Hicr suresi · 45–50. ayetler

Sakınanların cenneti; "ben çok bağışlayanım"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hicr suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 45. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.

    Mehmet Okuyan

    Muttakîler (duyarlı olanlar), mutlaka cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve fakat muttakiler! Onlar has bahçelerde, pınar başlarında...

    Muhammed Esed

    Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler ise, onlar (kendilerini) hasbahçeler içinde gözelerin, kaynakların başında (bulacaklar),

    Ahmed Hulusi

    Muttakiler ise cennetlerde ve ayn(kaynak)lardadırlar.

    Ali Bulaç

    Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.

    Ali Rıza Safa

    "Sorumluluk bilinci taşıyanlar, kesinlikle, cennetlerde ve pınar başlarındadır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Takva sahipleri, elbette cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.

    Edip Yüksel

    Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlar içinde olacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbette müttekıyler, Cennetler, pınarlar içinde

    Erhan Aktaş

    Takva sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Takva dipnot 1 sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Takva dipnot 1 sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.

    Gültekin Onan

    Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.

    Hasan Basri Çantay

    Takvaa sahibleri muhakkak cennetlerde, pınar (baş) larındadır.

    İbni Kesir

    Müttakiler ise; muhakkak ki cennetler ve pınarlar içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Takva sahibi olanlar ise, Cennetlerde ve pınarlardadır.

    Süleyman Ateş

    (Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinerek korunmuş olanlar dipnot 1 ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müttekiler:Allah'tan çekinerek korunanlar,kendini(fıtratını) bozmayanlar. Bakınız Bakara 2/2

    Şaban Britch

    Takva sahipleri, Cennet'lerde ve pınarlardadır.

    Şaban Piriş

    Takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.

  2. Hicr suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 46. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.

    Mehmet Okuyan

    (Kendilerine) "Güven ve selametle oraya girin!" (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    (Çünkü) onlara "Esenlik ve güvenlik içinde oraya girin!" (denilecek).

    Muhammed Esed

    "Esenlik ve güvenlik içinde girin oraya!" (sözleriyle karşılanacaklar orada).

    Ahmed Hulusi

    "Oraya aminler olarak (Bi-)Selam ile girin. "

    Ali Bulaç

    Oraya esenlikle ve güvenlikle girin.

    Ali Özek ve heyeti

    «Oraya emniyet ve selâmetle girin» (denilir, onlara).

    Ali Rıza Safa

    "Güven içinde, esenlikle oraya girin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Oraya esenlik ve emniyetle giriniz!

    Edip Yüksel

    Oraya barış ve güvenlik içinde girin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya barış ve güvenlik içinde girin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Rahatlık ve güvenlik içinde girin onlara!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Girin onlara selametle emin emin

    Erhan Aktaş

    Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.

    Gültekin Onan

    Oraya esenlikle ve güvenlikle (aminiyn) girin.

    Hasan Basri Çantay

    Selametle; korkusuz korkusuz girin oraya.

    İbni Kesir

    Selametle ve güven içinde girin oraya.

    Mehmet Alagaş

    (26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Selametle ve güvenle girin oraya!

    Süleyman Ateş

    (Onlara): "Oraya esenlikle, güven içinde girin!" (denilir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Oralara esenlik ve güvenle girin" denmiştir.

    Şaban Britch

    Selametle ve güvenle girin oraya!

    Şaban Piriş

    Esenlikle, güvenle girin oraya!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya."

  3. Hicr suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 47. ayet. وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَٰبِلِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.

    Mehmet Okuyan

    (Birbirlerine) kardeş bir şekilde tahtlar üzerinde karşılıklı olarak göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmış (olacağ)ız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle A‘râf 7:43. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira Biz Onları, içlerine işlemiş olan her tür olumsuz duygu ve düşünceden tamamen arındıracağız. Onlar mutluluk tahtları üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı oturacaklar.

    Muhammed Esed

    (O zaman) Biz onları içlerinde (kalmış) olabilecek nahoş duygu ve düşüncelerden arındıracağız ve (böylece) birbirleriyle kardeş olarak mutluluk tahtları üzerinde karşı karşıya oturacaklar.

