Kalem suresi · 48–52. ayetler

Sabret, balık sahibi gibi olma

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kalem suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kalem suresi, 48. ayet. فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ

    Diyanet İşleri

    Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

    Mehmet Okuyan

    Sen Rabbinin hükmüne sabret! Balık sahibi (Yunus) gibi olma! Hani o, üzüntülü bir hâlde (Rabbine) seslenmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinin hükümüne sabır göster; sakın Balık Sahibi gibi yapma! Hani o kendi kendini kahrederek yalvarıyordu.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabırla katlan ve öfkeye kapılıp da sonra (ızdırap içinde) haykıran büyük balık sahibi gibi olma!

    Ahmed Hulusi

    Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus Nebi) gibi olma! Hani O, gamla dolu halde yönelmişti.

    Ali Bulaç

    Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Efendinin yargısına sabret ve öfkeye kapılıp sonra da yakarışlarda bulunan Balığın Arkadaşı gibi olma! dipnot 531

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 531
      Yunus peygamberin ismi, Yunus, ZünNun ve Balığın Arkadaşı olarak üç ayrı biçimde Kur'an'da bildirilmiştir. Bu ayette bildirilen Sahıbi el Huti terimi "Balık sahibi" veya "Bunalım arkadaşı" veya "Doyumsuzluk arkadaşı" gibi anlamlarla da çevrilmiştir. 21:87 ayetinde bildirilen ZünNun ismi ise "Balık sahibi" veya "Balık olayının kahramanı" veya "Balina mahkumu" veya "Kılıç sahibi" gibi anlamlarla yorumlanmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık, Rabbinin hüküm vermesi için sabret!Balığın dostu/Yunus gibi olma! O vakit, üzgün olarak Rabbine yalvarmıştı.

    Edip Yüksel

    Efendinin hükmünün gerçekleşmesi için sabret. Balığın arkadaşı (Yunus) gibi olma. Hani o, (balık tarafından) yutulmuş bir durumda iken seslenmişti. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, Yunus peygamberin ismi yerine "Sahib-il Hut" yani Balığın Arkadaşı ifadesini kullanıyor. Böylece, Nun harfiyle başlayan bu surede, Yunus kelimesindeki "Nun" harfine dikkatimiz çekiliyor. * Başka örnekler için bak 21:87; 50::13; 3:96; 7:69.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin hükmünün gerçekleşmesi için sabret. Balığın arkadaşı (Yunus) gibi olma. Hani o, (balık tarafından) yutulmuş bir durumda iken seslenmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde Rabbinin hükmüne sabret de balık sahibi (Yunus peygamber) gibi olma! Hani o, öfkeye boğulmuş da seslenmişti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde sabret rabbının hukmüne de sahib-i hut gibi olma, hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

    Erhan Aktaş

    Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi dipnot 1 gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus Nebi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi dipnot 1 gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus Nebi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi dipnot 1 gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus Nebi.

    Gültekin Onan

    Şimdi sen, rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (rabbine) çağrıda bulunmuştu.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) sen (şimdilik) Rabbinin hükmüne (intizaaren) sabret. O balık saahibi gibi olma. Hatırla ki o, gamla dolu olarak (Rabbine) düa etmişdi.

    İbni Kesir

    Sen; Rabbının hükmüne sabret ve balık sahibi gibi olma. Hani o; gamla dolu olarak, Rabbına seslenmişti.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Yahut sen bir ücret / ecir mi istedin de onlar o borcun altında ezilmişler mi? ya da gayb / şahit olunamayan, onların yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne / yargı kararına sabret, balık sahibi gibi olma, vaktaki o öfke ve kederle dolu seslenmişti / nida etmişti. Rabbinden bir nimet yetişmeseydi/ tedarik etmeseydi. O kınanmış kişi / mezmum kişi ıssız bir alana / diyara atılacaktı. Rabbin onu yeniden seçti de onu salihlerden yaptı. Kafirler, Hatırlatmayı / Kuranı işittiklerinde bakışlarıyla seni y ıkacak / devirecek gibi olurlar ve derler ki kesinlikle O, cinlenmiş / mecnun. O Okunan / O Kuran, alemler için bir hatırlatmadır / zikirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Balık sahibi/Yunus gibi olma! Hani o, dertli bir sesle Rabbine seslenmişti.

