Meryem suresi · 83–87. ayetler

Şeytanların gönderilmesi ve şefaat

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Meryem suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 83. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّآ أَرْسَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا

    Diyanet İşleri

    Kafirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?

    Mehmet Okuyan

    Onları sürekli olarak kışkırtan şeytanları o kâfirlerin üzerine gönderdiğimizi düşünmedin mi hiç? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, "sebep-sonuç" ilişkisi vardır. Bu ayet şeytanın kimlere dost kılınacağının delilidir. İman etmemek, Kur'an'dan yüz çevirmek "sebep", şeytanın dost edinilmesi ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: A‘râf 7:27; Şu‘arâ 26:221-222; Fussilet 41:25; Zuhruf 43:36.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insan!) Küfrü tabiat haline getirenlerin üzerine, (içgüdülerini) kışkırttıkça kışkırtan şeytanları musallat ettiğimizi görmez misin?

    Muhammed Esed

    Hakkı inkar edenlerin üzerine, onları güçlü dürtülerle (günah işlemeye) kışkırtsınlar diye her türden şeytani güçleri saldığımızı bilmiyor musun?

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi biz şeytanları, hakikat bilgisini inkar edenler üzerine irsal ettik de onları (vehimlerini tahrik ederek) oynatıp duruyorlar.

    Ali Bulaç

    Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Görmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankârlığa) sevkeden şeytanları gönderdik.

    Ali Rıza Safa

    Onları kışkırtmaları için, nankörlük edenlerin üzerine şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Görmedin mi? Biz, kafirlerin üzerine kendilerini isyankarlığa sevkeden şeytanları gönderdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcıların üzerlerine şeytanları yolladığımızı görmez misin? Onları kışkırtıp duruyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmedin mi, Biz şeytanları o kafirlerin üzerine salmışız; onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmedin mi biz o Şeytanları o kafirlerin üzerine salmışız onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar

    Erhan Aktaş

    Görmüyor musun? Biz, Kafirlerin üzerine, onları tahrik ederek kışkırtan şeytanları saldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Görmüyor musun? Biz, Kafirlerin üzerine, onları tahrik ederek kışkırtan şeytanları saldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Görmüyor musun? Biz, gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerine, onları tahrik ederek kışkırtan şeytanları saldık.

    Gültekin Onan

    Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Görmedin mi biz kafirlerin başına, kendilerini alabildiğine (günaha tahrik ve) tehyic eden, şeytanları gönderdik.

    İbni Kesir

    Bilmiyor musun ki; kafirlerin üzerine, onları kışkırtan şeytanlar gönderdik.

    Mehmet Alagaş

    (77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilmez misin ki biz şeytanları kâfirler üzerine salarız da onları alabildiğine (isyana) kışkırtırlar.

    Süleyman Ateş

    Görmedin mi biz kafirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp duruyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiç görmedin mi o kafirlere şeytanları göndeririz de onları sarstıkça sarsarlar?

    Şaban Britch

    Şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdiğimizi ve onları kışkırttıklarını görmüyor musun?

    Şaban Piriş

    Şeytanları kafirlerin üzerine gönderdiğimizi ve onları kışkırttıklarını görmüyor musun?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi biz, şeytanları inkarcıların üzerine salmışız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar.

  2. Meryem suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 84. ayet. فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! Şu halde, onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız.

    Mehmet Okuyan

    Öyle ise onlar hakkında (azap gelmesi için) acele etme! Biz onların (günlerini) elbette teker teker sayıyoruz.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, onlara karşı harekete geçmek için acele etmene gerek yok: şu kesin ki Biz onların günlerini tek tek sayıyoruz.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, onların üzerine (Allah'ın azabını çağırmakta) tezlik gösterme; çünkü Biz onların günlerini aksatmadan sayıyoruz zaten.

    Ahmed Hulusi

    Onlar için acele etme. . . Biz onlar için gün sayarız.

    Ali Bulaç

    Onlara karşı acele davranma; biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz.

    Ali Özek ve heyeti

    Öyle ise onlar hakkında acele etme. Biz onlar için (günlerini) teker teker sayıyoruz.

    Ali Rıza Safa

    Onlar için acele etme. Aslında, onlar için saydıkça sayıyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    Öyle ise onlar hakkında acele etme! Biz onlar için teker teker sayıyoruz.

