Hicr suresi · 51–60. ayetler

İbrâhim'in misafirleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hicr suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 51. ayet. وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ

    Diyanet İşleri

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver.

    Mehmet Okuyan

    Onlara İbrahim'in misafir(ler)inden (meleklerden) de haber ver!

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara İbrahim'in konuklarından da haber ver:

    Muhammed Esed

    Ve onlara, (yine) İbrahim'in konuklarını anlat:

    Ahmed Hulusi

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Ali Bulaç

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.

    Ali Rıza Safa

    İbrahim'in konuklarını da onlara anlat.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver!

    Edip Yüksel

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onlara, İbrahim'in misafirlerinden sözet!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onlara İbrahimin müsafirlerinden bahs et

    Erhan Aktaş

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden haber ver.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden haber ver.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden haber ver.

    Gültekin Onan

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara İbrahimin müsafirleri (olan meleklerimi) de haber ver.

    İbni Kesir

    Hem onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.

    Süleyman Ateş

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara İbrahim'in konuklarından da haber ver.

    Şaban Britch

    Onlara İbrahim’in misafirlerinden haber ver.

    Şaban Piriş

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden haber ver.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden bahset.

  2. Hicr suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 52. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani onun yanına girdikleri zaman "Selam!" demişler, (İbrahim de onlara:) "Şüphesiz ki biz sizden korkuyoruz." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani, onun huzuruna girmişler ve "Selam!" demişlerdi. (İbrahim) ise "Doğrusu biz sizden çekiniyoruz" diye mukabele etmişti.

    Muhammed Esed

    Hani, o'nun yanına geldiklerinde o'na: "Sana selam olsun!" demişler; o da onlara: "Biz sizden korkuyoruz!" diye cevap vermişti.

    Ahmed Hulusi

    Hani Onun yanına gelmişlerdi de "Selam" demişlerdi. . . (İbrahim de): "Biz sizden endişe duyuyoruz" diye cevap verdi.

    Ali Bulaç

    Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkmaktayız" demişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Onun yanına girdikleri zaman, «selam» dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Onun yanına girdiklerinde; "Selam!" dediler. O da "Sizden korkuyoruz!" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Onun yanına girdikleri zaman, "Selam" dediler. İbrahim, "Biz sizden çekiniyoruz" dedi.

    Edip Yüksel

    Onun yanına varıp, "Selam!" demişlerdi. O da, "Biz sizden korkuyoruz" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun yanına varıp, 'Selam!,' demişlerdi. O da, 'Biz sizden korkuyoruz,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, onun yanına girdiklerinde "Selam!" dediler. İbrahim: "Biz gerçekten sizden korkuyoruz!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki yanına girdiler de, selam dediler, biz dedi: sizden cidden korkuyoruz

    Erhan Aktaş

    İbrahim'in yanına girdiklerinde, "Selam." dediler. İbrahim: "Doğrusu, sizden korkuyoruz." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim'in yanına girdiklerinde, "Selam." dediler. İbrahim: "Doğrusu, sizden korkuyoruz." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim'in yanına girdiklerinde, "Selam." dediler. İbrahim: "Doğrusu, sizden korkuyoruz." dedi.

    Gültekin Onan

    Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkmaktayız" demişti.

    Hasan Basri Çantay

    Hani bunlar onun karşısına girib "Selam" demişlerdi. O da: "Biz, demişdi, sizden endişe edicileriz".

    İbni Kesir

    Onun yanına girip: Selam demişlerdi. O da: Doğrusu biz, sizden endişe ediyoruz, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onun yanına girdikleri zaman ona: "Selam!" dediklerinde, o da onlara: “Biz, sizden korkuyoruz.” demişti.

    Süleyman Ateş

    Onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkuyoruz." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İbrahim'in yanına girmişler ve "Selam(esenlik ve güvenlik dileriz)" demişlerdi. İbrahim: "Biz sizden kuşku duyuyoruz" dedi.

    Şaban Britch

    Onun yanına girdikleri zaman: "Selam!" demişlerdi. O da: “Biz, sizden korkuyoruz” demişti.

