Hicr suresi

Hicr suresi, 74. ayet

Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ

fece`alnâ `âliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ `aleyhim ḥicâratem min siccîl.

Diyanet İşleri

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 71–77 · surenin 74. ayeti / 99

Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3

  1. Hicr 71

    Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.

  2. Hicr 72

    (Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

  3. Hicr 73

    Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

  4. 74

    Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

  5. Hicr 75

    Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

  6. Hicr 76

    O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.

  7. Hicr 77

    Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

74. “Oranın üstünü altına getirdik” Şehirlerini kaldırıp başlarına geçirdik “ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.” Bu taşlar, onlardan şehrin dışında olanların da arkasına takılıp onları bulmuştu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Altını üstüne getirerek şehirlerini ters çevirdik ve üzerlerine sertleşmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَجَعَلْنَا fe cealna ve getirdik kök: جعل
  2. عَـٰلِيَهَا aaliyeha üstünü kök: علو
  3. سَافِلَهَا safileha altına kök: سفل
  4. وَأَمْطَرْنَا ve emtarna ve yağdırdık kök: مطر
  5. عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine
  6. حِجَارَةًۭ hicaraten taşlar kök: حجر
  7. مِّن min
  8. سِجِّيلٍ siccilin çamurdan pişmiş kök: سجل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سجل (4 geçiş) · Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: سفل (10 geçiş)

    (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…

  • Aynı kök: سجل (4 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir"…

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

  • Aynı kök: سفل (10 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

  • Aynı kök: سجل (4 geçiş)

    Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad…

  • Aynı kök: سفل (10 geçiş)

    Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

ve oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine (püskürtü halinde) akkor balçıktan taşlar yağdırdık.

Muhammed Esed

ve böylece (bu günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.

Ahmed Hulusi

Oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine siccilden taşlar (pişirilmiş taşlaşmış çamur - volkanik lav) yağdırdık.

Ali Bulaç

Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

Ali Özek ve heyeti

Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Ali Rıza Safa

Böylece, altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan taşları onların üzerine yağdırdık. dipnot 194

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 194
    Lut toplumunun yaşadığı kentler, Tevrat ve İncil'de Sodom ve Gomora olarak geçer. Lut toplumunun yıkıma uğratılması, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yaratılış 19:24-29; "Rab, Sodom ve Gomora'nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. Bu kentleri, tüm ovayı, oradaki insanların hepsini ve tüm bitkileri yok etti. İbrahim, sabah erkenden kalkıp, önceki gün Rabbin huzurunda durduğu yere gitti. Sodom ve Gomora'ya ve tüm ovaya baktı. Tüten bir ocak gibi yerden dumanlar yükseliyordu. Allah, ovadaki kentleri yok ederken, İbrahim'i anımsamış ve Lut'u bu yıkımın dışına çıkarmıştı." İncil,
    Luka 17:29 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Luka 17:29

    Ama Lutun Sodomdan ayrıldığı gün gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "Lut'un günlerinde de durum aynıydı. İnsanlar yiyip içiyor; alıp satıyor, tohum ekiyor, ev yapıyorlardı. Ama Lut'un Sodom'dan ayrıldığı gün, gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti."

Bayraktar Bayraklı

Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Edip Yüksel

Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derhal şehirlerinin üstünü altına getirdik ve balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık üzerlerine.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık

Erhan Aktaş

Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Gültekin Onan

Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

Hasan Basri Çantay

Hemen (şehirlerinin) üstünü altına getirdik. Tepelerine de balçıkdan pişirilmiş bir taş (yağmuru) yağdırdık.

İbni Kesir

Ülkelerinin üstünü altına getirdi. Üzerlerine sert taş yağdırdık.

Mehmet Alagaş

(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Süleyman Ateş

O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.

Şaban Britch

Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Şaban Piriş

Tavanlarını yerin dibine geçirdik. Üzerlerine de yağmur gibi pişmiş taşlar yağdırdık.

Yaşar Nuri Öztürk

O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We turned those cities -Sodom and Gomorrah- upside down and rained them with fire and successional brimstones as hard as baked clay.

Abdul Haleem

We turned their city upside down and rained on them a shower of clay stones.

Abdullah Yusuf Ali

And We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay.

Abul A'la Maududi

and turned the land upside down, and rained down stones of baked clay. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These "stones of baked clay" might have been meteoric showers or volcanic eruptions that flew and rained upon them, or these might have been blown by a strong wind.

Aisha Bewley

We turned the place completely upside down and rained down on them stones of hard-baked clay.

Al-Hilali & Khan

And We turned (the towns of Sodom in Palestine) upside down and rained down on them stones of baked clay.

Ali Quli Qarai

and We made its topmost part its nethermost, and rained on them stones of shale.

Amatul Rahman Omar

We turned it (- the city) upside down, and rained upon the people petrified hard stones of clay (constantly).

Arthur John Arberry

and We turned it uppermost nethermost and rained on it stones of baked clay.

Bijan Moeinian

I turned their houses upside down and rained upon them heated stones.

E. Henry Palmer

And we made the higher parts (of the cities) their lower parts, and rained down on them stones of baked clay.

Edip-Layth

Thus We turned it upside down, and rained upon them with fiery projectiles.

George Sale

And We turned the city upside down; and We rained on them stones of baked clay.

Hamid S. Aziz

And We turned their cities upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay.

Mahmoud Ghali

So We turned it upside-down, and We rained upon them stones of baked clay.

Marmaduke Pickthall

And We utterly confounded them, and We rained upon them stones of heated clay.

Mohamed Ahmed - Samira

And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.

Muhammad Asad

and We turned those [sinful towns} upside down, and rained down upon them stone-hard blows of chastisement pre-ordained.

Mustafa Khattab

And We turned the cities ˹of Sodom and Gomorrah˺ upside down and rained upon them stones of baked clay.

Progressive Muslims

Thus We turned it upside down, and rained over them with rocks made from hardened clay.

Rashad Khalifa

We turned it upside down, and showered them with devastating rocks.

Sahih International

And We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of hard clay.

Sam Gerrans

And We utterly overthrew it and rained upon it stones of baked clay.

Shabbir Ahmed

And We turned the towns upside down and showered upon them hard heated rocks.

Syed Vickar Ahamed

And We turned upside down (the cities of Sodom), and rained down on them brimstones (yellow sulfurous stones) hard as baked clay.

Taqi Usmani

Then, We turned it (the city) upside down and rained down upon them stones of baked clay.

The Monotheist Group

Thus We made its highest part become its lowest, and We rained upon them fiery projectiles.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 74. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 74. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 74. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