    Edip Yüksel

    Acele etme; biz onlar için saydıkça sayıyoruz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Acele etme; biz onlar için saydıkça sayıyoruz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Aleyhlerinde acele etme! Biz, onlar için yalnızca bir sayı sayıyoruz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Aleyhlerinde acele etme, biz onlar için ancak bir sayı sayıyoruz

    Erhan Aktaş

    Öyleyse onlar için acele etme. dipnot 1 Onların günlerinin hesabını yapıyoruz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen cezalandırılmalarını bekleme.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse onlar için acele etme. dipnot 1 Onların günlerinin hesabını yapıyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen cezalandırılmalarını bekleme.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse onlar için acele etme. dipnot 1 Onların günlerinin hesabını yapıyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen cezalandırılmalarını bekleme.

    Gültekin Onan

    Onlara karşı acele davranma; biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz.

    Hasan Basri Çantay

    Binaen'aleyh sen onlara karşı (azab istemekde) acele etme. Biz ancak onların (günlerini ve nefeslerini) sayıyoruz.

    İbni Kesir

    Şu halde sen, onlara karşı acele etme. Biz, onların günlerini saydıkça sayıyoruz.

    Mehmet Alagaş

    (77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde onlar için acele etme. Biz onların günlerini sayıp duruyoruz.

    Süleyman Ateş

    Onlar hakkında acele etme, biz onlar(ın günlerini ve nefeslerini doldurmaları) için saydıkça sayıyoruz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara karşı aceleci olma; biz onlar için gün sayıyoruz.

    Şaban Britch

    O halde, onlar için acele etme. Biz onların günlerini sayıp duruyoruz.

    Şaban Piriş

    -O halde, onlar için acele etme. Biz onların günlerini sayıp duruyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar için acele etme. Biz onlar için günleri teker teker sayıyoruz.

  3. Meryem suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 85. ayet. يَوْمَ نَحْشُرُ ٱلْمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحْمَٰنِ وَفْدًا

    Diyanet İşleri

    (85-86) Allah'a karşı gelmekten sakınanları Rahman'ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!

    Mehmet Okuyan

    Rahmân'a karşı muttakî (duyarlı) olanları o gün misafir olarak toplayacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün (gelince), O rahmet kaynağının huzurunda, sorumluluk bilinciyle kuşanmış olanları ağır konuklar olarak toplayacağız.

    Muhammed Esed

    Allah'tan yana sorumluluk bilinci taşıyanları, onurlu konuklar olarak O sınırsız rahmet Sahibi'nin huzurunda topladığımız Gün,

    Ahmed Hulusi

    Korunmuş olanları, ikrama nail olmuşlar olarak Rahman'a haşrettiğimiz süreçte!

    Ali Bulaç

    Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman (olan Allah'ın huzurun)a toplayacağımız gün,

    Ali Özek ve heyeti

    Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah’ın huzurunda topladığımız,

    Ali Rıza Safa

    O gün, sorumluluk bilinci taşıyanları, Bağışlayana konuk olarak toplayacağız.

    Bayraktar Bayraklı

    - Takva sahiplerini Rahman'ın huzurunda, O'na gelmiş konuklar olarak topladığımız gün, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.

    Edip Yüksel

    Erdemlileri, Rahman'ın huzurunda konuk grupları halinde toplayacağımız,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemlileri, Rahman'ın huzurunda konuk grupları halinde toplayacağımız,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman'ın huzurunda toplayacağımız gün,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Müttekileri vefd halinde (bir mes'us olarak) huzuru rahmana cem'edeceğimiz gün

    Erhan Aktaş

    O gün takva sahiplerini Rahman'ın huzurunda konuk olarak toplayacağız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün takva sahiplerini Rahman'ın huzurunda konuk olarak toplayacağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün takva sahiplerini dipnot 1 Rahman'ın huzurunda konuk olarak toplayacağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alanları.

    Gültekin Onan

    Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahmana toplayacağımız gün,

    Hasan Basri Çantay

    (85-86) Müttakıyleri O çok esirgeyici (Allahın) huzuruna (süvari elçiler gibi) toplayacağımız, günahkarları ise susuz olarak cehenneme süreceğimiz gün,

    İbni Kesir

    O gün muttakileri Rahman'ın huzurunda, O'na gelmiş konuklar olarak toplarız.

    Mehmet Alagaş

    (77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, muttakileri konuk olarak Rahman’ın huzurunda toplarız.

    Süleyman Ateş

    Korunanları, binek üzerinde ikram ile Rahman'a götürdüğümüz gün,

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün, müttakileri /yanlışlardan sakınanları, Rahman'ın huzuruna (huzurumuza) seçkin heyetler halinde toplayacağız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinerek korunanları dipnot 1 , Rahman'ın huzurunda, seçkin heyetleri ağırlar gibi dipnot 2 topladığımız günde,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müttaki: Allah'tan çekinerek korunanlar, kendini(fıtratını) bozmayanlar. Bkz Bakara 2/2.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ağarlamanın nasıl olacağı Zuhruf 43/67-73 ayetlerinde anlatılmaktadır.