    Süleyman Ateş

    Sen Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Balığın yuttuğu kişi gibi olma, Rabbinin kararı gelinceye kadar sıkıntılara sabret. O, mahcup bir şekilde yalvarıp yakarmıştı.

    Şaban Britch

    Rabbinin hükmünü sabırla bekle Balık sahibi /Yunus gibi olma Hani O, dertli bir sesle Rabbine seslenmişti.

    Şaban Piriş

    Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi /Yunus gibi olma. Hani O, boğuk bir sesle Rabbine seslenmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık Rabbinin hüküm vermesi için sabret! Balığın dostu Yunus gibi olma! Hani o, hıçkırıktan boğulur bir halde yakarmıştı.

  2. Kalem suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kalem suresi, 49. ayet. لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

    Diyanet İşleri

    Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı mutlaka kınanmış (bir hâlde) ıssız bir sahile atılacaktı.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer Rabbinin akıl sır ermez nimeti onun imdadına yetişmemiş olsaydı, andolsun ki aşağılanmış bir halde ıssız bir sahile atılırdı.

    Muhammed Esed

    (Ve hatırla:) o'na Rabbinin rahmeti ulaşmamış olsaydı mutlaka aşağılanmış bir şekilde ıssız bir sahile atılmış olurdu

    Ahmed Hulusi

    Eğer Ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsaydı, aşağılanmış halde çıplak araziye atılırdı!

    Ali Bulaç

    Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

    Ali Özek ve heyeti

    Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

    Ali Rıza Safa

    Efendisinden Ona bir nimet ulaşmamış olsaydı, aşağılanmış olarak, ıssız bir kıyıya kesinlikle atılmış olurdu.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbi katından ona bir rahmet ulaşmasaydı, kınanmış bir halde o açık araziye atılacaktı.

    Edip Yüksel

    Efendinden ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çorak bir sahile atılacaktı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinden ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çorak bir sahile atılacaktı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, o fezaya, alana elbette yerilmiş olarak atılacaktı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı.

    Erhan Aktaş

    Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

    Gültekin Onan

    Eğer rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Rabbinden ona bir ni'met erişmiş olmasaydı o, mutlakaa çırıl çıplak (çıkarıldığı) o yere kınanmış bir halde atılacakdı .

    İbni Kesir

    Rabbının katında ona bir nimet erişmiş olmasaydı; mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Yahut sen bir ücret / ecir mi istedin de onlar o borcun altında ezilmişler mi? ya da gayb / şahit olunamayan, onların yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne / yargı kararına sabret, balık sahibi gibi olma, vaktaki o öfke ve kederle dolu seslenmişti / nida etmişti. Rabbinden bir nimet yetişmeseydi/ tedarik etmeseydi. O kınanmış kişi / mezmum kişi ıssız bir alana / diyara atılacaktı. Rabbin onu yeniden seçti de onu salihlerden yaptı. Kafirler, Hatırlatmayı / Kuranı işittiklerinde bakışlarıyla seni y ıkacak / devirecek gibi olurlar ve derler ki kesinlikle O, cinlenmiş / mecnun. O Okunan / O Kuran, alemler için bir hatırlatmadır / zikirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.

