Diyanet İşleri
Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.
Kalem suresi
Kalem suresi, 29. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
ḳâlû sübḥâne rabbinâ innâ künnâ żâlimîn.
Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bahçe sahipleri kıssası Kalem 17–33 3
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.
Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.
Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"
"Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
29. “Onlar da: Rabbimizi tesbih ederiz; gerçekten biz zalimlik etmişiz, dediler.” Yani bundan sonra kusurlarını telafi ettiler; ancak bahçelerine kaldırılması söz konusu olmayan azap geldikten sonra bunu yaptılar. Ama onların bu tesbihlerinin, kendileri hakkında zalimlik ettiklerini itiraf edişlerinin günahlarını hafifletmekte kendilerine bir faydası olabilir ve bu, bir tevbe kabul edilebilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Dediler ki: “Rabbimiz! Seni tenzih ederiz. Şüphesiz biz, bahçelerimizin meyvelerinden yoksulları mahrum etmeye karar verdiğimizde, kendi nefislerimize zulmeden zalim kimselerdendik.”
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
"Allah, çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ındır. Hepsi O'na boyun eğmiştir.
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlar) "Rabbimiz yücedir! Doğrusu biz (kendimize) yazık etmişiz!" demişlerdi.
Onlar "Varlığın kendisi adına hareket ettiği Rabbimizin şanı ne yücedir" dediler; "Meğer biz zalimlerden olup çıkmışız."
Onlar: "Rabbimizin şanı yücedir! Doğrusu biz zulüm işliyorduk!" diye cevap verdiler;
Dediler ki: "Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki biz işin hakkını veremeyenler olduk!"
ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
Dediler ki: "Efendimiz, tüm yakıştırmalardan ayrıktır!" "Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşuz!"
- Onlar, "Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik" dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz."
Dediler ki, "Efendimiz yücedir. Biz zalimler imişiz."
Dediler ki, 'Rabbimiz yücedir. Biz zalimler imişiz.'
Onlar: "Rabbimiz Seni tenzih ederiz, doğrusu bizler zalimlermişiz!" dediler.
Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz
Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.
Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.
Onlar: Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.
Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
"Seni (tesbih ve) tenzih ederiz ey Rabbimiz. Hakıykaten biz zaalimlermişiz" dediler.
Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz.
(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.
Onlar; “Rabbimizi tesbih ederiz. Şüphesiz biz, zalim kimseler imişiz.” dediler.
"Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz!" dediler.
Şöyle dediler: "Rabbimize boyun eğeriz! Biz gerçekten yanlış yapan kimselermişiz!"
Hep bir ağızdan, "Rabbimiz! Sana boyun eğeriz. Biz yanlışlar içindeyiz!" dediler.
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) zulmedenlerdenmişiz dediler.
Hemen akılları başlarına geldi ve: -Rabbimiz'in şanı yücedir. Biz, zalimlerden olduk, dediler.
O zaman dediler ki: "Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz! Gerçekten biz zalimler olduk."
Now, they said, "Glory to You, our Creator; we have been wrongful of the actions we harmfully performed yet we knew they are utterly forbidden".
they said, ‘Glory be to God, Our Lord! Truly, we were doing wrong!’-
They said: "Glory to our Lord! Verily we have been doing wrong!"
They cried out: "Glory be to our Lord! Certainly we were sinners."
They said, ‘Glory be to our Lord! Truly we have been wrongdoers. ’
They said: "Glory to Our Lord! Verily, we have been Zâlimûn (wrong-doers)."
They said, ‘Immaculate is our Lord! We have indeed been wrongdoers!’
(Thereupon) they said, `Glory be to our Lord. Certainly we have been wrongdoers.'
They said, 'Glory be to God, our Lord; truly, we were evildoers. '
Then they said: "Glory to our Lord, we were wrong. "
Said they, 'Celebrated be the praises of our Lord! verily, we were unjust!'
They said, "Glory be to our Lord. We have transgressed."
They answered, praise be unto our Lord! Verily we have been unjust doers.
They said, "Glory be to our Lord, surely we were unjust. "
They said, All Extolment be to our Lord! Surely we were unjust. "
They said: Glorified be our Lord! Lo! we have been wrong-doers.
"Glory to our Lord, " they said; we were really in the wrong. "
They answered: "Limitless in His glory is our Sustainer! Verily, we were doing wrong!"
They replied, "Glory be to our Lord! We have truly been wrongdoers."
They said: "Glory be to our Lord. We have transgressed."
They said, "Glory be to our Lord. We have transgressed."
They said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers. "
They said: “Glory be to our Lord! We were wrongdoers!”
They said, "Glorified is our Lord! Verily, it is we who have been offenders. " (Refusing the Divine Right of the needy).
They said: "Glory to our Lord! Surely, we have been doing wrong!"
They said, "We pronounce the purity of our Lord. No doubt, we were wrongdoers."
They said: "Glory be to our Lord. We have transgressed."