    Ahmed Hulusi

    Biz onların, (ayrı görmekten kaynaklanan) kin - düşmanlık duygularını içlerinde söküp attık! Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.

    Ali Bulaç

    Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

    Ali Rıza Safa

    Yüreklerindeki kini söküp atarız; kardeşler olarak, koltuklar üzerinde karşılıklı otururlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

    Edip Yüksel

    Göğüslerindeki kötü duyguları kaldırırız; kardeşçe karşılıklı yerleştirilmiş koltuklar üzerindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğüslerindeki kıskançlığı kaldırırız; kardeşçe karşılıklı yerleştirilmiş koltuklar üzerindedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sinelerindeki kinleri soymuşuzdur, köşkler üzerinde kardeşler olarak karşı karşıya oturacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sinelerindeki kinleri soymuşuzdur da ıhvan olarak köşkler üzere karşı karşıya otururlar

    Erhan Aktaş

    Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

    Gültekin Onan

    Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onların göğüslerindeki kini söküb atdık (atacağız. Onlar) kardeşler haalinde, karşı karşıya tahtları üzerindedirler (tahtlarına dayanarak oturacaklardır).

    İbni Kesir

    Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık. Artık onlar kardeş olarak sedirler üzerinde karşılıklı otururlar.

    Mehmet Alagaş

    (26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, onların kalplerindeki tüm kini söküp attık. Onlar, kardeşler olarak karşılıklı koltuklarda otururlar.

    Süleyman Ateş

    Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır; (hepsi) kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya oturur (sohbet eder)ler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz göğüslerindeki kötü bağlantıları dipnot 1 söküp atmış oluruz. Kardeşler halinde karşılıklı sedirler üzerindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakınız Araf 7/43

    Şaban Britch

    Biz, onların kalplerindeki tüm kini söküp attık. Onlar, kardeşler olarak karşılıklı koltuklarda otururlar.

    Şaban Piriş

    Biz, onların gönlündeki tüm kini söküp attık. Onlar, kardeşler olarak karşılıklı koltuklarda otururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır. Köşkler/divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.

  4. Hicr suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 48. ayet. لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmayacak dipnot 1 ve onlar oradan asla çıkartılmayacaklardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette cennette hiçbir işin olmadığı değil, oradaki meşguliyetlerin yorgunluk vermeyeceğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: Fâtır 35:35; Yâsîn 36:55; Ğâşiye 88:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette cennetten çıkışın olmayacağı belirtilmektedir. Çünkü cehennem gibi cennet de ebedidir, her ikisinden de çıkış yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada onlar ne bir yorgunluk ve zahmete katlanacaklar, ne de oradan çıkarılacaklar.

    Muhammed Esed

    Orada (bu esenlik, bahtiyarlık içinde) yorgunluk, bitkinlik ilişmeyecek onlara; ve oradan asla çıkarılmayacaklar.

    Ahmed Hulusi

    Onda onlara bir yorgunluk dokunmaz (enerjileri tükenmez). . . Onlar oradan hiçbir zaman çıkarılmazlar.

    Ali Bulaç

    Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan çıkarılmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmayacak ve onlar oradan çıkarılmayacaktır.

    Edip Yüksel

    Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve oradan da çıkarılacak değillerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada kendilerine hiçbir zahmet dokunmaz; onlar, oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değildirler

    Erhan Aktaş

    Orada, kendilerine hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan hiç çıkarılmayacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada, kendilerine hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan hiç çıkarılmayacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada, kendilerine hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan hiç çıkarılmayacaklardır.

    Gültekin Onan

    Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak değildirler.

    Hasan Basri Çantay

    Orada bunlara hiçbir yorgunluk ve zahmet değmeyecek. Oradan bunlar çıkarılacak da değildirler.

    İbni Kesir

    Onlara orada hiç bir yorgunluk ve zahmet değmez. Oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara, orada hiçbir yorgunluk yoktur. Ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Süleyman Ateş

    Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar orada yorgunluk nedir bilmezler. Oradan çıkarılacak da değildirler.