    Şaban Britch

    O gün, muttakileri konuk olarak Rahman’ın huzurunda toplarız.

    Şaban Piriş

    O gün, muttakileri konuk olarak Rahman'ın huzurunda toplarız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, o sakınanları biz, Rahman'ın huzurunda heyet halinde toplarız.

  4. Meryem suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 86. ayet. وَنَسُوقُ ٱلْمُجْرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرْدًا

    Diyanet İşleri

    (85-86) Allah'a karşı gelmekten sakınanları Rahman'ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!

    Mehmet Okuyan

    Suçluları da susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat günaha gömülüp gitmiş olanları bir sürü gibi cehenneme doğru süreceğiz.

    Muhammed Esed

    ve günaha gömülüp gitmiş olanları, suvarmaya götürülen susuz bir sürü gibi cehenneme sürüklediğimiz (Gün);

    Ahmed Hulusi

    Suçluları da suya hasret olarak Cehennem'e sevk ettiğimizde!

    Ali Bulaç

    Suçlu günahkarları susamışlar olarak cehenneme süreceğiz.

    Ali Özek ve heyeti

    günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün,

    Ali Rıza Safa

    Suçluları da susamış olarak cehenneme süreceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Takva sahiplerini Rahman'ın huzurunda, O'na gelmiş konuklar olarak topladığımız gün, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.

    Edip Yüksel

    Ve suçluları, susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve suçluları, susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    suçluları da susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mücrimleri de susuz olarak Cehenneme sevkedeceğiz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mücrimleri dipnot 1 de susamış olarak dipnot 2 Cehenneme süreceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Suya götürülen susuz hayvan sürüsü gibi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suçluları da susamış olarak dipnot 1 Cehenneme süreceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suya götürülen susuz hayvan sürüsü gibi.

    Gültekin Onan

    Suçlu günahkarları susamışlar olarak cehenneme süreceğiz.

    Hasan Basri Çantay

    (85-86) Müttakıyleri O çok esirgeyici (Allahın) huzuruna (süvari elçiler gibi) toplayacağımız, günahkarları ise susuz olarak cehenneme süreceğimiz gün,

    İbni Kesir

    Mücrimleri de suya götürür gibi cehenneme süreriz.

    Mehmet Alagaş

    (77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Günahkârları ise susuz olarak Cehennem'e süreriz.

    Süleyman Ateş

    Suçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün),

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz.

    Şaban Britch

    Günahkarları ise susuz olarak Cehennem'e süreriz.

    Şaban Piriş

    Günahkarları ise susuz olarak Cehenneme süreriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Suçluları da susuz ve yaya olarak cehenneme sevk ederiz.

  5. Meryem suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 87. ayet. لَّا يَمْلِكُونَ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَٰنِ عَهْدًا

    Diyanet İşleri

    Rahman'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    (İşte o gün) O Rahmet kaynağıyla yaptığı (iman) sözleşmesine sadık kalanlar dışında, hiç kimse şefaate nail olamayacaktır.

    Muhammed Esed

    (bu Günde, hayattayken) O sınırsız rahmet Sahibi'yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça kimse şefaatten pay alamayacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Rahman'ın indinde ahd edinmiş (hakikati olan bir kısım Esma kuvveleri kendinden açığa çıkmış) olandan başkası, şefaat edemeyecek!

    Ali Bulaç

    Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayanın katında, söz almış olanlardan başkası ara buluculuktan pay alamaz.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, Rahman'ın katında bir söz almamış olandan başkası asla şefaatte bulunamayacaktır.

    Edip Yüksel

    Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, peygamberleri ve evliya denilen kimseleri putlaştıran kimselerin ileri sürdüğü şefaat anlayışını tümüyle reddeder (2:48; 10:18). * Yargı gününde tüm yetki Tanrı'nın elindedir. Kuran'ın kabul ettiği şefaat, Tanrı'nın hükmünü tasdik etmekten başka bir şeye yaramayan etkisiz bir faktördür (78:38). * Peygamberler ve erdemli insanlar cezayı hak eden hiç kimseyi kurtaramaz (9:80; 74:48). * Muhammed peygamberin biricik şefaati, kendisinden medet umanların beklediklerinin tersine olumsuz olacaktır (25:30). * Bak:2:48.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rahman'ın katında bir söz almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rahmanın nezdinde bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamıyacaklar

