Diyanet İşleri
Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 34. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًا
velâ taḳrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye aḥsenü ḥattâ yeblüga eşüddeh. veevfû bil`ahd. inne-l`ahde kâne mes'ûlâ.
Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri İsrâ 23–39 3
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
34. Küçükken babasını kaybetmiş, kendi maslahatını bilemeyen ve onu yerine getiremeyen yetimin velilerine, onun malını korumalarını, ıslah etmelerini emretmiş olması ve yetimin malını ticarette kullanmak, onu tehlikelere maruz bırakmamak ve onu artırıp geliştirmek için özel gayret harcamak gibi “en güzel olandan başka bir şekilde” yetimin malına yaklaşmamalarını emretmesi, Yüce Allah’ın yetime olan lütuf ve rahmetinin bir tecellisidir. Bu da yetim “rüşdüne erinceye kadar” yani büluğa ve akli olgunluğa erişip reşit olacağı vakte kadar devam eder. Bu vakte ulaştı mı artık velâyet altında olması sona erer ve kendi kendisinin velisi olur, malı da ona teslim edilir. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer onlarda bir rüşd/reşitlik görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin.” (en-Nisâ, 4/6) “Ahdi de” Yüce Allah’a ve insanlara vermiş olduğunuz sözleri de “yerine getirin. Çünkü ahitten dolayı sorgu vardır.” Yani onu gereği gibi yerine getirip getirmemekten sorumlu tutulacaksınız. Gereği gibi yerine getirirseniz pek çok mükâfat vardır. Getirmeyecek olursanız, bundan dolayı da pek büyük günah kazanırsınız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Babası vefat edip yetim kalan çocukların malını aklının ve olgunluğunun kemale erdiği erginlik çağına gelinceye kadar güzel bir şekilde muhafaza edip, işleterek arattırmak amacı dışında kullanmayın. Allah ile aranızdaki ve kullar ile aranızdaki ahdi bozmadan tam ve eksiksiz olarak yerine getirin. Muhakkak Allah, verilen ahde vefa gösterene kıyamet gününde soracak; vermiş olduğu ahdi yerine getirmişse onu mükâfatlandıracak ve eğer yerine getirmemişse onu cezalandıracaktır.
Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş)
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)
Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar,…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)
O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra "alaka"dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk…
Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yetimin malına, yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olanın dışında sakın yaklaşmayın! dipnot 1 Verdiğiniz sözü de yerine getirin! dipnot 2 Şüphesiz ki verilen söz sorumluluğu gerektirir.
Yetimin malına da, -kendisi (ergenlik çağına erinceye kadar) yapacağınız en uygun ve olumlu tasarruflar dışında- yaklaşmayın. Yine, verdiğiniz her (meşru) söze sadık kalın! Şüphesiz söz veren herkes bundan dolayı hesaba çekilecektir.
Yetimin malına, kendisi erginlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek amacı dışında sakın yaklaşmayın. Verdiğiniz her sözü yerine getirin, çünkü verdiğiniz sözden (Hesap Günü'nde) mutlaka sorguya çekileceksiniz!
Büluğ çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şekilde olanı (yönetme amacı) hariç, yetimin malına yaklaşmayın. Söz verdiğinizde tutun! Muhakkak ki söz veren sözünden sorumludur!
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.
Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.
Yetimin malına, kendisi erginlik çağına erişinceye dek, güzel bir amaç dışında yaklaşmayın. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verdiğiniz sözden sorumlusunuz.
Yetimin malına, kendisi ergenlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek niyeti dışında sakın yaklaşmayınız! Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Öksüzlerin malına, erginlik çağına ulaşıncaya kadar dokunmayın; yararlarına olursa başka. Sözleşmeleri yerine getiriniz; zira sözleşmeler sorumluluktur.
Öksüzlerin malına, erginlik çağına ulaşıncaya kadar dokunmayın; yararlarına olursa başka
Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erişinceye kadar en güzel şekilde yaklaşma başka; verdiğiniz sözü yerine getirin; çünkü verilen sözde muhakkak bir sorumluluk vardır.
Yetim malına da yaklaşmayın ancak rüşdüne irinciye kadar en güzel olan suretle başka, ahdi de yerine getirin, çünkü ahidden mes'uliyyet muhakkak bulunuyor
Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri dipnot 1 yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.
Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri dipnot 1 yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.
En iyi şekilde olmadıkça, olgunluk çağına erişinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın. Ve verdiğiniz sözleri dipnot 1 yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.
Yetimin, erginlik çağına erişinceye kadar, malına yaklaşmayın. Meğer ki bu, en iyi bir suretle ola. Bir de ahdi yerine getirin. Çünkü ahid (den cayanlar) sorumludur.
Erginlik çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şeklin dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahdi yerine getirin. Muhakkak ki ahid, mes'uliyettir.
(22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.
Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel şekilde olması müstesnâ yetimin malına yaklaşmayın. Bir de ahde vefa gösterin. Çünkü ahitten sorumluluk vardır.
Yetimin malına yaklaşmayın, ancak erginlik çağına erişinceye kadar en güzel bir tarzda (onun malını kullanıp geliştirebilirsiniz). Ahdi de yerine getirin, çünkü ahd'den sorulacaktır.
