Kalem suresi

Kalem suresi, 26. ayet

Kalem suresi, 26. ayet. فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ

felemmâ raevhâ ḳâlû innâ leḍâllûn.

Diyanet İşleri

Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 23–29 · surenin 26. ayeti / 52
  1. Kalem 23–24

    (23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

  2. Kalem 25

    (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

  3. 26

    Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

  4. Kalem 27

    (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

  5. Kalem 28

    Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

  6. Kalem 29

    Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 26–27. ayetler için yazılmıştır.

26. “Fakat bahçeyi” Yüce Allah’ın sözünü ettiği şekilde “kapkara kesilmiş” bir halde “görünce” hayret ve dehşet ile “dediler ki: Biz kesinlikle yolumuzu şaşırdık.” Yolumuzu kaybettiğimiz için bahçemizi bulamadık, bu geldiğimiz yer başka bir yer olsa gerek!

27. Ancak onun kendi bahçeleri olduğunu anlayıp da akılları başlarına geldiğinde: “Hayır, aksine biz” ondan “mahrum bırakıldık” dediler ve böylelikle bunun bir ceza olduğunu idrâk ettiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bahçeyi yanmış olarak gördüklerinde birbirlerine şöyle dediler: “Biz bahçenin yolunu şaşırdık.”

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma fakat
  2. رَأَوْهَا raevha bahçeyi görünce kök: راي
  3. قَالُوٓا۟ kalu dediler kök: قول
  4. إِنَّا inna elbette biz
  5. لَضَآلُّونَ ledallune biz (yolu) şaşırdık kök: ضلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Fakat bahçeyi gördüklerinde "Biz (herhâlde) yolumuzu şaşırdık!" demişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Derken, bahçeyi o halde görünce (tanıyamadılar ve) "Biz yolumuzu şaşırmışız (galiba)" dediler.

Muhammed Esed

Ama bahçeye bakıp onu (tanınmaz halde) görünce: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız!" diye bağırdılar;

Ahmed Hulusi

Bahçeyi gördüklerinde (harap olmuş): "Yanlış yere geldik herhalde" dediler.

Ali Bulaç

Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.

Ali Özek ve heyeti

Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.

Ali Rıza Safa

Birden orayı gördüklerinde, şöyle dediler: "Büyük olasılıkla, yolumuzu şaşırdık!"

Bayraktar Bayraklı

- Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, "Biz yanlış yere geldik" dediler. Kimileri de, "Hayır, biz mahvolmuşuz" dediler. İçlerinden en feraset sahibi, "Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?" dedi!"

Edip Yüksel

Fakat bahçeyi görünce, "Biz yolu şaşırdık" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Fakat bahçeyi görünce, 'Biz yolu şaşırdık,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ama bağı gördüklerinde: "Biz her halde yanlış gelmişiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz

Erhan Aktaş

Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.

Gültekin Onan

Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.

Hasan Basri Çantay

Fakat onu (bu halde) görüverince dediler ki: "Her halde biz yanlış gelenleriz".

İbni Kesir

Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik.

Mehmet Alagaş

(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde; “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.

Süleyman Ateş

Fakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Bahçeyi görünce şöyle dediler: "Biz, kesinlikle yolumuzu şaşırdık!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bahçeyi görünce: "Biz, kesinlikle başka bir yere geldik!" dediler.

Şaban Britch

Onu gördüklerinde: Yolu şaşırdık, dediler.

Şaban Piriş

Onu gördüklerinde: -Yolu şaşırdık, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Fakat bahçeyi görünce: "Yahu biz yanlış gelmişiz." dediler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when they saw the orchard had been changed out of all recognition and their dreams which they cherished with unreasonable affection were simply a reverie, they said: "We must have missed our way".

Abdul Haleem

but when they saw the garden, they said, ‘We must have lost our way!

Abdullah Yusuf Ali

But when they saw the (garden), they said: "We have surely lost our way:

Abul A'la Maududi

But as soon as they beheld the orchard, (they cried out): "We have certainly lost the way;

Aisha Bewley

But when they saw it, they said, ‘We must have lost our way.

Al-Hilali & Khan

But when they saw the (garden), they said: "Verily, we have gone astray."

Ali Quli Qarai

But when they saw it, they said, ‘We have indeed lost our way!’

Amatul Rahman Omar

When they saw it (desolated) they said, `We have surely mistaken the way.

Arthur John Arberry

But when they saw it, they said, 'Surely we are gone astray;

Bijan Moeinian

As soon as they saw their destroyed garden they said: "Are we in right place. "

E. Henry Palmer

And when they saw it they said, 'Verily, we have erred!

Edip-Layth

But when they saw it, they said, "We have gone astray!"

George Sale

And when they saw the garden blasted and destroyed, they said, we have certainly mistaken our way:

Hamid S. Aziz

But when they saw it (the garden), they said, "Most surely we have gone astray.

Mahmoud Ghali

Then, as soon as they saw it, they said, "Surely we are indeed erring (people).

Marmaduke Pickthall

But when they saw it, they said: Lo! we are in error!

Mohamed Ahmed - Samira

When they saw (and did not recognise it) they said: "Surely we have lost the way.

Muhammad Asad

But as soon as they beheld [the garden and could not recognize] it, they exclaimed, "Surely we have lost our way!"

Mustafa Khattab

But when they saw it ˹devastated˺, they cried, "We must have lost ˹our˺ way!

Progressive Muslims

But when they saw it, they said: "We have gone astray!"

Rashad Khalifa

But when they saw it, they said, "We were so wrong!

Sahih International

But when they saw it, they said, "Indeed, we are lost;

Sam Gerrans

Then when they saw it they said: “We have gone astray!

Shabbir Ahmed

But when they saw it, they said, "Behold, we have lost our way. "

Syed Vickar Ahamed

But when they saw the (garden) they said: "We have surely lost our way:

Taqi Usmani

But when they saw it (the place of the ruined garden), they said, "We have missed the way."

The Monotheist Group

But when they saw it, they said: "We have gone astray!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 26. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 26. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 26. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