    Süleyman Ateş

    Eğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer Rabbinden bir nimet onun imdadına yetişmeseydi yerilmiş bir halde çıplak bir alana atılacaktı dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yunus (a.s.) görev yerini, izinsiz olarak terk edip dolu bir gemiye binmişti. Birini gemiden atmak için kura çekildi. Kura kendisine çıkınca denize atıldı ve bir balık onu yuttu. O, bu sırada balığın karnında olduğu halde kendisinin karanlıklar içinde kaldığını sanmış, pişmanlık içinde tövbe etmişti. Bu onun için bir nimetti; çünkü balığın yuttuğunu fark etseydi ölmek üzere olduğunu anlayacağı için tövbesi kabul edilmezdi (Nisa 4/17-18, Enbiya 21/87-88, Saffat 37/139-148).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer Rabbinin iyiliği imdadına yetişmeseydi dipnot 1 , aşağılanmış bir halde açık alana dipnot 2 atılacaktı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...
    2. metne dön, dipnot 2
      Balina ve yunuslar (deniz memelileri), eceli gelince çoğunlukla karaya vurur ve orada ölürler. Yunus'u (a.s.) da böyle bir deniz memelisi yuttuğu için bu ayete göre  onun karnından çıkmasaydı, balık karaya vuracak ve onun vücudu Yunus aleyhisselamın kabri olacaktı.

    Şaban Britch

    Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir karaya atılacaktı.

    Şaban Piriş

    Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer ona, Rabbinden bir nimet ulaşmasaydı, horlanmış bir halde cascavlak bir yere atılırdı.

  3. Kalem suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kalem suresi, 50. ayet. فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Diyanet İşleri

    (Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat Rabbi onu (yeniden) seçti ve iyiler arasına kattı.

    Muhammed Esed

    ama (bilindiği gibi,) Rabbi o'nu alıp dürüst ve erdemliler arasına koydu.

    Ahmed Hulusi

    Rabbi Onu seçti de Onu salihlerden (hakikati yaşayanlardan) kıldı.

    Ali Bulaç

    Fakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden kıldı.

    Ali Rıza Safa

    Yine de Efendisi Onu seçti; erdemli olanlar arasına kattı.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbi onu seçip, iyi kullarından kıldı.

    Edip Yüksel

    Ancak Efendisi onu seçip erdemlilerden kıldı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak Rabbi onu seçip erdemlilerden kıldı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihinden kıldı.

    Erhan Aktaş

    Fakat Rabb'i onu seçti ve iyilerden yaptı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat Rabb'i onu seçti ve iyilerden yaptı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat Rabb'i onu seçti ve iyilerden yaptı.

    Gültekin Onan

    Fakat rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.

    Hasan Basri Çantay

    (Bunun ardından) Rabbi onu seçdi de kendisini saalihlerden yapdı.

    İbni Kesir

    Rabbı, onu seçti de salihlerden kıldı.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Yahut sen bir ücret / ecir mi istedin de onlar o borcun altında ezilmişler mi? ya da gayb / şahit olunamayan, onların yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne / yargı kararına sabret, balık sahibi gibi olma, vaktaki o öfke ve kederle dolu seslenmişti / nida etmişti. Rabbinden bir nimet yetişmeseydi/ tedarik etmeseydi. O kınanmış kişi / mezmum kişi ıssız bir alana / diyara atılacaktı. Rabbin onu yeniden seçti de onu salihlerden yaptı. Kafirler, Hatırlatmayı / Kuranı işittiklerinde bakışlarıyla seni y ıkacak / devirecek gibi olurlar ve derler ki kesinlikle O, cinlenmiş / mecnun. O Okunan / O Kuran, alemler için bir hatırlatmadır / zikirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak Rabbi onu seçti ve onu salihlerden kıldı.

    Süleyman Ateş

    Fakat Rabbi onun du'asını kabul etti de onu Salih (iyi insan)lardan yaptı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ancak Rabbi ona bir fırsat daha verdi de onu iyilerden yaptı.

    Şaban Britch

    Rabbi O’nu seçti ve salih kimselerden kıldı.

    Şaban Piriş

    Rabbi O'nu seçti ve salih kimselerden kıldı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Fakat Rabbi onu seçilip yüceltti ve barışseverlerden yaptı.

  4. Kalem suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kalem suresi, 51. ayet. وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler(di). "Şüphesiz ki o cinlenmiştir!" diyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi, inkarda ısrar edenler bu ilahi öğüdü duydukları zaman sanki seni gözleriyle devireceklermiş gibi (baksalar) ve "O, kesinkes cin musallat olmuş biridir" deseler de (sabret)!