    Şaban Piriş

    Onun yanına girdikleri zaman: "Selam!" demişlerdi. O da: "Biz, sizden endişe ediyoruz" demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani onun yanına girmişlerdi de "Selam!" demişlerdi. O da "Biz sizden korkuyoruz." diye konuşmuştu.

  3. Hicr suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Melekler:) "Korkma; şüphesiz ki biz sana bilgili bir erkek çocuk müjdeliyoruz!" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    "Çekinmenize gerek yok" dediler, "çünkü biz sana bilge bir oğlan çocuğu müjdelemek amacıyla geldik."

    Muhammed Esed

    (Bunun üzerine) onlar: "Yo, korkma! Biz sana, kendisine derin ve doğru bilgi bahşedilmiş bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik".

    Ahmed Hulusi

    (Onlar da) dediler ki: "Endişelenme! Doğrusu biz sana Aliym bir erkek evlat müjdeliyoruz. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.

    Ali Rıza Safa

    "Korkma!" dediler; "Bilgin bir oğulu, sevinçli bir haber olarak sana veriyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz."

    Edip Yüksel

    "Endişelenme, biz sana bilgin bir oğul müjdesini veriyoruz" demişlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Endişelenme, biz sana bilgin bir oğul müjdesini veriyoruz,' demişlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Korkma, sana ilim sahibi bir oğul müjdeliyoruz." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Korkma, dediler: biz sana alim bir oğul tebşir ediyoruz

    Erhan Aktaş

    Onlar: "Korkma! Biz, sana alim bir oğul müjdeliyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar: "Korkma! Biz, sana alim dipnot 1 bir oğul müjdeliyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu; yüceliğini, üstünlüğünü ve gücünü idrak etmek, ayırdına varmak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar: "Korkma! Biz, sana alim dipnot 1 bir oğul müjdeliyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek, kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, bilmek ve kavramak demektir. Bu nedenle, Alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" olarak anlam vermek doğru değildir. Kur'an, "ilim" ve "alim" sözcüklerini, çoğunlukla "bilgi" ve "bilen" anlamında kullanmadığı halde; çeviriler, bu sözcüklere, her yerde ilim ve alim anlamı vermektedirler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Korkma, hakıykat biz sana çok bilgin bir oğul müjde ediyoruz".

    İbni Kesir

    Demişlerdi ki: Korkma, biz sana bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar: "Endişelenme, biz sana bilgin bir erkek evlat müjdeliyoruz." dediler.

    Süleyman Ateş

    "Korkma dediler, biz sana bilgin bir çocuk(un olacağını) müjdeleriz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Kuşkulanma" dediler. "Sana bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik."

    Şaban Britch

    Onlar: Endişelenme, biz sana bilgin bir erkek evlat müjdeliyoruz, dediler.

    Şaban Piriş

    Onlar: -Endişelenme, biz sana bilgin bir erkek evlat müjdeliyoruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Korkma! Biz sana bilgin bir oğlan müjdeliyoruz." dediler.

  4. Hicr suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 54. ayet. قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim:) "Yaşlılık bana dokunmasına (gelmesine) rağmen beni müjdeliyor musunuz? (Beni) ne ile müjdeliyorsunuz?" diye sormuştu. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:69-73; Zâriyât 51:24-30.

    Mustafa İslamoğlu

    "Ne! Yaşlılık gelip başıma çökmüşken bana bu müjdeyi veriyorsunuz, öyle mi?" dedi; "Peki neye dayanarak bana müjde veriyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    "Üzerime yaşlılık çökmüş olduğu halde, bana böyle bir müjde veriyorsunuz, öyle mi?" diye sordu (İbrahim), "Peki, hangi (beklenmedik) şeyle müjdeliyorsunuz beni?"

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi ki: "İhtiyar olduktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz? Ne ile müjdeliyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"

    Ali Özek ve heyeti

    (İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Kocamışlık üzerime çökmüşken, bana sevinçli bir haber veriyorsunuz; öyle mi? Bu durumdayken, nasıl sevinçli bir haber verebilirsiniz?"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim, "Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?" dedi.

