. in hiye illâ fitnetük. tüḍillü bihâ men teşâü vetehdî men teşâ'. ente veliyyünâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-lgâfirîn.

Diyanet İşleri

Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 152–158 · surenin 155. ayeti / 206

Konu Buzağı, levhalar, yetmiş kişi ve ümmî peygamber A'râf 148–157 3

  1. A'râf 152

    Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız.

  2. A'râf 153

    Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  3. A'râf 154

    Musa'nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı.

  4. 155

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın" dedi.

  5. A'râf 156

    "Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah, şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

  6. A'râf 157

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  7. A'râf 158

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

155. İsrailoğulları tevbe edip de akıllarını başlarına alarak doğruya dönünce “Mûsâ tayin ettiğimiz vakit için kavminden” onların en seçkinlerinden, Rablerinin huzurunda kavimleri için özür beyan etmek maksadı ile “yetmiş adam seçti.” Allah, onlara Mûsâ ile birlikte huzura gelecekleri bir vakit tayin etmişti. Bu vakitte huzura geldiklerinde: “Ey Mûsâ, bize açıkça Allah’ı göster” (en-Nisa, 4/153) diyerek Allah’a karşı olmadık bir cüretkârlık gösterdiler ve oldukça saygısızca bir tutum takındılar. Bunun üzerine “onları o müthiş sarsıntı tutunca” onlar da baygın düştüler ve öldüler. Mûsâ aleyhisselam da Yüce Allah’a yalvarıp niyaz ederek “dedi ki: Rabbim, eğer dileseydin onları da beni de daha önce” Buraya gelip de kavimleri adına mazeret beyan edecekleri bu halden önce “helak ederdin.” Onlar buraya gelip bu dilekte bulunmakla zalimlerden oldular. Şimdi “İçimizdeki birtakım kıt akıllıların” zayıf akıllıların, aklı ermezlerin “işledikleri yüzünden bizi de mi helak edeceksin?”

Mûsâ, Yüce Allah’a yalvarıp yakardı. Allah’a karşı cüretkârlık gösterenlerin olgun akıl sahibi kimseler olmadıklarını, akıllarının kendilerini söylediklerinden ve yaptıklarından alıkoymaya yeterli olmadığını, insanın karşı karşıya kalabileceği bir fitne ile onların da karşı karşıya kaldıklarını ve böyle bir fitne halinde insanın dininin dahi gideceğinden korkulacağını belirterek özür beyan etti ve şöyle dedi: “Zaten o (düştükleri fitne de) ancak senin bir imtihanındır ki Sen onunla dilediğini saptırır, dilediğini de hidâyete erdirirsin. Sen bizim Mevlamızsın, o halde bizi bağışla ve bize merhamet buyur. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.” Sen bağışlayanların en hayırlısı, merhametlilerin en yakını, verip de ihsanda bulunanların en kerimi, en cömerdisin.

Mûsâ aleyhisselam sanki şöyle demek istemişti: Rabbim, hepimizin öncelikli maksadımız sana itaatten ayrılmamak ve sana iman etmektir. Aklı başında, fikri yerinde olup kendisine tam bir muvaffakiyet ihsan ettiğin kimseler, dosdoğru yoldan ayrılmadılar. Aklı zayıflayıp bozuk bir görüşe sahip olan ve fitneye kapılanlar ise işte bu kötü işleri yapanlar onlardır ve onlar da bunu bu iki sebepten (akıl zayıflığı ve fitneye düşme) dolayısıyla yaptılar. Buna rağmen sen, merhametlilerin en merhametlisi, mağfiret edenlerin en hayırlısısın. O halde bize mağfiret buyur ve bize rahmetini ihsan et!

