Mü'min suresi

Mü'min suresi, 32. ayet

Mü'min suresi, 32. ayet. وَيَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ ٱلتَّنَادِ

veyâ ḳavmi innî eḫâfü `aleyküm yevme-ttenâd.

Diyanet İşleri

(32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 29–35 · surenin 32. ayeti / 85

Konu Firavun ailesinden imanını gizleyen adam Mü'min 28–45 3

  1. Mü'min 29

    "Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?" Firavun, "Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum" dedi.

  2. Mü'min 30–31

    (30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

  3. 32–33

    (32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

  4. Mü'min 34

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

  5. Mü'min 35

    Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

32. “Ey kavmim! Şüphesiz ben sizin için seslenme/kıyamet gününden” yani Kıyamet günü cennetliklerin cehennemliklere şöylece seslenecekleri günden “korkuyorum”:

“Cennetlikler cehennemliklere: Rabbimizin bize vaat ettiğini hak bulduk... diye seslenirler.” (el-Araf, 7/44 v.d.)

“Cehennemlikler cennetliklere: Biraz su veya Allah’ın size ihsan ettiği rızıktan bize gönderin, diye seslenirler. Onlar ise: Doğrusu Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır, derler” (el-Araf, 7/50)

Cehennemlikler orada görevli olan Mâlik’e: “Ey Mâlik, Rabbin hakkımızda ölüm hükmünü versin, diye seslenecekler. (O da): Sizler (burada böyle) kalacaksınız, diyecek.” (ez-Zuhruf, 43/77)

Yine cehennemlikler Rablerine: “Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Eğer bundan sonra bir daha dönersek şüphesiz biz zalim kimseleriz” diye seslenecekler. O da onlara şöyle cevap buyuracak: Yıkılın içerisine! Bana da bir söz söylemeyin.” (el-Müminun, 23/107-108)

Müşriklere: “Ortak koştuklarınızı çağırın, denilecek. Bunun üzerine onları çağırırlar ama onlar kendilerine cevap vermezler.” (el-Kasas, 28/64)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Ey Kavmim! Kıyamet günü sizin adınıza korkuyorum. O gün insanlar akrabalık ve makamları sebebiyle birbirlerine seslenecektir. Onlar bu davranışın, o dehşetli günde kendilerine fayda sağlayacağını zannederler."

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَـٰقَوْمِ ve ya kavmi kavmim kök: قوم
  2. إِنِّىٓ inni gerçekten ben
  3. أَخَافُ ehafu korkuyorum kök: خوف
  4. عَلَيْكُمْ aleykum sizin için
  5. يَوْمَ yevme gününden kök: يوم
  6. ٱلتَّنَادِ t-tenadi o çağırma kök: ندو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    (30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen…

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."

  • Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey kavmim! Şüphesiz ki sizin için o bağrışıp çağrışma gününden korkuyorum.

Mustafa İslamoğlu

"Ey Kavmim! Ben, herkesin birbirinden imdat dilediği o günün aleyhinize sonuçlanmasından korkuyorum.

Muhammed Esed

Ey kavmim! Sizin için, (sıkıntıyla) birbirinizi çağıracağınız Gün(ün, Hesap Günü'nün gelmesin)den korkuyorum;

Ahmed Hulusi

(O iman eden adam dedi ki): "Ey kavmim. . . Gerçekten ben, sizin üzerinize o endişeyle haykırışma sürecinin gelmesinden korkuyorum. "

Ali Bulaç

"Ve ey kavmim, doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz kıyamet) gününden korkuyorum."

Ali Özek ve heyeti

«Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, korkuyorum.

Ali Rıza Safa

"Ey toplumum! Aslında, sizin için, Haykırış Günü'nden korkarım!"