    Edip Yüksel

    "İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İbrahim: "Beni mi müjdelediniz, bana ihtiyarlık gelip çatmışken artık beni neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Beni mi, dedi: tebşir ettiniz? Bana ihtiyarlık gelib çatmışken, artık beni ne suretle tebşir edersiniz?

    Erhan Aktaş

    İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "Ben yaşlı bir kimse olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Bana, dedi, ihtiyarlık çökmüşken (nasıl olub da) müjde verdiniz? Bu tebşiri neye istinaden yapıyorsunuz"?

    İbni Kesir

    Ben, kocamışken mi bana müjde veriyorsunuz? O halde neye dayanarak müjdeliyorsunuz? dedi.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim: “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    "Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi beni müjdelediniz! Bana neyin müjdesini veriyorsunuz!" dedi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çocuk müjdesi karşısında İbrahim aleyhisselamın karısı da çok şaşırmıştı (Hud 11/72, Zariyat 51/29).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi müjde getiriyorsunuz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?"

    Şaban Britch

    Bana ihtiyarlık gelmiş olduğu halde mi müjde veriyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?” dedi

    Şaban Piriş

    -Bana ihtiyarlık gelmiş olduğu halde mi müjde veriyorsunuz? Neye dayanarak müjde veriyorsunuz? dedi

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?"

  5. Hicr suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 55. ayet. قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ

    Diyanet İşleri

    "Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Melekler:) "Sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar "Biz seni, gerçekleşmesi kaçınılmaz bir bilgiye dayanarak müjdeliyoruz" deyip eklediler: "Sakın ha, umutsuzluğa düşeyim deme!"

    Muhammed Esed

    "Seni gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir şeyle müjdeliyoruz; onun için sakın umut kesenlerden olma!" dediler.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Seni Hak olarak müjdeliyoruz! Sakın ümitsizliğe düşme!"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."

    Ali Özek ve heyeti

    Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

    Ali Rıza Safa

    "Sana, gerçekle, sevinçli bir haber veriyoruz. Artık, umudunu kesenler arasında olma!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Melekler, "Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!" dediler.

    Edip Yüksel

    "Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Biz seni gerçek şeyle müjdeledik; onun için ümidini kesenlerden olma!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma

    Erhan Aktaş

    Onlar: "Seni, hakk dipnot 1 ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğruluğu kesin olan gerçek bilgi ile. Allah'tan aldığımız bilgi ile gerçeği haber veriyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar: "Seni, hakk dipnot 1 ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek bilgi ile. Allah'tan aldığımız bilgi ile gerçeği haber veriyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar: "Seni, hakk dipnot 1 ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan aldığımız bilgi ile.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Seni hak olarak muştuluyoruz. O halde ümidini kesenlerden olma".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Seni gerçekten müjdeliyoruz, öyleyse ümidini kesenlerden olma.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Sana gerçeği müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma!" dediler.

    Süleyman Ateş

    "Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Sana bir gerçeği müjdeliyoruz. Sakın umudunu kesenlerden olma."

    Şaban Britch

    "Sana gerçeği müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma!" dediler.

    Şaban Piriş

    -Seni gerçekten müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Hakk'a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma."

  6. Hicr suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 56. ayet. قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ

    Diyanet İşleri

    Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim ise:) "Rabbinin merhametinden sapkınlardan başka kim ümit keser ki!" demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûsuf 12:87; Zümer 39:53. Bu ayette Hz. İbrahim Yüce Allah'ın rahmetine ve merhametine güvendiğini, bu yüzden O'nun merhametinden sapkınlardan başkasının ümit kesmeyeceğini ifade etmekte, böylece yaşlılık çağında bile olsa çocuğunun olacağı müjdesine inandığını göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (İbrahim) "Yoldan sapanlar dışında Rabbinin rahmetinden kim umut kesebilir ki?" dedi

    Muhammed Esed

    (İbrahim:) "Rabbinin rahmetinden, büsbütün yolunu şaşırmış olanlardan başka kim kesebilir ki umudunu?" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim) dedi: "(Hakikatten) sapmışların dışında Rabbinin rahmetinden kim ümidini yitirir?"