Yüce Allah da Mûsâ’nın dileğini kabul ederek ölümlerinden sonra onları diriltti ve günahlarını da bağışladı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa, cahillerin buzağıya tapmasından dolayı Rabbinden özür dilemeleri için kavmini temsil eden seçkinlerden yetmiş adamı seçti. Allah onlara hazır olacakları bir vakit tayin etti. O vakitte hazır olduklarında Allah'a karşı cesaret edip Musa'dan kendilerine Allah'ı apaçık gözleri ile ayan beyan görmeyi talep ettiler. İşte bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tuttu ve onun korkunçluğundan dolayı yıldırım çapmış gibi bayılıp düştüler ve helak olup öldüler. Musa, Rabbine yalvarıp yakardı ve dedi ki: "Ey Rabbim! Eğer dileseydin onları da beni de daha gelmeden önce helak ederdin. İçimizden bir takım beyinsizlerin işlediği günah yüzünden bizi helak edecek misin? Kavmimin buzağıya tapma hadisesinde bulunmaları ise, o ancak senin imtihan ve sınavından başka bir şey değildir. Bununla sen dilediğini saptırırsın, dilediğini de hidayete iletirsin. Sen bizim velimizsin, bize geniş merhametinle merhamet eyle. Sen bağışlayanların ve günahları affedenlerin en hayırlısısın."

Kelimeler

41 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱخْتَارَ vehtara ve seçti kök: خير
  2. مُوسَىٰ musa Musa
  3. قَوْمَهُۥ kavmehu kavminden kök: قوم
  4. سَبْعِينَ seb'iyne yetmiş kök: سبع
  5. رَجُلًۭا raculen adam kök: رجل
  6. لِّمِيقَـٰتِنَا ۖ limikatina bizimle buluşma vakti için kök: وقت
  7. فَلَمَّآ felemma ne zaman ki
  8. أَخَذَتْهُمُ ehazethumu onları yakalayınca kök: اخذ
  9. ٱلرَّجْفَةُ r-racfetu sarsıntı kök: رجف
  10. قَالَ kale (Musa) dedi ki kök: قول
  11. رَبِّ rabbi Rabbim kök: ربب
  12. لَوْ lev şayet
  13. شِئْتَ şi'te dileseydin kök: شيا
  14. أَهْلَكْتَهُم ehlektehum bunları da helak ederdin kök: هلك
  15. مِّن min
  16. قَبْلُ kablu daha önce kök: قبل
  17. وَإِيَّـٰىَ ۖ ve iyyaye ve beni de
  18. أَتُهْلِكُنَا etuhlikuna bizi helak mı edeceksin? kök: هلك
  19. بِمَا bima ötürü
  20. فَعَلَ feale yaptıklarından kök: فعل
  21. ٱلسُّفَهَآءُ s-sufeha'u bazı beyinsizlerin kök: سفه
  22. مِنَّآ ۖ minna içimizden
  23. إِنْ in
  24. هِىَ hiye bu (iş)
  25. إِلَّا illa başka bir şey değildir
  26. فِتْنَتُكَ fitnetuke senin imtihanından kök: فتن
  27. تُضِلُّ tudillu şaşırtırsın kök: ضلل
  28. بِهَا biha onunla
  29. مَن men
  30. تَشَآءُ teşa'u dilediğini kök: شيا
  31. وَتَهْدِى ve tehdi ve yol gösterirsin kök: هدي
  32. مَن men
  33. تَشَآءُ ۖ teşa'u dilediğine kök: شيا
  34. أَنتَ ente sen
  35. وَلِيُّنَا veliyyuna bizim velimizsin kök: ولي
  36. فَٱغْفِرْ fegfir bağışla kök: غفر
  37. لَنَا lena bizi
  38. وَٱرْحَمْنَا ۖ verhamna ve bize acı kök: رحم
  39. وَأَنتَ ve ente ve sen
  40. خَيْرُ hayru en iyisisin kök: خير
  41. ٱلْغَـٰفِرِينَ l-gafirine bağışlayanların kök: غفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سفه (11 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size "kelale" (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâk

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de,…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâk

    Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: İmtihan

    Andolsun, Harun onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahman'dır. Öyleyse…

  • Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Musa, belirlediğimiz zaman için kavminden yetmiş adam seçmişti. Kendilerini o müthiş deprem yakalamış ve (Musa) şöyle demişti: "Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak edebilirdin. İçimizden bazı beyinsizlerin işlediği şeyler yüzünden hepimizi mi helak edeceksin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini (layık olanı) sapkınlıkta bırakır; dilediğini (layık olanı) doğru yola ulaştırırsın. dipnot 1 Sen bizim dostumuzsun (sahibimizsin); bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: En‘âm 6:39. Bu ayetteki saptırma ve hidayet fiilleriyle ilgili ifadeler, sonuçta Yüce Allah'ın yarattığı şeyler olarak görülmelidir. Ancak konuyla ilgili diğer pek çok ayette yer alan bilgilere bakıldığında Yüce Allah'ın yarattığı hidayet ve sapkınlık, kulların tercihinin (iradesinin) ve Yüce Allah'ın layık görmesinin sonucudur. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Müddessir 74:31.

