Diyanet İşleri
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
Hicr suresi
Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
inne fî ẕâlike leâyetel lilmü'minîn.
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
77. “Elbette bunda iman edenler için bir ibret vardır.” Bu kıssadaki ibretlerin bazıları şunlardır: Şanı Yüce Allah’ın, halili İbrahim’e özel bir inâyeti vardı. Zira Lût aleyhisselam ona uyanlardan ve ona iman edenlerdendi, adeta onun bir öğrencisi gibiydi. Yüce Allah, Lût kavmini -helâki hak ettiklerinde- helâk etmeyi murat edince elçilerine oğlunu müjdelemeleri ve ne için gönderildiklerini haber vermeleri için İbrahim’e de uğramalarını emretmişti. İbrahim de elçilerle Lût kavminin helâkinin ertelenmesi hususunda tartışmıştır. Sonunda onlar, onu ikna etmişler ve gönlü tatmin olmuştur. Aynı şekilde Lût da kendi vatanını paylaşan kimseler olduklarından belki onlara şefkat edip acıyabilirdi. Yüce Allah da onun kavmine karşı daha çok öfkelenmesini gerektirecek sebepleri takdir etmişti. Hatta Lût, kendisine: “Onlara vaat edilen (azap) vakti sabahtır, sabah da yakın değil mi?” (Hûd, 11/8) denilince onların helâk edilecekleri bu vakti bile geç bulmuştu. Diğer taraftan Yüce Allah, bir ülkeyi helâk etmeyi murad etti mi o ülke halkının kötülükleri ve azgınlıkları daha da artar. Artık en ileri derecesine ulaştı mı da onlara hak ettikleri azabı gönderir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz bu olayda Müminlerin ibret alacakları işaretler vardır.
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Aynı kıssa: Hz. Lût
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Doğrusu bunda iman edenler için bir ders vardır.
Kuşkusuz bütün bunlarda iman sahiplerinin alacağı nice ibretler vardır.
Şüphesiz, bütün bunlarda (Allah'a) inanan kimseler için çıkarılacak bir ders vardır.
Elbette ki bunda iman edenlerce alınası dersler vardır.
Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.
Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.
Aslında, işte bunda, inananlar için kesinlikle bir gösterge vardır.
Hakikaten bunda iman edenler için büyük bir ders vardır.
Bunda, iman edenler için bir işaret vardır.
Bunda, inananlar için bir işaret vardır.
Kesinlikle bunda imanı olanlar için bir ibret vardır.
elbette bunda iymanı olanlar için bir ayet var
Bunda, iman edenler için bir ayet dipnot 1 vardır.
Bunda, inananlar için bir ayet dipnot 1 vardır.
Bunda, mü'minler için bir ayet dipnot 1 vardır.
Elbette, bunda inançlılar için gerçekten bir ayet vardır.
Bunda iman edenler için muhakkak bir ibret vardır.
Muhakkak ki bunda, inananlar için ayetler vardır.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Şüphesiz bunda, Müminler için de bir işaret vardır.
Elbette bunda inananlar için bir ibret vardır.
Bunda inananlar için de tam bir ayet /belge vardır dipnot 1 .
Bunda inananlar için kesin bir belge (ayet) vardır.
Bunda müminler için de bir işaret vardır.
Bunda müminler için de bir belge vardır.
İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.
This is indeed a meaningful sign which is quite impressive to those whose hearts have been touched with the divine hand.
there truly is a sign in this for those who believe.
Behold! in this is a sign for those who believed.
Verily there is a Sign in this for the believers.
There is certainly a Sign in that for the muminun.
Surely! Therein is indeed a sign for the believers.
and there is indeed a sign in that for the faithful.
Behold! in this (narration) is indeed a sign for the believers.
surely in that is a sign for believers.
so that the believers refer to it as a lesson.
Verily, in that is a sign to the believers.
In that is a sign for those who acknowledge.
Verily herein is a sign unto the true believers.
Verily, in this is a sign for those who believe.
Surely in that is indeed a sign for the believers.
Lo! therein is indeed a portent for believers.
Indeed there is a portent in this for those who believe.
Verily, herein lies a message indeed for all who believe [in God].
Surely in this is a sign for those who believe.
In that is a sign for the believers.
This is a sign for the believers.
Indeed in that is a sign for the believers.
In that is a proof for the believers.
Verily, herein lies a message indeed for those who believe.
Surely! In this (story of the cities) there is a Sign for those who believe!
Surely, in it there is a sign for the believers.
In that is a sign for the believers.