    Şaban Britch

    Onlara, orada hiçbir yorgunluk yoktur. Ve onlar, oradan hiç çıkarılmazlar.

    Şaban Piriş

    Onlara, orada hiçbir yorgunluk ve zahmet hissetmeleri yoktur. Ve onlar, oradan hiç çıkarılmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da.

  5. Hicr suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 49. ayet. نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    (49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

    Mehmet Okuyan

    (49, 50) Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Peygamber!) Kullarıma haber ver: Ben, evet Ben tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıyım!

    Muhammed Esed

    Kullarıma, acıyan, esirgeyen gerçek bağışlayıcının Ben olduğumu anlat;

    Ahmed Hulusi

    Haber ver kullarıma ki, Ben, gerçekten Ben Ğafur'um, Rahıym'im.

    Ali Bulaç

    Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.

    Ali Rıza Safa

    Kullarıma haber ver: Kuşkusuz, Ben, Sınırsız Bağışlayanım; Merhametliyim.

    Bayraktar Bayraklı

    Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve merhamet sahibi olduğumu haber ver!

    Edip Yüksel

    Kullarıma haber ver ki ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kullarıma haber ver ki ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kullarıma haber ver, benim gerçekten çok bağışlayan ve merhamet eden olduğumu;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haber ver kullarıma ki hakıkat ben, benim öyle gafur, öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Kullarıma haber ver: "Ben, Çok Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kullarıma haber ver: "Ben, Çok Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kullarıma haber ver: "Ben, Çok Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim."

    Gültekin Onan

    Haber ver kullarıma; şüphesiz ben, ben bağışlayanım, esirgeyenim.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) kullarıma haber (i) ver ki: "Hakikaten ben (evet) ben çok yarlığayıcı, kemaliyle esirgeyiciyim".

    İbni Kesir

    Kullarıma bildir ki: Muhakkak Benim Ben, Gafur, Rahim olan.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kullarıma benim, çok mağfiret edici, çok merhametli olduğumu haber ver.

    Süleyman Ateş

    (Ey Muhammed), kullarıma haber ver: İşte ben öyle bağışlayan, öyle esirgeyenim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kullarıma bildir ki ben, günahları örterim, ikramım da boldur.

    Şaban Britch

    Kullarıma benim, çok mağfiret edici, çok merhametli olduğumu haber ver.

    Şaban Piriş

    -Kullarıma benim, çok bağışlayıcı ve merhametli olduğumu haber ver.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Haber ver kullarıma: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, Gafur ve Rahim.

  6. Hicr suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 50. ayet. وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    (49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

    Mehmet Okuyan

    (49, 50) Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!

    Mustafa İslamoğlu

    Ama unutma ki, en çok elem ve ıstırap veren azap da Benim azabım!

    Muhammed Esed

    en can yakıcı azabın da Benim azabım olduğunu!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki azabım (Ben'den ayrı düşmenin yaşatacağı azap), en acı azap odur!

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.

    Ali Özek ve heyeti

    Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, cezam da çok acıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir!

    Edip Yüksel

    Ve azabım da çok acı bir azaptır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve azabım da çok acı bir azaptır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    bununla birlikte azabım da acı bir azaptır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber azabım da azabı elim

    Erhan Aktaş

    Fakat azabım, elem verici bir azaptır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat azabım, elem verici bir azaptır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Azabım, elem verici bir azaptır.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.

    Hasan Basri Çantay

    "(Bununla beraber) benim azabım da elbette en acıklı azabın ta kendisidir o".

    İbni Kesir

    Ve muhakkak ki azabım da elem verici bir azabtır.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Azabıma gelince de o, çok acı veren bir azaptır.

    Süleyman Ateş

    Fakat benim azabım da çok acı bir azabdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azabım da şiddetlidir, can yakan bir azaptır.

    Şaban Britch

    Azabıma gelince o acı bir azaptır.

    Şaban Piriş

    Azabıma gelince o acı bir azaptır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ama acıklı azabın ta kendisidir benim azabım.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.