Mustafa İslamoğlu

Ve Musa, belirlediğimiz bir zaman ve mekanda hazır olmak üzere toplumu arasından yetmiş kişi seçti. O zaman onları derin bir sarsıntı tutunca, "Rabbim!" dedi, "Dileseydin bunları ve beni daha evvel helak ederdin. Şimdi içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizleri de helak eder misin? Bu Senin sınamandan başka bir şey değil; onunla dilediğini sapıklığa terk eden, dilediğini de doğru yola yöneltirsin! Sensin bizim velimiz: O halde bizi bağışla, bize merhamat et! Çünkü Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

Muhammed Esed

Sonra Bizim belirlediğimiz bir vakit (ve yere) gelmek (ve bağışlanma için dua etmek üzere) halkı içinden yetmiş adam seçti. Ve işte o zaman onları bir sarsıntı yakaladığında, "Ey Rabbim!" diye duada bulundu, "Eğer dileseydin, daha önce de onları yok ederdin ve (onlarla beraber) beni de. İçimizden birtakım dar kafalıların yaptıklarından ötürü bizi yok edecek misin (şimdi)? (Bütün) insanlar Senin bir sınamandan başka bir şey değil; ki onunla dilediğinin sapmasına fırsat verir, dilediğini de doğru yola sokarsın. Bizim velimiz/yakınımız sensin: öyleyse bağışla, bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin!

Ahmed Hulusi

Musa, tövbe etmeleri için kararlaştırılan yere gelmek üzere, halkından yetmiş adam seçti. . . Ne zaman ki orada onları şiddetli sarsıntı yakaladı, (Musa şöyle) dedi: "Rabbim. . . Eğer dileseydin (hakikati örtme suçundan dolayı) onları da beni de daha önce helak ederdin! Aramızdaki anlayışı kıtların yaptığı yüzünden bizi helak mi edeceksin? O ancak, senin bir fitnendir; kimi dilersen onunla saptırır ve kimi dilersen hidayet edersin. . . Sen Veliyy'mizsin; bizi mağfiret et ve bize rahmet kıl. . . Sen Ğafir'lerin (bağışlayanların) en hayırlısısın. "

Ali Bulaç

Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip ayırdı. Bunları da 'dayanılmaz bir sarsıntı' tutuverince, dedi ki: "Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın."

Ali Özek ve heyeti

Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin!

Ali Rıza Safa

Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için, toplumu arasından, yetmiş adam seçti. dipnot 127 Zorlu bir sarsıntı onları yakalayınca, şöyle dedi: "Efendim! Eğer dileseydin, onları ve beni daha önce yıkıma uğratırdın. Aramızdaki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden, bizi mi yıkıma uğratacaksın? Bizi sınamandan başka bir şey değil bu. Onunla, dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola eriştirirsin. Bizim dostumuz, Sensin. Artık, bizi bağışla ve bize merhamet et. Çünkü Sen, bağışlayanların en iyisisin!"

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 127
    Musa peygamberin yetmiş adam seçmesi, Tevrat, Çölde
    Sayım 11:16 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 11:16

    RAB Musaya, “Halk arasında önder ve yönetici bildiğin İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi topla” dedi, “Onları Buluşma Çadırına getir, yanında dursunlar.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ayetinde, şöyle yazılıdır: "Rab, Musa'ya, dedi ki: ‘Halk arasında önder ve yönetici bildiğin İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi topla. Onları buluşma çadırına getir; yanında dursunlar.'"

Bayraktar Bayraklı

Musa, tayin ettiğimiz vakitte huzurumuzda bulunmak üzere kavminden yetmiş kişi seçti. Onları dehşetli bir gürültü yakalayınca, Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği yüzünden bizi helak edecek misin? Bu, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletirsin. Bizim velimiz sensin, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en üstünüsün."