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Sapıtmışlardan başka kim ümit keser Rabbin rahmetinden!"

    Ali Özek ve heyeti

    (İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Efendisinin rahmetinden, sapkınlardan başka, kim umudunu keser?"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim, "Rabbinin rahmetinden sapıklardan başka kim ümit keser?" dedi.

    Edip Yüksel

    "Sapıtmışlardan başka Efendisinin rahmetinden kim umut keser?" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kötümserlik Tanrı'nın nimetlerine kapıyı kapar ve kendi kabusunu gerçekleştirir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sapıklardan başka Rabbinin rahmetinden kim umut keser,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İbrahim: "Rabbimin rahmetinden sapıklığa düşenlerden başka kim ümidini keser?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbının rahmetinden, dedi: sapkınlardan başka kim ümidi keser?

    Erhan Aktaş

    İbrahim: "Rabb'inin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümidini keser?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim: "Rabb'inin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümidini keser?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "Rabb'inin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümidini keser?" dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim umut keser?"

    Hasan Basri Çantay

    (İbrahim): "Rabbinin rahmetinden sapıklardan başka kim ümidini keser"? dedi.

    İbni Kesir

    Dedi ki: Sapıklardan başka Rabbının rahmetinden kim ümidini keser?

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O da: “Yoldan çıkmışlardan başka, Rabbinin rahmetinden kim ümidini keser ki?” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umut keser?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Sapkınlar dışında kim Rabbinin ikramından umudunu keser?"

    Şaban Britch

    Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümidini keser? dedi.

    Şaban Piriş

    -Rabbin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümidini keser? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "Sapıtmışlardan başka kim ümit keser Rabbin rahmetinden!"

  7. Hicr suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 57. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim:) "Ey elçiler (melekler)! (Başka) ne işiniz var?" diye sormuştu.

    Mustafa İslamoğlu

    ve ekledi: "Daha başka bir işiniz de var mı ey elçiler?"

    Muhammed Esed

    Ve ekledi: "(Bana başka) bir diyeceğiniz var mı, ey (yüce makamın) elçileri?"

    Ahmed Hulusi

    (İbrahim): "Ey irsal olunanlar! (Başka) işleviniz nedir?" dedi.

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ne?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?» dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Asal göreviniz nedir; ey elçiler?"

    Bayraktar Bayraklı

    İbrahim, "Ey elçiler! Başka ne işiniz var?" dedi.

    Edip Yüksel

    "Ey elçiler, göreviniz nedir?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey elçiler, göreviniz nedir,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey elçiler, bunun ardından göreviniz nedir? diye sordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey mürseller, dedi: bunu müteakıb me'muriyyetiniz nedir?

    Erhan Aktaş

    İbrahim: "Ey elçiler! Sizin niyetiniz ne?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İbrahim: "Ey elçiler! Sizin niyetiniz ne?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İbrahim: "Ey elçiler! Sizin niyetiniz ne?" dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ne?"

    Hasan Basri Çantay

    "Ey gönderilenler (elçiler), dedi, daha işiniz (me'muriyetiniz) ne"?

    İbni Kesir

    Ey elçiler; gerçek işiniz nedir? dedi.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İbrahim, “Ey elçiler! O halde göreviniz nedir?” dedi.

    Süleyman Ateş

    (İbrahim gelenlerin Hak elçileri melekler olduklarını anlayınca): "Ey elçiler, dedi, işiniz nedir?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim dedi ki "Ey elçiler! Asıl işiniz nedir?

    Şaban Britch

    Ey elçiler işiniz nedir? dedi.

    Şaban Piriş

    Ey elçiler asıl göreviniz nedir? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Amacınız nedir ey elçiler?" diye sordu.

