Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
Hicr suresi
Hicr suresi, 45. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların cenneti; "ben çok bağışlayanım" Hicr 45–50 3
(41-42) Allah, "İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur" dedi.
Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.
Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
45. “Şüphesiz” şeytana itaatten ve onun davet ettiği bütün günah ve masiyetlerden sakınan “takva sahipleri elbette cennetlerde ve pınar başlarındadır.” Oralarda her çeşitten ağaç bulunur ve hepsi de her vakit meyvelerini verirler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Emrine uyarak ve yasakladığından sakınarak Rablerinden korkanlar cennetler ve pınarlar içindedirler.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
(132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Muttakîler (duyarlı olanlar), mutlaka cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır.
Ve fakat muttakiler! Onlar has bahçelerde, pınar başlarında...
Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler ise, onlar (kendilerini) hasbahçeler içinde gözelerin, kaynakların başında (bulacaklar),
Muttakiler ise cennetlerde ve ayn(kaynak)lardadırlar.
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
(Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
"Sorumluluk bilinci taşıyanlar, kesinlikle, cennetlerde ve pınar başlarındadır!"
Takva sahipleri, elbette cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.
Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.
Elbette takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlar içinde olacaklardır.
Elbette müttekıyler, Cennetler, pınarlar içinde
Takva sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.
Takva dipnot 1 sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.
Takva dipnot 1 sahipleri, Cennetlerde ve pınarların başlarındadırlar.
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
Takvaa sahibleri muhakkak cennetlerde, pınar (baş) larındadır.
Müttakiler ise; muhakkak ki cennetler ve pınarlar içindedirler.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Takva sahibi olanlar ise, Cennetlerde ve pınarlardadır.
(Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
Yanlışlardan sakınanlar ise bahçelerde ve pınar başlarında olacaklar dipnot 1 .
Allah'tan çekinerek korunmuş olanlar dipnot 1 ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar.
Takva sahipleri, Cennet'lerde ve pınarlardadır.
Takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır.
Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.
Whereas those who have always entertained the profound reverence dutiful to Allah shall be blessed with divine favour. They are destined to make abode in blissful gardens in the beatitude of heaven fountained wits dazzling springs.
But the righteous will be in Gardens with springs-
The righteous (will be) amid gardens and fountains (of clear-flowing water).
As for the God-fearing, dipnot 1 they shall be amid gardens and springs.
Those who have taqwa will be amid Gardens and Springs:
"Truly! The Muttaqûn (the pious - See V.2:2) will be amidst Gardens and water-springs (Paradise).
Indeed the Godwary will be amid gardens and springs.
`Surely, those who guard against evil and are dutiful (to Me and mankind) shall live amidst gardens and fountains.
But the godfearing shall be amidst gardens and fountains:
As for the righteous people, they will end up in beautiful gardens full of springs.
Verily, those who fear God shall dwell amidst gardens and springs:
The righteous will be in paradises and springs.
But those who fear God shall dwell in gardens, amidst fountains.
Verily, those who fear Allah shall dwell amidst gardens and springs:
Surely the pious will be amidst Gardens and Springs. "
Lo! those who ward off (evil) are among gardens and watersprings.
Verily those who keep away from evil and follow the straight path shall be in the midst of gardens and springs of water.
VERILY, those who are conscious of God [shall find themselves in the hereafter] amidst gardens and springs,
Indeed, the righteous will be amid Gardens and springs.
The righteous will be in paradises and springs.
As for the righteous, they will enjoy gardens and springs.
Indeed, the righteous will be within gardens and springs.
Those who are in prudent fear will be among gardens and springs:
Verily, those who walk aright, will find themselves amidst gardens and springs.
Truly, the righteous (ones will be) in the Gardens and fountains.
Surely, the God-fearing will be in gardens and streams:
Therighteous will be in gardens and springs.