Edip Yüksel

Bizimle randevu için, Musa, halkı arasından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: "Efendim, dileseydin beni ve onları daha önce yok ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok mu edeceksin? Bu, Senin düzenlediğin bir sınav olmalı. Dilediğini onunla saptırır, dilediğini de onunla doğru yola iletirsin. Sahibimiz sensin; bizi bağışla bize acı. Sen en iyi Bağışlayansın" dedi,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bizimle randevu için, Musa, halkı arasından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: 'Rabbim, dileseydin beni ve onları daha önce yok ederdin. İçimizde ki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok mu edeceksin? Bu, Senin düzenlediğin bir sınav olmalı. Dilediğini onunla saptırır, dilediğini de onunla doğru yola iletirsin. Sahibimiz sensin; bizi bağışla bize acı. Sen en iyi Bağışlayansın,' dedi,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Musa tayin ettiğimiz vakitte huzurumuzda bulunmak üzere kavminden yetmiş er seçmişti. Ne zaman ki bunları o sarsıntı yakaladı. Musa dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları ve beni daha önce helak ederdin. Şimdi bizi, içimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helak mı edeceksin? O da sırf Senin imtihanın; Sen bununla dilediğini sapıklığa bırakır, dilediğine hidayet kılarsın! Bizim velimiz Sensin; artık bizi bağışla, bize merhamet eyle; bağışlayanların en hayırlısı Sensin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Musa kavminden mikatımız için yetmiş er seçmişti, vakta ki bunları o sarsıntı yakaladı, rabbım, dedi: dilese idin bunları ve beni daha evvel helak ederdin, şimdi bizi içimizden o süfehanın ettikleriyle helak mi edeceksin? O sırf senin fitnen, sen bununla dilediğini dalalete bırakır, dilediğine hidayet kılarsın, sen bizim velimizsin, artık bize mağfiret buyur, merhamet buyur, sen ki hayrülgafirinsin

Erhan Aktaş

Musa, belirlediğimiz buluşma için adamlarından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: "Ey Rabb'im! Dileseydin bunları da beni de daha önce yok ederdin. İçimizdeki birtakım beyinsizler yüzünden bizi yok mu edeceksin? Bu, ancak senin bir fitnendir. dipnot 1 Onunla hak edeni dipnot 2 sapkınlıkta bırakırsın hak edene dipnot 2 de doğru yolu gösterirsin. Sen bizim velimizsin. dipnot 3 Bizi bağışla. Bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sınavındır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).
  3. metne dön, dipnot 3
    Bkz. 7:3. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa, belirlediğimiz buluşma için adamlarından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: "Ey Rabb'im! Dileseydin bunları da beni de daha önce yok ederdin. İçimizdeki birtakım beyinsizler yüzünden bizi yok mu edeceksin? Bu, ancak senin bir fitnendir. dipnot 1 Onunla hak edeni dipnot 2 sapkınlıkta bırakırsın hak edene dipnot 2 de doğru yolu gösterirsin. Sen bizim velimizsin. dipnot 3 Bizi bağışla. Bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sınav.
  2. metne dön, dipnot 2
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa, belirlediğimiz buluşma için adamlarından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: "Ey Rabb'im! Dileseydin bunları da beni de daha önce yok ederdin. İçimizdeki birtakım beyinsizler yüzünden bizi yok mu edeceksin? Bu, ancak senin bir fitnendir. dipnot 1 Onunla dileyeni dipnot 2 sapkınlıkta bırakırsın dileyene de hidayet dipnot 3 edersin. Sen bizim velimizsin. dipnot 4 Bizi bağışla. Bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın." dedi

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sınav.
  2. metne dön, dipnot 2
    Uygun gördüğünü. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir demektir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kılavuzluk.
  4. metne dön, dipnot 4
    Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

Gültekin Onan

Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip ayırdı. Bunları da 'dayanılmaz bir sarsıntı' tutuverince, dedi ki: "rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla Sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge. Sen bağışlayanların en hayırlısısın."

Hasan Basri Çantay

Musa, ta'yin etdiğimiz vakıtda (tevbe için beraberinde götürmek üzere) kavminden yetmiş adam ayırdı. Vaktaki onları müdhiş bir sarsıntı tuttu, dedi ki: "Ya Rab, eğer dileseydin onları da, beni de daha evvel helak ederdin, içimizden bir takım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helak mı edeceksin? Zaten o da Senin imtihaanından başka (bir şey) değildi. Sen onunla kimi dilersen sapıklığa götürür, yine onunla kimi dilersen (bunu da) doğru yola iletirsin. Sen bizim velimizsin. O halde bizi yarlığa, bizi esirge. Sen yarlığayıcıların en hayırlısısın".

