Diyanet İşleri
Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.
Enfâl suresi
Enfâl suresi, 32. ayet. وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
veiẕ ḳâlü-llâhümme in kâne hâẕâ hüve-lḥaḳḳa min `indike feemṭir `aleynâ ḥicâratem mine-ssemâi evi-'tinâ bi`aẕâbin elîm.
Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mekkelilerin tuzağı ve Mescid-i Harâm Enfâl 30–40 3
Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Onlara karşı ayetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.
Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.
Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
Onlar Mescid-i Haram'dan (mü'minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
Onların, Ka'be'nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
32. “Hani (yine) şöyle demişlerdi: “Ey Allahım! Eğer” Muhammed’in kendisine davet ettiği “bu (Kur'ân), gerçekten senin katından (indirilmiş) hak (bir kitap) ise artık bizim üzerimize gökten taş yağdır yahut bize can yakıcı bir azap gönder.” Onlar, bu sözlerini kendi batıllarının kesin olarak doğru olduğunu kabul ederek ve bu durumda ne söylenmesi gerektiğini bilmeyecek kadar cahil oldukları için söylemişlerdi. Eğer onlar, birtakım şüphelerden ve göz boyamalardan ibaret batılları hakkında basiret sahibi ve onun doğruluğundan yana emin olmalarını gerektirecek bir seviyede olsalardı bile kendileri ile tartışan ve haklı tarafın kendisi olduğunu ileri süren birine: “Eğer hakkı getiren sen isen haydi bizi ona ulaştır” demeleri, onlar hakkında daha iyi ve zulümleri için de daha örtücü olurdu. Ancak onlar: “Ey Allahım! Eğer bu (Kur'ân), gerçekten senin katından (indirilmiş) hak (bir kitap) ise...” dediler ki sırf bu sözleri ile onların akılsız, ahmak, cahil ve zalim oldukları da anlaşılmış oldu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Müşriklerin: "Allah'ım! Eğer Muhammed'in getirdiği senin katından bir hak ise gökten üzerimize bizi helak edecek taş yağdır veya bize şiddetli bir azap ver dediği zamanı hatırla."Onlar inkâr, reddetme ve aşırı gitmeleri sebebi ile böyle söylemişlerdi.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini…
Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: حجر (21 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: "Ey Allah'ım! Bu (Kur'an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!"
Bir zaman da tuttular şöyle dediler: "Allah'ım! Bu eğer senin katından gelen bir hakikatse, o zaman gökten üzerimize taş yağdır; ya da bize can yakıcı bir azap gönder!"
Ve bir de şöyle derlerdi: "Ey Allahımız, eğer bu gerçekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut (daha) can yakıcı bir azap çıkar karşımıza!"
Hani, "Ey Allahım. . . Eğer bu senin indinden Hakk'ın kendisi ise, (o takdirde) gökten üstümüze taşlar yağdır! Yahut bize acı bir azap ver" demişlerdi.
Bir de: "Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)." demişlerdi.
Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.
Bir de şöyle dediler: "Allahım! Eğer O, Senin katından gelen bir gerçek ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı dolu bir ceza getir!"
Hani yine onlar, "Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!" demişlerdi.
Hatta, "Efendimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır veya başımıza acıklı bir azap getir" diyorlardı.
Hatta, 'Rabbimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır, veya başımıza acıklı bir azap getir,' diyorlardı.
Bir zaman da onlar: "Ey Allah, eğer senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver!" demişlerdi.
Bir vakıt da ey Allah, eğer bu, senin tarafından gelmiş hak kitab ise durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha elim bir azab ver demişlerdi
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse, dipnot 1 gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Bir de: "Ey Tanrı'mız, eğer bu (Kuran) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)" demişlerdi.
Hani bir zaman da: "Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitab) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azab getir" demişlerdi.
Hani demişlerdi ki: Ey Allah'ımız; eğer bu, gerçekten Senin katından ise; bize gökten taş yağdır, yahut acıklı bir azab getir.
(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.
Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” demişlerdi.
Ve: "Allah'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azab getir!" demişlerdi.
Bir keresinde de şöyle demişlerdi: "Allahım! Eğer bu Kur'an senin katından bir gerçekse gökten üstümüze taş yağdır ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."