    Erhan Aktaş

    Rahman'ın yanında bir "ahd" edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate dipnot 1 sahip olamayacaklar. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağışlanmaya, yardıma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat (yardım), Rahman'ın hükümlerine tabi olan, onunla bağlantısını koparmamış olan, yaptığı "ahde" bağlı kalan kimselere yapılacaktır. Bunu da Allah yapacaktır. Şu husus çok önemlidir: Ayette, "şefaat edecek" kimselerden değil, "şefaat olunacak" kimselerden söz edilmektedir. Dolayısı ile Allah'ın yanı sıra başkasından şefaat ummak, buna inanmak şirkten başka bir şey değildir (21:47; 39:44; 40:17, 51; 41:46).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rahman'ın yanında bir "ahd" edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate dipnot 1 sahip olamayacaklar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağışlanmaya, yardıma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat, Rahman'ın hükümlerine tabi olan, onunla bağlantısını koparmamış olan, yaptığı "ahde" bağlı kalan kimselere yapılacaktır. Bunu da Allah yapacaktır. Şu husus çok önemlidir: Ayette, şefaat edecek kimselerden değil, şefaat olunacak kimselerden söz edilmektedir. Dolayısı ile Allah'ın yanı sıra başkasından şefaat ummak, buna inanmak şirkten başka bir şey değildir. Bkz: 21: 47;39:44; 40:17, 51; 41:46.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahman'ın yanında bir "söz" edinmiş olan kimse hariç, bir şefaate sahip olamayacaklar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahman'ın hükümlerine tabi olan, onunla bağlantısını koparmamış olan, yaptığı antlaşmaya bağlı kalan kimselerden başkasına bir bağışlanma olmayacaktır. Diğer bir deyimle, bir kimsenin bağışlanması ancak iman edip salihatı yapmış olmasına bağlıdır. Zira Rahman'ın, yüzlerce ayette "iman edip, salihatı yapanlara" Cenneti vereceğine dair sözü vardır. "Şefaate sahip olamazlar." deyimine bakıldığında; ayetteki istisna cümlesinden, buradaki şefaatten kasıt, başkalarının onlar için yapacağı şefaattir. Dolayısı ile buradaki "şefaate sahip olamayacaklar" ifadesi, kimse onlara yardımcı olamayacak demektir.

    Gültekin Onan

    Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Çok esirgeyici (Allahın) nezdinde ahd edinmiş olanlardan başkaları şefaat (hakkına) malik olmayacaklardır.

    İbni Kesir

    Rahman'ın katında, ahid almış olanlardan başkası asla şefaatta bulunamayacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rahman’ın katında söz almış olanlardan başka hiçbir kimse şefaat edemez.

    Süleyman Ateş

    Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Rahman'dan söz almış olanlar dipnot 1 dışında kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, yaptıklarının şirk günahı olduğunu bilmeyenlerdir. Allah, bilerek şirk günahı işleyenleri bağışlamayacaktır (Nisa 4/115-116).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredat) Dünyada insanlar birbirlerine şefaatçi yani destekçi olabilirler (Nisa 4/85) ama mahşer günü kimse kimseye destekçi /şefaatçi olamayacaktır (Bakara 2/48, Bakara 2/254, İnfitar 82/17-19). Meryem Suresinin bu ayetine göre Cennet'e gitmiş biri, Cehennem'de olan birine, Allah'ın onayıyla şefaat edebilir (Taha 20/109, Sebe' 34/23, Necm 53/26). Şefaat edecek olanlar ile Cehennem'de ebedi kalacaklar arasında konuşmalar olacak (A'raf 7/44-49), Cennet'tekiler, Cehennem'den çıkıp Cennet'e gidecek olanları yüzlerinden tanıyacaklar ve onlara şöyle diyeceklerdir: "Siz Cennet'e girin. Artık üzerinizde ne bir korku kalacak ne de üzüleceksiniz (A'raf 7/49)." Bunlar, Cennet'teki yakınlarının yanına yerleştirileceklerdir (Tur 52/21).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Orada) Rahman'dan söz almış olanlar dipnot 1 dışında kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk günahı işlememiş olanlar. Çünkü "Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamaz. Bunun altında olanları, tercih ettiği kişi için bağışlar." (Nisa 4/48)
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredat). Mahşer günü kimseye şefaat edilmeyecektir. "Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir." (Bakara 2/48) Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Bu ayetlere göre Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.

    Şaban Britch

    Rahman’ın katında bir söz almış olan (Peygamber ve müminlerden) başka hiç bir kimse şefaat edemez.

    Şaban Piriş

    Rahman'ın katında bir söz almış olandan başka hiç bir kimse şefaat edemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkanı bulamazlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.