İbni Kesir

Musa, ta'yin ettiğimiz vakit için kavminden yetmiş kişi seçti. Onları titreme tutunca dedi ki: Rabbım; dileseydin önce onalrı da helak ederdin, beni de. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir. Onunla dilediğini dalalete düşürür, dilediğini de hidayete götürürsün. Sen, bizim dostumuzsun. O halde bizi bağışla, merhamet et bize. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ belirlediğimiz vakit için kavminden yetmiş adam seçti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca, Mûsâ: "Rabbim! Eğer dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki sefih/akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helâk mı edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen, onunla dilediğini sapıttırır ve dilediğine de hidayet edersin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın!"

Süleyman Ateş

(Allah, Musa'ya kırk gece ibadetten sonra buluşma va'detmiş ve kavminden yetmiş kişiyi de seçip o huzura getirmesini emretmişti). Musa, bizimle buluşma vakti için kavminden yetmiş adam seçti (huzura getirdi. Gelenler, Musa ile Allah arasındaki o yüce konuşmayı işitmekle yetinmeyip Allah'ı açıkça görmedikçe inanmayacaklarını söylediler. Bunun üzerine) onları sarsıntı yakalayınca (Musa) dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden bazı beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? Bu (iş), senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini şaşırtırsın, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim velimizsin, bizi bağışla, bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin!"

Süleymaniye Vakfı

Musa, belirlediğimiz yere gelmek için halkından yetmiş adam seçti. Şiddetli bir yer sarsıntısı onları sarsınca dedi ki: "Rabbim! Gerek görseydin onları da beni de daha önce yok ederdin. Aramızdan akılsızca davrananların yaptıkları yüzünden bizi de mi yok edeceksin! Bu, senin imtihanından dipnot 1 başka bir şey değildir. Böylece kimilerinin sapıklığına karar verir, kimilerinin de yola gelmişliğini onaylarsın. Bizim velimiz sensin. Bizi bağışla, bize ikramda bulun. Bağışlayanların en iyisi sensin.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Fitne için bkz. A'raf 7/27. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa belirlediğimiz gün için halkından yetmiş adam seçti. Bunlar bir depremle sarsılınca dedi ki "Rabbim! Tercihi sen yapsaydın onları da beni de daha önce etkisiz hale getirirdin. Aramızdaki akılsızların yaptıkları yüzünden bizi yok mu edeceksin? Bu, sadece senin imtihanındır. Sapık saydığını bu yolla belirlersin, yola gelmiş saydığını da bu yolla belirlersin. Bizim velimiz sensin. Bizi bağışla, bize ikramda bulun. En güzel bağışlamayı yapan Sensin

Şaban Britch

Musa belirlediğimiz vakit için kavminden yetmiş adam seçti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca Musa: Rabbim, eğer dileseydin onları ve beni daha önce helak ederdin. İçimizdeki sefih/akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen, onunla dilediğini sapıttırır ve dilediğine de hidayet edersin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın!

Şaban Piriş

-Rabbim, eğer dileseydin onları ve beni daha önce helak ederdin. İçimizdeki alçakların yaptıkları şeylerden dolayı bizi helak mı edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen, onunla dilediğini sapıklıkta bırakır ve dilediğine de doğru yolu gösterirsin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize acı! Sen bağışlayanların en hayırlısısın!

Yaşar Nuri Öztürk

Musa, bizimle buluşma vakti için toplumundan yetmiş adam seçti. Şiddetli sarsıntı onları yakalayınca Musa şöyle dedi: "Rabbim, dileseydin, onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin? Bu iş senin imtihanından başka birşey değildir. Onunla dilediğini şaşırtır, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim Veli'mizsin. O halde affet bizi, acı bize. Sen affedenlerin en hayırlısısın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There, did Mussa choose from the innocent among his people seventy persons, in compliance with Allah's command to present themselves at the divine assignation. When they gathered at the arranged time and place, fearful echoes thundered in their ears and the earth's surface convulsed under their feet as an expression of strong divine reproach against those among them who committed themselves to the most evil conduct. There and then did Mussa pray, thus: "O Allah, my Creator: had You willed you would have planted their Hereafter and mine before now". "Would you destroy us in requital of the evil committed by the simpleton among us!". " It is Your means of trial, You use it to subject people to the test and consequently deafen the hearts' ears of whom You will and open the minds' eyes of whom You will, You are our Tutelary Protector". "We beseech you to forgive us and to have mercy on us; You are the Most Merciful of all who forgive".