Bayraktar Bayraklı

- "Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağırışıp çağırışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

Edip Yüksel

"Halkım, sizin için Toplanma Gününden korkuyorum."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Halkım, sizin için Toplanma Gününden korkuyorum.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve ey kavmim, ben sizin için o çağrışma gününden korkuyorum.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem ey kavmım! hakıkaten ben size o çığrışma gününden korkarım

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey halkım! Ben sizin için o feryat dipnot 1 gününden korkuyorum."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet Günü'nden.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey halkım! Ben sizin için o feryat dipnot 1 gününden korkuyorum."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet Günü'nden.

Gültekin Onan

"Ve ey kavmim, doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz kıyamet) gününden korkuyorum."

Hasan Basri Çantay

"Ey kavmim, hakıykat ben size karşı o bağrışıb çağırışma gününden endişe etmekdeyim".

İbni Kesir

Ey kavmim; doğrusu ben, sizin için o feryad gününden endişe ediyorum.

Mehmet Alagaş

(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Ey halkım! Ben sizin için feryat gününden korkuyorum."

Süleyman Ateş

Ey kavmim, sizin için o (Yüce Divana) çağırma (yahut feryad etme) gününden korkuyorum.

Süleymaniye Vakfı

Ey halkım! Feryat figan edilecek o günden sizin için korkuyorum;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey halkım! Karşılıklı bağrışmaların olacağı günden, sizin adınıza endişeleniyorum.

Şaban Britch

Ey halkım! Ben sizin için feryat gününden korkuyorum.

Şaban Piriş

-Ey halkım, ben sizin için feryat gününden korkuyorum.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey toplumum, sizin adınıza o bağırıp-çağrışma gününden korkuyorum."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"O people", he added, "I fear for you the Day of discourse and interchange of thoughts and words. "

Abdul Haleem

My people, I fear for you on the Day you will cry out to one another,

Abdullah Yusuf Ali

"And O my people! I fear for you a Day when there will be Mutual calling (and wailing),-

Abul A'la Maududi

My people, I fear that you will encounter a day when there will be much wailing and you will cry out to one another for help,

Aisha Bewley

My people! I fear for you the Day of Calling Out,

Al-Hilali & Khan

"And, O my people! Verily, I fear for you the Day when there will be mutual calling (between the people of Hell and of Paradise)."

Ali Quli Qarai

O my people! Indeed I fear for you a day of mutual distress calls,

Amatul Rahman Omar

`My people! I fear lest you should have to suffer on the day of calling one another (for help in frightful distress);

Arthur John Arberry

O my people, I fear for you the Day of Invocation,

Bijan Moeinian

"O’ my people, I hate to see you [how shameful and sorry you are] on the Day that you will be summoned to meet your Lord. "

E. Henry Palmer

O my people! verily, I fear for you the day of crying out,-

Edip-Layth

"And, O my people, I fear for you the day of mutual blaming."

George Sale

O my people, verily I fear for you the day whereon men shall call unto one another;

Hamid S. Aziz

"And, O my people! I fear for you the Day of Summoning,

Mahmoud Ghali

And O my people, surely I fear for you the Day of Summoning.

Marmaduke Pickthall

And, O my people! Lo! I fear for you a Day of Summoning,

Mohamed Ahmed - Samira

O my people, what I fear for you is the day of gathering, crying and calling,

Muhammad Asad

"And, O my people, I fear for you [the coming of] that Day of [Judgment - the Day when you will be] calling unto one another [in distress] –

Mustafa Khattab

O  my people! I truly fear for you the Day all will be crying out ˹to each other˺—

Progressive Muslims

"And, O my people, I fear for you the Day of mutual blaming. "

Rashad Khalifa

"O my people, I fear for you the Day of Summoning.

Sahih International

And O my people, indeed I fear for you the Day of Calling -

Sam Gerrans

“And O my people: I fear for you the Day of Calling,

Shabbir Ahmed

O My people! Behold, I fear for you a Day when you will cry unto one another in distress.

Syed Vickar Ahamed

"And, O my people! Verily, I fear for you a Day when there will be calling one another (in sorrow)—

Taqi Usmani

And O my people, I fear for you a day in which people will call one another,

The Monotheist Group

"And, O my people, I fear for you the Day of mutual blaming."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