Bir zamanlar da şöyle demişlerdi: "Ey Allah! Eğer bu senin katından bir gerçek ise durma; gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."
“Ve Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” derler.
"Ve Allah'ım, eğer bu senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!"
Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."
And remember O Muhammad when their pride and insolence got the better of their prudence and they said: O Allah, "if this is a divine discourse revealed from Your heaven's realm, then pour down upon us from the floor of the vault of heaven a rain of stones or a rain of large blows".
They also said, ‘God, if this really is the truth from You, then rain stones on us from the heavens, or send us some other painful punishment.’
Remember how they said: "O Allah if this is indeed the Truth from Thee, rain down on us a shower of stones form the sky, or send us a grievous penalty."
And also recall when they said: 'O Allah! If this indeed be the truth from You, then rain down stones upon us from heaven, or bring upon us a painful chastisement.' dipnot 1
And they say, ‘Allah, if this is really the truth from You, rain down stones on us out of heaven or send a painful punishment down on us. ’
And (remember) when they said: "O Allâh! If this (the Qur’ân) is indeed the truth (revealed) from You, then rain down stones on us from the sky or bring on us a painful torment."
And when they said, ‘O Allah, if this be the truth from You, rain down upon us stones from the sky, or bring us a painful punishment. ’
And (recall the time) when they said, `O Allâh! if this (faith of Islam) indeed be the truth revealed by You, then rain down upon us stones from heaven, or bring down upon us (some other) grievous punishment. '
And when they said, 'O God, if this be indeed the truth from Thee, then rain down upon us stones out of heaven, or bring us a painful chastisement. '
They were challenging you to ask God to send them fiery stones from the sky or any other sever punishment. [How foolish of them to ask for a miracle that will kill them instantly, not giving them time to contemplate about it and then either accept it or reject it!}
When they said, 'O God! if this be truth, and from Thee, then rain upon us stones from heaven or bring us grievous woe!'
They said, "Our god, if this is the truth from You, then send down upon us a rain of stones from the sky or bring on us a painful retribution."
And remember the time when they said, 'O Allah, if this be indeed the truth from Thee, then rain down upon us stones from heaven or bring down upon us a grievous punishment. '
When they said, "O Allah! If this be indeed truth from Thee, then rain down upon us stones from heaven or bring us grievous doom!"
And as they said, "O Allah, (The Arabic word has the suffix-unima for supplication) in case this is (really) the Truth from Your Providence, then rain down upon us stones from the heaven, or come up to us with a painful torment. "
And when they said: O Allah! If this be indeed the truth from Thee, then rain down stones on us or bring on us some painful doom!
They had also said: "If this be the truth from you, O God, then rain down on us stones from the skies, or inflict a grievous punishment upon us. "
And, lo, they would say, "O God! If this. be indeed the truth from Thee, then rain down upon us stones from the skies, or inflict [some other] grievous suffering on us!"
And ˹remember˺ when they prayed, "O Allah! If this is indeed the truth from You, then rain down stones upon us from the sky or overcome us with a painful punishment."
And they said: "O God, if this is the truth from You, then send down upon us a rain of stones from the sky or bring on us a painful retribution. "
They also said, "Our god, if this is really the truth from You, then shower us with rocks from the sky, or pour upon us a painful punishment."
And [remember] when they said, "O Allah, if this should be the truth from You, then rain down upon us stones from the sky or bring us a painful punishment. "
And when they say: “O God: if this be the truth from Thee, then rain Thou down upon us stones from the sky, or bring Thou us a painful punishment!”
They went ahead saying, "O Allah! If this is indeed the Truth from You, then shower upon us rocks from the sky or bring on us a painful suffering. "
And (remember) when how they said: "O Allah! If this is indeed the Truth from You, then rain down on us a shower of stones from the sky, or send us a painful penalty. "
And (recall) when they said, "O Allah, if this is indeed the truth (revealed) from You, then, rain down stones upon us from the heavens, or bring upon us a painful punishment."
And they said: "Our god, if this is the truth from You, then send down upon us a rain of stones from the heaven or bring upon us a painful retribution."