Abdul Haleem

Moses chose from his people seventy men for Our appointment, and when they were seized by trembling, he prayed, ‘My Lord, if You had chosen to do so, You could have destroyed them long before this, and me too, so will You now destroy us for what the foolish among us have done? This is only a trial from You- through it, You cause whoever You will to stray and guide whoever You will- and You are our Protector, so forgive us and have mercy on us. You are the best of those who forgive.

Abdullah Yusuf Ali

And Moses chose seventy of his people for Our place of meeting: when they were seized with violent quaking, he prayed: "O my Lord! if it had been Thy will Thou couldst have destroyed, long before, both them and me: wouldst Thou destroy us for the deeds of the foolish ones among us? this is no more than Thy trial: by it Thou causest whom Thou wilt to stray, and Thou leadest whom Thou wilt into the right path. Thou art our Protector: so forgive us and give us Thy mercy; for Thou art the best of those who forgive.

Abul A'la Maududi

And out of his people Moses singled out seventy men for Our appointment. dipnot 1 Then, when violent shaking seized them, he addressed his Lord: 'Had You willed, O my Lord, You could have destroyed them and me long ago. Will You destroy us for what the fools amongst us did? That was nothing but a trial from You whereby You mislead whom You will and guide whom You will. dipnot 2 You alone are our guardian. Forgive us, then, and have mercy upon us. You are the best of those who forgive.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Moses was summoned for the second time to Mount Sinai along with seventy chiefs of the nation in order that they might seek pardon for their calf-worship and renew their covenant with God. Reference to this event is not found in the Bible and Talmud. They simply mention that Moses was summoned to receive new tablets as replacements for the ones he had thrown down and broken. (Cf. Exodus 34.)
  2. metne dön, dipnot 2
    When a people are put to the test it is an occasion of crucial importance for it helps to distinguish the righteous from the wicked. Like a winnow, it separates out of the mass the useful from the useless. Hence in his wisdom God subjects people to tests. Those who successfully pass through them, owe their success to the support and guidance they receive from God. As for those who are unsuccessful, their failure is the result of their not receiving that support and guidance. This does not detract from the fact that men neither arbitrarily receive or are denied God's support and guidance. Both extending and withholding support and guidance follow a rule which is based on wisdom and justice. The fact, however, remains that man can succeed in the test to which he is put only if God supports and guides him.

Aisha Bewley

Musa chose seventy men from his people for Our appointed time and when the earthquake seized them he said, ‘My Lord, if You had willed, You could have destroyed them previously and me as well. Would you destroy us for what the fools among us did? It was only a trial from You by which You misguided those You willed and guided those You willed. You are our Protector so forgive us and have mercy on us. You are the Best of Forgivers.

Al-Hilali & Khan

And Mûsâ (Moses) chose out of his people seventy (of the best) men for Our appointed time and place of meeting, and when they were seized with a violent earthquake, he said: "O my Lord, if it had been Your Will, You could have destroyed them and me before; would You destroy us for the deeds of the foolish ones among us? It is only Your Trial by which You lead astray whom You will, and keep guided whom You will. You are our Walî (Protector), so forgive us and have Mercy on us: for You are the Best of those who forgive.

Ali Quli Qarai

Moses chose seventy men from his people for Our tryst, and when the earthquake seized them, he said, ‘My Lord, had You wished, You would have destroyed them and me before. Will You destroy us because of what the fools amongst us have done? It is only Your test by which You lead astray whomever You wish and guide whomever You wish. You are our master, so forgive us and have mercy on us, for You are the best of those who forgive.

Amatul Rahman Omar

Now Moses selected from his people seventy men (to take with him) to Our appointed place and time, but when the earthquake seized them he said, `My Lord! if You so willed You could have destroyed them as well as me before (this). But would You destroy us on account of that which the foolish among us have done? This (matter of the calf) is nothing but (an ordeal from You) that You may distinguish the good from the bad (of us). You adjudge, by such means, to be astray whomsoever You will and You guide whomsoever You will. You are our Patron, protect us therefore, and have mercy on us, for You are the Best of Protectors (against the consequence of our faults).