  8. Hicr suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 58. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

    Mehmet Okuyan

    (58, 59) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma (onları helak etmeye) gönderildik. Ancak Lut'un ailesi hariç! dipnot 1 Şüphesiz ki onların hepsini kurtaracağız." cevabını vermişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "aile" Hz. Lut'a iman eden insanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Dediler ki: "Evet, biz günaha gömülmüş bir toplumun (helakı) için gönderildik;

    Muhammed Esed

    "Biz, doğrusu, günaha gömülüp giden (helak edilecek) bir topluma gönderildik" diye cevap verdiler,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Gerçek şu ki, biz suçlular toplumu için irsal olunduk. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Gerçekte biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğa gönderildik."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: «Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik.»

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, suçlu bir topluma gönderildik!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma gönderildik."

    Edip Yüksel

    "Biz, suçlu bir topluma gönderildik;"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz, suçlu bir topluma gönderildik;'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Haberin olsun, biz suçlu bir topluluğa gönderildik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberin olsun dediler: biz mücrim bir kavme gönderildik

    Erhan Aktaş

    "Biz, suç işleyen bir halka gönderildik." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, suç işleyen bir halka gönderildik." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elçiler: "Biz, suç işleyen bir topluma gönderildik." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Gerçekte biz, suçlu, günahkar olan bir topluluğa gönderildik."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Gerçek biz günahkarlar güruhuna gönderildik".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Biz, günahkar bir kavme gönderildik.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Biz, günahkâr bir topluma gönderildik.” dediler.

    Süleyman Ateş

    "Biz suç işleyen bir kavme gönderildik," dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Aslında biz, günaha batmış bir topluluğa gönderildik.

    Şaban Britch

    "Biz, günahkâr bir topluma gönderildik” dediler.

    Şaban Piriş

    -Biz, günahkar bir topluma gönderildik, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Biz günahkar bir topluluğa gönderildik."

  9. Hicr suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 59. ayet. إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

    Diyanet İşleri

    (59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

    Mehmet Okuyan

    (58, 59) Onlar "Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma (onları helak etmeye) gönderildik. Ancak Lut'un ailesi hariç! dipnot 1 Şüphesiz ki onların hepsini kurtaracağız." cevabını vermişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "aile" Hz. Lut'a iman eden insanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    tabii ki Lut'un (iman) ailesi bundan istisna. Şu kesin ki, biz onların tümünü kurtaracağız;

    Muhammed Esed

    "Lut'un ailesi bu hükmün dışında; onların hepsini, eksiksiz kurtaracağız,

    Ahmed Hulusi

    "Lut ailesi bundan istisna! Biz onların hepsini kurtaracağız. "

    Ali Bulaç

    "Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız."

    Ali Özek ve heyeti

    «Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız.»

    Ali Rıza Safa

    "Lut'un ailesi dışında!" "Kuşkusuz, onların tümünü kesinlikle kurtaracağız!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ancak Lut ailesi hariç, inananların hepsini kurtaracağız."

    Edip Yüksel

    "Ancak Lut'un ailesi hariç. Hepsini kurtaracağız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ancak Lut'un ailesi hariç. Hepsini kurtaracağız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak, Lut ailesi başka; biz onların hepsini kesinlikle kurtaracağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak ali Lut müstesna biz onların hepsini behemehal kurtaracağız

    Erhan Aktaş

    "Ancak Lut ailesinin dipnot 1 tamamını kurtaracağız."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lut'a inanç bağı ile bağlı olanları, ona inananları; onun taraftarlarını.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ancak Lut ailesinin dipnot 1 tamamını kurtaracağız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lut'a inanç bağı ile bağlı olanları, ona inanları; onun taraftarlarını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak Lut ailesinin dipnot 1 tamamını kurtaracağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lut'a inanç bağı ile bağlı olanları, ona inanları; onun taraftarlarını.

    Gültekin Onan

    "Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız."

    Hasan Basri Çantay

    "Şu kadar ki Lut ailesi bunların dışındadır. Biz onları, hepsini behemehal kurtarıcılarız".

    İbni Kesir

    Şu kadar var ki Lut ailesi bunların dışındadır. Biz, onların hepsini behemehal kurtaracağız.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ancak Lût ailesi hariç (Onlar suçlu değillerdir). Kesinlikle onların hepsini bundan kurtaracağız.''