    Muhammed Esed

    Bu nedenle, hakikati inkara şartlanmış olanlar bu uyarı ve öğüdü her duyduklarında gözleriyle seni öldürecek gibi olsalar ve "(Muhammed mi?) o kesinlikle bir delidir!" deseler bile, (sabırlı ol.)

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o hakikat bilgisini inkar edenler, Zikri (hakikatlerini hatırlatıcıyı) işittiklerinde az kalsın bakışlarıyla seni devireceklerdi! "Muhakkak ki O, bir cin etkisi altındadır" diyorlardı.

    Ali Bulaç

    O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler Zikr'i (Kur'an ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâlâ da (kin ve hasetlerinden:) «Hiç şüphe yok o bir delidir» derler.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik nankörlük edenler, öğretiyi duydukları zaman, gözleriyle seni neredeyse gerçekten devireceklerdi. "Aslında, O, kesinlikle delirmiş!" diyorlardı. dipnot 532

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 532
      68:51,52 ayetleri, halk arasında Nazar Ayetleri olarak isimlendirilir. Bu iki ayet, nazardan koruyacağına inanılarak, evlerde, işyerlerinde ve insanların üzerinde Arapça yazılı olarak bulundurulur. Oysa anlamı bile bilinmeden, herhangi bir yerde yazılı olarak bulundurulan ayetlerin veya yakarış söylemlerinin yarar sağlaması olanaksızdır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler Kur'an'ı duyduklarında, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "Bu tam anlamıyla delidir" diyorlardı.

    Edip Yüksel

    Mesajı işittikleri zaman, inkarcılar neredeyse seni gözleriyle yiyeceklerdi. "O, delidir!" diyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mesajı işittikleri zaman, inkarcılar neredeyse seni gözleriyle yiyeceklerdi. 'O, delidir!' diyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve gerçekten o küfredenler o zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı; bir de durmuşlar: "O şüphesiz bir deli." diyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve gerçek o küfr edenler o zikri işittikleri vakıt az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı, bir de durmuşlar o her halde bir mecnun diyorlar.

    Erhan Aktaş

    Kafirler, o öğüdü duydukları zaman, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "Kuşkusuz o bir delidir." diyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, o öğüdü duydukları zaman, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "Kuşkusuz o bir delidir." diyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, o öğüdü duydukları zaman, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "O bir delidir." diyorlardı.

    Gültekin Onan

    O küfredenler zikri (Kuran'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, o küfredenler zikri işitdikleri zaman az kaldı seni gözleriyle yıkacaklardı. Haala da (kin ve hasedlerinden) "O, mutlakaa bir mecnundur" diyorlar.

    İbni Kesir

    Doğrusu o küfredenler, zikri işittiklerinde, az kalsın seni gözleriyle yiyeceklerdi. Ve o, mutlaka bir delidir, diyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Yahut sen bir ücret / ecir mi istedin de onlar o borcun altında ezilmişler mi? ya da gayb / şahit olunamayan, onların yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne / yargı kararına sabret, balık sahibi gibi olma, vaktaki o öfke ve kederle dolu seslenmişti / nida etmişti. Rabbinden bir nimet yetişmeseydi/ tedarik etmeseydi. O kınanmış kişi / mezmum kişi ıssız bir alana / diyara atılacaktı. Rabbin onu yeniden seçti de onu salihlerden yaptı. Kafirler, Hatırlatmayı / Kuranı işittiklerinde bakışlarıyla seni y ıkacak / devirecek gibi olurlar ve derler ki kesinlikle O, cinlenmiş / mecnun. O Okunan / O Kuran, alemler için bir hatırlatmadır / zikirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler, o zikri işittikleri vakit neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. “O, kesinlikle bir delidir.” diyorlardı.

