Mü'min suresi

Mü'min suresi, 31. ayet

Mü'min suresi, 31. ayet. مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعِبَادِ

miŝle de'bi ḳavmi nûḥiv ve`âdiv veŝemûde velleẕîne mim ba`dihim. veme-llâhü yürîdü żulmel lil`ibâd.

Diyanet İşleri

(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 28–34 · surenin 31. ayeti / 85

Konu Firavun ailesinden imanını gizleyen adam Mü'min 28–45 3

  1. Mü'min 28

    Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez."

  2. Mü'min 29

    "Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?" Firavun, "Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum" dedi.

  3. 30–31

    (30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

  4. Mü'min 32–33

    (32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

  5. Mü'min 34

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

31. “Nûh kavmi, Âd, Semûd ve onlardan sonrakilerin başına gelenlerin benzerinden.” Onların küfür ve yalanlama âdetlerine karşılık Yüce Allah’ın âhiretten önce dünyada iken onları âcilen cezalandırmak şeklindeki adetinin/kanununun bir benzerinin size gelmesinden korkuyorum.

“Allah, kullarına zulüm olacak hiçbir şey dilemez.” İşledikleri bir günah olmaksızın, yaptıkları herhangi bir suç bulunmaksızın onlara azap etmez.

Dünyevî cezalarla onları uyardıktan sonra âhiretteki cezalarla da onları korkutarak şunları söyledi:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Nûh, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelen kavimler gibi küfre düşüp resullerini yalanlayanların başına gelenler gibi (sizlerin de başına azap gelecek). Yüce Allah, küfürleri ve resulleri yalanlamaları sebebiyle onları helak etmiştir. Yüce Allah, kullarına zulmetmez. Ancak onlara günahlarının karşılığı olarak azap eder."

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مِثْلَ misle gibi kök: مثل
  2. دَأْبِ de'bi durumu kök: داب
  3. قَوْمِ kavmi kavminin kök: قوم
  4. نُوحٍۢ nuhin Nûh
  5. وَعَادٍۢ ve aadin ve 'Ad kök: عود
  6. وَثَمُودَ ve semude ve Semud'un
  7. وَٱلَّذِينَ vellezine ve
  8. مِنۢ min
  9. بَعْدِهِمْ ۚ bea'dihim onlardan sonrakilerin kök: بعد
  10. وَمَا ve ma ve değildir
  11. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  12. يُرِيدُ yuridu isteyecek kök: رود
  13. ظُلْمًۭا zulmen zulmetmek kök: ظلم
  14. لِّلْعِبَادِ lil'ibadi kullara kök: عبد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    (30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen…

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."

  • Aynı kök: داب (6 geçiş)

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…

  • Aynı kök: داب (6 geçiş)

    Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini inkar etmişler, Allah da kendilerini günahları…

  • Aynı kök: داب (6 geçiş)

    Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları…

  • Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Nuh kavminin, Âd ile Semûd (kavimlerinin) ve onlardan sonra gelenlerin durumunun örneği gibi. Allah kullarına haksızlık dilemez.

Mustafa İslamoğlu

yani Nuh kavminin, Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin uğradığı türden bir helakın... Bir de (unutmayın) ki Allah, kullarına haksızlık etmeyi asla istemez."

Muhammed Esed

Nuh kavminin, 'Ad ve Semud (kavimlerinin) ve onlardan sonrakilerin başına gelmiş olana benzer (bir durumun!) Ve unutmayın Allah, kulları için hiçbir haksızlık istemez.

Ahmed Hulusi

"Nuh toplumunun, Ad'ın (Hud'un toplumu), Semud'un (Salih'in toplumu) ve onlardan sonra gelenlerin benzeri. . . Allah kulları için bir zulüm irade etmez. "

Ali Bulaç

"Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez."

Ali Özek ve heyeti

Nuh kavminin, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.»

Ali Rıza Safa

"Nuh toplumu, Âd, Semud ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Çünkü Allah, kullarına haksızlık yapmak istemez!"

Bayraktar Bayraklı

- İman etmiş olan kişi dedi ki: "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh kavminin, 'Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi toplulukların başlarına gelen bir sonuçtan korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir."

Edip Yüksel

"Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Elbette ALLAH kullara haksızlık etmek dilemez."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Elbette ALLAH kullara haksızlık etmek dilemez.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nuh kavmi'nin, Ad'ın, Semüd'un ve daha sonrakilerin maceraları gibisinden. Allah, kullarına haksızlık etmek istemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nuh kavmının Adın, Semudun ve daha sonrakilerin maceraları gibi ki Allah kullarına bir zulm istemez

Erhan Aktaş

"Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonraki toplumların durumu gibi. Allah, kullarına haksızlık edici değildir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Nuh, Âd, Semud ve onlardan sonraki toplumların durumu gibi. Allah, kullarına haksızlık edici değildir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonraki toplumların durumu gibi. Allah, kullarına haksızlık edici değildir."

Gültekin Onan

"Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Tanrı, kullar için zulüm istemez."

Hasan Basri Çantay

(30-31) Mü'min olan (o zat) dedi ki: "Ey kavmim, hakıykat ben o sürüsürü fırkaların gününe misal (vermeniz) den, Nuuh kavminin, Aad'in, Semudun ve daha sonrakilerin haali gibi (bir maceraye sapıb felakete uğramanızdan) korkuyorum. (Yoksa) Allah kullarına bir zulüm dileyecek değildir".