    Süleyman Ateş

    Yalnız Lut ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama Lut'un ailesi onlardan değildir; ailesinin bütün fertlerini kurtaracağız.

    Şaban Britch

    Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız.

    Şaban Piriş

    (59-60) Lut ailesini, -geride kalanlardan olması kesinleşen karısı dışında- hepsini kurtaracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yalnız Lut'un ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız."

  10. Hicr suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 60. ayet. إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    (59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

    Mustafa İslamoğlu

    onun karısı hariç! Biz (tercihine bakarak) bunu öngördük; çünkü o dökülenlerden biri olmayı seçti."

    Muhammed Esed

    bir tek, (Allah'ın, hakkında:) 'Biz geride kalanların arasında olmasını öngördük!' (dediği, Lut'un) karısı bunun dışında".

    Ahmed Hulusi

    "(Lut'un) karısı hariç. . . Onun, geride kalanlardan olmasını takdir ettik. "

    Ali Bulaç

    "Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır."

    Ali Özek ve heyeti

    «(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»

    Ali Rıza Safa

    "Ancak, karısının, geride kalanlar arasında olmasını uygun gördük!" dipnot 192

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 192
      Lut peygamberin karısının geride kalanların arasında olması, Tevrat, Yaratılış 19:26 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Lut'un arkasından gelen karısı, dönüp geriye bakınca tuz kesildi."

    Bayraktar Bayraklı

    "Lut'un karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik."

    Edip Yüksel

    "Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yalnız karısı hakkında karar verdik; O, muhakkak kalacaklardandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak karısını takdir ettik o muhakkak kalacaklardandır

    Erhan Aktaş

    "Onun karısı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi tercihleri nedeniyle. Lut'a karşı çıkanlarla birlikte olduğu için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun karısı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi tercihleri nedeniyle. Lut'a karşı çıkanlarla birlikte olduğu için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun hanımı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi tercihleri nedeniyle. Lut'a karşı çıkanlarla birlikte olduğu için.

    Gültekin Onan

    "Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır."

    Hasan Basri Çantay

    "Karısı başka. Biz onun mutlakaa geride kalan kimselerden olması (lüzum) unu takdir etdik",

    İbni Kesir

    Karısı müstesna. Karısının geride kalanlar arasında bulunmasını takdir ettik.

    Mehmet Alagaş

    (49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Yalnız onun karısını kurtarmayacağız. Onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.''

    Süleyman Ateş

    "Ancak karısı hariç. Onun da (suçlularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gördük."

    Süleymaniye Vakfı

    Ama karısı hariç. Karar verdik; o, kesinlikle (bedeninin) kalıntısı kalacak olanlardandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "(Bedeninin) Kalıntısının kalmasını" anlamı verdiğimiz kelime ğabir (غابر)'dir (Lisan'ul-Arab). Bu kelime sadece, İnanmadıkları için yanardağ patlaması sonucu lav külleri altında kalan Lut aleyhisselamın eşi ve diğerleri ile ilgili olarak bu ayetle birlikte tam yedi ayette geçer. (Araf 7/83, Şuara 26/171, Neml 27/57, Ankebut 29/32-33, Saffat 37/135) Kur'an'da yanardağ patlaması ile helak olduğu bildirilen diğer topluluk Ashab-ı Fil'dir. Orada ğabir kelimesi "içi yenmiş bitki kabuğu gibi" sözü ile örneklendirilir (Fil 105/5). Demek ki yanardağ külleri altında kalan cesetlerin içi yok olur ama dışında bir şeyler kalır. Saffat 37/137-138.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama karısını değil. Onun davranışlarını ölçtük, küller altında kalacaklardan olduğu ortaya çıktı."

    Şaban Britch

    (Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.

    Şaban Piriş

    (59-60) Lut ailesini, -geride kalanlardan olması kesinleşen karısı dışında- hepsini kurtaracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Lut'un karısı hariç. O günahkarlarla geriye kalacaktır. Öyle takdir ettik."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.