Arthur John Arberry

And Moses chose of his people seventy men for Our appointed time; and when the earthquake seized them, he said, 'My Lord, hadst Thou willed Thou wouldst have destroyed them before, and me. Wilt Thou destroy us for what the foolish ones of us have done? It is only Thy trial, whereby Thou leadest astray whom Thou wilt, and guidest whom Thou wilt. Thou art our Protector; so forgive us, and have mercy on us, for Thou art the best of forgivers.

Bijan Moeinian

Moses then chose seventy men from among his people to come to the next audience of Mine [asking for forgiveness and hoping to receive a new copy of the broken tablets. ] When a sever earthquake overtook them, Moses said: "My Lord, if it was your will, you would have destroyed them along with me long time ago. Is it now your will to destroy us all in account of the stupidity of some of us? What happened was really a test for us so that you decide to mislead whoever you want [and naturally deserves] and guide whoever you will. You are our only Protector; please forgive us and have mercy on us as you are the Most Forgiving."

E. Henry Palmer

And Moses chose from his people seventy men for our appointment; and when the earthquake took them he said, 'O my Lord! hadst Thou willed, Thou hadst destroyed them before and me. Wilt Thou destroy us for what the fools amongst us have done? This is naught but Thy trial, wherewith Thou dost lead astray whom Thou pleasest and guidest whom Thou pleasest; Thou art our patron! forgive us and have mercy on us, for Thou art the best of those who do forgive!

Edip-Layth

Moses selected from his people seventy men for Our appointed time; so when the quake seized them, he said, "My Lord, if You wished You could have destroyed them before this, and me as well. Will you destroy us for what the foolish amongst us have done? It is all Your test, You misguide with it whom You please and You guide with it whom You please. You are our supporter, so forgive us and have mercy on us; You are the best forgiver."

George Sale

And Moses chose of his people seventy men for Our appointment. But when the earthquake overtook them, he said, 'My Lord, if Thou hadst pleased, Thou couldst have destroyed them before this, and me too. Wilt Thou destroy us for that which the foolish among us have done? This is nothing but a trial from Thee. Thou causest to perish thereby whom Thou pleasest and Thou guidest whom Thou pleasest. Thou art our Protector; forgive us then and have mercy upon us and Thou art the Best of those who forgive;

Hamid S. Aziz

And Moses chose from his people seventy men for Our appointment; and when the earthquake took them he prayed, "O my Lord! Had you willed, you could have destroyed both them and me before this. Will Thou destroy us for what the fools amongst us have done? This is naught but Thy trial, wherewith Thou dost lead astray whom Thou pleases and guides whom Thou please; Thou art our patron! Forgive us and have mercy on us, for Thou art the best of those who forgive!

Mahmoud Ghali

And Mûsa (Moses) chose his people, seventy men, for Our fixed time; then, as soon as the commotion took them, he said, "Lord! If you had so decided, You would have caused them to perish earlier and me. Would You cause us to perish for what the foolish ones of us have performed? Decidedly it is (nothing) except Your temptation, whereby You lead to error whomever You decide, and You guide whomever You decide. You are our Ever-Patronizing Patron, so forgive us and have mercy on us, and You are The Most Charitable of forgivers..

Marmaduke Pickthall

And Moses chose of his people seventy men for Our appointed tryst and, when the trembling came on them, he said: My Lord! If Thou hadst willed Thou hadst destroyed them long before, and me with them. Wilt thou destroy us for that which the ignorant among us did? It is but Thy trial (of us). Thou sendest whom Thou wilt astray and guidest whom Thou wilt: Thou art our Protecting Friend, therefore forgive us and have mercy on us, Thou, the Best of all who show forgiveness.

Mohamed Ahmed - Samira

Moses chose seventy of his people for the appointment (on Mount Sinai). When they arrived they were seized by a tremor. (Moses) said: "O Lord, if You had so pleased You could have annihilated them and me before this. Will You destroy us for something the foolish among us have done? This is but a trial from You whereby You will lead whom You will astray and guide whom You please. You are our saviour, so forgive us and have mercy on us, for You are the best of forgivers.