İbni Kesir

Nuh kavminin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi. Allah, kullarına zulüm dilemez.

Mehmet Alagaş

(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Nûh Âd, Semûd kavminin ve ondan sonraki toplumların durumu gibi. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez."

Süleyman Ateş

Nuh kavminin, 'Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi (bir durumla karşılaşmanızdan kaygı duyuyorum). Allah kullara zulmetmek istemez, (günahsız kimselere ceza vermez).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh, Ad ve Semud halkının, bir de onlardan sonrakilerin başına gelenler beni endişelendiriyor. Allah kullarına yanlış yapmaz.

Şaban Britch

Nuh, Âd, Semûd kavminin ve ondan sonraki toplumların durumu gibi. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez.

Şaban Piriş

(30-31) İman eden kimse şöyle dedi: -Ey halkım! Ben, Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların başına geldiği gibi bir Azap Günü'nün başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez.

Yaşar Nuri Öztürk

Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onların ardından gelenlerin serüvenleri gibi. Allah, kulları için zulüm istemiyor."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"like the manner of acting of the people of Nuh, and those of 'Ad, the 'Adites, and Thamud, -the Thamudites - and those who succeeded them whose disposition denoted indifference and unconcern, yet Allah means no injustice to His servants. "

Abdul Haleem

the fate of the people of Noah, Ad, Thamud, and those who came after them- God never wills injustice on His creatures.

Abdullah Yusuf Ali

"Something like the fate of the People of Noah, the 'Ad, and the Thamud, and those who came after them: but Allah never wishes injustice to his Servants.

Abul A'la Maududi

like the day that overtook the people of Noah and Ad and Thamud, and those who came after them. Allah does not wish to subject His servants to any injustice. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, Allah has no enmity with His servants that He should destroy them without any reason. He sends calamities upon them only when they have transgressed all limits, and sending the torment then is the very demand of justice.

Aisha Bewley

the same as happened to the people of Nuh and ‘Ad and Thamud and those who followed after them. Allah does not want any injustice for His slaves.

Al-Hilali & Khan

"Like the fate of the people of Nûh (Noah), and ‘Âd, and Thamûd and those who came after them. And Allâh wills no injustice for (His) slaves.

Ali Quli Qarai

like the case of the people of Noah, of ‘Ād and Thamūd, and those who were after them, and Allah does not desire any wrong for [His] servants.

Amatul Rahman Omar

`(And I fear lest you should meet) the like of fate which followed the ways of the people of Noah and `âd and (the people of) Thamûd and those who came after them. And Allâh does not want His servants to go wrong.

Arthur John Arberry

the like of the case of Noah's people, Ad, Thamood, and those after them; and God desires not wrong for His servants. '

Bijan Moeinian

The fate of the people of Noah, Ad, Thamud and the other wrong doing nations and this in spite of the fact that God does not have any enmity with His creatures. "

E. Henry Palmer

the like of the wont of the people of Noah and 'Ad and Haman, and of those after them; for God desires not injustice for His servants.

Edip-Layth

"Like the fate of the people of Noah, Aad, and Thamud, and those after them. God does not wish any injustice for the servants."

George Sale

a condition like that of the people of Noah, and the tribes of Ad, and Thamûd, and of those who have lived after them: For God willeth not that any injustice be done unto his servants.

Hamid S. Aziz

"A plight the like of what befell the people of Noah and A'ad and Thamud and those after them, and Allah wills no injustice for His servants;

Mahmoud Ghali

The like of the steadfast manner of the people of Nûh, (Noah) and c?d, and Thamûd and the ones even after them; and in no way does Allah will an injustice for (His) bondmen.

Marmaduke Pickthall

A plight like that of Noah's folk, and A'ad and Thamud, and those after them, and Allah willeth no injustice for (His) slaves.

Mohamed Ahmed - Samira

Like the people of Noah, 'Ad and Thamud, and those that came after them. God does not want to be unjust to His creatures.

Muhammad Asad

the like of what happened to Noah’s people, and to [the tribes of] Ad and Thamud and those who came after them! And, withal, God does not will any wrong for His creatures.

Mustafa Khattab

like the fate of the people of Noah, ’Ȃd, Thamûd, and those after them. For Allah would never will to wrong ˹His˺ servants.

Progressive Muslims

"Like the fate of the people of Noah, 'Aad, and Thamud, and those after them. And God does not wish any injustice for the servants."

Rashad Khalifa

"The opponents of Noah, and 'Aad, Thamoud, and others who came after them. GOD does not wish any injustice for the people.

Sahih International

Like the custom of the people of Noah and of 'Aad and Thamud and those after them. And Allah wants no injustice for [His] servants.

Sam Gerrans

“The like of the case of the people of Noah, and ʿĀd, and Thamūd, and those after them; and God desires not injustice for the servants.

Shabbir Ahmed

The condition of Noah's people, and Aad and Thamud, and those who came after them. Allah never intends injustice for His servants.

Syed Vickar Ahamed

"Something like the fate of the people of Nuh (Noah), and ‘Ad, and the Samood (Thamud), and those who came after them: And Allah never wishes injustice to His servants.

Taqi Usmani

like the fate of the people of NūH and ‘Ād and Thamūd and those who were after them - and Allah does not intend to do any injustice to His servants.

The Monotheist Group

"Like the fate of the people of Noah, 'Aad, and Thamud, and those after them. And God does not wish any injustice for the servants."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