Diyanet İşleri
(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.
Hicr suresi
Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
le`amruke innehüm lefî sekratihim ya`mehûn.
(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
"Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi.
Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.
Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.
(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 71–72. ayetler için yazılmıştır.
71. Lût, karşı karşıya kaldığı bu zorlu hâl dolayısı ile onlara: “Dedi ki: “İşte kızlarım (onlarla evlenin, bunu yapın) eğer yapacaksanız!” Ancak onlar, Lût’un sözlerine aldırmadılar bile. İşte bundan dolayı Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:
72. “Hayatın hakkı için (ey Muhammed) onlar gerçekten sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.” Bu şarhoşluk, onları herhangi bir ayıplama ve kınanmaya aldırmamaları noktasına götüren ve yaptıkları hayasızca işe duydukları sevgiden kaynaklanan bir sarhoşluktu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Senin hayatına yemin olsun ki Lût kavmi, şehvetlerinin azgınlığında gelip gitmektedirler.
Aynı kök: سكر (7 geçiş)
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…
Aynı kök: سكر (7 geçiş)
(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
Aynı kök: سكر (7 geçiş)
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret…
Aynı kök: عمه (7 geçiş)
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Aynı kök: عمه (7 geçiş)
Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları…
Aynı kök: عمه (7 geçiş)
Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
Aynı kök: عمر (24 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: عمر (24 geçiş)
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Melekler Lut'a) şöyle demişlerdi: "Ömrüne yemin olsun: Şüphesiz ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı." dipnot 1
(Melekler) "Hay, sen bin yaşa!" dediler; "Baksana, onlar (şehvet) sarhoşluğuyla (gömüldükleri günah bataklığı) içerisinde debelenip duruyorlar!"
(Fakat melekler Lut'a:) "Canı sağolasıca!" dediler, "(Onlar bu durumda seni hiç dinlerler mi?) Baksana, (şehvetten) gözleri dönmüş, körcesine sendeleyip, öteye beriye sarkıntılık yapıp duruyorlar!"
Yaşamına yemin olsun ki, onlar (zevk) sarhoşlukları içinde, kör ve şaşkın bocalıyorlar!
Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.
(Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Ne yazık ki, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. dipnot 193
Senin ömrüne andolsun ki onlar, sarhoşluklarının içinde bocalıyorlardı.
Yaşına ant olsun, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Ne yazık ki onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Resulüm, ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.
Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı
Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Sana ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.
(Habibim) seni ebedi yad-ı cemiline yemin ederim ki onlar serhoşlukları (azgınlıkları) içinde muhakkak serseri bir halde idiler.
Senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde muhakkak serseri bir halde idiler.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
(Ey Muhammed!) Hayatına yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar dipnot 1 .
(Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.
(Ey Muhammed!) Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.
"To your life, O prophets" he was told, "they -the wicked- are wandering here and there being deceived by their vain illusive sensuous perception which shall melt when the sun beams glow".
By your life [Prophet], they wandered on in their wild intoxication
Verily, by thy life (O Prophet), in their wild intoxication, they wander in distraction, to and fro.
By your life, (O Prophet), they went about blindly stumbling in their intoxication.
By your life! They were wandering blindly in their drunkenness!
Verily, by your life (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), in their wild intoxication, they were wandering blindly.
By your life, they were bewildered in their drunkenness.
(Prophet!) by your (holy) life and by your true faith these (your opponents) are (also) wandering distractedly in a fit of frenzy.
By thy life, they wandered blindly in their dazzlement,
Alas they were drunk and out of their mind.
By thy life! verily, they were surely in their intoxication blindly wandering on!-
By your life, they are in their drunkenness, blundering.
As thou livest they wander in their folly.
By your life (O Muhammad)! In their frenzy of intoxication (passion) they went blindly (distractedly) to and fro.
By your life, surely they were indeed blundering in their stupor.
By thy life (O Muhammad) they moved blindly in the frenzy of approaching death.
Verily by your life they were utterly confused in their (lustful) drunkenness.
[But the angels spoke thus:] "As thou livest, [O Lot, they will not listen to thee:] behold, in their delirium [of lust] they are but blindly stumbling to and fro!"
By your life ˹O Prophet˺,[1] they certainly wandered blindly, intoxicated ˹by lust˺.
By your life, they are in their drunkenness, blundering.
But, alas, they were totally blinded by their lust.
By your life, [O Muúammad], indeed they were, in their intoxication, wandering blindly.
By thy life, they were in their intoxication wandering blindly!
The Messengers said to Lot, "They won't listen to you even if you preach them all your life. " They were totally intoxicated, stumbling up and down.
Surely, by your life (O Prophet), in their wild misled condition (of intoxication), they wander distracted back and forth.
By your life, (O prophet) they were wandering blindly in their intoxication (misguidance).
By your life, they are in their intoxication, blundering.