    Süleyman Ateş

    O inkar edenler Zikr (Kur'an)'ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler, bu zikri dipnot 1 /Kur'an'ı işittiklerinde neredeyse bakışlarıyla seni öldürecek gibi olurlar ve şöyle derler: "O, kesinlikle cinlerin etkisinde dipnot 2 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Zikretmek, o bilgiyi dikkate alıp kullanmaktır. Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209, Haşr 59/19)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler, bu zikri (Kur'an'ı) dinleyince seni gözleriyle yiyecekmiş gibi bakar: "tamamen cinlerin etkisinde" derler.

    Şaban Britch

    Kâfir olanlar, zikri işittiklerinde seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi: O, kesinlikle delidir, diyorlardı.

    Şaban Piriş

    Kafir olanlar, zikri işittiklerinde seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi: -O, kesinlikle delidir, diyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O küfre sapanlar, Zikir'i/Kur'an'ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı.

  5. Kalem suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kalem suresi, 52. ayet. وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Halbuki o (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür.

    Mehmet Okuyan

    Halbuki o (Kur'an), ancak âlemler için (gerçeği) hatırla(t)madır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada vahye düşmanlığın Hz. Muhammed'e öfkeye dönüştüğü anlatılmaktadır. Konu "nazar"la ilgili değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira bu, bütün bir insanlığa yönelik ilahi bir öğütten ibarettir.

    Muhammed Esed

    (Sabırlı ol!) Çünkü bu, (Allah'tan) bütün insanlığa yönelik bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.

    Ahmed Hulusi

    Oysa O, insanlar için sadece bir Zikir'dir (hakikatlerini hatırlatıcıdır)!

    Ali Bulaç

    Oysa o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa o (Kuran), âlemler için ancak bir öğüttür.

    Ali Rıza Safa

    Oysa O, evrenler için öğretiden başka bir şey değildir!

    Bayraktar Bayraklı

    Oysaki Kur'an, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.

    Edip Yüksel

    Halbuki o, tüm halklara bir mesajdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halbuki o, tüm evrene bir mesajdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki o (Kur'an) bütün akıllı alemler için bir öğüttür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki o halis bir zikirdir bütün ukala alemleri için

    Erhan Aktaş

    Oysaki o, bütün insanlık için öğütten başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oysaki o, bütün insanlık için öğütten başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysaki o, bütün insanlık için öğütten başka bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    Oysa o (Kuran), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki o (Kur'an bütün) alemler için (mahz-ı) şerefden başka (bir şey) değildir.

    İbni Kesir

    Halbuki o, alemler için öğütten başka bir şey değildir.

    Mehmet Alagaş

    (46-52) Yahut sen bir ücret / ecir mi istedin de onlar o borcun altında ezilmişler mi? ya da gayb / şahit olunamayan, onların yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne / yargı kararına sabret, balık sahibi gibi olma, vaktaki o öfke ve kederle dolu seslenmişti / nida etmişti. Rabbinden bir nimet yetişmeseydi/ tedarik etmeseydi. O kınanmış kişi / mezmum kişi ıssız bir alana / diyara atılacaktı. Rabbin onu yeniden seçti de onu salihlerden yaptı. Kafirler, Hatırlatmayı / Kuranı işittiklerinde bakışlarıyla seni y ıkacak / devirecek gibi olurlar ve derler ki kesinlikle O, cinlenmiş / mecnun. O Okunan / O Kuran, alemler için bir hatırlatmadır / zikirdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa o (Kur'an) ancak alemler için bir öğüttür.

    Süleyman Ateş

    Halbuki o, alemler için uyarıdan başka bir şey değildir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysaki bu (Kur'an), herkese yarayacak doğru bilgiden başka bir şey değildir.

    Şaban Britch

    Oysa o (Kur’an) alemlere bir uyarı/öğütten başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    Oysa o/Kur'an toplumlara bir uyarı/öğütten başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Oysaki o Zikir/Kur'an alemler için bir öğütten başka şey değildir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.