Ergin hale gelinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın dipnot 1 , onun için en yararlı bir yolla olursa başka dipnot 2 . Bir de verdiğiniz sözü yerine getirin dipnot 3 . Çünkü verilen söz sorumluluk doğurur.
Güçlü dipnot 1 haline ulaşıncaya kadar yetimin malına el sürmeyin; daha iyi bir sebeple olursa başka dipnot 2 . Bir de verdiğiniz sözü yerine getirin dipnot 3 . Çünkü verilen söz sorumluluk doğurur.
Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel şekilde olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa edin. Çünkü ahidden sorulacaktır.
Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel tarzda olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın. Sözleşmeye de bağlı kalın. Çünkü söz vermek sorumluluktur.
Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.
Nor should you encroach upon the property of the orphan, unless it be with the motive principle of improving, advancing or raising it to be a better quality or condition, until he reaches maturity and be able to take charge of it. Fulfill the solemn promise if you should make one and keep the vow and meet your engagements and obligations. A vow is great responsibility and those who break it shall have much to answer for in Day of Judgement.
Do not go near the orphan’s property, except with the best [intentions], until he reaches the age of maturity. Honour your pledges: you will be questioned about your pledges.
Come not nigh to the orphan's property except to improve it, until he attains the age of full strength; and fulfil (every) engagement, for (every) engagement will be enquired into (on the Day of Reckoning).
(x) And do not even go near the property of the orphan - except that it be in the best manner - till he attains his maturity. dipnot 1 (xi) And fulfil the covenant, for you will be called to account regarding the covenant. dipnot 2
Do not go near the property of orphans before they reach maturity, except in a good way. Fulfil your contracts. Contracts will be asked about.
And come not near to the orphan’s property except to improve it, until he attains the age of full strength. And fulfil (every) covenant. Verily, the covenant, will be questioned about.
Do not approach the orphan’s property except in the best manner until he comes of age. And fulfill the covenants; indeed all covenants are accountable.
And go not near (to utilize) the property of an orphan, except in the fairest manner and intention (in favour of the orphan) until he attains his (age of) full strength, (when the property is to be returned to him,) and fulfill (your) agreements, (for every) agreement is certainly questioned about and has to be accounted for.
And do not approach the property of the orphan save in the fairest manner, until he is of age. And fulfil the covenant; surely the covenant shall be questioned of.
You shall not even approach to the orphan’s property except for their own sake (such as managing their investment) till they reach the age of maturity. You shall fulfill your pledges. You will be held responsible for them.
And draw not near to the wealth of the orphan, save to improve it, until he reaches the age of puberty, and fulfil your compacts; verily, a compact is ever enquired of.
Do not go near the orphan's money, except for what is best, until he reaches maturity. Fulfill your oath, for the oath brings responsibility.
And meddle not with the substance of the orphan, unless it be to improve it, until he attain his age of strength: And perform your covenant; for the performance of your covenant shall be inquired into hereafter.
And draw not near to the wealth of the orphan, save to improve it, until he reaches the age of puberty, and fulfil your covenants (or agreements, contracts etc. ). Verily, every covenant will be inquired into (on the Day of Judgment).
And do not draw near the wealth of the orphan except in the fairest (manner) until he reaches full age; and fulfil the covenant. Surely the covenant will be questioned of.
Come not near the wealth of the orphan save with that which is better till he come to strength; and keep the covenant. Lo! of the covenant it will be asked.
And do not touch the property of the orphans except for bettering it, until they come of age; and fulfil the promise made: You will surely be questioned about the promise.
And do not touch the substance of an orphan, save to improve it, before he comes of age. And be true to every promise - for, verily, [on Judgment Day] you will be called to account for every promise which you have made!
Do not come near the wealth of the orphan—unless intending to enhance it—until they attain maturity. Honour ˹your˺ pledges, for you will surely be accountable for them.
And do not come near the orphan's money, except for that which is best, until he reaches maturity. And fulfill your oath, for the oath brings responsibility.
You shall not touch the orphans' money except for their own good, until they reach maturity. You shall fulfill your covenants, for a covenant is a great responsibility.
And do not approach the property of an orphan, except in the way that is best, until he reaches maturity. And fulfill [every] commitment. Indeed, the commitment is ever [that about which one will be] questioned.
And approach not the property of the fatherless save with what is better before he reaches maturity. And fulfil the covenant; the covenant is to be questioned.
Go not near the wealth of the orphan, except for his or her own good, until they come of age. (Then let them make their own decisions). This is a covenant that you must fulfill. Surely, you will be questioned about all your covenants.
And do not come near to the orphan's property except to make it better, until he attains the age of full strength; And fulfill (every) promise (and commitment), verily, (every) act will be questioned (on the Day of Judgment).
Do not go near the property of an orphan, except in a manner that is good, until he comes to his maturity. And fulfill the covenant. Surely, the covenant shall be asked about (on the Day of Reckoning).
And do not come near the money of the orphan, except for that which is best, until he reaches his independence. And fulfill the pledge, for the pledge brings great responsibility.