Kalem suresi

Kalem suresi, 27. ayet

Kalem suresi, 27. ayet. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

bel naḥnü maḥrûmûn.

Diyanet İşleri

(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 24–30 · surenin 27. ayeti / 52
  1. Kalem 24

    (23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

  2. Kalem 25

    (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

  3. Kalem 26

    Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

  4. 27

    (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

  5. Kalem 28

    Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

  6. Kalem 29

    Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

  7. Kalem 30

    Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 26–27. ayetler için yazılmıştır.

26. “Fakat bahçeyi” Yüce Allah’ın sözünü ettiği şekilde “kapkara kesilmiş” bir halde “görünce” hayret ve dehşet ile “dediler ki: Biz kesinlikle yolumuzu şaşırdık.” Yolumuzu kaybettiğimiz için bahçemizi bulamadık, bu geldiğimiz yer başka bir yer olsa gerek!

27. Ancak onun kendi bahçeleri olduğunu anlayıp da akılları başlarına geldiğinde: “Hayır, aksine biz” ondan “mahrum bırakıldık” dediler ve böylelikle bunun bir ceza olduğunu idrâk ettiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bilakis, fakirleri engellemeye dair bizden sadır olan karardan ötürü bahçenin meyvelerini toplamaktan mahrum bırakıldık.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بَلْ bel hayır
  2. نَحْنُ nehnu biz
  3. مَحْرُومُونَ mehrumune mahrum bırakıldık kök: حرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

  • Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(Akılları başlarına gelince), "Hayır, biz mahrum edilmişiz" dediler.

Muhammed Esed

(ve sonra da) "Hayır, galiba elimizden çıkmış!" (dediler).

Ahmed Hulusi

"Hayır, (doğru yerdeyiz ama) biz yitirmişleriz!" (dediler).

Ali Bulaç

"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."

Ali Özek ve heyeti

Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!

Ali Rıza Safa

"Hayır, yoksun bırakıldık!"

Bayraktar Bayraklı

- Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, "Biz yanlış yere geldik" dediler. Kimileri de, "Hayır, biz mahvolmuşuz" dediler. İçlerinden en feraset sahibi, "Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?" dedi!"

Edip Yüksel

"Yok, doğrusu biz yoksun bırakıldık."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Yok, doğrusu biz yoksun bırakıldık.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yok, biz mahrum edilmişiz." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok biz mahrum edilmişiz

Erhan Aktaş

"Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.

Gültekin Onan

"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."

Hasan Basri Çantay

(Sonra hakıykatı anlayınca da) "Hayır, biz mahrum (kalmış) larız".

İbni Kesir

Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık.

Mehmet Alagaş

(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bilâkis biz, mahrum bırakıldık.

Süleyman Ateş

"Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Hayır hayır, biz yoksun bırakıldık!"

Şaban Britch

Hayır! Biz mahrum bırakıldık.

Şaban Piriş

-Hayır, Biz mahrum bırakıldık.

Yaşar Nuri Öztürk

"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But having recognized the calamity, they said : "We have suffered a big loss; we will get no return for our labour and effort, and our expectant waiting has come to a moist mirage in desert eyes".

Abdul Haleem

No- we are ruined!’

Abdullah Yusuf Ali

"Indeed we are shut out (of the fruits of our labour)!"

Abul A'la Maududi

rather, we are utterly ruined." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, on seeing the garden they didn’t believe it was their own garden, and they said: Perhaps we have lost our way and come to another place. But, when they considered it seriously and found it was their own garden, they cried out: Alas we are deprived.

Aisha Bewley

No, the truth is we are destitute!’

Al-Hilali & Khan

(Then they said): "Nay! Indeed we are deprived of (the fruits)!"

Ali Quli Qarai

‘No, we are deprived!’

Amatul Rahman Omar

`Rather we have been deprived (of all the fruit of our labour), Indeed we have lost every thing. '

Arthur John Arberry

nay, rather we have been robbed!'

Bijan Moeinian

We have lost everything.

E. Henry Palmer

Nay, we are forbidden (its fruit)!'

Edip-Layth

"Now, we have nothing!"

George Sale

But when they found it to be their own garden, they cried, verily we are not permitted to reap the fruit thereof.

Hamid S. Aziz

"Nay! We are made to suffer privation. "

Mahmoud Ghali

No indeed, (but) we are dispossessed!"

Marmaduke Pickthall

Nay, but we are desolate!

Mohamed Ahmed - Samira

No. In fact we have been deprived of it."

Muhammad Asad

- [and then, ] "Nay, but we have been rendered destitute!"

Mustafa Khattab

In fact, we have been deprived ˹of our livelihood˺."

Progressive Muslims

"Now, we have nothing!"

Rashad Khalifa

"Now, we have nothing!"

Sahih International

Rather, we have been deprived. "

Sam Gerrans

“Nay, we have been deprived!”

Shabbir Ahmed

(Then they realized), "Ah! Now we are destitute. "

Syed Vickar Ahamed

"Nay! Indeed we are denied (of the fruits of our labor)!"

Taqi Usmani

(Then, once they realized that the garden is the same, but it has been destroyed, they said,) "No, but we are deprived (of the fruits)."

The Monotheist Group

"Now, we have nothing!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 27. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