Muhammad Asad

And Moses chose out of his people seventy men to come [and pray for forgiveness] at a time set by Us. Then, when violent trembling seized them, he prayed: "O my Sustainer! Hadst Thou so willed, Thou wouldst have destroyed them ere this, and me [with them]. Wilt Thou destroy us for what the weak-minded among us have done? (All] this is but a trial from Thee, whereby Thou allowest to go astray whom Thou willest, and guidest aright whom Thou willest. Thou art near unto us: grant us, then, forgiveness and have mercy on us - for Thou art the best of all forgivers!

Mustafa Khattab

Moses chose seventy men from among his people for Our appointment and, when they were seized by an earthquake,[1] he cried, "My Lord! Had You willed, You could have destroyed them long ago, and me as well. Will You destroy us for what the foolish among us have done? This is only a test from You—by which You allow whoever you will to stray and guide whoever You will. You are our Guardian. So forgive us and have mercy on us. You are the best forgiver.

Progressive Muslims

And Moses selected from his people seventy men for Our appointed time; so when the Earthquake seized them, he said: "My Lord, if You wished You could have destroyed them before this, and me as well. Will you destroy us for what the foolish amongst us have done It is all Your test, You misguide with it whom You please and You guide with it whom You please. You are our supporter, so forgive us and have mercy on us; You are the best forgiver."

Rashad Khalifa

Moses then selected seventy men from among his people, to come to our appointed audience. When the quake shook them, he said, "My Lord, You could have annihilated them in the past, together with me, if You so willed. Would You annihilate us for the deeds of those among us who are foolish? This must be the test that You have instituted for us. With it, You condemn whomever You will, and guide whomever You will. You are our Lord and Master, so forgive us, shower us with Your mercy; You are the best Forgiver.

Sahih International

And Moses chose from his people seventy men for Our appointment. And when the earthquake seized them, he said, "My Lord, if You had willed, You could have destroyed them before and me [as well]. Would You destroy us for what the foolish among us have done? This is not but Your trial by which You send astray whom You will and guide whom You will. You are our Protector, so forgive us and have mercy upon us; and You are the best of forgivers.

Sam Gerrans

And Moses chose of his people seventy men for Our appointed time; then when the earthquake seized them, he said: “My Lord: if Thou hadst willed, Thou wouldst have destroyed them before, and me. Wilt Thou destroy us for what the foolish among us have done? It is but Thy means of denial: Thou sendest whom Thou wilt astray thereby, and guidest whom Thou wilt. Thou art our ally, so forgive Thou us, and have Thou mercy on us; and Thou art the best of those who forgive.

Shabbir Ahmed

Moses planned for the future. He appointed seventy of his people as officers to prevent the nation from wavering. An earthquake shook them (2:55) and Moses said, "My Lord! You could have destroyed them and me before, if You so willed (when they asked to see God in physical form (2:55)). Would you destroy us for the actions of the ignorant among us? This must be Your trial for us. You have appointed Laws of straying and guidance. You are our Protecting Friend. Forgive us and have Mercy on us. You are the Best of forgivers.

Syed Vickar Ahamed

And Musa (Moses) chose from his people, seventy of his (best) men for Our place of meeting: When they were caught in severe earthquake, he prayed: "O my Lord! If it was Your Will, you could have destroyed, much before, both them and me: Would You destroy us for the actions of the foolish ones among us? This is no more than Your trial: By it You make whom You will to lose the path, and You lead whom You will to the right path. You are our Protector:— So forgive us and give us Your mercy; For You are the Best of those who forgive.

Taqi Usmani

And Mūsā selected seventy men from his people for Our appointment. Later when the earthquake seized them, he said, "My Lord, had it been Your will, You could have destroyed them earlier, and me too. Would You destroy us for what the foolish among them have done? It is nothing but a trial from You, wherewith you let go astray whom You will, and give guidance to whom You will. You are our protector, so forgive us, and have mercy on us, and You are the best among those who forgive.

The Monotheist Group

And Moses selected from his people seventy men for Our appointed time; so when the earthquake seized them, he said: "My Lord, if You wished You could have destroyed them before this, and me as well. Will you destroy us for what the foolish among us have done? It is all Your test, You misguide with it whom You please and You guide with it whom You please. You are our Supporter, so forgive us and have mercy on us; You are the Best Forgiver."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 155. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 155. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 155. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